Doğu Karadeniz Bölgesi'nin başlıca geçim kaynağı olarak anılan çay, yıllardır süregelen alışkanlıklarını değiştirerek, köklü bir değişim geçirmeye hazırlanıyor. Son yıllarda sektörde özel sektör payının sürekli artmasından dolayı, temelleri Cumhuriyet dönemine dayanan, 1980 yılından sonra çıkarılan kanun hükmündeki kararnamelerle sürekli değişen yürürlükteki kanunun ihtiyaçlara cevap verememesi, sektör temsilcilerini harekete geçirdi. Sektördeki gelişmeler karşısında üretici-sanayici ekseninde ihtiyaçları karşılayamayan yürürlükteki kanun nedeniyle, sektör temsilcileri yeni kanun çıkarılması için kolları sıvadı. Rize Ticaret Borsası ve Ulusal Çay Konseyi'nin öncülüğünde hazırlanan ve sektörün tüm taraflarının görüşünü alındığı kanun taslağı ve taslakta yer alan 'Çay İhtisas Borsası'nın kurulmasıyla ilgili madde, bu ayın sonunda TBMM gündemine taşınacak. Sanayi ve üretici kesimin üzerinde uzlaşarak, bu ayın sonuna kadar son şeklini vermeyi planladığı söz konusu taslağın, 2011 yılında yürürlüğe girmesi sektör temsilcilerinin en büyük temennisi. Taraflar, söz konusu taslağın yürürlüğe girmesiyle birlikte; sektörde profesyonelleşme, ürünün kalitesini artırma, ürünün hak ettiği fiyattan satılmasını sağlama, üretici-sanayi ekseninde nakit akışının düzenli bir şekilde işlemesi ve çayın kalitesini artırarak yurtdışı pazarlara açılmasını sağlama hedefinde.Kişi başına günde 4 fincan çay tüketerek, dünya genelinde en çok çay tüketen iki ülke arasında yer alan Türkiye, sanayide de işlediği çay miktarıyla da en çok üretim yapan ilk beş ülke arasında sayılıyor. 2009 yılı itibariyle sanayide işlenmek üzere 1 milyon100 bin ton yaş çay rekoltesi elde edilirken, sözü edilen miktardan 230 bin ton kuru çay imal edildi. Kuru çayın 227 bin tonu iç piyasada tüketilirken, 3 bin tonu da ihraç edildi. İhracatın bu kadar düşük olması, çayın kalitesinin düşük olmasına bağlanıyor. Yaş çayın 650 bin tonu Çaykur, 450 bin tonu da özel sektör tarafından işlendi. Bölgede yaş çayı işleyerek kuru çay elde eden 220 fabrika bulunuyor. Çaykur, 48 fabrikayla üretim yaparken, özel sektör 172 firmayla faaliyetlerini sürdürüyor. Özel sektörün ve devletin pazardan aldığı pay incelendiğinde ise devlet kurumu olan Çaykur, 2009 yılında çay pazarının yüzde 60'ına hakim oldu. Özel sektör ise pazardan yüzde 40'lık bir pay aldı. Aynı zamanda sektör yarattığı istihdam bakımından da bölgenin can damarı konumunda. Bugün itibariyle 15 bin kişi Çaykur'da, 10 bin kişi de özel sektörde doğrudan istihdam ediliyor. Ayrıca bölgede ziraat odalarında yaş çay hesabı bulunan 200 bin çay üreticisi bulunuyor. Her hesabın bir aileyi temsil ettiği bilgisini veren üreticiler, sadece yaş çaydan 1 milyon kişinin geçindiğini aktarıyor.
Yasanın yetersiz kalması sorunları da beraberinde getirdi
Sektörün yeni bir kanuna ihtiyaç duymasındaki başlıca etken ise 1984 yılına kadar kamu iktisadi teşekkülü olarak devlet tekelinde yapılan kuru çay üretiminin, bu tarihten itibaren özel sektöre açılmasıyla ilgili. Mevcut çay kanunun 6 maddeden oluşması ve özel sektörün kuru çay üretmeye başlamasıyla meydana gelen sorunların, kanun hükmünde kararnamelerle giderilmeye çalışılması, bir bakıma sorunları artırmış gözüküyor. Yeni kanunu ana gündem maddesi yapan sektör temsilcileri, hem yaş çay üreticisi hem de kuru çay imal eden sanayi kesimini ortak noktada birleştiği konu, üretimlerinin güvence altına alınması. Bu noktada taslak 'Çay İhtisas Borsası'nın kurulması üzerinde duruyor. Borsanın kurulmasıyla arz ve talebin dengelendiği, hangi kalitede ne kadar çaya ihtiyaç olduğunun belirlendiği, alıcı ile satıcıyı bir araya getirip kaliteyi ön planda tutarak rekabet ortamında fiyatın belirlendiği sistemin kurulacağına işaret eden sektör temsilcileri, bu sayede çayın peşin parayla satılacağına da vurgu yapıyor. Şu an sektörün sistemsizlikten kaynaklı çalıştığı fikrinde birleşen sektör temsilcileri, mevcut durumda kuru çayın ihraç edilebileceği,
doğrudan iç pazara satılabileceği ve paketleme yapılarak büyük pazarlara satılabileceğine işaret ediyor. İlk anda başarı gibi gözüken bu durumun aslında birçok sorunu da beraberinde getirdiğini savunan sektör temsilcileri, gerçekleşmesi mümkün olan üç durum için, "Alıcıların sayısı artmadığı için fiyatların olması gerekenin altında kaldığı, ekstra masrafların ortaya çıktığı, alıcının gereksiz yere zaman ve emek harcadığı, kaliteli ve kalitesiz çayın ayırt edilemediği, yaş çay bedellerinin olması gerekenden daha geç ödendiği veya hiç ödenmediği, arz-talebin oluşturduğu gerçek fiyatın ortaya çıkmadığı, satıcılar arasındaki rekabet yüzünden fiyatların sürekli düşürüldüğü ve zararların kaçınılmaz olduğu" bir yapının piyasaya hakim olduğu görüşünde birleşiyor. Aslında borsa fikri sektör için yeni bir gelişme olarak görülmüyor. Çünkü sektör 1995 yılından beri Rize'de, ihtisas borsasının kurulması için mücadele veriyor. Bugüne kadar kayda değer bir gelişme sağlayamayan sektör temsilcileri, hazırlanan taslağın yasalaşmasına kesin gözüyle bakıyor. Özel sektörün pazardan aldığı payın sürekli artması, üretici-sanayi kesiminin ödemeler noktasında sürekli sıkıntı yaşaması, ekonomik ve sosyal gelişmelere paralel olarak ailelerin çaydan elde ettikleri gelirin giderek azalması nedeniyle bölgenin göç vermeye başlaması gibi etmenler taslağın önemini artırıyor. Rize Ticaret Borsası yetkililerine göre taslakta adı geçen borsanın kurulmasıyla, çay satışı peşin para üzerinden yapılacağı için, üretici ve sanayi kesim orta ve uzun vadeli planlama yapabilecek. Bu sayede çayın kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalara da başlanabilecek.
Bu noktada borsanın faaliyetlerine başlamasıyla yaş çayın üretiminde kuru çayın imalatına kadar tüm süreçlerde kalitenin artacağını anlatan sektör temsilcileri, nakit akışının da güvence altında olmasından dolayı planlamaların yapılabileceğini belirtiyor. Borsa sayesinde sektörün değerinin artacağını savunan Rize Ticaret Borsası yetkililerine göre, sanayici yaptığı yatırımın kendisine değer katacağını, alıcı istediği kalitede çayı tek bir kaynaktan alacağını ve yaş çay üreticisi de taban fiyata bağlı kalmaksızın kalitesi kadar değer elde edeceğini bilecek. Bu sayede genel anlamda zincirleme bir kalite anlayışının sektöre hakim olacağı vurgulanıyor.
Taslak, üretici-sanayi kesimini uzlaştıracak
Ulusal Çay Konseyi yetkilileri ise hazırlanan taslağın yürürlüğe girmesiyle, üretici-sanayi kesiminin karşı karşıya geldiği sorunların da ortadan kalkacağının altını çiziyor. 1984 yılına kadar devlet alımlarıyla çalışan yaş çay üreticisinin, özel sektöre çay satmak zorunda kalması ve özel sektörün yaş çayın alım fiyatını kalitenin düşük, kar marjının da az olması nedeniyle Çaykur'un taban fiyatından daha aşağıda tutması, üretici-sanayici kesimini karşı karşıya getirdiği ifade ediliyor. Yaş çay üreticisi yürürlükteki kanunun mevcut çay üretim alanları ve üreticiyi korumaktan uzak olduğunu belirterek, yasanın yetersiz kalması nedeniyle kuru çay işletmelerinin bir bölümünün yasadaki boşlukları lehine kullanmaya çalıştığını belirtiyor. Yasanın gümrüklerde bazı mevzuat boşlukları doğurduğu için yasadışı kalitesiz çay girişlerinin önlenemediğine değiniliyor.
Şu an gerekli düzenlemeler yapılmadığı ve yeterli ölçüde bir denetim mekanizması işlemediği için sektörün başıboş ve düzensiz olduğu ifade eden üreticiler, son 26 yıldır idari ve mali yeterliliklerine bakılmaksızın her isteyenin bir fabrika kiralayıp, müstahsilden yaş çay almasını ve bunların bir kısmının sezon bitimi yaş çay bedellerini ödemeden ortadan kaybolmasını eleştiriyor. Özel sektör temsilcileri ise kanunun sektörü düzenlemekten uzak bir yapıda olduğunu ve sektör geneline mutsuzluğun hakim olduğu görüşünde. Kanunun hem yaş çay üreticisine hem de kuru çayı işleyen sanayi kesimine bugüne kadar büyük zarar verdiği fikrinde olan firmalar, çay fabrikalarından kuru çay alıp, ödeme yapmadıkları için birçok çay sanayicinin zor durumda kaldığını görüşünde birleşiyor. Ayrıca 1984 yılından beri yaklaşık 450 çay fabrikası açıldığına atıfta bulunan sanayiciler, bugün fabrikaların yüzde 50'sinden fazlasının kapanmış olmasını, önemli bir kaynak israfı olarak niteliyor. Bu noktada denetim mekanizmasının işlerlik kazanmasını isteyen firmalar, aynı zamanda çayın kalitesinin artırılması için de çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Temsilciler, kalite konusunda öncelikle değişme zamanı gelmiş olan çay fidelerinin bir an önce yenilenmesi gerektiği önerisinde bulunuyor.
Benzer Başlıklar
- Sir Winston markasına yatırım yapmamızın en önemli sebebi,çayın Türk halkının ‘milli içeceği’ olması
- Üretici çay taban fiyatını beğenmedi
- Çay alım fiyatı 88.5 kuruş oldu
- Türk çayının dünyada eşi yok
- Gümrükte kaçak çay patlaması
Devami...

