Cevap: ŞİFA KENTLER
Ekonomik yönden sıkıntılı olmasına rağmen iklim, bitki örtüsü açısından mükemmel olan bölgelerimizin kalkınmasına da vesile olacak şekilde ortaya koymaya çalıştığımız bitkilerin tedavide kendi özgün halleri, kendi terkipleri içerisinde kullanılması meselesi Almanya öncülüğünde Avrupa’da yıllar önce halledilmiştir. 27.08.2010 06:31:32
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt
Avrupa’da yıllar önce halledilmiş olmasına nazaran bizde bir yandan hadisenin ranta mevzu olan yönü itibariyle bir yandan küçüklük kompleksi, bir yandan özgüven eksikliğinden bu mevzularda adım atılabilmesi zorlaşıyor… Tabii bu küçüklük kompleksi mevzu bahis ilmin hikemiyatına-felsefesine- dair bir çabanın olmaması işin kolayına kaçılarak kopyacılık usulü ile o ilmin buralara taşınmış olmasındandır şüphesiz.
“Yaşanmaya değer hayat -olunmaya değer insan” üzerine mevcut tek sistem teklifinin sahibi olan Üstad Necip Fazıl’ın, “sanatı üzerine düşünmek”, mevzusunun ne kadar da ihmal edildiği üzerine olan ihtarları çınlıyor kulağımızda…
İnsanî meselelerimize kendi kök değerlerimiz nezdinde insanî çözümler teklif etmek çabası iken olması gereken… Ki bu manada mevzunun hukukî yönüne el atmanın önemine dikkat çekmeye çalışıyoruz.
Avrupa’nın -diyelim- şartları gereği konjonktürel olarak sarıldığı çözümleri tabu gibi alıp kullanmak ve bu noktaya kelebeğin cama toslaması gibi toslayıp durmak ve başka bir çözüm ihtimalini göz önünde bulundurmamak ne kadar hazin bir zavallılıktır…
Tıptan maksat hastalıkların tedavisi ve insanların yaşam konforunu kendi tabii halleri içinde yükseltmek değil midir?
Öyledir de neden kayıt dışı tedavi konsepti olarak zaten var olan bir alan, hem tedavi-sağlık hem de ekonomi açısından azim bir değer ifade eden bu alan boş bırakılır. Bu alana bir türlü geçit verilememesinin önündeki mânia nedir?
Hastalığa ‘kaç’ tedaviye ‘tut’ demek mantığı içerisinde gelişip serpilmiş bulunan modern tıp anlayışının tabularında takılıp kalmamız ve “birtakım rant çevrelerinin kârları, birtakım akademik çevrelerin tahakkümleri devam etsin” diye uzak durduğumuz bu alan bakın Almanya başta olmak üzere Avrupa’da ne durumda acaba?..
Takip edelim:
“Almanya’da 1976 yılında 2. ilaç kanunu (2. AMG) çerçevesinde BİTKİ İLAÇ KANUNU yer almıştır. Bu kanuna göre bitkisel ilaçlar da diğer modern ilaçların tabii olduğu kurallara göre üretilecektir.”
Ve istismarcılığın da önüne geçmek için saldım çayıra usulünü de takip etmemiş, kurallarını koymuş mevzunun:
*Tedavide etkisi bilimsel olarak ispatlanmış olmalıdır,
*İlaç kalitesinde olmalıdır,
- Bileşiminde bulunan maddeler belirlenmelidir,
- İlacın kullanımında her hangi bir tereddüde ve şüpheye yer kalmayacak şekilde bilimsel çalışmaları ve klinik uygulamaları yapılmış ve istenmeyen(yan) etkileri belirlenmiş olmalıdır,
- Bitkisel ilacı üretecek olan firmalar gerekli yeterliliğe sahip olmalıdır.
“Bitkisel ilaç kanunu için bilimsel çalışmaları yapan bilim heyeti (Kommission E) 378 bitkiyi inceleyerek etkisiz ve zararlı olanları belirlemiş, faydalı olanlar kanunlaşarak yürürlüğe girmiştir. 169 tıbbi bitki, 13 bitki esansı (Eterik yağ) ve 49 karışım halinde kullanılan bitkiler günümüze kadar modern tıbbi tedavinin vazgeçilemez bir parçası olarak kullanıla gelmiştir. Avrupa Birliği Parlamentosu 1987 yılında modern bitkisel ilaçlar konusunda: “Çok sayıda şifalı bitkinin halk tarafından geleneksel olarak tedavi amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Bu bitkilerden bir kısmının şifa etkisi azdır, tedavide kullanılabilecek bitkilerin tip, cins ve muhafaza koşullarını ve doğru kullanım şekli ve miktarını belirleyecek bir çalışma yapılması gerekli görülmüştür.” kararını almıştır.
1989 yılında Avrupa Birliğine üye ülkelerin bilim kuruluşları tarafından bitkisel ilaçlarla tedavi konusunda görev yapan ESCOP (European Sicientific Cooperative on Phytoterapy) kurulmuştur. ESCOP bu güne kadar 50 monografi (Bitkinin bütün bilimsel çalışmalarının yer aldığı yayın) yayınlamıştır.
Avrupa Birliği İlaç Rehberinde bu güne kadar 83 monografi yayınlanmıştır, 82 monografi üzerindeki çalışmalar sürmektedir, 56 yeni monografi üzerinde çalışılmasına karar verilmiştir.
Bitkilerle modern tedavide bitki bünyesinde bulunan maddeler olduğu gibi kullanılmaktadır, ilave yapılması veya bazı maddelerin çıkarılması söz konusu değildir.
2002 yılı verilerine göre Almanya’da bitkisel ilaç kullananların oranı %73’tür (BfArM). 2005 yılına kadar Almanya’da 6700 bitkisel ilaca ruhsat verilmiştir, Avrupa Birliği genelinde bu sayı 11.000’den fazladır.
Yukarıdaki bilgilere bakarak; görevi halkımızın sağlığını korumak ve kollamak olan kişilerin 30 yıl uyudukları, halkımızı da uyuttukları üzüntüyle gözlenmektedir. Hiç vakit kaybetmeden en az Almanya düzeyinde BİTKİSEL İLAÇ KANUNU’nun çıkarılması zorunlu görülmektedir.”
Hazreti Ali’ye atfedilen “Tecrübe fayda ile birlikte ayrı bir ilimdir” hakikati çerçevesinde hareket edecek olanlar için ne güzel misaller var önümüzde… Maksat tedavi mi yoksa modern ilaç kullanmak mı?
Modern tıp ilaçlarının gerekliliği, hakkının verilmesi başka, tamamen onlara ve üreticilerine bağımlı olmamız başka, ÖNÜMÜZDEKİ İMKÂNLARDAN FAYDALANMAMAMIZ başka bir husustur. Mevzunun yeni bir “dünya görüşü” etrafında yeniden tahkik- tasnife ihtiyaç duyduğu açıktır. Zira batının insan hastalık ve tedavi algısı ile İslami bir dünya görüşünün insan hastalık ve tedavi anlayışı aynı değildir.
Tıbbî teknoloji olarak ciddi ölçüde dışa bağımlı olan bizi, en azından o yükü hafifletecek hamleleri yapmaktan alıkoyma gayretinde olanları, bitkilerin tedavide kullanılmasına bin bir türlü demagoji ile karşı gelenleri iyi tanımak gerek…
Bu topraklarda yatan aslana “Hâlâ sen kediciksin” diye şuur altına acizlik pompalamak azminde olan, “modern tıp, modern bilgi” diyerek bitkilerle tedavinin önüne taş koyan “kapitalist- materyalist- emperyalist” kafaya söylenecek elbette çok şey var…
Kalkınma ve kaynak derdinde olmasına rağmen bomboş halde duran topraklarımızı görüp de içi sızlamayan sorumluluk sahiplerine ne diyelim! Gözünün önündeki madeni görmeyene ne denir? Kör, anlayış körü olduğunda yapacak ne kalır?
Tüm sıkıntıların sebebi ve çaresi halinde son söz Üstad’dan, Necip Fazıl’dan:
“Serbest verem ve sıtma mahpus gümrükte ilaç”
Mahpus olan -ŞİMDİLİK- “mutlak hakikat”e nispetle TIBB-I HAKÎM?
Dr. Nevzat ŞİPLEME
Hakimiyet [Bölgenin Güçlü Gazetesi]