SER HAVASININ BİLEŞİMİ
Hava çeşitli gazların karışımından oluşan bir kitledir. Hava olmasaydı yer yüzünde yaşanamazdı. Güneş ışıkları hiçbir engele rastlamadan direkt yer yüzüne ulaşacak ve gündüzleri çok sıcak, geceleri çok soğuk olacak ve aralarında yüksek sıcaklık farkı bulunacak, bu yüzden de hiçbir canlının yaşayamayacağı bir ortam meydana gelecekti. Dünya yüzeyini kaplayan hava tabakası, güneşin bu olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığı için canlılar açısından büyük öneme sahip, hayati bir faktördür.
Havanın % 78.11'ni Azot, %20,95'ni Oksijen ve % 0.94'nü diğer gazlar oluşturur. Diğer gazlar içinde argon, karbondioksit, su buharı, neon, kripton, ksenon, helyum, hidrojen, diazotmonoksit sayılabilir. Havada doğal olarak bulunan bu gazlar dışında, çevre kirliliği ile oluşan gazlara da rastlanır. Bunların içinde ozon, karbonmonoksit, kükürtdiok-sit, hidrojen sülfür, metan, etan, amonyak vb. gibi gazlar bulunmaktadır.
Kapalı bir ortam olan serlerin içindeki havanın, dışarıdaki havadan farklı olması öncelikle düşünülemez. Nitekim normal havalandırma yapılan serlerin havası, dış hava ile eş değerlidir. Ancak havalandırma pencereleri kapatılmış veya çok az açılmış bir serde, bitki yetiştirilmesi ve çeşitli ısıtıcılar kullanılması durumunda, ser havasının bileşimi, dış havanın bileşiminden farklılık gösterebilir. Normal havada %003 civarında karbondioksit vardır. Ser içindeki karbondioksit konsantrasyonu, gece bitkiler solunum sırasında oksijen alıp, karbondioksit verdiklerinden, yavaş yavaş oksijen miktarı azalmaya ve karbondioksit miktarı artmaya başlar ve sabah saatlerinde karbondioksit miktarı en yüksek seviyesine çıkar. Güneş ışıklarının gökyüzünde belirmesiyle, bitkide fotosentez olayı devreye girer, bitki solunum sırasında karbondioksit alır ve oksijeni geri verir. Bir müddet sonra serdeki karbondioksit miktarı azalıp, oksijen miktarı artar. Akla hemen şu soru gelebilir. Bitkinin gece oksijen alıp, karbondioksit, gündüz tersi karbondioksit alıp, oksijen vermesi durumunda bir serde hiç havalandırma yapmadan bitkiler rahatlıkla üretilebilir mi? Ancak gece bitkiler dinlenme halinde olduğundan verdiği karbondioksit miktarı, gündüz çalışma halinde olan bitkinin beslenmesi için aldığı karbondioksit miktarından azdır. Başka bir değişle gündüz çok fazla karbondioksite gereksinim duyulur. Serde az veya hiç havalandırma yapılmazsa, ser içindeki karbondioksit miktarı bitkilerin büyüme, gelişmesi için gerekli olan besin maddelerinin yapımında kullanılan karbondioksiti karşılayamaz ve bitkilerin büyüme ve gelişmesi duraklamaya başlar. Bu yüzden serlerin havası, havalandırma yapılarak tazelenir. Bir çok durumda havada bulunan %003 oranındaki karbondioksit miktarı bile serde çok hızlı bir gelişme gösteren bazı bitkiler için yeterli olmaz, ayrıca ser havasına dışardan karbondioksit karıştırmak gerekir. Yani serde karbondioksit gübrelemesi yapılır. Ser pencerelerinin açık olması durumunda, yukarıda belirtilen ser havası içindeki oksijen ve karbondioksit oranlarının artış ve eksilişlerini izleme olanağı pek olmaz.
Ser havasında, sadece oksijen ve karbondioksit oranlarında farklılık görülmez. Serde yapılan ısıtmada odun, talaş, kömür ve ağır yağ yakan değişik tipte sobalar kullanılması durumunda, sobalardan ve borularından meydana gelebilecek gaz kaçakları, ser havasının bileşimini değiştirir. Karbonmonoksit, kükürtdioksit, hidrojensülfür, amonyak, etan, metan gibi gazlar devreye girer. Bu gazların bazılarının çok az konsantrasyonları bile ser içindeki bitkilerin zararlanmasına neden olur (Cetvel 1).
Cetvel 1. Bazı gazların bitki ve insanlara yaptığı zarar limitleri
Gazlar ve zararlı etki ppm değerleri
Türü------------------------------------------------
SO2 NO2 NH3 O3 CH2O CO C2H4 CgHg
Ser içindeki sıcaklığa bağlı olarak havadaki su oranı ve dolay siyle , nem yüzdesi oldukça değişiklik gösterir. Hava ısındıkça içinde tutacağı su oranı ve nem yüzdesi fazlalaşır. Tersi, hava soğudukça azalır. Ser havasındaki su oranı artması, serde yapılacak sulamanın yapılış şekil ve miktarının değişmesine etkili olur. Salma ve taşırma sulamada daha fazla su kullanılmasına karşın, suyun hava ile teması az olduğundan, ser havasına suyun karışma oranı düşüktür. Yağmurlama sulamada az su kullanılmasına karşın, yağmurlama sulamada havaya püskürtülen su damlacıkları ne kadar ince zerreli olursa, havaya karışacak su oranı
o kadar yüksek olur. Damlama sulamada suyun havaya karışma olasılığı yok denecek kadar azdır.
Topraktan meydana gelen buharlaşma (evaporasyon), bitkiden meydana gelen terleme (transprasyon) beraberce ki, buna da Evapotrans-prasyon adını veriyoruz, serdeki nem oranının artmasını büyük ölçüde belirler. Terleme ve buharlaşma ne kadar artarsa, serdeki nem oranı da o kadar artar. Bu da ser sıcaklığı ve güneşlenme ile ilgilidir.
Görüldüğü gibi, ser havası dış hava ile aynı bileşime sahip olması gerekirken, ser içinde gelişen olaylar ve yapılan değişik uygulamalarla kısmı sapmalar gösterebilir.