Cevap: M
MEMUR: Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerinde, genel idare esaslarına göre, bir ücret mukabilinde devletin asli ve sürekli kamu hizmetlerini kamu gücünü kullanarak ifa ile görevli kişilerdir.
MENDİREK: Bkz. Dalgakıran. MENKUL KIYMET: Taşınabilir mal. MENSUCAT: Dokunmuş mallar.
MENŞE ŞEHADETNAMESİ: Herhangi bir malın yapıldığı ve üretildiği menşe ülkeyi belirtmek amacıyla düzenlenen belgelerdir.
MENŞE: Orijin, kaynak, soy MER'İ: Yürürlükte olan.
MERCİMEK: Pul, sıra, kabuklu kırmızı ve kara gibi çeşitleri olan yurdumuzun hemen her yerinde üretilen insan beslenmesi için önemli olan, Kuruluşumuzca çeşitli yıllarda alımı yapılan bir bakliyat.
MESAFE NAVLUNU: Taşımalarda geminin herhangi bir sebeple risk alması durumuna karşılık taşıtanın aşılan mesafenin tüm yolculuğa olan oranına göre ödediği para miktarı.
MESAFE: İki nokta arasındaki uzaklık.
MESAJERİ: Vapurla süratli olarak eşya nakli.
MESLEK: Bir kimsenin yaşamına gereken parayı sağlamak için seçtiği, tuttuğu iş,
META: Mal, ürün.
METEOROLOJİ: Hava olaylarını inceleyen bilim dalı.
MEVDUAT: Bankaya yatırılan para.
MEVSİM İŞSİZLİĞİ: Doğa koşullarına bağlı olan işlerde bu koşulların elvermemelerinden doğan işsizlik.
MEVZİİ: Kısmi.
MEZKÜR STOK: Adı geçen, bahsedilen, kayıt altında olan stok.
MISIR (Zea mays L.): Üretim bakımından genel olarak dünya da buğdaydan sonra ikinci sırayı alan, tahıllar içinde dünya da en yüksek verim ortalamasına sahip, at dişi, ,sert, unlu, şeker, cin, mumlu, kavuzlu, gibi çeşitleri olan bir tahıl.
MİCROJET: Depo dezenfeksiyon işlemlerinde kullanılan soğuk sisleme cihazı.
MİKROORGANİZMA: Gözle görülemeyen ancak mikroskop altında büyütülerek görülebilen tek hücreli küçük canlılardır.(Mayalar, bakteriler ve küf mantarları olmak üzere 3 gruba ayrılırlar.)
MİKST GEMİLER: Önceden yapılan ve ilan edilen bir yolculuk planı dâhilinde, belli hatlarda belli saatlerde belli limanlara uğramak ve kalkmak suretiyle düzenli sefer yapan gemiler.
MİLLİ GELİR: Bir ülkede belli dönemlerde üretilen mal ve hizmetlerin, üretimine katılan üretim faktörlerinin (emek, sermaye, toprak ve müteşebbis) üretime katılmaları karşılığında aldıkları payların (ücret, kar, faiz, kira) ve dolayısıyla nihai mal ve hizmetlerin toplam parasal değeridir. Bir ulusun bir yıl içinde ürettiği toplam değer.
MİNİMUM ÜCRET: Çalışana verilebilecek en az ücret, asgari ücret. MİNİMUM: Değişen bir değerin inebileceği en düşük değer. Asgari değer. MİRAS: Ölenden kalan mal ve para.
MOMCHİL: Kılçıksız, beyaz kavuzlu, orta boylu, kışa, kurağa, paslara ve kurağa dayanıklı, tane dökmez, verimli, bin dane ağırlığı 43 gr civarında olan ekmeklik kırmızı yarı sert buğday çeşidi.
MONOKÜLTÜR: Tek türde tarım.
MONOPOL: Piyasada tek bir satıcının olduğu tekelci firma,
MONTAJ SANAYİ: İthal edilen yabancı malı, parçaları birleştirip satışa çıkarma yolu ile gerçekleştirilen sanayii.
MONTAJ: Kurma, parçaları birleştirme.
MORFİN HİDROKLORÜR: Morfinin, hidroklorür asitle tuz formu verilmiş bir türevi. (Haşhaş Alk. İşl. İzah namesi Madde:45, sayfa 29)
MORFİN SÜLFAT: Morfinin, sülfürik asitle tuz formu verilmiş bir türevi. .(Haşhaş Alk. İşl. İzah namesi Madde:45, sayfa 29)
MORFİN: Haşhaş kapsülünde (papaver somniferum) en fazla bulunan alkaloit'tir. (Haşhaş Alk. İşl. İzah namesi Madde:45, sayfa 26)
MOSTRA: Göstermelik, örnek.
MUACCEL: Peşin, hemen ödenmesi gereken.
MUAYENE: Uğraşı konumuza giren ürünlerin evsafını ve durumunu tespit etmek amacıyla çeşitli aletlerle veya yalnızca duyu organlarıyla yapılan işleme denir.
MUDİ: Bankaya para yatıran. MUGAYİR: Aykırı, uygun olmayan.
MUHAFAZA: 1. Koruma, saklama. 2. Depolama süresince, depolanan ürünün miktar ve kalite yönünden bir değişime uğramaması için gerekli tüm önlemlerin alınması işlemidir.
MUHASEBE: Hesap görme.
MUHİK SEBEB: Haklı sebep.
MUKABİL: Karşılık.
MUKADDEM: Önde olan, önceki, üstün.
MUKAVELE: Bkz. sözleşme.
MUKRİZ: Borç veren.
MUNASALAT LİMANI: Varma limanı, bir navlun sözleşmesine göre yolculuğun sona ereceği liman.
MURAKIP: denetçi
MURİS: Miras bırakan. MURTABIT: Bağlı, irtibatlı.
MUŞAMBALI YIĞIN: Teşkilatımızda buğday, arpa, çavdar ve yulafın açıkta depolanması amacıyla iç genişliği 6,5 m. yüksekliği 1,6 m. ve 8x8 m. ebadında muşambalar kullanılarak tekniğine göre yapılan depolama şekli. . (Alım ve Muhafaza İşleri İzah namesi Depolama İşleri Bölümü Madde: 10, sayfa 76)
MUTABAKAT: Fikir birliği içinde olma.
MUTALEBE: Bir hakkın, içeriği itibariyle o hak sahibine verdiği bir talep hakkı.
MUTAZARRIR: Zarar görmüş, zarara uğramış.
MUTLAK BUTLAN: Temelden bozukluk. Kamu düzenine, ahlaka, adaba aykırı olması veya zorunlu şartlardan birinin olmaması nedeniyle taraflarca geçersizlikleri ileri sürülebilen ve hiçbir zaman geçerli olamayacak doğuştan batıl olan hukuki işlemler.
MUTLAK NEM: Belli bir sıcaklık derecesinde 1 m3 havada bulunan su buharının gram olarak ağırlığı.
MUVAKKAT TEMİNAT: Bkz. geçici teminat.
MUVAZAA: Gerçeği gizleyerek yalandan iş görme, danışık ve gizli anlaşma.
MÜBADELE: Değiş tokuş.
MÜBAYA: Satın alma.
MÜCBİR SEBEP: Önceden bilinmesi ve önüne geçilmesi olanaksız, borcun yerine getirilmesine engel, borçlunun iradesi dışında gelişen beklenmedik olaylar.
MÜCBİR: Kaçınılmaz neden, sezilemeyen ve karşı konulamayan sebep.
MÜDAHALE DÖNEMİ (Intervention Period): Avrupa Birliğinde Hububat için; İtalya- İspanya - Yunanistan - Portekiz'de müdahale dönemi 1 Ağustos / 30 Nisan, Finlandiya ve İsveç'te 1 Aralık/30 Haziran, diğer ülkelerde ise 1 Kasım /31 Mayıs olarak belirlenmiştir. Çeltik için ise müdahale dönemi 1 Nisan /31 Temmuz'dur.
MÜDAHALE FİYATI fiyatı (Intervention price): Ortak Tarım Politikası çerçevesinde temel tarım ürünleri fiyatlarının ancak önceden belirlenmiş sabit sınıra kadar düşmesine izin verilir. Asgari garanti edilen bu fiyata müdahale fiyatı adı verilir.
MÜESSESE: Bir ticaret işi için kurulan kurum.
MÜKELLEF: Kendisine yükletilen bir külfeti, bir görevi veya bir şartı yerine getirmesi gereken kişi veya kurum.
MÜKELLEFİYET: Genel olarak bir şahsa veya bir kuruma yükletilen bir külfet, bir görev, bir şart.
MÜLK: Sahip olunan taşınmaz mal.
MÜLKİYET: Sahip olma.
MÜMESSİL: Bir firma ya da tüccar adına davranma yetkisini taşıyan kişi.
MÜMEYYİZ: Yaptığı hareketin anlamını bilen ve ona göre hareket eden kimse
MÜNAVEBE: Dönüşümlü, nöbetleşe.
MÜNFESİH: Fesih edilmiş, hükümsüz hale getirilmiş, bozulmuş.
MÜPHEM: Anlaşılamayacak kadar kapalı söz.
MÜRAFAA: Yargıtay ve Danıştay da açılmış olan davalarda, tarafların duruşmada bulunarak davayı anlatması.
MÜRETTEBAT: Gemi ve uçaklarda bulunan personel. MÜRSELÜNİLEYH: Gönderilen.
MÜRSİL: Gönderen.
MÜRURİYE: Gemilerin kanaldan veya köprülerden geçiş ücreti.
MÜRURU ZAMAN: Zaman aşımı, bir hakkın belli bir zaman geçtikten sonra istenemeyecek duruma düşmesi.
MÜSTACEL: Acele, ivedi. MÜSTAHSİL: Bkz. Üretici. MÜSTAKİL: Tek başına, bağımsız. MÜSTECİR: Kiracı MÜSTEHLİK: Tüketici.
MÜŞTEREK BORÇ: Alacaklıya karşı iki ya da daha çok borçluların eşit sorumluluktaşıdıkları borç.
MÜŞTERİ: Alıcı.
MÜTEAHHİT: Bir işi belli bir çıkar karşılığı yapmayı üstüne alan kişi.
MÜTECANİS: Birbirine benzeyen, ebatları birbirine yakın olan.
MÜTEMMİM: Bir şeyin esas unsuru olan şey, tamamlayıcı, bütünleyici.
MÜTENAKIZ: Çelişkili, zıt.
MÜTERAKKİ VERGİ: Matrahı çoğaldıkça oranı artan vergi.
MÜTESELSİL ALACAKLI: Bir şey veya hakkın tamamını istemeye hakkı olan birden fazla alacaklılar.
MÜTESELSİL BORÇ: Birden fazla borçlunun, her birinin ayrı ayrı tamamından sorumlu olduğu borç.
MÜTESELSİL KEFİL: Birbirlerine bağlı olarak kefil olan kimselerden her biri.
MÜTESELSİL: Zincirleme, birbirine bağlı olan.
MÜTEŞEBBİS (GİRİŞİMCİ): Bir ticaret ya da sanayii işine girişen kimse, (üretim faktörü)