Cevap: Organik tarımda hastalık yönetimi
Aktif Bitki Korumada Kullanılan Kontrol Materyalleri :
Gerekli olduğunda kullanılan koruyucu yada yok edici sıvı yada toz
materyaller hastalık yönetiminde yer alır. Ancak organik tarım için
onaylanmış ve etkisi doğrulanmış materyal sayısı sınırlıdır. İnorganik
hastalık kontrol materyalleri içinde en önemlileri yüzyıllardır kullanılan
bakır ve kükürt bazlı fungusitlerdir. Bunlar genelde pahalı olmayan ayrıca
çevre için en az tehdit oluşturan materyallerdir.
1- Bakırlı Bileşikler : Bakırhidroksit, bakıroksiklorid, bakırsüllfat
(tribazik) ve bakıroksit formlarındaki bakırlı fungusitler geniş çapta fungal
ve bakteriyel patojenlere karşı etkilidirler. Organik tarımın geldiği son
noktada bakırlı bileşiklerin yerini alabilecek alternatif materyallerin
bulunması için araştırmaların yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çünkü
bakırlı bileşiklerin kullanımının uzun dönemde toprakta birikimle
sonuçlandığı görülmektedir ki bu organik tarımın çevreye uyumlu üretim
gerçeğine uygun değildir. Bu koşullarda AB ülkelerinde bakır kullanımı 31
Aralık 2005’e kadar yıllık hektara 8 kg ile sınırlandırılmış 1 Ocak
2006’dan itibaren hektara 6 kg bakır kullanımına izin verilmiştir. Çok
yıllık bitkiler için ise 23 Mart 2002’den 31 Aralık 2006’ya kadar hektar
başına kullanılan bakır miktarının toplamı 38 kg’ı geçmemelidir.
Örneğin;bağda mildiyöye karşı Mayıs ayında çiçeklenmeden önce
yapılacak 1-2 ilaçlama, çiçeklenmeden sonra yapılacak 1 ilaçlama yeterli
korumayı sağlayacaktır.
2- Kükürt : Pek çok patojene karşı etkili olup bazı patojenlere karşı
mükemmel koruma sağlar. Özellikle külleme funguslarına karşı çok etkili
olan toz yada ıslanabilir toz formunda uygulanan bir fungusittir.Örneğin;
bağda küllemeye karşı çiçekten önce yapılacak dikkatli bir ilaçlama ile
yeni oluşan gözler enfeksiyondan korunur ve gelecek yılın hastalık
yoğunluğu azaltılmış olur. Çiçeklenmeden hemen sonra yapılacak
ilaçlamalarla oluşabilecek salkım enfeksiyonları engellenmiş olur. Organik
tarımda bağda küllemeye karşı yapılacak mücadelede bir mevsimde 8
uygulamadan fazla kükürt kullanılmamalıdır.
3- Kalsiyum Polisülfit-Lime Kükürdü-: Meyve ağaçları, zeytin ve
asmada kış uygulamalarında kullanılır. Şeftali yaprak kıvırcıklığı hastalığı
ve karalekeye karşı etkilidir.
4- Mineral Yağlar : Bitki yüzeyini kaplayarak aerobik patojenlerin
gelişimini ve aktivitesini engelleme özelliği gösterirler. Meyve ağaçları,
asmalar , zeytin ve muz gibi subtropikal ürünlerde kullanılırlar.
5- Potasyum Permanganat : Meyve ağaçları, zeytin ve bağda
fungusit ve bakterisit olarak kullanılır.
6- Lesitin : Soyadan elde edilen, su ve yağların bir arada
bulunmasını sağlayan emülgatör bir maddedir. Bio-Blatt adlı preparat
lesitin içermekte olup külleme hastalıklarına karşı kullanılmaktadır.
7- Bitkisel Yağlar : Örneğin; gül yağını Xanthomonas campestris
pv. vesicatoria ‘ya karşı engelleyici etkisi olduğu tespit edilmiştir. Kekik
yağı toprak sterilantı olarak nematod ve toprak kökenli patıojenlere karşı
etkili bulunmuştur. Susam yağının sinerjistik etkisinden yararlanılarak bazı
yararlı mikroorganizmaların etkileri arttırılabilir. Eqisetum arvense (At
kuyruğu), Allium sativum (Sarımsak), Allium cepa (Soğan) ve Armoracia
rusticana (Yaban turpu) bitki ekstrakları domates, hıyar, gül, çilek, meyve
ağaçları ve üzümsü meyvelerde fungal hastalıklar için kullanılabilirlikleri
belirtilmesine karşın hastalık kontrolündeki tam güvenilirlikleri henüz
ispatlanmamıştır.
E. arvense A. sativum A.cepa A.rusticana
100 g/1 lt su 10 g/1 lt su 15 g/ 1 lt su 30 g/ 1 lt su
Yapraklar suda
ıslatılır,kaynatılır,
soğutulur.
Dişler ince
parçalanır, soğuk
su ile karıştırılır.
Yapraklar suda
ıslatılır,kaynatılır,
soğutulur.
Yaprak veya
kökler parçalanır,
soğuk su ile
karıştırılır.
Bitki ekstraklarının daha çok bitkileri kuvvetlendirerek koruyucu
biçimde etkili oldukları düşünülmektedir. Bitkiler kuvvetli bir şekilde
geliştiğinde fungus miselyumlarının penetrasyonu önlenebilmektedir.
8- Balmumu : Budamadan sonra yaraları kapatmak amacıyla
kullanılır.
Hastalık yönetiminde kullanılan bu maddelerin kullanımı köntrol ve
sertifikasyon kuruluşu tarafından denetlenmelidir.
Hastalık yönetiminde geniş bir enfeksiyon başlamadan önce
uygulamaların yapılmasına dikkat etmelidir.. Hastalık yerleştikten sonra
yapılan uygulamalar fazla yarar sağlayamazlar.
Bunların yanı sıra mikroorganizmaların kullanılması yada
mikroorganizmaların ürettiği kimyasallardan yararlanılarak yapılan
hastalık kontrolü organik tarım için uygundur. Ancak etkili, ekonomik
olarak uygun ve ticari olarak üretilmiş biyolojik kontrol materyalini temin
etmek oldukça zordur.
Ayrıca bazı hastalıklar için tahmin ve erken uyarı sistemlerinden
yararlanılarak , organik tarımda kullanılabilen fungusit ve bakterisit etkili
maddelerin erken dönemde kullanılmasıyla etkili bir kontrol sağlanabilir.
Sonuç ;
Organik tarımda hastalık yönetimi kararlarının diğer zararlılar ve
yabancı ot kontrolü uygulamalarıyla tamamlanması daha sağlıklı ve
kaliteli ürünler alınması için gereklidir.
Unutmamalıyız ki organik tarım ile ulaşmaya çalıştığımız temel
hedef insanı , doğayı ve çevreyi korumaktır. İnsanlık doğanın kendini
yenileyebildiğinden fazlasını tüketmemeli ve doğanın insana tanıdığı
sınırlar çerçevesi içerisinde yaşamına yön vermelidir.
Sema GÜNEŞ, Ziraat Yüksek Mühendisi
Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü ANTALYA