fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Küresel Isınma ve Biyoçeşitlilik

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Küresel Isınma ve Biyoçeşitlilik

    Küresel ısınmanın da etkisi ile biyo çeşitlilik, içinde bulunduğumuz yüzyıl sonuna kadar yüzde 30 azalma tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.
    2010 yılı bütün dünyada biyo çeşitlilik yılı olarak ilan edilirken, biyo çeşitliliği etkileyen küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çalışmalar yapılıyor.
    Ülkede doğa koruma boyutunda Çevre Koruma Dairesi adına Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Kıbrıs’ın kuzeyindeki potansiyel Natura 2000 alanlarının korunması ve yönetimi için teknik yardım projesi” uluslararası “Niras IC” şirketi tarafından yürütülüyor.
    Ülkede bir ilk olan bu proje çerçevesinde yapılan çalışmalar, hem bugünkü hem de gelecekteki doğa koruma çalışmalarına altyapı oluşturacağı için büyük önem taşıyor.
    Çevre Koruma Dairesi, Doğal Hayatı Koruma Şube Sorumlusu Hasibe Kusetoğulları yaptığı açıklamada, yürütülen proje doğrultusunda ülkede Karpaz, Akdeniz (Köyü), Güney Karpaz sahilleri, Alagadi, Tatlısu sahilleri ve Girne Dağları olmak üzere 6 potansiyel Natura 2000 alanının (beş tanesi Özel Çevre Koruma Bölgesi) belirlendiğini söyledi.
    Bu bölgelerin sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi ve mevcut durumun muhafaza edilmesi için gereken altyapı oluşturma çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Kusetoğulları, projenin sonuçlanmasının doğanın korunması açısından katkı sağlayacağını vurguladı.

    “Potansiyel Natura 2000 projesi
    2010’a kadar devam edecek”

    Konuyla ilgili “Doğa Koruma-Natura 2000”den yapılan açıklama şöyle:
    “Günümüzde, doğadaki türler kaybolmaya ve biyo-çeşitlilik dünyanın birçok yerinde azalmaya devam ediyor. Biyoçeşitliliğin şu andaki azalma hızı doğadaki türlerin nesillerinin yok olma hızının bin katıdır.
    Küresel ısınmanın da etkisi ile biyo çeşitlilik içinde bulunduğumuz yüzyıl sonuna kadar yüzde 30 azalma tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu verileri göz önünde bulunduran ülkeler Ağustos-Eylül 2002’de, Sürdürülebilir Kalkınma hakkında yapılan Dünya Zirvesinde 2010 yılına kadar biyo-çeşitlilik kaybını azaltmaya yönelik çalışma kararları aldı. Bu kararlar, yapılan Dünya Zirve Toplantısı’nda 154 ülke lideri tarafından onaylandı ve Birleşmiş Milletler 2010 yılını Uluslararası Biyo-çeşitlilik Yılı olarak ilan ederek bu konuya dikkat çekmeyi amaçladı. 2010 yılı boyunca Birleşmiş Milletler dünyanın dört bir yanındaki insanları doğal hayatı korumak için çağrı yapmayı, insanlara biyo-çeşitliliğin önemini, doğaya yapılan tahribatın insan için ne kadar büyük bir kayıp olduğunu anlatmayı hedefliyor.
    Biyo-çeşitlilik, genetik farklılıklara sahip canlı türlerinden oluşan, değişik işlevlere sahip, çeşitli ekosistemlere dağılmış bulunan, sayı ve tür bakımından zengin canlılar toplumunun oluşturduğu yaşam dünyalarıdır. En genel tanımı ile biyolojik çeşitlilik, belirli bir coğrafya üzerinde genlerin, türlerin, ekosistemlerin ve ekolojik olayların oluşturduğu bir bütündür. Örneğin bir ülkede bulunan ağaç türleri, çiçekli bitkiler, yosunlar, mantarlar, memeli hayvanlar, kuşlar, sürüngenler, balıklar, çift yaşamlılar, böcekler, eklem bacaklılar vb. canlı grupları biyolojik çeşitliliği oluştururlar.
    2010 yılı bütün dünyada biyo-çeşitlilik yılı olarak ilan edilirken, biyo-çeşitliliği etkileyen küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda tüm dünyada yapılan çalışmalar yanında ülkemizde de çalışmalar yapılıyor. Ülkemizde doğa koruma boyutunda Çevre Koruma Dairesi adına Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ‘Kıbrıs’ın Kuzeyindeki Potansiyel Natura 2000 Alanlarının Korunması Ve Yönetimi İçin Teknik Yardım Projesi’ uluslararası Niras IC şirketi tarafından yürütülüyor. Ülkemizde bir ilk olan bu proje çerçevesinde yapılan çalışmalar hem bugünkü hem de gelecekteki doğa koruma çalışmalarına altyapı oluşturacağı için büyük önem taşıyor.
    Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerini fark eden ülkeler birtakım tedbirler alarak bu sorunun önüne geçmeye çalışıyor. Bu doğrultuda sera gazlarının atmosfere salınmasının azaltılması ve yoksul ülkelere temiz teknoloji için milyarlarca dolarlık yardım anlaşmasına varılması hedefleniyor.
    Ülkemizde de doğanın tahribi küresel ısınmayı dolayısıyla iklim değişikliğini doğrudan etkilediği gerçeğinden yola çıkarak ‘Kıbrıs’ın kuzeyindeki potansiyel Natura 2000 alanlarının korunması ve yönetimi için teknik yardım projesi’ Avrupa Birliği finansal desteğiyle Çevre Koruma Dairesi adına Niras IC yetkilileri ve daire yetkilileri tarafından yürütülüyor. Avrupa Birliği taahhütleri arasında bulunan, bize miras kalan doğal güzelliklerle birlikte bio-çeşitliliği ve tabiat alanlarını korumak ve böylece bizden sonra gelecek olan nesillere bozulmadan bırakabilmek amacıyla koruma altına alınan bölgeleri temsil eden ‘Natura 2000’ Avrupa Birliği’nin en büyük doğa koruma ağıdır.
    Çevre Koruma Dairesi, Doğal Hayatı Koruma Şube Sorumlusu Hasibe Kusetoğulları yaptığı açıklamada, yürütülen proje doğrultusunda ülkemizde 6 potansiyel Natura 2000 alanının (beş tanesi Özel Çevre Koruma Bölgesi) belirlendiğini, bu bölgelerin, Karpaz bölgesi, Akdeniz (Köyü) bölgesi, Güney Karpaz sahilleri, Alagadi bölgesi, Tatlısu sahilleri ve Girne Dağları bölgeleri olduğunu belirtti.
    Bu bölgelerin sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi ve mevcut durumun muhafaza edilmesi için gereken altyapı oluşturma çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Kusetoğulları, projenin sonuçlanmasının doğamızın korunması açısından çok büyük katkı sağlayacağını vurguladı.
    Proje sorumlularından Biyolog Tuğberk Emirzade, ülkemizin küçük bir ada ülkesi olmasından dolayı buradaki biyolojik çeşitliliğin küresel ısınmanın getirdiği tehditlere karşı daha savunmasız olduğunu vurguladı. Biyolojik çeşitliliği küresel ısınma ve diğer tehlikelere karşı koruyabilmek için bu 6 bölgenin Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak kabul edilmesi ve yönetilmesini doğal hayat için çok önemlidir açıklamasında bulundu.
    Proje sorumlularından Gülcan Kulle Yalınca da yaptığı açıklamada; hepimizin küresel ısınmaya karşı yürütülen savaşta yer alabileceğini, dünyayı büyük bir felaketten korumak adına üzerimize düşen görevi yerine getirebileceğimizi kaydetti.
    Özel Çevre Koruma Bölgeleri küresel ısınmadan en çok zarar görecek alanların başında gelir. Bu alanların korunup yaşatılabilmesi hedefine giden yol planlı ve profesyonel doğa koruma alanı yönetiminden geçer diyen Yalınca, doğanın korunmasında en önemli aktörün, koruma bölgesinde yaşayan yerel halk olduğunu vurguladı. Açıklamasının devamında, doğa korumanın bu Özel Çevre Koruma Bölgelerinde yaşayan halk tarafından benimsenip, doğanın sahiplenilmesi gerekir. Bunun başarılması, bölge halkının sürdürülebilir yaşam tarzını benimseyip koruma bölgesinde yapacağı aktiviteleri bu bağlamda planlaması ile olacaktır. Bu konuda bölge halkının ve paydaşların eğitimi Potansiyel Natura 2000 projesinin “kapasite geliştirme bileşeni” kapsamında 2010 yılı boyunca gerçekleştirilecektir. Bu bağlamda koruma bölgelerinde bu eğitimi ve bilinç artırma çalışmalarında aktif olarak çalışacak olan tüm paydaşların uluslararası ve yerel uzmanlar tarafından 2009 yılı boyunca çok kapsamlı bir eğitim programına katıldığını da belirtti.
    Proje sorumluları ortak yaptıkları açıklamada da, küresel ısınmanın oluşmasına sanayileşmiş ülkelere kıyasla ülke olarak katkımız olmasa da, özel çevre koruma bölgeleri aracığıyla küresel ısınmanın yaratacağı kötü sonuçlardan doğamızın etkilenmesini en az seviyede tutmayı amaçladıklarını belirttiler.”
Working...
X