Ser içinde sıcaklığın oluşması öncelikle güneş ışıklarının ısıtıcı etkisiyle olur. Güneş ışıklarının ısıtıcı gücünün yükselmesi ve serin bir kapan gibi bu sıcaklığı tutması ile ortaya çıkar. Serde havalandırma bile yapılsa, öğlen saatlerinde ve sıcak mevsimlerde içeride biriken yüksek sıcaklığı düşürmeğe olanak yoktur. Hatırlanacağı üzere güneş ışıklarının enerjisi kcal/m2/h olarak ölçülür. Havanın bulutsuz olduğu günlerde güneş ışıkları bir engelle karşılaşmadan ser içine girer. Gelen güneş ışıkları miktarı, bölgesel koşullara bağlı kalarak değişmekle beraber, memleketimizde ilkbahar ve yaz aylarında 650-950 kcal/m2/h arasında değişir. Biz bu değeri 950 kcal/m2/h olarak aldığımızda, meteoroloji uzmanlarına göre güneş ışıklarının % 40-50 ısıtma enerjisine dönüşmektedir. Bu durumda 950 kcal/m2/h değeri 380-475 kcal/m2/h eder. Ayrıca serin kendi özelliklerinden dolayı, refleksiyon, absorbsiyon, kirlenme, yön, örtü ve iskelet malzemesinin özelliğine göre % 20-30 arasında bir kayıp ortaya çıkar. Bu yüzden, ser dışında bulunan yukarıdaki 380-475 kcal/m2/h değeri, ser içine 190-230 kcal/m2/h olarak intikal eder. Serlerden kaybolan ısı kaybı hesaplandığında, 1 dekar taban alanı ve 1700 m2 çevre alanı bulunan bir ser için, dışarıda 0°C sıcaklık varken, ser 20°C'ye kadar ısıtıldığında 100-125 kcal/m2/h lik seri ısıtma enerjisine gereksinim duyulur ve bu seri ısıtmak için, bu enerji sağlayacak bir ısıtma sisteminin kurulması gerekir. Güneş ışıklarının kesif olduğu bir dönemde 190-230 kcal/m2/h'lik güneş ışıklarının doğal ısıtma gücünü, serin yapay ısıtma gücü 100-125 kcal/m2/h ile karşılaştırdığımızda, ikisi arasında 2-2,5 misli bir fark karşımıza çıkar. Böylece güneşli bir günde, serdeki sıcaklık 20°C yerine 40-60°C'ye ulaşır. Nitekim söylenen zamanlarda serlerde hava sıcaklığı ölçüldüğünde bu değerler kolaylıkla bulunur. Bulutlu günlerde güneş ışıklarının büyük çoğunluğu bulutlar tarafından tutulduğundan, güneş ışıklarının ısıtma değeri serden kaybolan sıcaklık değerinin altına düşer. Yinede serde, dışarıdaki 0°C sıcaklıktan birkaç derece yüksek sıcaklık ölçülür. Bu örnekle, güneş ışıklarının seri ısıtmadaki rolünü kolayca ortaya konulmuş olur. Gece saatlerinde güneş battığından, ısıtıcı etkisi kaybolur. Kış aylarında düşük sıcaklıkta ısıtma yapılmayan serler soğur. Dışarıda eksi dereceler oluşmuşsa, serdeki bitkiler bundan etkilenir ve donar. Bu bakımdan serlerde gündüz ısıtmasından çok gece ısıtması önem kazanır.
Serlerde sıcaklık oluşumuna topraktan ve bitkiden ser havasına verilen sıcaklığın da etkisi vardır. Bu sıcaklık oluşumu iki şekilde cereyan eder. Birinci şekilde toprak ve bitki güneşten gelen ışıkların bir bölümünü emer. Bir kısmını yansıtır. Emilen ışıkların bir bölümü gerek topraktaki canlıların ve gerekse toprağın fizyolojik, kimyasal ve biyolojik özellikleri için kullanılır. Diğer bölümü tekrar ser havasına geri verilir. Bitkiye alman ışıkların da bir kısmı fotosentez, solunum, terlemede kullanılır, diğer kısmı yine dışarı verilir. Topraktan ve bitkiden dışarı verilen bu enerji dalga boyu 3000 nm değerinden büyük olduğundan, serin örtü malzemesi bu ışıkların ser dışına çıkmasına izin vermez ve ser içinde hapseder. Böylece ser havasının ısıtılmasına yardımcı olur.
Serdeki solunumla ortaya çıkan yanma olayında, 180 g C6H12O6 + 192 g O2 —- 264 g CO2 + 108 g H2 = + 674 kcal' lik
bir ısınma değeri ortaya çıkacaktır. Saatte bir bitki 0,5 g CO2 harcadığı zaman 1000 m2 üretim alanında 2500 adet bitki bulunduğunda ortama 2500x0,5= 1250g CO2 verilecektir. Yukarıdaki yanmaya göre, bu1250/264 x 674 = 5 x 674 = 3370 kcal/h
bir enerji meydana getirir. Bunun bir kısmı bitki tarafından kendi bünyesinde tutulur. Ancak % 50-70 civarındaki enerji ser havasına geri verilir.
3.2.4. Serde Sıcaklığın Etkisi
Serler, dış iklim koşullarının etkisinin ortadan kaldırıldığı tesisler olduğundan ve devamlı yetiştiricilik yapıldığından, burada aslında vege-tasyon süresinden söz etmek doğru olmaz ve bu hüküm ilk bakışta doğrudur. Ancak olay incelendiğinde ekonomik nedenlerle, serlerde de vege-tasyon süresine uyma zorunluluğu ortaya çıkabilir. Ülkemizin Akdeniz kuşağında, klima sistemi olmayan ve bu yüzden ısıtılmayan ve soğutulmayan serlerde üretim yapılır. Bu yüzden 15 haziran ile 15 eylül arası çok sıcaktan ve 15 aralık 15 şubat arası çok soğuktan serler boş bırakılır. Isıtma ve soğutma yapıldığında, serdeki üretim maliyet masrafları çok arttığından, bu üretim şekli ekonomik olmamaktadır. Bu yüzden bölgede soğuk aylar dışarı çıkartılarak, vegetasyon dönemi 1 eylül -1 ocak arası sonbahar, 1 ocak - 15 haziran arası ilkbahar olarak iki vegetasyon devresine ayrılır ve bu devreler Sonbahar ve ilkbahar yetiştiriciliği olarak adlandırılır. Ancak kış ayları sıcak geçen yerlerde ve senelerde, bu süre 1 eylülden 15 hazirana kadar devam edebilir ve bu vegetasyon devresine de tek ürün yetiştiriciliği adı verilir. Karadeniz bölgesinde, Akdeniz bölgesine karşın daha değişik bir şekil görülür. Vegetasyon 1 şubat veya 1 marttan itibaren başlar ve kasım veya aralığa kadar devam eder. Burada kışlar fazla soğuk olmadığı halde, kasım mart arasında bu sefer güneşlenme (ışıklanma) yeterli olmaz. Karadeniz bölgesinde yaz ayları, Akdeniz bölgesine göre daha az sıcak olduğundan, yüksek sıcaklıktan dolayı üretime ara vermeğe gerek kalmaz. Varsayalım ki, bir yerde fazla ısıtma ve soğutma yapmadan ser içinde yetiştiriciliği ekonomik olarak yapıyoruz. Bu durumda sere dikilen bir bitkiden yıllar boyu ürün almamız mümkün olabilir. Ancak birinci yıldan sonra bitkilerde meydana gelen dallanma, uzama ve özellikle yaşlanma ürün miktarının giderek azalmasına sebep olur. ?htiyarlayan bitkilerin yerine, yeni genç bitkilerin getirilmesi ekonomik açıdan zorunlu hal alır. Bu bakımdan serlerde eski bitkilerin sökülmesi ve yerine yenilerin getirilmesi, daima yeni bir vegetasyon olarak sayılır. Böylece serlerde de vegtasyon süresinden söz edileceği ortaya çıkar.
Serde sıcaklık gece ve gündüz sıcaklığı olarak değişiklik gösterir. Bitkiler gündüz sıcaklığın etkisiyle fotosentez yaparlar ve havadan karbondioksiti alıp, yerine oksijeni verir. Böylece besin maddelerinin oluşumu sağlanır. Bu maddeler hücre içinde birikir. Gece saatlerinde bitkide solunum sırasında oksijen alınıp, karbondioksit verilir. Bu bir yavaş yanmanın bitkide meydana geldiğine işarettir. Böylece gündüz hücre içinde depolanmış maddeler gece parçalanır. Sıcaklık ne kadar yüksek olursa, parçalanma o kadar hızlı cereyan eder. Hücrede gündüz depo edilen maddelerinin parçalanması ve tükenmesi, ertesi günkü bitki büyümesini engeller, fazla depo maddelerinin meyvelere taşınmasını kısıtlar ve meyveler küçük kalır, verim düşer. Bunun için serlerde gece sıcaklığını belirli bir ölçüde düşürerek, solunum yavaşlatılır ve depo maddelerinin parçalanması önlenir. Hücredeki fazla depo maddeleri böylece meyvelere, büyüme, çoğalma ve depolama merkezlerine taşınmaya başlar. Sebzelerde gece ve gündüz sıcaklığı arasında 6-8°C'lik bir fark yaratılır. Domatesler normalde 20-30°C arasında en iyi gelişir. Ancak serlerde ısıtma masraflarından tasarruf sağlamak üzere, daha düşük derecelerde iyi ürün veren çeşitlerin ıslahı yapılmıştır. Serlerde domateslerin istediği gündüz sıcaklığı 15-20°C'dir. Buna göre gece sıcaklığı 13-15°C arasında olmalıdır. Ancak minimum 10°C'ye kadar da indirilebilir. Yapılan denemelerde, gündüz ve gece domateslerin devamlı 24°C'de tutulması bitki gelişmesini aksatmış ve verimi oldukça düşürmüştür. Bu istek hıyarlarda gündüz 22-27, gece 17-21, biberler ve patlıcanlarda gündüz 20-25, gece 15-18°C'dir.
Serde, toprak ve hava sıcaklığının ayrı ayrı önemi vardır. Üzerinde bitki bulunmayan bir toprak her zaman daha sıcaktır ve ayrıca ser toprakları dış topraklara karşı daha sıcaktır. Ser toprağının sıcak olmasında en büyük etken güneş ışıklarıdır. Güneş ışıkları ile ısınan toprak, bu sıcaklığı yavaş yavaş radyasyon yoluyla ser havasına verir. Ser topraklarının ısınmasını bol miktarda kullanılan organik gübreler de sağlar. Organik gübrelerin mikroorganizmalar tarafından parçalanmasıyla ortaya bir enerji çıkar ve toprak ısınır. Ser topraklarında sıcaklık orta kısımlarda daha fazla, kenar kısımlarda daha azdır. Isıtılan serlerde, ısıtma sistemi toprağın ısınmasını sağlar. Isıtılmayan serlerde özellikle kış aylarında toprak sıcaklığı düşer. Kök gelişmesi yavaşlar. Su ve besin maddelerinin alımı çoğu kez durma noktasına gelir. Toprakta su ve besin maddesi olmasına karşın bitki bunları alamaz. Köklerde hastalanma başlar. Isıtılan serlerde bu olaylar ortadan kalktığından bitki gelişmesi ve verim
ısıtılmayan serlerden her zaman daha yüksektir. MAPPES; STE?B ve HÖSSL?N (1964), hıyar için toprak sıcaklığını 17, domates için 14 ve baş salatalar için 10°C olmasını yaptıkları araştırmalara dayanarak tavsiye etmektedir. Japonya'da ısıtılmayan serlerde, toprak içine rezistans telleri döşenerek ve 12-24 voltluk düşük voltaj verilerek (insanlara zarar vermeyecek, onları çarpmayacak şekilde) toprak ısıtılır. Bazı serlerde toprağı ısıtmak için kalorifer boruları toprağın 40-60 cm altına döşenir. Sıcak hava üflemeli serlerde, üfleme boruları toprak üzerinden geçirilerek, toprak ve havanın bir arada ısınması sağlanır.
Toprağın ısıyı tutma gücü fazla olduğundan, devamlı ısıtılmasına gerek yoktur. Toprağın ısıyı tutma gücü, toprağın yapısına, su tutma kapasitesine, taban suyunun yükselme durumuna, serdeki bitki örtüsüne göre değişebilir.
Doğal haldeki bir serde hava sıcaklığı, dış hava sıcaklığından her zaman yüksektir. SEEMANN (1952) ve BOHN (1971) Almanya'da yapılan çalışmada 75 m2 'lik bir serde, nisan ayının 22. günü güneşli açık havası, 21. günü bulutlu kapalı havasına karşın % 36 lik bir ışık artışı meydana getirmiş ve iki gün arasındaki ısınma farkı % 47 olmuştur. Ser içine giren güneş ışıkları miktarı, günlük sıcaklık değişimi, serin hacım büyüklüğü, ısıtmanın yapılıp yapılmaması ve bitki örtüsü ser sıcaklığının değişim nedenleridir. Serde hacım arttıkça ısınma azalır ve daha düzgün bir değişim gösterir. Sıcaklıkta çok çabuk iniş ve çıkışlar meydana gelmez (BOHN 1971). Küçük volümlü serlerde sıcaklığı dengelemek daha zordur. Nitekim tünel serlerde bu durum açıkça ortaya çıkar. Sıcak yerlerde serlerin daha fazla volümlü yapılması gerekir.
Havanın ser içindeki sıcaklığı, dikey ve yatay doğrultuda değişim gösterir. Yerden çatıya, kenarlardan ortaya doğru gidildikçe sıcaklık artar. Ayrıca güneyden kuzeye, sabah doğudan batıya, akşam batıdan doğuya doğru sıcaklık düşmesi görülür. Ser içinde sıcaklığı eşit hale getirmek, ser havasını hareket ettirmekle mümkündür.