Cevap: Yarasa Katliamı Başladı
Yarasaların Yüzündeki Peçe Aralanırken
Muharrem HATİP
Yarasaları düşünün bir kere. Yüzyıllar boyu Batılılar yarasalar ile büyücülüğü ve tabiatüstü kuvvetleri bir gördüler. İnsanlar, yarasaların kan emdiğini ve hastalık taşıdığına inanırlardı.
Yaklaşık bin cins yarasa, memelilerin Chiroptera adı verilen sınıfını oluştururlar. Chiroptera, el-kanatlılar demektir. Yarasaların çok gelişmiş ve ince, zar gibi kanatlarına şekil veren elleri ve kolları vardır. Bu yegâne kanat ve kemik düzeni yarasaya göklerdeki, uçuşuna tamamen sahip memeli ünvanını verir.
Yarasalar, ekolokasyon adı verilen bize göre karmaşık bir sistem ile karanlıkta yollarını bulurlar ve avının yerini tespit edip yakalarlar. Yarasa uçarken, ileriye doğru ses dalgaları gönderir. Bu ultrasonik ses dalgaları avına ve önündeki nesnelere çarpar ve yarasanın kulağına geri döner, böylece yarasa yolunu kulaklarıyla “görür”.
Ekolokasyon gece çok işe yarar, fakat gündüz gereksiz gibidir. Birçok insanın düşündüğünün aksine yarasalar gündüz de görürler. Ekolokasyon ve gece avlanma kabiliyeti gece çok sayıda böceğin ortaya çıkması ve yarasaların, gündüzün çeşitli tehlikelerinden korunmaları içindir. Çoğu yarasalar böcek yerler. Geceleyin uçan böceklerin tek avcısı yarasalardır ve bir yarasa bir gecede 3000 taneye kadar böcek yakalayıp yiyebilir.
Meyve ve nektarla beslenen yarasalar da insanlara hizmet ederler. Nektarla beslenen yarasalar, muz dâhil olmak üzere birçok bitkinin başlıca polen taşıyıcısıdırlar. Tropik yağmur ormanlarında yaşayan hurma, perse ağacı, mango ve baladur ağacı, tohumlarını dağıtma bakımından meyve yiyici yarasalara bağlıdırlar.
Çoğu yarasalar nazik, sakin ve çok temiz hayvanlardır. Günlerinin büyük bölümünü temizlenmekle geçirirler. Çünkü kirli, keçeleşmiş tüyler ve kanatlar rahat bir uçuşu engeller. Yarasaların yaşamak için çevik olması ve havada etkili manevra yapabilmesi lazımdır ve uçuş mekanizmalarını daima hazır bulundurmak çok önemlidir.
KUDUZ EFSANESİ:
Çoğu yarasaların kuduz mikrobu taşıdığı fikri bir efsaneden ibarettir. Yarasalar hastalıklara karşı yüksek derecede bağışıklıdırlar. Sadece % 0,5 gibi küçük bir bölümü, kuduza yakalanırlar. Bu hasta hayvanlar bile rahatsız edilmedikçe insanları ısırmazlar. Tarihte yarasadan geçen hastalıklardan ölenlerin sayısı, köpek ısırmalarından, arı sokmalarından ve gıda zehirlenmesinden bir yılda ölenlerin sayısından çok azdır.
Yarasaların ancak % 0,3’ü (Desmodontidae yarasa ailesinin üyeleri) gerçekten kan içerler, ancak bunlar insanlara saldırmazlar ve kanı da deri altına giren sivri bir dişle emmezler. Vampir yarasalar geceleyin, kurbanın üzerine konup derisine küçük bir delik açarlar ve akan kanı emerler. Kurban katiyen ölmez veya filmlerde olduğu gibi bir vampire de dönüşmez.
Amerikada yaşayan bir cins yarasayı tehdid eden bazı problemleri göz önüne alarak, tükenmek üzere olan yarasa nesillerinin hayatını anlamamıza yardımcı olacaktır.
Amerika Birleşik Devletlerinde İndiana yarasaları için sadece 7 tane büyük mağara (hibernacula) bulunmaktadır. Bunlardan ikisi kış için idealdir ve buralarda bütün İndiana yarasalarının yarısı barınır. Bu yarasaların böyle az bir sayıda olan mağaralarda yaşamasının sebebinin yarasaların çok özel bir kış sığınacağına ihtiyacı olduğu sanılmaktadır. Bunun yanında bu asılma alanları yüksek oranda rutubetli ve 10 °C altında sabit bir sıcaklığa tercihen 40 ve 8 °C arasında, sahip olmalıdır. Bu şartlar, kış uykusuna yatmış olan yarasaların, düşük metabolik hızlarını devam ettirmesine ve yağ depolarını muhafaza etmelerine imkân verir. Kalp atışı, sindirim ve solunum gibi vücud fonksiyonları bahara kadar bir hayli yavaşlar. Baharda yarasa uyanınca, bol miktarda olan böceklerle beslenmeye devam eder.
Yarasalar Ekim’den Mayıs’a kadar kış uykusuna yatarlar ve kış uykusuna kümelenme adı verilen olağanüstü bir olayla başlarlar. Ağustos’tan Kasım’a kadar, yarasalar daha önce seçilmiş asılma akınlarını geldikleri zaman, çok sayıda yarasa büyük mağaralarına akşam karanlığından tan vaktine kadar, girip çıkarlar. Yarasa gözlemcileri, bunun çiftleşmeye kadar sürdüğünü tahmin etmektedirler. Yarasaları n kış uykusundan önce çiftleştiklerini ve dişinin spermi kış boyunca saklayabildiğini biliyoruz. Bahar gelince yumurtalık içinde yumurtacıklar oluşur ve yarasa gebe kalır.
Mağaradaki sıcaklık değişikliklerinin etkilerini önlemek için, yarasalar bu mağaraların içine yaklaşık bir metrekarede 3200 tane olmak üzere sadece omuzları ve burunları açıkta kalacak şekilde asılırlar. Böylece ısı kayıpları önlenir.
Dişiler Martın sonunda ve Nisanın başında, erkekler de kısa bir süre sonra uyanırlar.
Korkunç görünüşlerine rağmen haksız suçlanan yarasaların çok büyük bir ekseriyeti insana zararsız olup, görüldüğü gibi meyve ile beslenmektedir.
Haziranda yavrular doğar. Bir ay içinde uçmaya başlarlar. Erken yaz aylarında, yarasalar, küçük analık kolonileri halinde gevşek ağaç kabuklarının altında toplanırlar. Bu yavru odaları ebeveyni ve yavruları ani sıcaklık değişikliklerinden, sert ve fırtınalı havadan ve aç düşmanlardan korurlar. Yaklaşık 100 ebeveyn ve yavru bu yavru odalarında barınırlar. Yarasalar yazı nehir kıyılarında geçirirler. Buralar, yarasaların başlıca besini olan böceklerin bol olduğu yerlerdir.
Bugünkü şartlar devam ederse bu yarasaların 50 yıl içinde nesli tükenecektir. En büyük tehlike bu hayvanların yaşayabileceği alanların azalmasıdır. Seller ve tavan çökmeleri, mağaralarda yaşayan yarasalar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
Tabii tehlikeler önlenebilse bile, insan, yarasalar için bir tehlike arz etmektedir. Kış uykusunda iken ses veya ışık ile uyandırılan yarasalar, her seferinde 10 ila 30 günlük enerji rezervlerini tüketmektedirler. Birkaç rahatsız edilme bu hayvanların ölmesine sebep olmaktadır.
Kışın uykuya yatmış yarasaları incelemek için mağaralara giden ilim adamları bu sebepten birçok yarasanın ölmesine sebep olmaktadırlar.
Ancak bu mağaraların korunması da neslinin korunmasında yeterli olmamaktadır. Bu hayvanların yazın yaşadığı yerlerde yavruların büyüyüp beslenmesi için uygun olmalıdır.
İnsanlar yarasaların yaşadıkları nehir kıyılarını, ağaç keserek, zirai ilaç artıklarıyla, kanalizasyonları bu nehirlere boşaltarak bozmakta ve kirletmektedirler.
Yarasalar nesilleri tükenmekte olan diğer hayvanlara karşı daha az avantajlıdırlar. Hiçbir zaman Panda gibi bir hayvanla bir tutulmamaktadırlar. Bunun en büyük sebebi insanların, yarasalar hakkındaki korkularıdır. 21. yüzyılda insanlar yarasaları sadece Drakula filimlerinde gördükleri gibi sanmamalıdırlar.
Sızıntı dergisinden alıntıdır