Isıtmasız serler veya doğal ısıtma
Bu sistem daha çok sıcak bölgelerde kullanılır. Bu bölgelerde gündüz güneş ışıkları seri ısıtacak güçtedir. Hatta kış olmasına rağmen bazen öğle saatlerinde sıcaklık ser içinde 40-50°C'yi bile bulur. Ancak güneş battıktan sonra hava sıcaklığı düşer. Gece sıcaklığı serde genelde O°C'nin üstündedir. Ancak bazı yıllarda ve zamanlarda sıcaklık O°C'nin altına düşer ve serde don olayı meydana gelebilir. Bu gibi yerlerde ve serlerde yetiştiricilik eylül ayında başlar haziran ayma kadar devam eder. Yaz Aylarında sıcaklık çok yükseldiğinde ser içinde bitki yetiştiriciliği kısıtlanır. Ancak serlerde gölgeleme ve soğutma yapılarak (soğutmanın uygulanması oldukça yüksek maliyete sebebiyet verebilir) satış değeri ve verimi çok yüksek bitkilerin yetiştiriciliği yapılabilir. Aksi halde serler boş bırakılır. Eylül-Haziran ayı arasında yapılan yetiştiriciliğe tek mahsul yetiştiriciliği veya tek sezon üretimi adı verilir.
Eğer bulunduğumuz bölge sıcak bir bölge olmasına rağmen don dolayları sık sık meydana geliyorsa, bu durumda mahsul yetiştiriciliği yapılması tehlikeli (rizikolu) olur. Genelde don olayları daha çok aralık ayı sonu, ocak ayı ve şubat ayı başında meydana gelir". Bu bakımdan tek mahsul üretim süresi, eylül ayından ocak ayına kadar bir ve ocak ayından haziran ayına kadar iki ayrı döneme ayrılır. Birincisine "Sonbahar yetiştiriciliği" ve ikincisine de "İlkbahar yetiştiriciliği" adı verilir. Böylece sonbahar yetiştiriciliğinde, yaz ayları yüksek sıcaklarının sona erdiği devre başlangıç, kış ayları donlu günlerinin başladığı devre bitiştir. Serler, başlangıçtaki yüksek sıcaklıktan dolayı soğutma ve bitişteki düşük sıcaklıktan dolayı ısıtma masrafından büyük ölçüde kurtulur veya bu masraflar daha az yapılır. Sonbahar üretimin ilk anları ser içindeki sıcaklık, bitkilerin büyümesine ve çiçek tomurcuğu oluşturup, meyve vermesine yeterli düzeydedir. Ancak üretimin son anlarında donlu günler ortaya çıkabilir. Bu ana kadar serden ürünün büyük bölümü alındığından, serde don olayı meydana gelip bitkiler zararlansa bile (donduğunda), bu zararın yetiştiriciye büyük bir etkisi olmaz.
İlkbahar yetiştiriciliği kışın donlu günlerinin bittiği an başlar, yazın yüksek sıcakların olduğu döneme kadar sürer. Burada ısıtma ve soğutma masrafları sonbahar yetiştiriciliğinde olduğu gibi en aza düşürülür. Yetiştiriciliğin başlangıcında bitkiler çok ufak olduğundan, tesadüfen donlu günler meydana gelse, serde çeşitli koruyucular kullanarak bu bitkilerin korunması da daha kolaydır. Serlerde bitkileri dondan korumak için, serde ısı kaybını azaltıcı önlemler alınır. Bunlar çeşitli uygulamaları kapsar. Örneğin ser içindeki küçük boylu bitkilerin üzerine ikinci bir koruyucu plastik tünel yapmak, bunlardan ilkidir. Tüneller tek plastik örtü, çift plastik örtü, delikli veya deliksiz plastik örtü şeklinde yapılabilir. Genelde dış sıcaklık eksi l-3°C'ye düştüğünde, ser içi tünel sıcaklığı 0°C ile artı 1-3°C arasında bulunur. Dış sıcaklığın daha da düşmesi durumunda sadece alçak plastik örtüler veya tüneller dondan bitkileri koruyamaz. Bu durumda plastik tünellerin üzerine hasır veya kilim örtmek kısmen fayda temin eder. Bitki boyunun büyümesi durumunda, alçak plastik tüneller artık kullanılamaz. Bu durumda ser içi örtüleri devreye girer. Ser örtüsünün alt kısmına ikinci bir örtü çekilerek düşük sıcaklıktan bitkilerin korunması yapılır. Ser içi örtüleri tek kat veya çift kat olabilir. Donlu günlerde ser üzerinden yağmurlama sulama yapılması ikinci bir tedbir olarak karşımıza çıkar. Suyun donması çevreye sıcaklık verdiğinden, soğuk havanın durması önlendiğinden yine bitkilerin soğuktan zarar görmesi kısmen azaltılmış olur. Donlu zamanlarda havanın büyük vantilatörlerle hareket ettirilmesi de (yağmurlama sisteminde olduğu gibi) don olayını kısmen azaltır ve üçüncü bir önlem olarak kullanılabilir. Ser içi toprağının malçlanması da kısmen bir dördüncü koruma olarak devreye sokulabilir.
Donlu günler çeşitli tedbirler alınarak atlatıldıktan sonra, İlkbahar yetiştiriciliğinde, sıcaklık bitkilerin donmadan büyüyebileceği düzeye geldiğinden normal yetiştiriciliğe devam edilir. Ancak İlkbahar yetiştiriciliğinde sadece donlu günlerin etkisi düşünülemez. Bitkilerin çiçek tomurcuğu oluşturduğu ve meyve vermeye başladığı ilk dönemlerinde ser içi sıcaklığı gece ve hatta gündüz çoğu kez 10°C'nine altında kalabilir. Bu durumda ürün alınması yine zorlaşır. Çünkü bu derecelerde çiçek
oluşumu, döllenme ve meyve tutumu meydana gelmez. Bu zaman içinde de, serlerde gece ve gündüz sıcaklığının devamlı 10°C'nin üstünde olacağı zamana kadar ser içi örtülerini kullanmakta yarar vardır. Ayrıca bitkilere, çiçek oluşumunu arttırıcı hormon atılması ve açan çiçeklerin döllenip meyve vermesi için kimyasal maddelerin veya hormonların uygulanması, serde döllenmeyi sağlayacak vibratörlerin kullanılması, sere arı konulması gibi tedbirlere baş vurulur. (Dikkat çok az dozları kullanılıyor olmasına rağmen, hormon kullanma insan sağlığı acısından en son düşünülmesi gereken bir konudur.)
Diğer bir beşinci tedbir serlerde sadece donlu günlerde soba yakarak bitkileri dondan korumaktır. Burada soba yakmak seri ısıtma amacıyla yapılmaz, sadece dondan bitkileri koruma için ısıtmaya başvurulur. Bu kısım soba kullanımında tekrar ele alınacaktır.
Dikkat edilecek olunursa, kış ayları sıcak gecen yerlerde serlerin kullanılması bir yandan ısıtma yapmayı ortadan kaldırarak maliyetin üzerine düşürücü etki yaparken, diğer taraftan ani donlar meydana geldiğinde, tedbir almamış yetiştiricilere felaket, tedbir alan yetiştiricilere de ek bir maliyet getirmektedir. Bu ek maliyete rağmen yinede düşük sıcaklığın etkisi, bitki verimi üzerinde kendisini hissettirmektedir. Uzun yıllar ülkemizde serlerin ısıtılması üzerinde büyük çelişki yapılmıştır. Bütün ısrarlı anlatımlarımıza rağmen, bazı kişi ve hatta araştırma kuruluşları tarafından "sıcak bölgede serlerin ısıtılmaması gereksizdir" tezi savunulmuş ve ısıtmanın sadece dondan bitkileri korumak için yapılırsa faydalı olacağı fikri yetiştiricilere yanlış olarak aşılanmıştır. Aradan yıllar geçip, bölgede çiçekçilik yapan serlerin kurulması, bu işletmelerde ısıtma yapılması, bu arada tesadüfen ısıtılan serlerde sebze yetiştirilmesi ve ısıtılmayan serlere karşılık devamlı ısıtılan serlerde 2-3 misli ürün alınması, yukarıdaki serler sıcak bölgelerde ısıtılmamalıdır gibi yanlış düşünceyi ortadan kaldırmaya başlamıştır. Ayrıca topraklı yetiştiriciliğe göre tesis masrafı yüksek olan, topraksız yetiştiriciliğin devreye girdiği serlerde, daha kaliteli ve yüksek verimde için, serlerin ısıtılmasını zaten zorunlu hale getirmiştir. Yani bilginin ve tekniğin girdiği, büyük işletmelerde serlerin ısıtılması kaçınılmaz bir konu olmuştur.
Sıcak bölge sayılan Akdeniz'deki bu durumu, ülkemizin diğer bölgelerinde örneğin Karadeniz bölgesinde uygulamamız mümkün olamamaktadır. Karadeniz bölgesinde, kış ayları ılımlı geçmesine ve daha az dön olayına rastlanmasına rağmen, havanın devamlı bulutlu olması ve ışık miktarının düşmesi, burada daha değişik bir yetiştirme sürecini ortaya çıkarmaktadır. Karadeniz bölgesinde sıcaklıktan çok ışık azlığı ön faktör niteliği kazanmaktadır. Işık azlığı dikkate alınarak, şubat veya mart ayında yetiştiriciliğe başlanmakta, Akdeniz'e göre daha düşük yaz sıcaklığı olduğundan yaz boyunca üretime devam edilmekte ve üretime sonbaharın bitimine doğru son verilmektedir. Böylece ?ubat-Aralık ayları arasında tek mahsul yetiştiriciliği yapılmaktadır. Karadeniz bölgesindeki bu son üretim süreci Doğuanadolu, İçanadolu ve Ege bölgesinde de yer yer uygulanabilir. Bu bölgelerdeki yaz aylarındaki yüksek sıcaklık kısmen gölgeleme, kısmen seri dıştan yıkama, sulama ve mapet şeklinde soğutucu yastık kullanarak ve ser havasını soğutarak ortadan kaldırılabilir.