YAĞIŞ
Yer yüzünde bulunan su yüzeylerinden ve topraktaki suyun buharlaşmasından, hayvan ve bitkilerin terlemesinden havaya devamlı bir su buharı iletişimi olur, bulutlar meydana gelir ve daha sonra değişik yağış şekilleriyle tekrar suya geriye dönüşüm meydana gelir. Bir başka değişle yeryüzündeki suyun büyük bölümü önce buhar ve sonra yoğunlaşarak tekrar su olarak devamlı yer ve hal değişimine uğrar. Bu kesintisiz yinelenen değişim sistemine "Çevrim" denir. Havada her zaman belirli bir oranda su buharı bulunur. Sular, güneşin ve diğer sıcaklık etmelerinin etkisiyle buharlaşır ve eğer hava soğumaya başlarsa, havadaki su buharı soğuyarak yoğunlaşmaya başlar. Yoğunlaşan su buharı yağış olarak yer yüzüne düşer. Yağışın pus, sis, çiy, kırağı, yağmur, kar ve dolu gibi çeşitli şekilleri vardır.
Bir nemli hava kütlesi, kendisinden daha soğuk bir kara parçası üzerinden geçerse yoğunlaşma genellikle pus, çiy veya kırağı olarak kendisini gösterir. Havadaki nemin yoğunlaşmağa başladığı sıcaklığa çiy noktası denir. Sıcak ve nemli bir hava kütlesi, daha soğuk bir hava kütlesi ile karşılaşırsa, bu durumda ya bulutlar meydana gelir ve pus veya sis oluşur. Pus veya sisin oluşumu, esasında hava neminin yoğunlaşma derecesine bağlıdır. Yoğunluk arttıkça pustan sise doğru geçiş olur. Pus veya sisin bir başka ortaya çıkış biçimi, açık ve durgun gecelerde topraktan ışınım yoluyla ısı kaybolduğu zaman, toprakla temas eden nemli hava pus ve sisi meydana getirir. Rüzgar olmadığı zamanlar soğuk hava alçalarak yüksek yerlerden, alçak vadilere doğru kayar, bundan dolayı pus ve sis daha çok vadilerde ortaya çıkar. Bulutlu gecelerde ışınımla ısı kaybı olmadığından sisin meydana gelme ihtimali azalır. Havası kirli yerlerde, havadaki toz ve duman sis tarafından tutulduğundan, daha yoğun ve koyu renkli sis meydana gelir.
Ilık ve durgun gecelerde ve özellikle sabah saatlerinde, havadaki su buharı gece hızla ısı kaybeden ve havaya nazaran daha soğuk olan bitki ve diğer nesnelere temas ettiğinde, soğuyarak içindeki fazla suyu bunların üzerinde yoğunlaştınr ve çiy meydana gelir. Havadaki su buharının yoğunlaşarak çiy damlacıklarına dönüştüğü sıcaklığa "Çiy noktası" denir. Siste olduğu gibi durgun ve bulutsuz geceler çiy oluşumuna daha elverişlidir. Bir yılda iklime bağlı kalarak çiy oluşumu 10-80 mm arasında değişir.
Çiy oluşum sıcaklığı sırasında, temas ettiği yüzeylerde sıcaklık 0°C altına kadar düşerse, su damlacıkları o yüzeylerde buz haline geçerek, sabah pencereden baktığımızda otların ve ağaçların üzeride kırağı denen tabiat harikası o güzel ince don tabakasını görürüz.
Nemli hava kütlesinin yükselerek soğuması sonucu bulutlar meydana geldiğini belirtmiştik. Bu soğuyan nemli hava içindeki buharın bir kısmı yoğunlaşır ve su halinde havadaki toz parçalan üzerinde toplanır. Soğumanın artmasıyla, sıcaklığın düşmesiyle, havanın tutacağı nem oranı azalacağından, içindeki fazla nem daha da yoğunlaşıp, daha fazla su haline dönüşür ve tozlar üzerindeki su kitlesi büyür, nihayet damlacık halini alır ağırlığı yüzünden havada daha fazla tutunamadığından, yağmur olarak yer yüzüne düşer. Yağmur damlacıklarının çapı milimetrenin beşte biri olduğu an, yağmur yağmaya başlar ve damlacıklar saniyede yaklaşık İm hızla düşer. Damlacıkların çapı birkaç milimetreye kadar çıkabilir ve tabiatıyla düşüş hızları da bundan dolayı artar.
Soğumanın artması, havadaki su damlacıklarını kara ve hatta doluya çevirir. Bu sefer yağış kar veya dolu şeklinde ortaya çıkar.
Kar, havadaki su buharının donarak tüye veya iğneye benzeyen buz kristallerine dönüşümüdür. Şekli, geometrik biçimde düzgün altıgen kristallerden oluşur ve binlerce farklı şekilleri meydana gelir. Düşük sıcaklılarda kristaller birbirinden ayrı tüy halinde, donma noktasına yakın sıcaklıklarda kristaller birleşerek kar taneleri olarak yer yüzüne düşer ve toprağı kaplar. Hava çok soğuksa kar kuru ve toz halindedir. Kar yavaş yavaş eridiğinden, toprağın ve akarsulann iyi bir su kaynağıdır. Genelde 60-80 cm kalınlığındaki bir kar kütlesi çözüldüğünde yaklaşık 2-3 cm kalınlığında su içerir.
Dolu, fırtına bulutlarından oluşan küçük buz toplannın yer yüzüne düşme şeklidir. Bulut içindeki su damlaları güçlü hava akımlarından birine kapıldığında, bulutun üst katmanlarına doğru sürüklenir. Buradaki dondurucu soğuk su damlalarım küçük buz toplarına çevirir. Ağırlığı artan ve aşağıya düşen toplar, alttaki su damlacıklannı çevresine sanp büyüklüğü fazlalaşır. Tekrar kuvvetli bir hava akımına uğrayıp üst kata çıktıklarında yeniden donma olayı gerçekleşir ve bu olayın birkaç kez yi-nelenmesiyle bulut içinde bir buz katmanı meydana gelir. Bir büyük dolu tanesini ortadan ikiye ayırırsak, her seferinde yeniden donan kat-malan halkalar halinde görürüz. Dolu yağışı sıcak yaz günlerinde bile meydana gelebilir. Bunda alçak basınç alanını izleyen güçlü rüzgarlar etkili olur. Dolu tanelerinin büyüklüğü 2-3mm den, tenis topu büyüklüğüne kadar çıkabilir ve bunların insan ve hayvanlara çarptığında öldürebilme olasılığı bulunur.
Herhangi bir alan üzerindeki hava akış doğrultusu, hava akımlarına göre yıl içinde çok değişkenlik gösterir. Geçtiği bölgelerin özelliklerini bünyesinde toplar. Bu durumda çöller üzerinden geçen bir hava çok kuru, denizler üzerinden geçen bir hava çok nemli olabilir. Havanın geldiği yere göre, kuru ise bir bölgeden buhar halinde su buharı alırken, diğer bir bölgeye nemli olduğu için, bunu yağış halinde bırakır ve bu bakımdan yağışın zamanı, şekli, miktarı da farklılık gösterir. Bu yüzden yıllara, bölgelere ve mahalli yerlere göre, bazı mevsimler yağışlı, bazı mevsimler kurak olarak geçer.