Cevap: Yer Kirazı (Altın Çilek-İnka eriği-Güvey feneri) Yetiştiriciliği
1965 doğumluyum. 6-7 yaşımdan beri pazar nedir biliyor, görüyor, alıyor, satıyoruz.
Çocukluğumda muz, portakal mandalin hiç bilmezdik. Yanılmıyorsam bu ürünleri ilk kez 1973 kışında ilkokula giderken evimize girdiğini hatırlıyorum.
orta 1 de (1976) yatılı okumuştum. Toplu karavanaya biz 11 yaşında alıştık. Van depreminde Erciş Alpaslan öğretmen okulu yıkılmış. Oranın öğrencilerinin 1 kısmı Sakarya'ya gönderildiğinde, doğulu dostlarımız kardeşlerimiz olmuştu.Sanıyorum 1977 Varto Depremi olmalı. akşam yemeğinde portakal dağıtılınca bizler sevinç çığlıkları atarken, Kulakları çınlasın Ağrılı bir arkadaşım İbrahim sessizce bana portakalı göstererek "bu ne" demişti utanarak. Ve nasıl yenileceğini sormuştu. Ve Van'dan gelen diğer arkadaşlar da ilk kez gördüğünden bizim bilenler arkadaşlarımızla az alay etmemişlerdi. Bunlar masal değil. 1977 gerçekleri.
1984 de Özal Dönemine kadar kim yabancı sigara gördü, kim kivi, ananas, papaya v.d. meyveleri yedi?
1990 başında bizim Pamukova Karapınar Köyüne Almanlar meyve depolama ve işleme fabrikası yapmışlardı ve köylü ilk kez sözleşmeli çiftçiliği o zaman görmüşlerdi. Üretimi yapılan sebze ise; brüksel lahanası ile brokoli idi. Köylüler brokoli yi telaffuz edemiyor, tarlasında yetişen ürünü tüketmeyi bilmiyorlardı. YIllar geçti evine brokoli girmeyen ev sanırım çok az kalmıştır.
Gelelim, altınçilek pazarı'na...
Bu ürün tuttu. Tadıyla, kokusuyla, tüketimiyle, faydasıyla, talebiyle, toprağıyla tuttu.
Kimse pazar bulamayız diye korkmasın. Ancak geçen yıl ki, astronomik fiyatları da beklemesin. Tüketici için kilosunun Almanya'da olduğu gibi (Almanya'da marketlerde 8-9 Euro'dur.) 15- 20 tl aralığına inmesi gerekir. Ancak üreticiden 6 tl nin altındaki fiyat zarardır(Bu asgari limittir.2010 verilerine göre) Üreticiden çıkış fiyatının 7.5 tl, pazarda satış fiyatının da 15-20 tl olması durumunda hem üretici, hem aracı(mümkünse aracısız çalışmak herkes için idealdir) hem de satıcı için tatminkâr bir fiyat olacaktır.
Ben geçen yıl kendi pazarımı kendim yarattım:
Manavlar, kabzımallar ve aracılar "nuh der peygamber demez" İlk ürünleri götürdüğüm yerlerde alay ettiler, almadılar, kovmaktan beter sözler söylendi. Hediye bıraktım. "Dağıtın ve yiyin, kalırsa çöpe atmaya gelirim, siz zahmet etmeyin" dedim. 4-5 gün sonra uğradığımda tesislere korka korka girerken, geçen defasında alay eden, mal almak istemeyenler, ayakta karşılayıp "ooo hocam nerdesiniz, geçen defa telefonunuzu almayı unutmuşuz! " diyerek sanki milletvekili ve bakan gibi karşılıyorlardı. Tabi ilk ürünü satabilirmiyim endişesiyle 15 tl vermiştim. böyle karşılamaya 25 tl dedim. "Her getirdiğnide farklı ücret mi isteyeceksin" dediler, gülerek ve ben de onlarla alay ederek, "onlar tanıtım ürünüydü. piyasa böyle " dedim. kabul ettiler.
Sonra ürün çoğaldı ve hiç hale göndermedim. Pastaneleri ikna ederek pasta yaptırttım. malzemesi benden, siz pasta almayanlara ikram edin. diyerek 2.şer kilo mal bırakıp pasta ustalarına nasıl yapmalarını tarif ettim. Malzeme paralarını almadılar. çünkü yiyen parmaklarını yedi. ve yeni pazarlar oluşturdum.
Onun için cesareti olmayan, pazarı hazır olan buğday,
domates, biber,
karpuz dikmeye dewam etsin.
Cesareti olan girişimci ruhlu çiftçilere
pjhysalis peruvania 009 kkodlu fidelerimle hizmetinizdeyim.
Saygılar.