Dış hava koşullarının bitki yetiştirmeye elverişli olmadığı bir dönemde ser içinde üretim yapıldığından, serler bu kötü koşullara karşı bitkileri koruyucu görev yapar. Serin örtü malzemesi güneşten gelen orta ve kısmen kısa ve uzun dalgalı ışıkları geçirir. Ancak çok uzun ve çok kısa dalgalı ışıkların geçmesini önler. Ser içine giren güneş ışıkları­nın bir kısmı bitkiler ve toprak tarafından emilir, diğer bir kısmı yansır. Bitkiden ve topraktan yansıyan ışıklar, uzun dalgalı ısıtıcı, infrarüj ışık­lar şekline dönüşür. Bu ışıklar tekrar örtü malzemesine geldiğinde, örtü malzemesi uzun dalgalı ışıkların geçmesine izin vermediğinden, ser için­de tutulur, hapsedilir. Bu bakımdan ser içinde kalan bu ısıtıcı ışıklar, ser havasını ısıtarak serde bir etki meydana getirir. Bu etkiye "SER ETKİSİ" adı verilir. Dolaysıyla, ser içi hava koşullan, dış hava koşullarından ister istemez farklı bir durum gösterir.
Serde bitki yetiştirmek oldukça bilgi isteyen bir iştir. Ser içersinde, kapalı bir ortamda, dış koşulların etkisinin kısmen azaltıldığını var say­dığımızda, dışarıda yetiştiriciliğe göre serde daha kolay bitki üretileceği akla gelebilir ve bu doğrudur. Ancak kapalı ortamda oluşacak iklim ve iklim değişikliklerinin iyi ayarlanmasına bağlıdır. Serler içersinde hüküm süren iklim faktörleri arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bilin­diği gibi, ser içindeki iklim faktörleri ışık, sıcaklık, nem ve hava hareke­tiyle ortaya çıkar. Bu faktörlerden birisinin değiştirilmesi, diğer faktörle­rin de buna bağlı olarak değişmesi demektir. Hava sıcaklığı yükselen bir serde, sıcaklığı düşürmek için, akla havalandırma pencerelerini açmak gelir. Dışarıdaki soğuk havanın içeri alınması ve serdeki sıcak hava ile yer değiştirilmesi sağlandığında, serdeki yüksek sıcaklık düşer. Böylece başlangıçtaki amaca kolayca ulaşılmış olur. Oysa, ser içindeki yüksek sıcaklık oluştuğu sırada, sıcak hava içinde daha fazla su tutulduğun­dan, ser içindeki rutubet oranı artmış durumdadır. Pencerelerin birden bire açılmasıyla, dışarıdaki soğuk hava ser içine girdiğinde, serin hava sıcaklığı düşürüldüğünden ve ser havası soğuduğundan tutacağı nem oranı azalır. Hava sıcakken tuttuğu fazla nemini içinde tutamaz ve fazla nem yoğunlaşarak, su şeklinde ser içindeki yüzeylerde damlacıklar oluş­turur. Bu damlacıklar özellikle ser örtüsünün iç yüzeyinde ve bitkiler üzerinde yoğunlaşır kalır. Örtüde biriken damlalar çatı meyil açısına bağlı olarak kısmen aşağıya kayşa bile, bir çoğu yer çekimi etkisiyle damlaya­rak bitkiler üzerine düşer. Sıcak hava ile ısınmış bitkiler henüz soğuma-dığmdan, bu soğuk damlacıklar bitkilerde şok tesiri meydana getirir. Toprağın fazlaca ıslanmasını sağlar. Böylece bitki büyümesine kötü etki yapar. Ayrıca bitki üzerindeki aşırı ıslaklık, mantar ve bakterilerin yaşa­yacağı en uygun ortamı oluşturduğundan, serde hastalık olanağını art­tırır. Görüldüğü gibi, sıcaklığı yükselmiş bir serde aniden pencereleri açarak, sıcaklığı düşürmek çok kolay ve etkili bir işlemken, dikkatsizce havalandırma yapılması hiçte hoş olmayan sonuçları ortaya çıkarabil­mektedir. Bu serde öncelikle yüksek sıcaklığın oluşmasına daha başlan­gıçta izin vermemek gerekirdi. Eğer bunun için vaktinde pencereler açıl­mış ve havalandırma yapılmış olsaydı, ayrıca serde yüksek sıcaklığı mey­dana getiren güneş ışıklarının ser içine girmesi gölgeleme yaparak önlen-seydi ve böylece ser kliması devamlı kontrol altında tutulsaydı, yukarı­daki yüksek sıcaklık meydana gelmeyecekti. Bir başka yoldan ser havası devamlı hareketli tutulabilseydi, örtü malzemesi veya bitkiler üzerinde nemli hava durmadığından, havanın içindeki nemin buralarda yoğunlaş­ma ihtimali azalacaktı.
Bir diğer örnek, kış aylarında güneş ışıkları miktarı azaldığından, ser üzerindeki ısıtma ve ışıklandırma özelliğinin kaybolmasıdır. Bu du­rumda serde ısıtma ve ışıklandırma yapılması gerekebilir. Ancak yeter­siz ışıkta, ısıtmanın aşın derecede yapılması ve buna bir de aşın sula­manın eklenmesi, bitkilerde derhal boya kaçma meydana getirir. Esa­sında boya kaçmanın asıl nedeni ışık azlığıdır. Çünkü ışık miktarının azalması durumunda, bitkiler yeterli düzeyde özümleme yapamaz, bitki­nin hücre çoğalmasıyla meydana gelen boya büyümesi durur. Yerine, sıcaktan ve sudan ortaya çıkan hücre boyunun uzamasından ortaya çıkan boy uzaması, yani boya kaçma meydana gelir ve bitki uzuyormuş hissini verir. Ancak bu bitkiler uzun boylu ve cılız bir yapı gösterir. Işığın az olduğu dönemlerde ser sıcaklığını ve bitkilere verilecek su mik­tarını, az olan ışık miktarına göre ayarlamak gerekir. Bu ayarlama ne kadar iyi yapılırsa, bitkiler o kadar normal büyüyebileceklerdir. Örnek­leri çoğaltmak mümkündür. Pratikte karşılaştığımız bu tip olaylar, onların meydana gelme şekli ve kontrolü, bir yetiştiricinin ser yetiştiri­ciliğinde başarılı, diğer yetiştiricinin başarısız olma sebebidir. Dolayısıyla, ser içindeki iklim koşullarını ayarlanma kabiliyeti ve becerisi, bir yetiştiricinin başarı ve başarısızlığını ortaya koyan önemli bir kıstastır.
Ser içindeki sıcaklığın oluşması, öncelikle güneş ışıklarının ser içine giriş miktarına ve şiddetine bağlıdır. Bulutsuz bir günde, güneş ışıkları direkt olarak ser içine girer. Bu ışıkların 400 nm kadar olanları kısa dalgalı ışıklardır. Kısa dalgalı ışıkların çok azının, örtü malzemesi tarafından ser içine girmesine izin verilir. 400-760 nm arasında orta dalgalı gün ışıklarının hepsi rahatça örtü malzemesinden geçerek, serin aydınlatılmasını sağlar. 760 nm'den daha uzun dalga boyuna sahip ışık­lar uzun dalgalı ışıklardır ve seri ısıtıcı özelliğe sahiptir. Uzun dalgalı ışıkların da belirli bir bölümü (2000-4000 nm) rahatlıkla ser içine gire­bilmektedir. Daha uzun dalgalı ışıklar örtü materyali tarafından tutula­bilmektedir. Ser içine giren ışıkların miktarı, dünyaya ulaşan tüm güneş ışıklarının % 40-60'dır. Gelen güneş ışıklarının bir kısmı örtü malzemesi tarafından yansıtılır veya absorbe edilir, yani ser içine sokulmaz. Ser içine giren güneş ışıkları bitki ve toprak yüzeyine çarpar. Bu esnada bir kısmı bitki ve toprak tarafından emilerek, tutulur. Hem toprak ve hem de bitki ısınır. Bitki tarafından tutulan kısmı, bitkinin solunumu, asimi­lasyonu, transprasyonu, hücre bölünmesi ve çoğalması gibi hayati işlev­lerinde kullanılır. Toprak tarafından tutulanların da bir kısmı önce top­rak canlılarının hayatsal olaylarında ve daha sonra da topraktaki fizik­sel ve kimyasal olayların gerçekleşmesinde görev alır. Bitki ve toprak tara­fından tutulan ışıkların bir bölümü yüksek dalgalı radyasyon ışıkları olarak tekrar ser içerisine geri verilir. Bitkiden ve topraktan yansıyan ve geri verilen bu yüksek dalgalı radyasyon ışıklarının büyük bölümü örtü malzemesi tarafından tutulduğundan, ser dışına çıkamaz ve ser içinde kalır. Ser havasının ısınmasını sağlar. Her ne şekilde ısınmış olursa olsun, ısınmış hava, ağırlığı azaldığından ve genleştiğinden yukarıya doğru yük­selir ve serin üst mahya boşluğunda toplanır. Örtü malzemesiyle temas eden ısınmış ser içi havası, dışarıda soğuk hava ile teması olan örtü malzemesinin soğukluğunu emer, soğur ve ağırlaşarak örtü kenarından aşağıya toprak yüzeye doğru kayar. Tekrar ısınır ve yükselir. Böylece ser içinde, orta kısmında ısınan ve yukarıya yükselen, örtü malzemesinde soğuyan ve yanlardan aşağıya inen bir hava sirkülasyonu başlar. Yani fiziksel kurallara bağlı olarak, ser içinde kendiliğinden bir hava hareke­ti meydana gelir. Örtü malzemesi serdeki sıcaklığı emdiği ve dışarıya doğru verdiğinden, serdeki sıcaklık azalır. Ser içi ile dışı arasındaki sıcaklık farkı ne kadar fazla ise kaybolan sıcaklık o kadar artar. Serde bulunan bitkilerin taze havaya gereksinimleri vardır. Çünkü fotosentez yaparken karbondioksiti alır ve özümlemede kullanır. Bir müddet sonra ser içindeki karbondioksit miktarı azalır ve bitkilerin gereksinimlerini karşılamaz, dışarıda ki taze havanın ser içine alınması gerekir. Bazen ser içindeki sıcaklık ve nem miktarı da bitkilerin istemediği düzeye çıkar. Bu fazla sıcaklığın ve nemin de serden atılması için, dışarıdaki havanın ser içine alınması ve serdeki havanın dışarı atılması, yani serlerde hava­landırma yapılması gerekir. Ayrıca sere giriş ve çıkışlarda kapıların açıl­ması da bir miktar hava değişimi meydana getirir. Bu durumlarda ser­deki ısı ve nem kayıpları çoğalır.
Dikkat edilecek olursa, güneş ışıkları serlerde ısınmayı, ışıklan­mayı ve kısmen hava hareketinin oluşmasını temin etmektedir. Ancak üretim yaptığımız devrelerde, her zaman direkt güneş ışıklarını bulma olanağı yoktur. Kış aylarında, bulutlu günlerde güneş ışıkları bulutlar arasından süzülerek, daha az miktarda gelir. Bu ışıklar diffüsyon ışık­larıdır. Daha çok orta dalgalı ve az miktarda uzun dalgalı ışıkları kap­sar. Bu yüzden ser aydınlıktır. Ancak sıcaklık yeterli miktarda değildir ve ser, bitkilerin istediği sıcaklığa ulaşamaz. Eğer bulutluluk oranı artar, saatler ve hatta günlerce sürerse, serin ısınması ve aydınlanması yeteri derecede olmaz, bitkiler istenen sürede ve düzeyde gelişme gösteremez. Bu durumda bitkilerin yeteri kadar büyümelerine ve verim vermelerine olanak sağlayacak ışık ve sıcaklığın suni yoldan temin edilmesi gerekir. Dolaysıyla serler suni yoldan çeşitli ısıtıcılar kullanarak ısıtılır ve elekt­rik lambaları yakılarak aydınlatılır.
Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı üzere, her ne kadar serler kötü dış koşullardan bitkileri korumak için yapılmışlarsa da, bu koru­ma belli bir dereceye kadar olmakta, dış koşulların çok kötüleştiği ve bu derecelerin üstüne çıktığı zamanlarda yeterli olamamaktadır. Buradan şu sonuca ulaşabiliriz. Serler maliyetleri oldukça yüksek, fazla finas-man isteyen kuruluşlar olduğundan, bu yüksek maliyeti karşılamak üzere hiç boş bırakılmadan devamlı kullanılmaları, içinde en karlı bitki­leri hiçbir aksama olmadan, en kısa zamanda, en yüksek verim ve kalite verecek şekilde yetiştirilmeleri, bunun içinde serin kendi tabii koruyucu özellikleri yanında, ısıtma, soğutma, aydınlatma, nemlendirme vb. diğer bazı suni koşullar yaratılarak bitkiler için en uygun ortamların (klima­nın) sağlanması ve içinde bitki üretilmesi gerekir. Ser klimasının oluşma­sına, ser içindeki olaylarla birlikte, ser dışında meydana gelen iklim olaylarının etkisi vardır. Bu bakımdan serde klima oluşmasını iki ayrı yönden incelemekte yarar vardır
a.Ser dışındaki çevre koşulları nelerdir. Bunların sere, bitkilere ve
toprağa olan etkileri nelerdir?
b.Ser içinde oluşan klima koşulları nelerdir. Bu koşullar nasıl
oluşturulur. Oluşan koşulların bitkilere ve toprağa olan etkileri nelerdir
ve bu etkiler nasıl meydana gelir?
Ancak bu iki konunun önce ayrı ayrı incelenip, özellikleri ayrı ayrı ortaya konduktan sonra, karşılıklı etkisi incelenmelidir. Bu bilgiler ışığı altında ser kliması tam anlamıyla çözüme kavuşturulabilir. ?u halde öncelikle dış, çevre koşulları olan ışık, sıcaklık, rüzgar, nem, yağışlar ele alınacak, sonra bunların serdeki etkileri ortaya konacak, daha sonra dış çevre koşulları ışık, sıcaklık, rüzgar, nem ve yağış faktörlerinin ser içinde meydana gelen klimayı etkileri belirtilerek, bu etkiye karşı alına­cak önlemlerle ser kliması sıcaklık, ışık, nem ve hava hareketi faktörleri incelenecektir.