Tohumlarda Dinlenme
2.5. Tohumlarda Dinlenme
Bazı meyve türlerinin tohumları kısa ömürlüdür. Hayatiyetlerini uzun süre devam ettiremez. Yurdumuzda yetiştirilen meyvelerden turunçgiller, üç yapraklı portakal anacı, frenk elması (yenidünya, Malta eriği) ve Trabzon hurması (Cennet elması) tohumlarında bu durum görülür. Bu nedenle söz konusu meyve türlerinde tohumlar meyveden ayrılır ayrılmaz derhal ekilmelidir. Bunların tohumlarında dinlenme yoktur. Daha çok kuruduğunda zarar görür. Eğer dış şartlar çimlenme için uygun değilse, birkaç gün veya hafta içinde canlılıkları kaybolur. En iyisi bunların, hasattan sonra kurumalarına meydan vermeden ekilmesidir.
Yetiştirilen birçok meyve türünün tohumları ise meyveden ayrıldıktan sonra bir süre dinlenmede kalır. Tohumlarda dinlenme, neslin devamını sağlama bakımından çok önemlidir. Dinlenmenin doğadaki en önemli etkilerinden birisi olgunlaşmadan hemen sonra şartların uygun olmadığı zamanlarda çimlenmeye engel olmasıdır. Bir tohum grubu içinde her bir bireyin dinlenme süresi değişik olabildiğinden, belli bir tür içinde dinlenme birçok yıllar devam edebilir. Herhangi bir zamanda tohumların bir bölümü çimlenmese bile, geriye yine çimlenme yeteneğinde bir bölümü tohum kalmakta ve bunlar sonradan daha uygun bir zamanda çimlenmektedir. Tohumların Mart veya Nisan ayında araziye ekilmesi bunların kısmen ertesi ilkbaharda (bir yıl sonra), kısmen de daha sonraki yıllarda çimlenmesine neden olur.
Kısa bir dinlenme, taze olarak toplanan tohumlar için yararlıdır. Çünkü böyle bir dinlenme tohumun bitki üzerinde veya hasat edildiği yerde, henüz olgunlaşmadan, çimlenmesine engel olur. Buna karşılık uzun dinlenme bazı güçlükler yaratır. Uzun dinlenen tohumların çimlenmesi hem güç hem de heterojen olur ve uzun süre devam edebilir. Bazı fidanlıklarımızda özellikle erik, kiraz ve vişne tohumları bu bakımdan güçlük yaratmakta, iyi ve bir örnek (homojen) şekilde çimlendirilememektedir. Bunun sonucu olarak çimlenme öncesi bazı ön işlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.
Tohumlarda dinlenme çeşitli nedenlerden ileri gelebilir. Bunlar iç ve dış nedenler diye iki gruba ayrılabilir. İç nedenler:
a) Embriyo içinde mevcut şartlardan (embriyo dinlenmesi),
b) Embriyoyu dıştan çevreleyen bazı bölümlerin etkisinden (tohum kabukları).
Dış nedenler: Bazen tohum, içinde bulunduğu çevre şartlarının elverişli bulunmamasından dolayı da dinlenmede kalabilir. Tohumun çimlenmesi üzerine etki eden çevre şartlarından (1) su, (2) uygun sıcaklık, (3) oksijen ve (4) ışıktan (bazı bitkiler için) birinin veya birkaçının yokluğu tohumdaki dinlenmenin devam etmesine neden olur.
Meyvelerin gelişmesi ve olgunlaşması sırasında gelişmesini tamamlayamamış olan embriyolar tohumun dinlenmede kalmasına neden olur. Bazı meyve türlerinin erkenci çeşitlerinde embriyo gelişmesi, gelişme döneminin herhangi bir safhasında sekteye uğrar ve durur. Sonuçta normal bir tohum oluşmaz. Yapılan araştırmalar, bazı meyve türlerinin, döllenme oluştuğu halde, yine de tohumsuz meyve oluşturduğunu ortaya koymuştur. Bunun nedeni, iç ve dış etkenler nedeni ile oluşan embriyo aborsiyonudur (dumura uğraması). Embriyo aborsiyonunu takiben meyvelerin gelişmelerine devam edebilmeleri, (1) meyvenin çeşidine, (2) aborsiyonun oluştuğu safhaya ve (3) dış şartlara bağlı olarak değişir. Bazı meyve çeşitlerinde embriyo aborsiyonundan sonra meyveler döküldüğü halde, bazılarında da dökülmeden gelişmelerine devam eder ve olgunlaşabilir. İç etmenler nedeni ile oluşan embriyo aborsiyonu ve dolayısıyla tohumsuz meyve oluşumu üzüm, kiraz, erik ve şeftalide önemlidir. Meyve tutumunu izleyen donlar da tohumda embriyo aborsiyonuna neden olur. Çünkü gelişmekte olan embriyo, düşük sıcaklıklara karşı, kendini saran dokulardan daha hassastır. Bu nedenle daha önce zarar görür. Bu hal elma, armut ve şeftalide birçok defa görülmüştür. Özellikle erkenci şeftali çeşitlerinde embriyo aborsiyonu yaygındır. Bu nedenle bunların tohumları üretimde kullanılamamaktadır. Embriyonun gelişmesini tamamlamamış olması nedeniyle tohumlar çimlenmemekte, devamlı dinlenmede kalmaktadır.
Dinlenme halindeki tohumlardan ayrılarak çimlenme için elverişli ortama konan embriyoların karakteristik tipte çimlenme gösterdikleri saptanmıştır. Dinlenme halinde bulunan embriyo, suyu absorbe ederek büyüklüğünü artırabilir, yeşil renk alabilir. Ancak küçük bir radisil ve plimül gelişmesi oluşturur veya oluşturmaz. Düşük sıcaklığa maruz bırakılmadıkça embriyo bu durumda bir süre bırakılabilir. Eğer embriyo tohumdan çıkarıldığı zaman cansız ise, yumuşar, kahverengileşir ve çok defa mantar saldırısı yüzünden bozulur.
Tohumdan çıkarılmış bazı embriyolar, soğuklamaya maruz kalmadan da çimlenir. Ancak oluşan çöğürler normal bir büyüme göstermez. Bu gibi embriyolarda epikotil, başlangıç büyümesinden sonra dinlenme durumuna geçer. Bodur bitkiler oluşur. Diğer yandan bitkinin kökçüğü dinlenmeye girmez.
Bazen endosperm tabakasının da büyüme üzerinde durdurucu etki yaptığı saptanmıştır. Elma tohumları ile yapılan çalışmada böyle bir durum belirlenmiştir.
Tohum kabukları da tohumlarda dinlenmeye neden olabilmektedir. Gerçekten tohum kabuklarının (1) geçirgenlikleri, (2) kalınlıkları ve (3) yapıları çimlenme üzerine etki yapmaktadır.
Tohum kabuklarının suyu geçirmemesi tohumlarda dinlenmenin esas nedenlerinden biridir. Sert ve su geçirmez tohum kabuğu, tohumların muhafaza süresini uzatır. Sert kabuğa sahip olan tohumlar, eğer başka tip bir dinlenme yoksa, tohum kabuğunu kırmak veya yumuşatmak suretiyle fazla güçlüğe uğramadan çimlendirilebilir. Doğada tohum kabuğunun yumuşaması çevre faktörlerinin etkisiyle olur. Sert tohumların dona maruz kalması ve sonra donun çözülmesi bazen tohum kabuğunun geçirgen hale gelmesine neden olur. Topraktaki mikroorganizma faaliyetinin de tohum kabuğunun parçalanıp çürümesinde önemli rol oynadığı saptanmıştır.
Bazı tohumların kabukları embriyonun genişlemesine mekanik olarak bir direnç gösterir. Buna örnek olarak zeytin tohumu gösterilebilir. Zeytinde endokarp kalın, kemik gibi ve yekparedir (tek parça). Bu kabuk hem mekanik olarak sert, hem de su geçirmez bir yapıdadır. Sert çekirdekli meyve türleri ile ceviz, badem, Antepfıstığı gibi sert kabuklu meyvelerin tohum kabukları sert olup çimlenmeye karşı geçici direnç gösterir. Bunlarda sert kabuk iki parçalı olup su, kabuğun iki yarısını birleştiren çatlama tabakası arasından tohumun içine girer. Yumuşama bu tabakada oluşur. Endokarpın sert bir yapıya sahip olduğu bazı tohumlarda, embriyonun çimlenmesi sırasında oluşan kırma kuvveti, bu kabukların kırılıp parçalanmasını sağlayamaz. Bu takdirde söz konusu tohum kabuklarının müdahale ile kırılıp çatlatılması gerekir. Nemli muhafaza sırasında sert kabuğun direnci önemli derecede azalır. Bu azalma yüksek sıcaklıklarda daha fazla olur. Yumuşama etkisi, mikroorganizmaların faaliyeti ile ilişkilidir.
Bazı tohumlarda görülen dinlenmenin, embriyodan içeriye ve dışarıya doğru gaz hareketinin ince iç tohum kabuğu, nusellus veya endosperm tabakası tarafından kısıtlanması ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu konu embriyoların tohumdan ayrılması veya çevredeki havanın oksijen miktarının artırılması hallerinde, tohumların çimlenmelerinin mümkün olmasıyla açıklığa kavuşturulmuştur. Ancak bazı araştırıcılar bu etkinin, tohum içinde cereyan eden solunum sonucunda açığa çıkan karbondioksit gazının birikmesiyle ilgili olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Tohumlardaki dinlenme, bazen de çimlenmeyi engelleyici bazı maddelerin etkisiyle oluşmaktadır. Bu maddeler tohumlar, meyveler, yaprak, öz suyu, soğan ve kök gibi çeşitli bitki bölümlerinde bulunmaktadır. Doğal olarak oluşan bu çimlenmeyi engelleyici maddelere örnek olarak amonyak, hidrojen siyanür, etilen, yağlar, doymamış organik asitler, alkaloidler (nikotin, kokain?, kafein), doymamış laktonlar (kumarin, paraskobik asit) verilebilir. Bu maddelerin bitkide bulunması, bunların mutlaka tohum çimlenmesini kontrol edecekleri anlamına gelmez. Ancak etkili olduklarına dair örnekler de vardır.
Tohum çimlenmesi üzerine meyve eti ve suyu da etkili olmaktadır. Yumuşak etli meyvelerin çoğu veya bunların suları, çimlenmeyi oldukça kuvvetli olarak engeller. Bu duruma meyvelerden turunçgillerde, sert çekirdekli meyve türlerinde, elma, armut ve üzümde rastlanır.
Birçok bitki türlerinde çimlenme, birden fazla dinlenme şeklinin varlığı yüzünden daha karışık bir durum gösterir. Bu konuda en çok rastlanan şekiller, tohum kabuğu dinlenmesinin embriyo dinlenmesi ile birleşmesidir. Böyle tohumlar, çimlendirilmeleri için çok uzun zaman ister. Böyle tohumlardan iki yıllık tohum diye bahsedilir. Çünkü bunlar ilkbaharda ekildikleri takdirde ertesi ilkbahara kadar dinlenmede kalır. Eğer sonbaharda ekilirlerse, ekimlerini izleyen ikinci ilkbahara kadar çimlenmez. Çifte dinlenme gösteren tohumlarda, her bir dinlenmeyi ortadan kaldıracak işlemlerin uygulanması ile dinlenme ortadan kaldırılabilir. Böyle tohumların çimlendirilmesinde, önce birkaç aylık bir sıcak katlama (bu katlama sırasında mikroorganizmalar tohum kabuklarını yumuşatır) ve bunu takiben bir soğuk katlama, etkin bir yöntem olarak uygulanabilir. Bu durum bize, ilkbahar ve yaz aylarında ekilen tohumların ertesi ilkbahara kadar çimlenememesinin nedenini açıklamaktadır. Tohumların çimlenmesi, tohum kabuklarının yapay bazı işlemlere tabi tutulması (aside yatırma, çimento harcı karıştırma makinesi gibi)ve sonra katlama yapılması suretiyle kısaltılabilir. Rahmi ÖZÇA?IRAN (Zeynel DALKILIÇ)