Avrupa birliği, Rusya, Japonya, Amerika gibi ülkelere ihraç ettiğimiz ürünlerin analizini yapıyorlar ve kimyasal kalıntı rasladıklarında iade ediyorlar. İade edilen ürünlerin tamamını bizlere duyurmuyorlar. Geçen sene Rusya domatesleri iade etti. O domateslerin ne olduğunu öğrenemedik. Önemli olan yetiştikten sonra içinde ne olduğu önemli değil. Baştan ürünü hormonsuz yetiştirmek önemli. Mağalesef çiftçilerimiz kimyasal girdilerle daha fazla ve daha görünüşü güzel ürünler alacaklarını zannediyorlar. İlk senelerde dış görünüş olarak güzel neticeler alıyorlar ve bunun böyle devam edeceğini zannediyorlar. Kimyasal girdileri kullandıkca toprak verimsizleşiyor ve ne yapacakları bilmiyorlar. İpsala'da bir hocanın sunumuna katılmıştım. Çeltik üreticilerinden biri ben artık kimyasak girdi kullanmıyacağım. Yerine leonardit kullanacağım dediğinde o üreticiye araziyi kiralayan kişi geçen sene aldığın verimi alamazsan bana kiranı nasıl ödeyeceksin dedi. Bu korkulardan kurtulmanın zamanı çoktan geçti. Artık topraklarımızın verimli zamanına dönme zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir. Bunun çaresi ne şükür ki vardır. Kaliteli leonardit ile dış etkenler olmadan (yan tarladan bulaşmadan, yer altı suları ile kirlenmeden, çernobil kazası gibi kazalara uğramadan, sanayi kirliliği yaşamadan, otobandan üç kilometre uzaktaysak üç yılda organik tarım yapabilir hale topraklarımız gelebilir. Ürünlerimizin damak tadı artar, raf ömrü uzar ve satışımız çok daha kolay olur. İyi bayramlar