Cevap: Bitkilere yer hazırlamak amacıyla yapılan toprak işlemesi
İşin Şekline Bağlı Toprak İşlemesi
Bu toprak işlemesi altı değişik şekilde uygulanır.
Bunlardan birincisi kurutmadır. Doğal olarak, kendiliğinden kurumayan topraklarda yapılır. Özellikle su basan, drenajı iyi olmayan, geç kuruyan ve çamurlu topraklarda, tarlayı ekim ve dikime bir an önce hazırlamak için kurutma işlemi uygulanır. Kurutmadaki amaç, topraktaki fazla suyu uzaklaştırıp toprağın bir an önce tava gelmesini sağlamaktır. Kurutma ile beraber toprağın havalandırılması, ısınması da yapılmış olur.
Toprak kurutmanın birkaç yolu vardır. Devamlı su tutmayan ıslak bir toprakta 20-30 cm derinliğinde sürme veya belleme yapılması, toprağın büyük kesekler halinde devrilmesi, toprakta büyük boşluklar bırakılması, toprağın havalandırılmasına, ısınmasını sağlayarak kurumasına ve daha çabuk tava gelmesine sebep olur. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bu ilk işlemeden sonra toprak kontrol edilmeli ve tam kuruma veya kerpiçleşme meydana gelmeden önce toprak tava geldiğinde ikinci bir belleme veya sürme işlemi daha yapılmalıdır.
Devamlı ıslak kalan ve drenajı iyi olmayan topraklarda sürme işlemi yaparak toprağı kurutmak geçici bir önlemdir. Burada asıl amaç, ıslaklığa neden olan olayı ortadan kaldırmaktır. Devamlı ıslak topraklarda suyun akıtılarak, su düzeyinin kök bölgesinin altına düşürülmesi gerekir. Bunu en kolay gerçekleştirme yolu hendek açmaktır. Arazi yapısına bağlı olarak, 50-200 m aralıklarla, arazinin boyu veya genişliğinde, 1-3 m genişlikte ve 1-3 m derinlikte hendekler açılır. Topraktaki fazla su bu hendeklere sızar ve topraktaki su düzeyi düşer. Hendeklerdeki sızan sular bir tahliye kanalı ile ortamdan uzaklaştırılır. Hendeklerde biriken taban sularının normal şekilde tahliye kanalarına verilmesi her zaman mümkün olmayabilir. O zaman hendeklerdeki suyu atmak için su motorları kullanmak mecburiyeti ortaya çıkabilir ve su motorlarıyla biriken sular ana tahliye kanalına pompalanır. Hendek açmak basit ve ucuz bir yöntemdir. Ancak bitki üretilecek alanlann azalmasına ve yer kaybının ortaya çıkmasına neden olur. Yer kaybını önlemek amacıyla toprak altına drenaj boruları döşenir. Bunun için toprağın geçirgenlik durumuna göre, toprakta 5-10-20 m' de bir, arazi boyu veya genişliğinde 50-100 cm genişliğinde ve 100-150 cm derinliğinde çukurlar açılır. Bu çukurların tabanına, çapları 10-30 cm' ye kadar değişen, üstünde yarısına kadar 1-2 cm çapında küçük delikleri bulunan künk veya plastik borular yerleştirilir. Boruların üstündeki deliklerin zamanla toprakla tıkanmaması için, boruların üstüne önce her biri 5-10 cm kalınlıkta sırayla kaba çakıl, kaba kum ve ince kum konur. Daha sonra çukur tamamen toprak ile doldurulur. Böylece belli derinlikte ve aralıktaki drenaj boruları toprağın altına yerleştirilmiş olur. Boruların ağzı tahliye kanalına birleştirilir. Topraktaki fazla su, boruların üstündeki deliklerden borulara akarak oradan tahliye borusuna geçer. Böylece topraktaki fazla su dışarı atılıp, toprağın kuruması sağlanır. Kurutma kumlu topraklardan çok, ıslak, ağır killi ve organik topraklarda uygulanması gereken önemli bir iştir.
İkinci uygulama olan toprağın sürülmesi ve bellenmesi yukarıda yüzlek toprak işlemesinde ele alındığı için, burada tekrarlanmayacaktır.
Toprak sürüldükten ve bellendikten sonra büyük kesekler halindedir. Üçüncü işleme şekli bunların kırılması ve ufalanmasıdır. Tohum ekimi ve fide dikimi için bu keseklerin kırılması, bastırılması, ufaltılması, içindeki bitki artıklarının, taşların tırmıklanarak temizlenmesi gerekir.
Kesekler kırılmadan önce organik gübreleme yapılacaksa bu gübreler, gübre dağıtıcı römorklara konularak, traktörle çekilerek araziye fırlatılarak dağıtılır. Bu olanak yoksa römorklarla çekilen gübre belirli aralıklarla tarlada yığılır. Daha sonra insan gücü ile kürek kullanılarak toprağın yüzeyine serpilir. İstenirse gübre dolu römork çekilirken, römork üzerinde bulunan iki kişi tarafından kürekle gübre tarlaya saçılır. Organik gübrelerle beraber aynı zamanda ticaret gübreleri de verilebilir. Ticaret gübreleri elle veya özel gübre atıcıları ile serpilir. Ancak bu durumda toprağın her tarafına gübre atıldığından fazla gübre kullanılır ve gübreler pahalı olduklarından masrafı arttırır. Bu bakımdan ticaret gübreleri daha çok tohum ekimi veya fide dikimi sırasında uygulanır. Ticaret gübrelerinin toprağa verilmesi yukarıda sözü edilen işlemlerden önce veya sonra sıra altına veya sıra yanlarına verilebilir. Gübreler atılır atılmaz, 10-20 cm derinliğinde bir işleme ile toprağa karıştırılır. Özellikle azotlu gübrelerin toprağa hemen karıştırılması gerekir. Bu işlem aynı zamanda keseklerin de kısmen kırılmasını sağlar. Traktör arkasına bağlanabilir silindir veya ağaçtan bir kütük (taban tahtası), kaz ayağı, diskaro ve tırmık kesekler
üzerinden çekilerek kırılır. Toprağın üzerine bir ağırlıkla bastırmak veya toprağı diskaro ve tırmık arasından geçirmek, iri parçaların kırılmasını, ufalanmasını sağlar ve toprağın bastırılmasına yol açar. Toprağın fazla yumuşak ve boşluklu olması tohum ekiminde tohumların boşta kalmasına, toprakla temas etmeyerek veya su alamayarak çimlenememesine neden olur. Fide dikiminde kökler boşta kalır, toprakla temas etmez ve kurur. Sulama sonrası bu boşluklar yer yer çökerek arazinin düzgünlüğünü bozar, daha sonraki sulamaların düzensiz olmasına sebebiyet verir. Bu yüzden her türlü toprak işlemesinden sonra toprağı yeterince bastırmak, arzu edilen bir uygulamadır.
Küçük alanlarda ve özellikle seralarda taban geçirmek, tırmık ve diskaro çekmek mümkün olmayabilir. Bu durumda traktör arkasına freze takmakla daha iyi sonuç almak mümkündür.
İşletmede insan gücü kullanılacaksa toprağı çapalamak, toprağı kazmak veya tezekler üzerine tokmakla vurarak kırmak da mümkündür.
Dördüncü işlem, arazinin yetiştirilecek bitkilere uygun hale
getirilmesidir. Açık alanlarda yetiştirilecek bitkilere daha çok salma (taşırma), sızdırma ve kısmen yağmurlama ve damlama, seralarda ise damlama ve yağmurlama sulama yapmak daha doğrudur. Salma ve sızdırma sulamada arazinin belli bir şekle sokulması, tahta ve tava yapılması gerekir. Yağmurlama ve damlama sulamada arazi düz olarak işlenir. Ancak ülkemizde salma ve sızdırma sulama şekilleri daha yaygındır. Son yıllarda yağmurlama ve damlama sulama da kullanılmaya başlamıştır.
Salma sulamada tavalar kullanılır. Su tarlaya arklar içinde gelir. Tava şeklinde, bitkilerin yetiştikleri yer ile, su arkı tabanı aynı hizada, ancak tavanın dört kenarı 20-30 cm toprakla yükseltilmiş durumdadır. Tavanın boyutları standart ölçülerde yapılır. Genişlik 1,20 m' den başlar 3-5 m' ye kadar çıkabilir. Uzunluk çoğu zaman genişliğin 2 katı olarak alınır. Genişlik 1,20 m ise, uzunluk 2,40 m yapılır. Su tavanın içine doldurulur ve bitkiler su içinde kalır. Bu bakımdan bu sulama tipi salma sulama adını alır. Bu sulama sistemi gövdesi uzun olan ve yerde sürünmeyen, dik büyüyen ve bol sudan hoşlanan bitkilere uygulanmalıdır. Su toprağın üzerine 20-30 cm yükseklikte yığılarak verildiğinden, bir basınç yapar ve toprağı sıkıştırır. Fazla su kullanılması ve toprağın sıkışması yüzünden seralarda pek kullanılması önerilmez. Toprağın soğumasına, havasız kalmasına sebebiyet verdiğinden bitkilerde büyüme ve gelişmeyi durdurur, erkenciliği geciktirir.
Sızdırma sulamada tahta ve karıklar kullanılır. Karıklar tekli karık
(tekli masura) ve çiftli karıklıdır (at nalı masura). Bitkilerin yetiştiği yer, sulama arkı tabanından yüksekte bulunur, yani toprak balık sırtı gibi yükseltilmiştir.
Ülkemizdeki seralarda tekli karıklar yaygın olarak kullanılır. Karıkların genişliği 40-60-80 cm arasında değişir. Uzunluğu toprak yapısına bağlıdır. Bununla beraber seralarda, sera genişliği veya sera uzunluğu olarak sınırlanır. Tarlada, geçirgenliği az killi topraklarda tekli karıkların uzunluğu 50-200 m kadar çıkarülabilir. Kumlu ve geçirgenliği fazla olan toprakta karık uzunluğu kısaltılır.
Çiftli karıklarda uzunluk kısa olup, 5-20 m' e kadardır. Çiftli karık iç içe geçmiş bir at nalı görünümündedir. Su baştan verildiğinde döne döne karığın sonuna kadar gider. Bunun için de boyları kısa tutulur. Karık sulamada su, yükseltilmiş iki karığın arasına verildiğinden, burada birikerek ve toprağa sızarak girer. Bunun için bu yöntem sızdırma sulama adını alır. Tavadaki salma sulamaya karşılık, karık sulamada daha az su kullanılır. Bu sulama tipinde toprağın sıkışması, havasız kalması söz konusu değildir.
Tahta, karıkların daha geniş şeklidir. Karık genişliği arttığından karıktaki balık sırtı görünüm, yerini düzeltilmiş bir düzlüğe bırakır. Burada da su, tahtanın iki yanındaki karığa verilir ve sızma şeklinde toprağa girer. Su hiçbir zaman tahtanın üzerine çıkarılmaz. Su sızarak toprağa girdiğinden tahtanın genişliği en fazla 1,20-1,50 m arasında yapılır. Boyu daha çok 5-10-20 m ve bazen 50 m' ye kadar çıkarülabilir.
Karık ve tahta üzerinde sudan az hoşlanan sebzeler yetiştirilir. Su her seferinde azar azar verildiğinden daha kısa aralıklarla tatbik edilir. Su, toprağa sızarak girdiğinden toprağı sıkışürmaz, bitkiler su içinde kalmaz. Bu bakımdan seralarda kullanılmalarında herhangi bir sakınca yoktur. Küçük ve ekonomik gücü az olan işletmelerde mecburen kullanılır. Ancak yağmurlama ve damlama sulamada olduğu gibi suyu istenilen miktarda vermek pek mümkün değildir. Suyun kısıtlı olduğu yerlerde kullanılması zorunludur.
Tavalar çoğu zaman insan gücü ile yapılır. Karıklar ve tahtalar insan gücü ile yapılabildiği gibi, kanal veya boğaz doldurma pullukları ile çok kolay gerçekleştirilir. Eğer kanal ve boğaz doldurma pullukları yoksa, tekli pullukla toprak bir gidişte bir tarafa ve bir de dönüşte öbür taraf devrilerek karık meydana getirilir.
Parselasyon işi bazen tırmıklamadan önce, bazen de sonra yapılır. Ancak parselasyondan sonra da tekrar kaba bir tırmıklama yapılmasında fayda vardır. Tırmıklama ile topraktaki taş, çakıl, gibi büyük parçalar, çeşitli bitki artıkları toplanır, Toprağın tesviyesi veya düzeltilmesi yapılır. Arazi tamamen tohum ekimi ve fide dikimi için uygun hale getirilir.
Son bir toprak işleme şekli, üretim sonunda tarlada kalan artıkların temizlenmesi, toprağın tekrar sürülmesi veya bellenmesidir. Çoğu kez tarlada kalan artıklar toplanıp atılmaz. Bunlar belleme veya sürme sırasında toprağa karıştırılarak yeşil gübreleme yapılır. Ancak toprağa gömülen bitkilerin çürümesi için bir süre beklemek gerekir. Aksi halde toprağa karıştırılmış ve çürümemiş bu bitkilerdeki hastalık ve zararlıların daha sonra yetiştirilecek bitkilere zarar verici etkisi olabilir. Özellikle seralarda ekonomik nedenler yüzünden sürekli aynı bitkinin yetiştirilmesi durumunda bu işlemin yapılmaması, yapılmasından daha yararlıdır. Bu durumda bitkiler hasat sonrası toplanır. Ancak toplanamayan ve toprakta kalan kökçüklerin çürümesi için toprak işlenir. Bir sonraki bitkisel üretime hazır hale getirilir.