NEM
Hava neminin, bitki yetiştirme sırasındaki önemi bilim adamları ve hatta pratikte çalışanlar tarafından geç fark edilmiştir. Konu son yıllarda Fransız profesör FORGES'in "Dünyada her şey esasında yüzüyor. Bir şeyin ayrıntılarına girmeden önce, onun çok kurumu veya yaş mı? olduğunun bilinmesi gerekir" uyarısı ile giderek değer kazanmıştır (GÜNAY 1995).
Serde meydana gelen iklim faktörleri içinde, hava neminin büyük bir önemi vardır. Ser içi havası tarafından alınabilir su buharı miktarına, ser içi sıcaklığının etkisi bulunur. Sıcaklık yükseldikçe havanın içindeki nem miktarı artar ve doyma noktası olan %100 nem seviyesine ulaşırken, hava soğudukça nem tutma oranı düşer, en az nem doğru gider. Hava hangi sıcaklıkta olursa olsun, içindeki nem oranı azalıyorsa veya ortam havası içinde su bulunmuyorsa kuru hava özelliği kazanır.
Nem ile doyma noktasına doğru gelen sıcak hava, soğuduğu zaman, içindeki fazla buhar yoğunlaşır sis, çiğ ve su haline dönüştürür. Yoğunlaşan bu suya kondanse su adı verilir. Kondanse su ser içindeki, bitkiler üzerinde ve ser örtü malzemesi iç yüzeyine yapışmış damlalar halinde kendini gösterir. Kondanse su oluşumu devam edecek olursa, fazla damlalar örtü malzemesinden ser içine damlar. Soğuk olan bu damlalar, sıcak bitkilerde bir şok etkisi meydana getirebilir ve ayrıca serde çalışanları rahatsız edebilir.
Kuru ve sıcaklığı yükselen bir havada nem açığı ortaya çıkar. Bu nem açığı, öncelikle ser içindeki bitkilerin yaptığı terleme ve topraktan meydana gelen buharlaşma ile kapatılır. Serde, sulama ve özellikle yağmurla yapılmışsa tabiatıyla bununda hava neminin doyurulması üzerine etkisi olacaktır. Bu bakımdan kuru ve sıcaklığı yükselen bir serde buharlaşma, terleme oranı artar ve ser içi havası nem ile doymaya başladığında da buharlaşma ve terme oranı azalır.
Buradan şu sonucu çıkartabiliriz. Havayı ısıtma ve soğutma ile, ser içindeki nem oranın istediğimiz gibi farklılaştırabiliriz. Serdeki havalandırmanın da, nem oranın değişmesine etkisi vardır. Dışarıda kuru bir hava varsa, bu hava sere alındığında ser nemini azaltır ve tersi nemi yüksek bir hava varsa, nemi yükseltir. Nemi yüksek bir serde hava ha-reketsizse, soğuk örtü malzemesine temas eden nemli hava, soğudu için, içindeki nemin örtü yüzeyinde yoğunlaşmasına sebep olur. Bu, bir yandan gelen güneş ışıklarının ser içine girmesini engeller, diğer yandan \yukarda belirtilen damlama olayını ortaya çıkartır. Serde meydana getirilecek hava hareketi ser içi nemli sıcak havasının, soğuk örtü malzemesiyle olan temasını aza indirdiğinden, kondanse su oluşumunu ve damlamayı daha az ölçüde meydana getirir.
Belli bir sıcaklıkta su ile doymuş hava %100 neme sahiptir ve havanın içindeki nem oranının yüzde ile ifade edilmesine havanın "Nispi nem oranı" denir. Havanın içindeki nem oranının g/m3 ile gösterilmesine de "Mutlak nem" adı verilir. Havanın nem oranının ölçülmesinde higrometreler, hiğrograflar (yazıcı aletler), polimetreler ve esas olarak psikro-metreler kullanılır.
Hiğrografların ve higrometrelerin bir kısmı fabrikasyondur ve bunların kullanımı son derece kolaydır. Özel metalden yapılmış higrometreler serin belli yerlerine bitki yüksekliğinde asılır. Ancak bunlar devamlı ser içinde asılı tutulursa ve dikkat edilmeden üzerine su sıkılırsa, alet içi nem ile doyma noktasına geldiğinden, devamlı %100 veya buna yakın yüksek değerde nispi nem göstererek bizi yanıltabilir. Burada dikkatli davranmak, fazla işçilikte çıkarsa, mümkünse higrometreleri ölçmeden biraz önce asmak ve sonra toplamakta yarar vardır. Hiğrograflar, bitkiler arasında, 50-60 cm yükseklikteki bir sehpa üzerine konur veya ser askılarına asılır.
Nispi nemin en sağlıklı, rezervuan ıslak tutulan, ıslak ve kuru iki termometreden oluşan pisikrometreyle ölçülür. Ölçü alınırken serdeki hava hareketinin 1-2 m/sn olması gerekir.
Belirli bir sıcaklıkta ve nispi nem yüzdesine sahip bir hava, dışardan nem almadan ısıtıldığında, bu havanın nispi nem oranı azalır, su doyma eksikliği artar, ancak g/m3 mutlak nem oranı değişmeden aynen kalır. Aynı hava soğutulursa, nispi nem oranı artar. Doyma eksikliği azalır ve bunun yerine doyma fazlalığı baş gösterir. Bu durumdaki hava, doyma noktası altına kadar içindeki fazla nemi yoğunlaştırarak, dışarı su verir. Nispi nem oranı sabit kalırken, mutlak nem oranı azalır. Hava içindeki mutlak ve nispi nem oranları rahatça bulabilmek için FACH-MANN bir cetvel meydana getirmiştir (GÜNAY 1995). Bu Cetvel 14 'dü kullanarak yukarıda anlattığımız konuyu daha açık bir şekle dönüştürelim. 12°C sıcaklığa sahip bir ser havası % 100 nispi nem içeriyorsa, bu havanın mutlak nem oranı 10,7 g/m3 'tür. Bu havanın sıcaklığı, 28°C 'ye nem almadan ısıtılır ve yükseltilirse, 10,7 g/m3 mutlak nem değeri
değişmeden kalır, fakat nispi nem oram azalır ve % 40 'a düşer. 28°C'ki havanın %100 nispi nem oranında içerdiği mutlak nem oranı 27,0 g/m3 'tür. 12 ile 28°C ava arasındaki %100 nispi nemde, doyma eksikliği 27,0-10,7=16,3 g/m3 'tür. Bu fark ancak havanın su alması ile kapatılır. Yukarıdaki konuda da belirttiğimiz gibi, bu eksiklik bitkilerin terlemesi, topraktaki suyun buharlaşması ve ser içine su püskürtülmesi veya yağmurlama su verilmesiyle karşılanır. 28°C'de %100 nispi nemde, 27,0 g/m3 mutlak nem içeren bir hava 2°C'ye kadar soğuyacak olursa, 2°C havanın %100 nispi nemdeki mutlak nem oranı 5,6 g/m3 olduğundan, %100 nispi nem oranı değişmeden kalırken, mutlak nem oranı 27,0-5,6= 21,4 g/m3 fazlalık gösterir. İşte bu fazla su ser içinde yoğunlaşarak örtü malzemesi ve bitkiler üzerinde toplanır.
Hava nemini ayarlamak oldukça güç bir iştir. Havada nemin giderek azalması, bitkilerde terlemeyi hızlandırır. Ancak havanın nem açığı çok fazla ise bitkiler terleme ile çok su kaybederken, kökleri ile yeteri derecede su alamadıklarından ve terlemede kaybedilen suyu karşılayamazlar. Bu durumda bitkiler önce stomalarını belli ölçüde kapatarak, su alışına göre terleme oranını ayarlamaya çalışır. Fakat başa çıkamadığında, stomalarını tamamen kapatarak terlemeyi durdurur. Tabiatıyla su alımı da buna bağlı olarak durur. Bitki hücrelerinde, plazmoliz olayı meydana gelerek, pörsüme ve solma başlar. Bitkinin yaprakları aşağıya doğru sarkar. Bu durumu günün öğle sıcak saatlerinde ser içinde görmek mümkündür. Bu saatlerde ve bu bitkilerde besin maddeleri alınmadığından, stomalar kapalı olup, solunum yapılmadığından ve CO2 alınmayıp özümleme durduğundan, bitkiler beslenemez. Büyüme durur. Olayın devam etmesi durumunda bitkiler ölüme kadar giden sonuçlar ortaya çıkar. Yüksek sıcaklığın etkisi kaybolduğunda, bitkiler normal yaşamına döner. Köklerle alman su, yapraklardan kaybolan suyu karşıladığından, bitki hücreleri su ile dolar, turgor meydana gelir ve bitki yapraklan dikleşerek yukarı doğru kalkar.
Serde fazla hava nemin oluşmasında, bitkiler çevresindeki %100 nispi hava neminden dolayı, kökleri ile aldıkları suyu, terleyerek yaprak stomalarından dışarıya atamaz. Hücreler su ile dolgun olduğundan, turgor durumunda olup, gergin bir vaziyettedir. Bitkide solunum ve terleme olayları yine durmuş vaziyettedir. Bu durumda çoğu bitkilerde gu-tasyon meydana gelerek, bitki içersindeki fazla suyun bir kısmını yaprak ve gövde üzerindeki çatlaklardan ve hidatod adı verilen delikçikler-den çiğ olarak dışarı atar ve bünyesini rahatlatmağa çalışır. Ortamda yüksek nemin devam etmesi, solunumu, beslenmeyi ve buna bağlı olarak, hücre bölünmesini ve çoğalması durduğundan, bitkideki büyüme mevcut hücrelerin fazla su etkisiyle boylarını uzaması şeklinde ortaya çıkar. Bitkiler cılızlaşır, boya kaçar, renkte açılma meydana gelir.
Serde yetiştirilen bitkilerin devamlı aynı düzeyde büyümesi ve gelişmesi, verim vermesi istenir. Bitkiler, aşın nem ve kuraklıkta gibi kötü koşullarda kısa bir süre bile kalsalar, bu zaman içindeki büyümeleri durur. Bu gibi olumsuz durumların yetiştirme devresi boyunca belirli aralıklar meydana gelmesi veya devam etmesi, serdeki erkenciliği geriletir, yeterince ürünün zamanında alınmasını engeller ve karlılığı azaltır. Serdeki sıcaklığın iyi ayarlanması, nemin kontrol edilmesi, havalandırma yapılması, topraktan ve bitkilerden ser içi havasına doğru devamlı bir buharlaşma ve terleme gerilimi meydana getirir. Bitkilerde terleme hiç durmaz. Bitkiler devamlı su kaybettiklerinden, topraktan devamlı besin maddelerini ve suyu, solunum yaptıklarından CO2'yi alır, beslenir, büyür ve istenen miktarda ve zamanda erkenci verim verir. Bu bakımdan serde yetiştirilen bitkilerin su alış verişleri hiçbir şekilde azaltılma-malı ve bozulmamalıdır. Yukarıdaki olaylar sırasında bitkilerde sadece beslenme bozukluğu meydana gelmez, anı zamanda fizyolojik hastalıklar ortaya çıkar. Özellikle mantari ve bakteriyel hastalıklar meydana gelir. Bitkilerin bünyesi zayıfladığından bunlara yakalanma şansı artar. Mildiyu, külleme, hıyarlarda tepe sürgünü kıvrılması, yaprak yuvarlaklaşması, solgunluk, yanıklar bunun bariz örnekleridir.
Akşam geç saatlerde yapılan sulama ile topraktan buharlaşma ve bitkilerdeki terleme havadaki nispi nem oranını gece saatlerine doğru arttırır. Bu sırada serde, gündüz saatlerine göre gece sıcaklığın düşürülmesiyle havadaki fazla nem yoğunlaşarak bitkiler ve örtü malzemesi üzerinde yoğunlaşır. Bitkiler düşük sıcaklıkta ve nemli bir ortamda, ıslak olarak geceyi geçirir. Bu durum bitkilerin özellikle mantari hastalıklara yakalanması için uygun bir ortamdır. Kendimiz geç saatlerde sulama yaparak bu ortamı hazırlamış oluruz. Bu bakımdan sulama işlemi kış aylarında öğleden önceki saatlerde yapılmalı ve havalandırmayla birlikte, sulamanın etkisi akşam saatlerine kadar geçmeli, geceye ser havasın-daki nem oranı düşük olarak girilmeli, serdeki kondanse en az bir seviyede cereyan etmelidir.
Serdeki aşırı nemi ortadan kaldırmanın değişik yollan vardır. Serdeki sıcaklığı arttırmak, sıcak havada daha fazla su tutulduğundan ilk yöntemdir. Ancak hava sıcaklığı belirli ölçüde arttırılabilir.
Dışarıdaki hava kurur ise, ser pencerelerini açarak, havalandırma yapılması ikinci bir yoldur.
Dışarıda da nemi yüksek hava var ve serde de daha fazla sıcaklık artışı yapılamıyorsa, bu sefer ser havası hareket ettirilerek kısmen bitkilerin çevresinde bir rahatlama ortaya çıkar. Hava tabakaları karıştığı için nemlilik biraz azalır. En kötü ihtimalle bitkiler üzerinde kondanse su oluşması, mantari ve bakteriyel hastalık ortaya çıkması kısmen de olsa önlenir.
Aşırı nemin ortaya çıkmaması için sulamaya dikkat edilir. Sulama suyu miktarı azaltılır, sulama aralığı uzatılır. Toprak üzerinde çeşitli malçlamalar ve özeklikle plastik malçlama yapılır. Böylece topraktan suyun buharlaşması en aza indirilir