fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Erzurum'un balı Avrupa'yı tatlandıracak

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Erzurum'un balı Avrupa'yı tatlandıracak

    Erzurum Ovası’ndaki dağ çiçeklerinden organik bal üreten Erbal Gıda, dünya pazarlarına açılmaya hazırlanıyor. Polifura denilen çeşitli bitkilerden elde edilmiş balcılığa 150 kovanla başlayan 2006′da kovan sayısını 400′e kadar çıkaran firma, bugün 500 kovandan organik bal topluyor. Arı sütü, polen, propolis gibi katma değerli ürünlere de yönelen Erbal Gıda, bir yandan da Hınıs ilçesi’ndeki arazisinde fasulye ile yeşil mercimek üretimine başladı. Yıllık bal üretimi 10 ton civarında olan firma artan talebe yetişmek için sözleşmeli üretim modeline geçmeyi planlıyor. İç pazarda Ankara, Bursa, İstanbul, Bodrum, Antalya, Samsun’a ulaşan, organik halk pazarlarına giren 4 firmadan biri olan Erbal Gıda, yurtdışında ise Avrupa ve Suriye pazarına dönük görüşmeler yapıyor. 3 milyon TL olan yıllık cirosunu bu yılın sonunda 3 milyon TL’nin üzerine çıkarmayı planlayan firma, bal ve bakliyat üzerine paketleme tesisini de bir kaç ay içinde faaliyete geçirmeyi düşünüyor. Arı Gelin ve Kırık Çeşme adlarıyla 2 markası olan firma, yakında ‘Sarı Gelin ismiyle de üretim yapacak. Firmanın bu yılki hedeflerinden birisi de Ata Teknokent’te bir şube açmak. Kendi tasarımı olan bal süzme santrafüjleriyle işçilik maliyetlerini azaltan Erbal Gıda, bu konuda Tarım Bakanlığı’ndan da destek aldı. Bal süzme ve sır alma makinesi ile dinlendirme kazanları üreten firma Yunanistan ve Bosna Hersek’e de makine göndermeyi başardı. Erbal Gıda Arıcılık Hayvancılık Organik Tarımsal Ürünler Limited Şirketi Müdürü Taner Bayır, kuruluş öyküsü ve gelecek hedeflerini KOBİDEN’e anlattı.

    Erbal’ın kuruluş sürecini anlatabilir misiniz?

    1983′ten bu yana bal sektörünün içerisindeyim. 2005 yılında organik bal ürünleri pazarlama düşüncesiyle şirketi kurduk. Saraybosna Caddesi’nde faaliyete geçtik.Üretim alanlarımızı da Tortum,Narman, Ilıca ve Hınıs olarak belirledik. Esas yer olarak da Hınıs’ta karar kıldık. Biz Hınıs’ta bu işi başardık.Organik arıcılığa 150 kovanla başladık. 2006′da kovan sayısını 400′e kadar çıkardık. Bir çerçeve bin arı demek şu an yaklaşık olarak 500 civarında kovanımız var. Arkasından 500′e çıkardık.Hınıs’ta boştaki arazilerimizde fasulye ile yeşil mercimek de üretmeye başladık. Yalnızca bal değil arı sütü, polen, propolis de üretiyoruz. Bal ve polen üretimi Hınıs’ta sürüyor. Kovanlar polen tuzaklı. Ana arı da üretiyoruz. Çünki organik arıcılıkta ana arıyı da kendiniz üretmeniz gerekiyor. Sadece yüzde 10′nunu dışarıdan temin edebiliyorsunuz. Talepler günden güne arttığı için haliyle sözleşmeli üretim modeline geçme gibi bir niyetimiz de var. Kovanlarımız yaklaşık olarak bin 500- bin 800 metre yükseklikte. Burada binin üzerinde ballı bitki türü var. Balın kıymeti içerisindeki polen miktarı buna bağlı olarak da enzim miktarı ölçülür. Bizdeki enzim miktarı Türkiye ortalamasının çok üstünde. Biz çiçek balı üretimi yapıyoruz. Muğla’ya organik üretim sahalarına gittiğimiz zaman çam balı üretme şansımız da var.

    Pazar payı olarak ne düzeydesiniz?

    Şu anda pazarımız ağırlıklı olarak Ankara, Bursa, İstanbul, Bodrum, Antalya, Samsun.Yurtdışı bir Suriye talebimiz oldu. Görüşmelerimiz sürüyor. Yakın zamanda Avrupa ülkeleriyle de ciddi görüşmeler yaptık. Bizdeki Erzurum balı, polifura dediğimiz çok çeşitli bitkilerden elde edilmiş bir bal. Bu tür üretim Avrupa ülkelerinde bile yok. Avrupa’da molifure tek tür bitkiden elde ediliyor. Mesela akasya, ayçiçeği balı üretiliyor. Yurtdışına kendi balımızı tanıtıyoruz. Alıştırıyoruz. Yurtiçine 2006′yı faaliyet yılı olarak kabul edersek bir ton civarında bir pazarlamamız varsa şu anda 10 ton civarında. Ağırlıklı olarak organik halk pazarlarına ürün gönderiyoruz. İstanbul da 5 tane organik halk pazarı var. Ankara da özel organik market ve pazarlar bulunuyor. Talep olursa Erzurum’da 600 tonun üzerinde organik bal üretme şansımız var. Yüzlerce ton da polen tabi ki..İlk başladığımızda Erzurum’da 30 kilo polen satamazken şu anda bir tonun üzerinde polen satışı gerçekleşiyoruz. Arı sütü hiç satılmazken şu anda gerek tedavi amaçlı gerekse destek amaçlı yaklaşık olarak yıllık yüz kiloya yakın bir arı sütü satıyoruz.

    Arıcılıkta teknolojiyi de kendiniz tasarladınız sanırım?

    Arıcılık aslında çok ciddi düzeyde işçi istihdam edebilecek bir sektör. Vasıfsız bir işçinin maaşı ayda bin TL civarında. Vasıflı bir elemana 2 bin lira civarında aylık verilebiliyor. Biz 5 kişiyi istihdam ediyoruz. Kendi tasarımımız olan bal süzme santrafüjleriyle işçiliği 8′de bire düşürdük. Dağın başında küçük bir jeneratörle hem elektrik ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz hem de santrafüjleri çalıştırabiliyorsunuz.Arıcılıkta şu ana kadar piyasada kullanılan santrafüj dediğimiz bal süzme makineleri mazot varillerinde ya da kalvanizli sacda yapılıyor. Türk gıda kodeksine uygun değil. Tarım Bakanlığı’a teklif sunduk ve geçen yıldan beri de makine ekipman desteği adı altında yüzde 50 destek veriliyor. Bizim makinelerimiz teknolojik olarak Avrupa’dakilerden çok üstün. Yani biz onlardan bir adım önde gidiyoruz ve şu anda ilk başladığımız yıl makine ürettik kendimiz kullandık. Dışardan gelen talep üzerine yıllık 500 bal süzme makinesi, yanında sır alma makinesi ve dinlendirme kazanları da yapıyoruz. 2008′de başlayan makine işinde yüzde 2 binlik bir gelişme oldu. Geçen yılki makine satışlarımız ciddi bir rakama ulaştı. 7 bin metrekare alanda çalışıyorduk, yerimiz yeterli gelmediği için arsa satın alarak genişlettik. 76 ilinde arıcılar birliği var. Hemen hemen tamamına da makine satmış durumdayız. Edirne’deki arkadaşlar Yunanlı arkadaşlarını getiriyor. Yunanıstan’la ciddi fiyat farkı olduğu için Yunanistan’a da makine gönderdik. Geçen yıl Bosna Hersek’e de makine gönderdik.

    Organik balı diğer baldan ayıran özellik nedir?

    Konvasyonel üründe tarımsal ilaç kalıntıları, veteriner ilaç kalıntıları, antibiyotik kalıntılarında belli bir tolerans var. Ama organik üretimde bunun tamamen sıfır olması lazım. Organik bal üretimi kimyasal kirlenmeye maruz kalmayan alanlarda geçerli bir üretim tekniği.. Balın içerisinde antibiyotik kalıntısı,

    tarımsal ilaç kalıntısı bulunmamalı.

    Markalaşmanın neresindesiniz?

    Sektörümüzde piyasada tanınan birkaç marka var. Organik halk pazarlarında 4 firmadan biriyiz. Türkiye genelinde tanınan Arı Gelin ve Kırık Çeşme iki markamız var. Biz kısa zaman içinde Sarı Gelin ismiyle de üretime geçeceğiz. Çünkü Sarı Gelin Erzurum kültürüdür. Patent enstitüsüne bu yönde marka başvurusunda bulunduk. Zannedersem marka yayına çıktı. Marka kabul edilir edilmez ürün olarak piyasaya sunacağız. Biz istiyoruz ki Erzurum’un balı dünya markası olsun. Bu yolda ciddi adımlar atıyoruz. Yaklaşık olarak 4 bin ton civarında bal üretimi var. Bunun bin 200 tonunu Erzurumlu arıcıları üretiyor. Geriye kalan 3 bin tonu ise dışarıdan gelenler. Bu üretim yaklaşık olarak 30 milyon dolara tekabül ediyor. Bununi en azından 3′te 2′ini Erzurumlular’ın kazanmasını temenni ediyoruz. Bu yönde de güzel çalışmalarımız var.

    Yeni dönem için yatırım planlarınız var mı?

    Bakliyat ve balda seri üretim için dolum ve ambalajlamayı da yapmak istiyoruz. Makineler hazır durumda. Birkaç ay içerisinde günlük yaklaşık 3 ton kapasiteli olarak paketleme tesisimizi devreye sokmayı planlıyoruz. Açık ürün satışlarımızda ise balda en az 100 tonu yakalayabilmek. Bakliyatta da en az 40 tonu. Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü’ne Hınıs fasulyesinin ekimini yaptırdık Kısmet olursa Hınıs fasulyesi olarak tescil edilecek. Hedefimiz yıllık bin ton bal üretimi. Türkiye’de üretilen balın 60′ta birine talibiz ve başaracağımıza eminiz. 2009′da krizden etkilenmedik. Bizim için bereketli bir yıldı. Balla ilgili makinelerde yenilikler yaptık. Farklı ürünler geliştirdik. Ar-Ge’ye biraz daha önem verdik. Görüşmelerimiz devam ediyor ve Ata Teknokent’te bir şube açmayı düşünüyoruz. 5 yıl önce 300 TL ile başlamıştık şimdi yıllık ciromuz 3 milyon TL civarında. Bu yılın sonundaysa 3 milyon TL’yi geçeceği kanaatindeyim

    Kaliteli bal kristalize olmalı


    Kaliteli bir bal her şeyden önce kristalize olmalı. Kristalize yani halk tabiriyle şekerlenen bal kesinlikle kaliteli baldır. Beklediği zaman tereyağı kıvamını alan bal en kaliteli baldır. Bu kristalize olmasının sebebi havayla temastır. Petekli balda oksidasyon olmadığı için kristalize de olmaz. Glikoz früktoz oranı ne kadar yüksekse bal o kadar geç kristalize olur. Renginin anber rengine yakın bir renkte olmalı. Çok koyu değil çokta açık olmayan bir bal rengi. Balı açtığınız zaman belli bir rehasının da mutlaka olması gerekir. Kokusunun ve yediğiniz zaman rehasının boğazınızı yakacak vaziyette olması gerekir. En güzel anlama yolu bu. Kimyasal analizde ise enzim oranı yüksek olan bal en kaliteli baldır. Sakkoroz miktarı yani şeker pancarı miktarı ne kadar düşük ise balın kalitesi o kadar yüksektir. Früktoz oranı ne kadar yüksekse o kadar kalitelidir. Asidede oranı ne kadar düşükse o kadar kalitelidir. Elektrik iletkenliği ne kadar düşük ise bal o kadar kalitelidir.kobiden
    Diğer Başlıklar


    Devami...
Working...
X