SERALARIN IŞIKLANDIRILMASI*
Kışın da seralarda büyüme sözkonusu olduğundan ışık entansitesinin önemi bu devrede daha da artar. Bu itibarla sera yerinin, yönünün ve çatı dikliğinin kı şın seranın en fazla ışık alacak şekilde tesbiti ve sera camlarının kışın daima te miz tutulması önem taşır.
Çok kısa dalgalı olan ultraviyole ışınlar, bitkilerde renk oluşumunu ve büyü meyi engeller, onların bodurlaşıp cüceleşmesine neden olurlar. Bu konuda sera örtü materyali olarak cam ultraviyole ışınları plastik örtüye nazaran daha az ge çirdiğinden seradaki bitkilerin gelişmesi için çok daha faydalı olur.
Gözle görülen orta dalga boyuna sahip ışınlar dalga boylarının uzunluklarına
* Alkan, Z. 1977: Sera Planlama ve İnşa Tekniği, Ege Ü. Mühendislik Bilimleri Fakültesi, Denizli Yüksek Okulu Yayını. -Canham, A.E. 1966: Artificial Light in Horticulture, Centrex Publishing Comp. Eindhoven. -Günay, A. 1980: Serler Cilt 1, Çağ Matbaası, Ankara.
\
göre bitkilerin gelişmesinde farklı etki yaparlar. Mavi ışık, bitkilerin fazla boylan masını, gelişmesini ve çiçeklenmesini sağlar. Yeşil ışık gelişmeye olumsuz etki yapar. Kırmızı ışık bilhassa gelişmeyi ve bir ölçüde de çiçeklenmeyi hızlandırır. Nitekim birçok bitkide çiçeklenme zamanı, sap uzaması ve kısalması gibi özellik ler kırmızı ışığın miktarıyla ayarlanabilir. Bu durumda kırmızı ve mavi ışıkların entansitesini artırmak arzulanır. Bu ise güneşten gelen ışınların açısına göre deği şir. Güneş ışınlan dünyaya 10-16°'lik açılarla ulaştığında, mavi ışık entansitesi normalden üç kat, kırmızı ışık entansitesi ise 6 kat daha fazladır. Uzun dalgalı ya ni dalga boyu 760 nm (ölçü birimi 1 nm = 1/1000 mm)dan daha uzun olan infra-ruj ışınlar ise çok kısa dalga boylu ultraviyole ışınlar gibi gözle görülmez. Ancak bunlar sıcaklık sağlarlar. Tüm güneş ışınlarının % 40-60'ı bu tip ışıklardır. Bu ışıklan cam ve plastik örtüler kolaylıkla geçirirler.
Yetiştirilecek bitkiye ve gelişme fazlarına göre, serada ışığın kullanılması, bir hünerdir. Sera içinde ışık yoğunluğunun eşit bir dağılım göstermesi seradaki bit kilerin tümüyle büyüme ve gelişmesinde bir denge sağlar. Bu itibarla seralann ışı ğa göre yönlerinin iyi tesbiti yanında seralarda yüksek yastıklann ve bitki sırala-nnın yönlendirilmesi de büyük önem taşır.
?
Sera içine giren ışığın miktar ve yoğunluğu; örtü materyaline, materyalin te mizliğine, çatı ve dikmelerin cinsine daha doğrusu kalınlıklarına bağlı olarak de ğişir. Örneğin demir ve çelik konstrüksiyonlu bir serada kesitler ince olduğundan ışık kaybı ancak % 10-15 olmasına karşılık, beton veya ahşap konstrüksiyonlu bir serada bu kayıp % 30-40'a kadar çıkar. Işık kaybı, camlan büyük ebatlı almakla da azaltılabilir. Cam kalınlığı da bu konuda etkilidir. Zira 1 mm kalınlığındaki camda ışık kaybı % 1.6 - 2.5 arasında değişirken 2-4 mm camda bu kayıp % 8-10 civanndadır. Cam ve plastik örtü materyallerinin ışık geçirgenlikleri arasındaki farklar ise, seralann tipleri verilirken açıklanmıştır.
Güneş ışınlannın şiddeti, nem ve bulutluluk oranı yüksek yörelerimizde da ha az olmasına karşılık kurak yörelerimizde daha yüksektir. Zira çok bulutlu bir ortamda ışık enerjisi normal şiddetinden % 4 kadar azalmaktadır. Nisbi rutubeti yüksek yerlerde de benzer etkiler gözlenmektedir.
Eğimli araziler ve özellikle ülkemizde güney ve batı bakılar da daha yüksek güneş enerjisi alırlar.
Yüksek mıntıkalarda alçak yerlere nazaran güneşlenme daha etkili olur. Zira yüksek yerlerde atmosfer kalınlığı daha ince, dolayısıyle absorpsiyon yoluyle at mosferin tuttuğu ışık daha az, dolayısıyle ışık kaybı çok düşüktür. Örneğin 1000 m yükseklikte bir yörede güneşin aydınlatma enerjisi 129.000 lux tesbit edilirken aynı yörede fakat sahil kesiminde benzer koşullarda 107.000 lux olarak saptan-

mıştır. Ancak bitkilerin gelişmesi esnasında ışık ihtiyacı birdenbire artmakta ise de, gene de bu miktarlar gelişmeleri için çok yeterlidir. Yeşil bitkiler de, yaprak ların çoğu güneş enerjisinin kaba ca % 20'sini aldıklarında, ışık ba kımından doygun hale gelebil mektedirler. Yani bitki bu durum da fotosentez için kullanabileceği ışığın tamamını almış demektir. Hatta bulutlu havalarda fotosentez daha da hızlanabilmektedir. Zira difuz ışıklarda (örneğin bulutlu havalarda) ışık miktarının % 50-60'ı fizyolojik bakımdan aktif ışınlan oluştururken, direkt güneş ışınlarının ancak % 35'i aktif ışın lardır. Böylece büyüme için şart lar difuz ışıkta daha müsaittir. Bu nedenle difuz ışık yeterli olmakta, hatta gelişmeye daha iyi etki yap makta ve bu itibarla fazla güneşte serayı gölgeleme artım üzerine çok daha müsbet netice vermekte dir.
Serada yetiştirilen bitkilerin ışık ihtiyaçları ve gelişme dönem lerine göre de istedikleri ışık en-
Resim : 50 a.
Üstte : Bir fidanlıkta yapay ışık altın da yıl boyu çiçeklenen Chrysanthemun yetiştirilişi.
Ortada : Fransa'da bir fidanlıkta kenar larında floresans tüpleri, orta da da civa tungusten lambaları altında Ortanca yetiştirilmesi.
Altta : İngiltere'de bir fidanlığın sera sında civa buharlı lambalarla bir ışıklandırma altında yetiş tirme çalışmaları (Lancashire Nursery), Canham, A.E. 1966: Artificial Light in Horticultu-re. Centrex Publishing Com-pany, Eindhoven, Holland.
tansiteleri değişik olur. Serada türlere ve gelişme devrelerine göre bu farklılık dik kate alınarak ve seradaki ışık durumu gözönünde tutulup iyi bir dağıtım yapılarak ve bazı tedbirler alınarak bu ayarlanabilir.
Son zamanlarda ışığın entansitesini, ışıklanma süresini artırmada yapay ışık, süs bitkileri yetiştirmede gittikçe yaygınlaşmaktadır (Resim: 50 a). Bilhassa fıda yetiştirilen ve çelikle köklendirme yapılan üretme seralarında beher m2'de çok sa yıda fida veya çelik bulunduğundan yapay ışık ekonomik ve uygulamaya değer olmaktadır. Bugün Kuzey ve Orta Avrupa ülkelerinde Chrysanthemun ve Antho-rium yetiştiriciliğinde yapay ışığa çok başvurulmaktadır.
Yapay ışık uygulaması genellikle:
- Doğal ışık azaldığı zaman azalan miktarı yapay yoldan karşılamak üzere
kullanılır. Yani doğal ışıkla beraber kullanılarak doğal ışığın şiddetini arttırmak
üzere başvurulur.
- Veya ışınlama süresi uzatılarak yani karanlık periyotta da aydınlatma yapı
larak uzun gün bitkilerinin gelişmesi ve çiçek açma şartlan tahrik edilebilir. Ör
neğin daha önce belirttiğimiz Aechmea fasciata gibi bir uzun gün bitkisinde, kı
şın yapay olarak gün ışığı uzatılırsa kışın da bol çiçek verimi sağlanır.
Bitkilerde çiçek tomurcuklarının teşekkülü uzun gün şartlarında meydana ge liyorsa, gün ışıklanma süresi sabah ve gece saatlerine ek süre suni ışık verilerek, uzun gün koşullan sağlanabilir. Ancak gün uzunluğunu her bitkide istediğimiz ka dar uzatamayız. Zira birçok bitki türü gelişmelerinde belirli bir karanlık devrenin geçmesini gerekli kılarlar. Bu karanlıkta geçen süre, onlar için bir dinlenme dev resi olduğu gibi, ışıkta oluşturulan asimilant maddelerin bitki organlanna taşın ması ve depolanmasını da sağlayan bir zaman aralığı şeklinde hizmet görür. Bu bitkilerde ışıklandırma daha fazla sürdürülürse bu sefer fizyolojik rahatsızlıklar ve hastalıklar ortaya çıkar.
Bu itibarla ışıklandırma süresi, bitkilerim türlere has bu kabil istekleri dikka te alınarak zaman saatleri ile ayarlanır. Böylece istenen saatte ışıklandırma başla yabilir ve sona erebilir. Ek ışıklandırma, fıdecikler toprak yüzeyine çıktığı zaman veya çelikler yapraklandığı zaman başlamalıdır.
Fotosentez ise daha düşük ışık limitlerinde gerçekleşmektedir. Işık etkileri aynı cins içinde türlere göre oldukça büyük ölçülerde değişebilmektedir. Örneğin 10 saatlik gün ışığında Salix pierotii çelikleri daha iyi köklendiği halde bu süre Salix babylonica'da. 14 saat, Salix undulatd'da 18 saat yani uzun gün şartlannda, en iyi köklenme sağlanabilmiştir18..
18. Canham, A.E. 1966: Artificial light in horticultures Lentrex Publishing Comp. Eindhoven, Holland.
500 m2 kadar bir serada 200'er Watt'lık endüstriyel reflektör tipi 49 lamba, 150 cm yüksekliğe monte edilirse pratikte etkin bir ışıklandırma sağlanabilir.
AIkan'da. yapay ışıklandırmada pratik olarak 3000-4000 lux ışık veren lam balarla ışıklandırmanın yeterli ölçüde sağlanabileceği belirtmektedir19. Ancak ışıklandırmada sadece iux olarak ışık şiddetinin belirtilmesi yeterli değildir. Lam banın ne kadar uzaklıktan istenen yüzeyi aydınlattığının da bilinmesi gerekmek tedir. 1 m2 bir yüzeye 1 m yükseklikte asılan bir lamba 2 m yüksekliğe kaldırıldı ğı vakit, verdiği ışık miktarı 1/4 oranında azalmaktadır. Bu itibarla bitkiye verilen ışıkda, lambanın verdiği lux değeri değil, bitkilerin üst yüzeylerine gelen ışığın lux olarak şiddeti esas alınmalıdır. Bu ise lux meter kullanılarak sağlanabilir. Ak si halde ışık şiddeti m2'ye wat şeklinde kullanılmakta ve lambanın 1 m yüksek likte olduğu esası kabul edilmektedir. Pratikte bitkiler için asgari kabul edilen ışık değeri, W/m2 cinsinden ifade edilirse birim alandaki ışıklandırma yoğunluğu amaca göre 60-200 W/m2 arasında değişmektedir.
Bitkilerin şaşırtılması (repikajı) veya saksılanması sırasında, yeniden kök oluşumu normalleşene kadar, ışıklandırmaya ara verilmesi önerilmektedir.
Genel olarak verilecek ışık, fotosentezi hızlandırma amacı güttüğü taktirde 8-12 saat boyunca 50-100 W/m2'lik bir ışık şiddeti gerekmektedir.
Eğer uzun gün etkisi yaratmak üzere suni ışık verilecekse bu takdirde umu miyetle 8 saat boyunca 5-50 W/m2'lik bir ışık şiddeti oluşturmak icap eder.
Yapay ışıklandırmada kullanılan lambalar sıcak ve soğuk lambalar olarak 2 tiptir.
Sıcak lambalar sıcaklık da verirler, ev lambaları, glüh ve siccad lambalar bu tiptir. Bunlardan glüh lambalar eskiden bitki ışıklandırmasında çok "kullanılırdı. Bunlar sıcaklık da verdiklerinden düşük sıcaklıklı seralarda tercih edilir. Hele bun lardan siccad lambalar, aydınlatma ışıklan % 8 olmasına karşılık gerisi infraruf ışınlan halinde sıcaklık veren lambalar olarak ısıtmada yardımcı etkileri için de kullanılırlar. Ancak bunlar yas'.klar veya tezgahlan ısıttığından kuraklık etkisi de yaparlar. Bu yüzden bitkileri sık sık sulamak gerekir. Ancak fazla sıcaklık veren lambalar sulama sırasında korunmalıdır. Aksi halde sıçrayan su ile kınlırlar.
Soğuk lambalar ise esas olarak sıcaklık vermezler. Bunlar cıvalı alçak ve yüksek basınçlı lambalar, sodyum buharlı lambalar ve neon lambalar şeklindedir. Bunlardan cıvalı yüksek basınçlı lambalar, bitkileri geliştirmede en çok kullanı lan lambalardır. Bunlar kuvvetli ışıklandırma gücüne sahiptirler. Düşük basınçlı
cıva lambaları (TL) de yüksek dayanma gücü ve iyi ışık randımanları ile uzun gün şartlan oluşturmada ve büyümeyi arttırmada çok etkili olarak kullanılmaktadır. (TL) lambalarının piyasada soğuk lamba tipi (mavimsi mor ışık miktarı yüksek) ve sıcak lamba tipi (san ve kırmızı ışık miktarı fazla) tipleri vardır. Yetiştirmede her iki tipi ayrı ayrı veya birlikte kullanılmaktadır.
Lambalar serada tezgahların (masaların) üzerine eşit uzaklıklarla ve aralık larla dağıtılmalıdır. Aksi halde bazı yerlerde iki lambanın etkisiyle ışık yüksek olurken diğer yerde de azalabilir ve bitkiler eşit ışık koşullarında yetiştirilemez.
Bitkilerin en üst yüzeyinden lambanın alt yüzeyine kadar olan yükseklik genel olarak 0.70-1.80 arasında alınır. Ancak bu çeşitli koşul ve amaçlara göre de ğişir. Lambaların üzerine bir yansıtıcı yani reflektör ilave edilmesi halinde üst ve yan ışıklan reflektör, bitkiler üzerine toplar ve böylece ışık şiddeti arttırılarak ekonomi sağlanmış olur.
Yapay ışık iç mekân bitkilerinin yetiştirilmesinde de etkilidir. Böylece otel ve evlerde bu imkana başvurulmaktadır. Tamamen kapalı, hiçbir yerden ışık almayan bir kilerdeki suni ışık altında da yetiştirmeler yapılabilmektedir. Bu konuda iler de süs bitkilerinin yetiştirme teknikleri verilirken (2.2.1.1.1.) detaylı bilgi verile cektir.
Kapalı mekanlarda çiçeklenen süs bitkileri olarak Begonia, Achimenes, Glo-xinia, Anthurium, Caladium, Calceolaria ve Spathiphyllum bitkilerini bu şekilde suni ışık altında evlerde yetiştirme mümkün olmaktadır. Esas itibariyle yaprakla rı ile etkili olan süs bitkileri olarak Codiaeum (Kroton), Peperomia, Pilea, Dief-fenbachia, Maranta, Philodendron, Sansevieria, Chlorophytum, Fitîonia, Begonia /?ex'lar da suni ışık altında başarı ile yetiştirilebilmektedir.
Bu verilerin ışığında şu sonuca kolaylıkla varılabilir ki, serada ışığın bitki türlerine ve aynı tür bitkinin içinde bulunduğu gelişme safhasının ihtiyacına göre kullanılması, bir bilgi, beceri ve deneyim işidir. Bu konuda yapılması gereken hu suslar, seranın yer seçimi ve tesisinden itibaren başlar.
Seralarda ışığa göre yönlendirmenin iyi tesbiti yanında, yüksek yastıkların ve bitki sıralannın yönlendirilmesi de büyük önem taşır. Örneğin ışığın seralarda kri tik olduğu kış aylarında kuzey-güney yönünde kurulan seralardan geçen doğal ışık oranı % 48 olmasına karşılık, doğu-batı yönünde konumlandırılmış seralarda bu nisbet % 71'e ulaşır. Bu fark birçok yörede % 50'ye varan bir fark oluşturmak tadır. Gene seralarda çatı açısının ışık alımında etkinliği ve uygun açıların ne ol ması lazım geldiği, daha önce kuruluş esasları verilirken belirtilmişti. Çatı ve dik melerin ince fakat direnci yüksek materyalden yapılması da bu yöndeki ışık kay-
bini yanyarıya azaltabilmektedir. Aynı şekilde sera örtüsü de, ilgili bahiste açık landığı cihetle ışık alımında büyük rol oynamaktadır. Bu nedenle örtünün yöreye veçalışma koşullarına göre iyi seçimi gerekir. Hatta en geçirgen örtü olan cam bi le cins ve kalınlığına göre belli oranlarda ışık kaybına yol açmaktadır. Ancak cam bilhassa bitkilerin gelişmesine menfi etki yapan ultraviyole ışınlan plastik örtüle re nazaran daha az geçirme niteliğine de sahip olduğu dikkate alınmalıdır.
Seranın kullanımı esnasında da serada tesis edilen yüksek yastık veya üretme tezgahlarının (masalarının) ve yetiştirme yastıklarındaki bitki sıralarının ışık alı mı bakımından iyi yerleştirilmesi gerekir. Bu suretle seranın doğu ve batı kenar larında yetişen bitkilerin denk miktarda ışık almaları sağlanır.
Ayrıca çalışmaların yönü, yapay ışık kullanımını da gerekli kıldığı durumlar da yukarda verilen bilgilerin ışığında bir ışık düzenlemesi yapılmalıdır.
Fidanlık ve Yetiştirme tekniği Prof. Dr. Suat Ürgenç
Kışın da seralarda büyüme sözkonusu olduğundan ışık entansitesinin önemi bu devrede daha da artar. Bu itibarla sera yerinin, yönünün ve çatı dikliğinin kı şın seranın en fazla ışık alacak şekilde tesbiti ve sera camlarının kışın daima te miz tutulması önem taşır.
Çok kısa dalgalı olan ultraviyole ışınlar, bitkilerde renk oluşumunu ve büyü meyi engeller, onların bodurlaşıp cüceleşmesine neden olurlar. Bu konuda sera örtü materyali olarak cam ultraviyole ışınları plastik örtüye nazaran daha az ge çirdiğinden seradaki bitkilerin gelişmesi için çok daha faydalı olur.
Gözle görülen orta dalga boyuna sahip ışınlar dalga boylarının uzunluklarına
* Alkan, Z. 1977: Sera Planlama ve İnşa Tekniği, Ege Ü. Mühendislik Bilimleri Fakültesi, Denizli Yüksek Okulu Yayını. -Canham, A.E. 1966: Artificial Light in Horticulture, Centrex Publishing Comp. Eindhoven. -Günay, A. 1980: Serler Cilt 1, Çağ Matbaası, Ankara.
\
göre bitkilerin gelişmesinde farklı etki yaparlar. Mavi ışık, bitkilerin fazla boylan masını, gelişmesini ve çiçeklenmesini sağlar. Yeşil ışık gelişmeye olumsuz etki yapar. Kırmızı ışık bilhassa gelişmeyi ve bir ölçüde de çiçeklenmeyi hızlandırır. Nitekim birçok bitkide çiçeklenme zamanı, sap uzaması ve kısalması gibi özellik ler kırmızı ışığın miktarıyla ayarlanabilir. Bu durumda kırmızı ve mavi ışıkların entansitesini artırmak arzulanır. Bu ise güneşten gelen ışınların açısına göre deği şir. Güneş ışınlan dünyaya 10-16°'lik açılarla ulaştığında, mavi ışık entansitesi normalden üç kat, kırmızı ışık entansitesi ise 6 kat daha fazladır. Uzun dalgalı ya ni dalga boyu 760 nm (ölçü birimi 1 nm = 1/1000 mm)dan daha uzun olan infra-ruj ışınlar ise çok kısa dalga boylu ultraviyole ışınlar gibi gözle görülmez. Ancak bunlar sıcaklık sağlarlar. Tüm güneş ışınlarının % 40-60'ı bu tip ışıklardır. Bu ışıklan cam ve plastik örtüler kolaylıkla geçirirler.
Yetiştirilecek bitkiye ve gelişme fazlarına göre, serada ışığın kullanılması, bir hünerdir. Sera içinde ışık yoğunluğunun eşit bir dağılım göstermesi seradaki bit kilerin tümüyle büyüme ve gelişmesinde bir denge sağlar. Bu itibarla seralann ışı ğa göre yönlerinin iyi tesbiti yanında seralarda yüksek yastıklann ve bitki sırala-nnın yönlendirilmesi de büyük önem taşır.
?
Sera içine giren ışığın miktar ve yoğunluğu; örtü materyaline, materyalin te mizliğine, çatı ve dikmelerin cinsine daha doğrusu kalınlıklarına bağlı olarak de ğişir. Örneğin demir ve çelik konstrüksiyonlu bir serada kesitler ince olduğundan ışık kaybı ancak % 10-15 olmasına karşılık, beton veya ahşap konstrüksiyonlu bir serada bu kayıp % 30-40'a kadar çıkar. Işık kaybı, camlan büyük ebatlı almakla da azaltılabilir. Cam kalınlığı da bu konuda etkilidir. Zira 1 mm kalınlığındaki camda ışık kaybı % 1.6 - 2.5 arasında değişirken 2-4 mm camda bu kayıp % 8-10 civanndadır. Cam ve plastik örtü materyallerinin ışık geçirgenlikleri arasındaki farklar ise, seralann tipleri verilirken açıklanmıştır.
Güneş ışınlannın şiddeti, nem ve bulutluluk oranı yüksek yörelerimizde da ha az olmasına karşılık kurak yörelerimizde daha yüksektir. Zira çok bulutlu bir ortamda ışık enerjisi normal şiddetinden % 4 kadar azalmaktadır. Nisbi rutubeti yüksek yerlerde de benzer etkiler gözlenmektedir.
Eğimli araziler ve özellikle ülkemizde güney ve batı bakılar da daha yüksek güneş enerjisi alırlar.
Yüksek mıntıkalarda alçak yerlere nazaran güneşlenme daha etkili olur. Zira yüksek yerlerde atmosfer kalınlığı daha ince, dolayısıyle absorpsiyon yoluyle at mosferin tuttuğu ışık daha az, dolayısıyle ışık kaybı çok düşüktür. Örneğin 1000 m yükseklikte bir yörede güneşin aydınlatma enerjisi 129.000 lux tesbit edilirken aynı yörede fakat sahil kesiminde benzer koşullarda 107.000 lux olarak saptan-
mıştır. Ancak bitkilerin gelişmesi esnasında ışık ihtiyacı birdenbire artmakta ise de, gene de bu miktarlar gelişmeleri için çok yeterlidir. Yeşil bitkiler de, yaprak ların çoğu güneş enerjisinin kaba ca % 20'sini aldıklarında, ışık ba kımından doygun hale gelebil mektedirler. Yani bitki bu durum da fotosentez için kullanabileceği ışığın tamamını almış demektir. Hatta bulutlu havalarda fotosentez daha da hızlanabilmektedir. Zira difuz ışıklarda (örneğin bulutlu havalarda) ışık miktarının % 50-60'ı fizyolojik bakımdan aktif ışınlan oluştururken, direkt güneş ışınlarının ancak % 35'i aktif ışın lardır. Böylece büyüme için şart lar difuz ışıkta daha müsaittir. Bu nedenle difuz ışık yeterli olmakta, hatta gelişmeye daha iyi etki yap makta ve bu itibarla fazla güneşte serayı gölgeleme artım üzerine çok daha müsbet netice vermekte dir.
Serada yetiştirilen bitkilerin ışık ihtiyaçları ve gelişme dönem lerine göre de istedikleri ışık en-
Resim : 50 a.
Üstte : Bir fidanlıkta yapay ışık altın da yıl boyu çiçeklenen Chrysanthemun yetiştirilişi.
Ortada : Fransa'da bir fidanlıkta kenar larında floresans tüpleri, orta da da civa tungusten lambaları altında Ortanca yetiştirilmesi.
Altta : İngiltere'de bir fidanlığın sera sında civa buharlı lambalarla bir ışıklandırma altında yetiş tirme çalışmaları (Lancashire Nursery), Canham, A.E. 1966: Artificial Light in Horticultu-re. Centrex Publishing Com-pany, Eindhoven, Holland.
tansiteleri değişik olur. Serada türlere ve gelişme devrelerine göre bu farklılık dik kate alınarak ve seradaki ışık durumu gözönünde tutulup iyi bir dağıtım yapılarak ve bazı tedbirler alınarak bu ayarlanabilir.
Son zamanlarda ışığın entansitesini, ışıklanma süresini artırmada yapay ışık, süs bitkileri yetiştirmede gittikçe yaygınlaşmaktadır (Resim: 50 a). Bilhassa fıda yetiştirilen ve çelikle köklendirme yapılan üretme seralarında beher m2'de çok sa yıda fida veya çelik bulunduğundan yapay ışık ekonomik ve uygulamaya değer olmaktadır. Bugün Kuzey ve Orta Avrupa ülkelerinde Chrysanthemun ve Antho-rium yetiştiriciliğinde yapay ışığa çok başvurulmaktadır.
Yapay ışık uygulaması genellikle:
- Doğal ışık azaldığı zaman azalan miktarı yapay yoldan karşılamak üzere
kullanılır. Yani doğal ışıkla beraber kullanılarak doğal ışığın şiddetini arttırmak
üzere başvurulur.
- Veya ışınlama süresi uzatılarak yani karanlık periyotta da aydınlatma yapı
larak uzun gün bitkilerinin gelişmesi ve çiçek açma şartlan tahrik edilebilir. Ör
neğin daha önce belirttiğimiz Aechmea fasciata gibi bir uzun gün bitkisinde, kı
şın yapay olarak gün ışığı uzatılırsa kışın da bol çiçek verimi sağlanır.
Bitkilerde çiçek tomurcuklarının teşekkülü uzun gün şartlarında meydana ge liyorsa, gün ışıklanma süresi sabah ve gece saatlerine ek süre suni ışık verilerek, uzun gün koşullan sağlanabilir. Ancak gün uzunluğunu her bitkide istediğimiz ka dar uzatamayız. Zira birçok bitki türü gelişmelerinde belirli bir karanlık devrenin geçmesini gerekli kılarlar. Bu karanlıkta geçen süre, onlar için bir dinlenme dev resi olduğu gibi, ışıkta oluşturulan asimilant maddelerin bitki organlanna taşın ması ve depolanmasını da sağlayan bir zaman aralığı şeklinde hizmet görür. Bu bitkilerde ışıklandırma daha fazla sürdürülürse bu sefer fizyolojik rahatsızlıklar ve hastalıklar ortaya çıkar.
Bu itibarla ışıklandırma süresi, bitkilerim türlere has bu kabil istekleri dikka te alınarak zaman saatleri ile ayarlanır. Böylece istenen saatte ışıklandırma başla yabilir ve sona erebilir. Ek ışıklandırma, fıdecikler toprak yüzeyine çıktığı zaman veya çelikler yapraklandığı zaman başlamalıdır.
Fotosentez ise daha düşük ışık limitlerinde gerçekleşmektedir. Işık etkileri aynı cins içinde türlere göre oldukça büyük ölçülerde değişebilmektedir. Örneğin 10 saatlik gün ışığında Salix pierotii çelikleri daha iyi köklendiği halde bu süre Salix babylonica'da. 14 saat, Salix undulatd'da 18 saat yani uzun gün şartlannda, en iyi köklenme sağlanabilmiştir18..
18. Canham, A.E. 1966: Artificial light in horticultures Lentrex Publishing Comp. Eindhoven, Holland.
500 m2 kadar bir serada 200'er Watt'lık endüstriyel reflektör tipi 49 lamba, 150 cm yüksekliğe monte edilirse pratikte etkin bir ışıklandırma sağlanabilir.
AIkan'da. yapay ışıklandırmada pratik olarak 3000-4000 lux ışık veren lam balarla ışıklandırmanın yeterli ölçüde sağlanabileceği belirtmektedir19. Ancak ışıklandırmada sadece iux olarak ışık şiddetinin belirtilmesi yeterli değildir. Lam banın ne kadar uzaklıktan istenen yüzeyi aydınlattığının da bilinmesi gerekmek tedir. 1 m2 bir yüzeye 1 m yükseklikte asılan bir lamba 2 m yüksekliğe kaldırıldı ğı vakit, verdiği ışık miktarı 1/4 oranında azalmaktadır. Bu itibarla bitkiye verilen ışıkda, lambanın verdiği lux değeri değil, bitkilerin üst yüzeylerine gelen ışığın lux olarak şiddeti esas alınmalıdır. Bu ise lux meter kullanılarak sağlanabilir. Ak si halde ışık şiddeti m2'ye wat şeklinde kullanılmakta ve lambanın 1 m yüksek likte olduğu esası kabul edilmektedir. Pratikte bitkiler için asgari kabul edilen ışık değeri, W/m2 cinsinden ifade edilirse birim alandaki ışıklandırma yoğunluğu amaca göre 60-200 W/m2 arasında değişmektedir.
Bitkilerin şaşırtılması (repikajı) veya saksılanması sırasında, yeniden kök oluşumu normalleşene kadar, ışıklandırmaya ara verilmesi önerilmektedir.
Genel olarak verilecek ışık, fotosentezi hızlandırma amacı güttüğü taktirde 8-12 saat boyunca 50-100 W/m2'lik bir ışık şiddeti gerekmektedir.
Eğer uzun gün etkisi yaratmak üzere suni ışık verilecekse bu takdirde umu miyetle 8 saat boyunca 5-50 W/m2'lik bir ışık şiddeti oluşturmak icap eder.
Yapay ışıklandırmada kullanılan lambalar sıcak ve soğuk lambalar olarak 2 tiptir.
Sıcak lambalar sıcaklık da verirler, ev lambaları, glüh ve siccad lambalar bu tiptir. Bunlardan glüh lambalar eskiden bitki ışıklandırmasında çok "kullanılırdı. Bunlar sıcaklık da verdiklerinden düşük sıcaklıklı seralarda tercih edilir. Hele bun lardan siccad lambalar, aydınlatma ışıklan % 8 olmasına karşılık gerisi infraruf ışınlan halinde sıcaklık veren lambalar olarak ısıtmada yardımcı etkileri için de kullanılırlar. Ancak bunlar yas'.klar veya tezgahlan ısıttığından kuraklık etkisi de yaparlar. Bu yüzden bitkileri sık sık sulamak gerekir. Ancak fazla sıcaklık veren lambalar sulama sırasında korunmalıdır. Aksi halde sıçrayan su ile kınlırlar.
Soğuk lambalar ise esas olarak sıcaklık vermezler. Bunlar cıvalı alçak ve yüksek basınçlı lambalar, sodyum buharlı lambalar ve neon lambalar şeklindedir. Bunlardan cıvalı yüksek basınçlı lambalar, bitkileri geliştirmede en çok kullanı lan lambalardır. Bunlar kuvvetli ışıklandırma gücüne sahiptirler. Düşük basınçlı
cıva lambaları (TL) de yüksek dayanma gücü ve iyi ışık randımanları ile uzun gün şartlan oluşturmada ve büyümeyi arttırmada çok etkili olarak kullanılmaktadır. (TL) lambalarının piyasada soğuk lamba tipi (mavimsi mor ışık miktarı yüksek) ve sıcak lamba tipi (san ve kırmızı ışık miktarı fazla) tipleri vardır. Yetiştirmede her iki tipi ayrı ayrı veya birlikte kullanılmaktadır.
Lambalar serada tezgahların (masaların) üzerine eşit uzaklıklarla ve aralık larla dağıtılmalıdır. Aksi halde bazı yerlerde iki lambanın etkisiyle ışık yüksek olurken diğer yerde de azalabilir ve bitkiler eşit ışık koşullarında yetiştirilemez.
Bitkilerin en üst yüzeyinden lambanın alt yüzeyine kadar olan yükseklik genel olarak 0.70-1.80 arasında alınır. Ancak bu çeşitli koşul ve amaçlara göre de ğişir. Lambaların üzerine bir yansıtıcı yani reflektör ilave edilmesi halinde üst ve yan ışıklan reflektör, bitkiler üzerine toplar ve böylece ışık şiddeti arttırılarak ekonomi sağlanmış olur.
Yapay ışık iç mekân bitkilerinin yetiştirilmesinde de etkilidir. Böylece otel ve evlerde bu imkana başvurulmaktadır. Tamamen kapalı, hiçbir yerden ışık almayan bir kilerdeki suni ışık altında da yetiştirmeler yapılabilmektedir. Bu konuda iler de süs bitkilerinin yetiştirme teknikleri verilirken (2.2.1.1.1.) detaylı bilgi verile cektir.
Kapalı mekanlarda çiçeklenen süs bitkileri olarak Begonia, Achimenes, Glo-xinia, Anthurium, Caladium, Calceolaria ve Spathiphyllum bitkilerini bu şekilde suni ışık altında evlerde yetiştirme mümkün olmaktadır. Esas itibariyle yaprakla rı ile etkili olan süs bitkileri olarak Codiaeum (Kroton), Peperomia, Pilea, Dief-fenbachia, Maranta, Philodendron, Sansevieria, Chlorophytum, Fitîonia, Begonia /?ex'lar da suni ışık altında başarı ile yetiştirilebilmektedir.
Bu verilerin ışığında şu sonuca kolaylıkla varılabilir ki, serada ışığın bitki türlerine ve aynı tür bitkinin içinde bulunduğu gelişme safhasının ihtiyacına göre kullanılması, bir bilgi, beceri ve deneyim işidir. Bu konuda yapılması gereken hu suslar, seranın yer seçimi ve tesisinden itibaren başlar.
Seralarda ışığa göre yönlendirmenin iyi tesbiti yanında, yüksek yastıkların ve bitki sıralannın yönlendirilmesi de büyük önem taşır. Örneğin ışığın seralarda kri tik olduğu kış aylarında kuzey-güney yönünde kurulan seralardan geçen doğal ışık oranı % 48 olmasına karşılık, doğu-batı yönünde konumlandırılmış seralarda bu nisbet % 71'e ulaşır. Bu fark birçok yörede % 50'ye varan bir fark oluşturmak tadır. Gene seralarda çatı açısının ışık alımında etkinliği ve uygun açıların ne ol ması lazım geldiği, daha önce kuruluş esasları verilirken belirtilmişti. Çatı ve dik melerin ince fakat direnci yüksek materyalden yapılması da bu yöndeki ışık kay-
bini yanyarıya azaltabilmektedir. Aynı şekilde sera örtüsü de, ilgili bahiste açık landığı cihetle ışık alımında büyük rol oynamaktadır. Bu nedenle örtünün yöreye veçalışma koşullarına göre iyi seçimi gerekir. Hatta en geçirgen örtü olan cam bi le cins ve kalınlığına göre belli oranlarda ışık kaybına yol açmaktadır. Ancak cam bilhassa bitkilerin gelişmesine menfi etki yapan ultraviyole ışınlan plastik örtüle re nazaran daha az geçirme niteliğine de sahip olduğu dikkate alınmalıdır.
Seranın kullanımı esnasında da serada tesis edilen yüksek yastık veya üretme tezgahlarının (masalarının) ve yetiştirme yastıklarındaki bitki sıralarının ışık alı mı bakımından iyi yerleştirilmesi gerekir. Bu suretle seranın doğu ve batı kenar larında yetişen bitkilerin denk miktarda ışık almaları sağlanır.
Ayrıca çalışmaların yönü, yapay ışık kullanımını da gerekli kıldığı durumlar da yukarda verilen bilgilerin ışığında bir ışık düzenlemesi yapılmalıdır.
Fidanlık ve Yetiştirme tekniği Prof. Dr. Suat Ürgenç

