fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

İşsizliğin ilacı: Tarım Krizin ilacı: Kanaat

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • İşsizliğin ilacı: Tarım Krizin ilacı: Kanaat

    Adam memur, zar zor geçiniyor; yine de hastalık var, sağlık var diyerek dişinden tırnağından artırdığı üç beş kuruşu yastık altında tutuyor. Medya bütün haşmetiyle yükleniyor adama: Araba al diye. Karısı, çocukları, akrabaları, komşuları yükleniyor; "herkesin var bizim yok" diye. Surat asıp ağlaşıyorlar. Adamın dayanma gücü bir yere kadar, o üç-beş kuruşu alıyor, üstüne borç-harç, banka kredisi falan arabayı kapının önüne çekiyor ama, depoya benzin koyacak para yok. İşte bu yorgandan ayağı dışarı çıkarmaktır. ABD de, dünya da tüketim çılgınlığının baskısı altında ayağı yorgandan iki metre dışarı saldı, sonuç malum.

    Ancak kanaatı bir yana koymuş, kapitalist canavarın karnını doyurmak için sürekli gelişmek, büyümek, ilerlemek (!) isteyen toplumlar için bütün bunlar ders olamaz. Onlar "Yönetim değişirse işler yoluna girer" diye düşünür. Tıpkı başaşağı giden bir futbol takımında durumu düzeltmek için ilk iş olarak hocanın görevine son vermek gibi.

    İşsizlik aldı yürüdü. Artık büyük şehrin taşı toprağı altın değil. Ama Anadolu'da terkedilip bırakılan binlerce kilometrekarelik topraklar boş yatıyor. Efendim verimsizmiş, halkı beslemezmiş vb. Bunlar boş laf. Ne kadar verimsiz olsa da köyde adam aç kalmaz. Bir inek, dört tavuk, iki evlek sebze, biraz meyve, bir iki tarla da tahıl ekti mi aç kalmazsın. Ha böyle dananın kuyruğu gibi ne uzayıp ne kısalacak hep aynı mı kalacaksın. Hayır. Yönetim burada devreye girecek, senin mahsulünü hem verimli hale getirecek, hem alın terinin hakkını verecek.

    Biz yıllar yılı şu hikâyeyi dinliyoruz: Efendim mahsul tarlada elli kuruş, markete gelince beşyüz elli kuruş oluyor. Parayı aracılar kazanıyor. Elli senedir şu işi halledemedik. Köye yol gitti, su gitti, elektrik gitti ama şu "aracı" işi hallolmadı gitti.

    Efendim buraları çok kurak, burda tarım olmaz. Yahu bırakın Roma devrini ondan önceki kavimlerden kalma sarnıçlar var, kilometreler boyu kalıntısı kalmış su yolları var. Bu devirde susuz kaldık diye sızlanmak ayıptır, ayıp. İstanbul'da dahi pek çok evin su sarnıçı ve kuyusu vardı. Daha düne kadar, yani yeraltı sularının sanayi artıkları ile kirlenmediği zamanlara kadar.

    Gazete haberlerine göre şehirde iş bulamayıp tarıma dönenlerin sayısı artıyormuş. Bu iş böyle olmaz. Bunu devlet çerçevesi belli politikalar, planlar, hesaplar, kampanyalar ile yönetir. Tarıma insan kazandırır, işsizliğe çare bulur. Ama köylüyü mağdur etmeden.

    Yapamaz mı?

    Bal gibi yapar.

    Ama milletin de ayağını yorganından çıkarmaması lazım. Bu lüzumsuz ve bize uymayan âdeti Rahmetli Özal çıkardı. Adriyatikten Çin Seddi'ne kadar fethe çıkmıştı. Havasını alınca nefeslenmek için kendini köşke dar attı. Ama ok yaydan çıkmıştı bir kere. O günden itibaren önce gençler, sonra yaşlılar "marka giymeye" başladılar. Yani nedir, şudur: "Ayranı yok içmeye, arabayla gider yufka açmaya".

    Beyler şu efsaneden kurtulalım artık: Zengin olmanın yolu illa sanayiden geçmiyor. Sanayinin zapt u rapt altına alınması zaten mümkün değil. Dünyayı berbat ettiler, şimdi ne olacak diye kara kara düşünüyorlar.

    Tarım hem insan fıtratına, hem tabiata, hem kurda kuşa lazım olan ekolojik bir uğraştır. Onu da kimyasallar ile kirletmeyelim. Şunu bilelim ki artık çelik satmakla çilek satmak arasında bir fark yok.

    Ülkemizde erozyona uğrayan adalet anlayışı olmuştur. Haksız kazanç, avanta, vurgun bir uzun zamandan beri toplumun dengelerini, insanların ahlakını bozmuştur. Öyle ki her sokaktan bir çete fışkırmaya başlamıştır. Bu doğrudan devlet otoritesinin zaafına işaret etmektedir. Ergenekon gösterdi ki bu otoriteyi sağlamakla görevli olanlar, bizzat işin içine girmişlerdir.

    Bu millet bu tür bir muameleye layık değildir. Bir profesör ve yardımcılarının yaptırdıkları araştırma sonuçlarına göre hiç değerlendirilemez. Efendim nerede kalmış Anadolu hoşgörüsü. O araştırmanın benzerini ben yapsam görürsün hoşgörüyü.

    Anadolu'da onca su boşa akıyor, onca toprak boş yatıyor. Yazıktır, günahtır. İşsizliğe çare, göçe çare, krize çare tarımda yatmaktadır. Lütfen tarımı hor görmekten, küçümsemekten vazgeçelim. Aniden zengin olma hayallerini bir yana koyalım. Daha düne kadar bu ülke insanı "Kanaat en tükenmez hazinedir" diyor, buna inanıyordu. Üç günde bu inancından vazgeçmiş olamaz. Yöneticiler lütfen dış güçlere ve onların içerdeki ajanlarına değil millete güvenin, bu güveni belli edin.
    Mustafa Kutlu
    [email protected]
    yenişafak
Working...
X