8.GÜBRELEME:
Kanola tarımında doğru bir gübreleme yapılması için üreticilerin topraklarını analiz
yaptırması şarttır. Kanola tarımında yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve sulu
şartlarda uygulanabilecek gübre form ve dozlarının çeşitli seçenekleri aşağıda çizelge 3’ de
belirtilmiştir. Fosforlu gübrelerin ekimden önce toprağa verilmesi, bitkiler tarafından ileri ki
gelişme dönemlerinde kolay ve yeterli alınmasını sağlar. Azotlu gübrelerin kanola üretiminde
ideal uygulanması üçe bölünerek yapılır. Birinci uygulamada üçte biri ekimden önce veya
ekimle birlikte Amonyum sülfat (%21) formunda veya 18-46-0 ile 20-20-0 kompoze
gübrelerinden birini kullanarak dekara 25 kg, ikinci uygulamada diğer üçte biri Mart ayı
başında üre formunda 10 kg/da , son üçte birlik kısımda Mart ayı sonu veya Nisan ayı başında
Amonyum nitrat (%26) formunda olmak üzere 15 kg/da hesabıyla tarlaya verilmesi uygundur.
Kanola, yetişme döneminde kükürt besin maddesine diğer bitkilere göre daha fazla ihtiyaç
duyduğundan toprakta kükürt noksanlığı varsa, sülfat veya kükürtlü gübrelerin
kullanılmasında fayda vardır.
.
Gübre Formu Uygulama Zamanı UygulanabilecekMiktarlar(kg/da)
- Amonyum sülfat Ekimde 20–25 veya 18-46-0 Ekimde 20–25
- Üre Şubat sonu - Mart başı 8–10
- Amonyum nitrat Mart sonu - Nisan başı 14–15
8.1. Kanola Tarımında Kullanabileceğimiz Gübre Çeşitleri:
8.2. Azotlu Gübreler:
Azotlu gübreler, Amonyum sülfat (%21 N), Üre (%46 N) ve Amonyum Nitrat (%26
N)’ tır. Bu gübrelerin tümü bitkinin ihtiyacı olan azotu sağlamalarına karşın özellikleri gereği
toprak asitliğini nötrleştirmek için tuzlu veya alkali topraklarda Amonyum sülfat ekim öncesi
veya ekimde tercih edilmeli, diğer nötr veya asit toprak karakterlerinde üre kullanılabilir.
Amonyum nitrat gübresini, İlkbaharda, bitkinin hızlı geliştiği dönemde kullanmak uygundur.
Azotlu gübreler topraktan değişik yollarla kayba uğradığından her yıl mutlaka toprağa
verilmesi gerekir.
Kanola tarımında, dekardan en yüksek dane verimi alabilmek için yapılan araştırmalar
sonucunda saf madde olarak 12-14 kg/da arası azot yeterli olmaktadır. Yapılan araştırmalarda
elde edilen sonuçların ekonomik analizi yapılarak gübreye verilen para ve tarladan alınan
ürünün geliri olarak değerlendirilmektedir.
8.3. Fosforlu Gübreler:
Sadece fosfor içermesi yönünden en çok bilinen Triple Süperfosfat (%43 - %46
P2O5)’ tır. Eğer toprak analizi sonucu bu gübreye ihtiyaç duyulursa tamamı ekim öncesi
toprağa verilip karıştırılmalıdır. Her yıl fosforlu gübrelerle toprağa verdiğimiz fosfor besin
maddesinin topraktan yağışlarla yıkanarak kaybı söz konusu değildir. Bu nedenle toprak
analizi yaptırmadan her yıl gereksiz yere fosforlu gübre kullanmaktan ve gereksiz masraftan
kaçınılmalıdır.
8.4. Potasyumlu Gübreler:
Türkiye toprakları genelde potasyum açısından zenginse de toprak analizleri sonucunda
kumsal topraklarda potasyum besin maddesinin az olduğu görülmektedir. Toprak analizleri
sonucu tavsiye edilen potasyum gübresi çoğunlukla potasyum sülfat (%50 K2O) formunda
ekim öncesi toprak altına yapılacak bir gübreleme ile karşılanır.
8.5. Kompoze Gübreler:
Kompoze gübreler azot, fosfor ve potasyumun belli oranlarda karıştırılmasından
yapılmıştır. Trakya çiftçisi en çok 20:20:0, 18:46:0, 26:13:0 ve 15:15:15 kompoze gübrelerini
kullanmaktadır. Burada birinci rakam azot, ikinci rakam fosfor, üçüncü rakam ise potasyum
miktarını göstermektedir. Özellikle kanola tarımında toprağımızın fosfora ihtiyacı varsa 18-
46:0 gübresi ekim öncesi veya ekimle birlikte dekara 25 kg hesabıyla kullanılabilir. Burada
şunu belirtmekte yarar var, her yıl kompoze gübrelerin bazı çiftçiler tarafından sürekli
kullanılması sonucu tarla topraklarında fosfor fazlalığı söz konusudur. Bu nedenle Toprak
analizi sonucunda fosfora ihtiyaç yoksa kompoze gübreler yerine diğer azotlu gübrelerden
uygun olanının kullanılması daha ekonomik ve verimli olur.
8.6. Yaprak Gübreleri:
Yaprak gübreleri, son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır. Yaprak
gübreleri içerisinde bir veya birden fazla besin maddesi elementi bulunmaktadır. Eğer tarla
toprağında taban suyu, su kusması nedeniyle yüksek ve iklimde serin ise soğuk toprak
şartlarına bağlı olarak azot, fosfor, çinko gibi herhangi bir besin maddesinin noksanlığı
görülebilir. Söz konusu bu besin maddelerinin kanola kökleri ile alımı stres şartlarında zor
olacağından, doğal olarak oluşacak bitki besin maddeleri noksanlığı nedeniyle gelişme
geriliği, yaprak renklerinde morarma, kahverengileşme ve sararmalar (klorozis) görülebilir.
Özellikle bu sorunlar Trakya’da serin geçen Mart ayında ortaya çıkabilmektedir. Eğer kök
hastalığı değilse bu sorun, büyük ihtimalle mikro besin maddesi noksanlığıdır. İşte bu şekilde
besin maddesi noksanlığından emin olunan kanola tarlalarına, serbest piyasadan Bakanlık
kullanım iznine sahip ihtiyaç duyulan besin maddesi noksanlığını karşılayacak yaprak
gübreleri temin edilerek, kullanma talimatına göre doğru oranda su ile karıştırılarak uygun bir
pülvarizatörle verilmelidir.
Yaprak gübrelerini tek başına, kanola tarımında ekim öncesi veya ilkbaharda
kullanılan mineral gübrelere alternatif olarak kullanılması dekardan istenen verim artışını
sağlamaz. Unutulmamalıdır ki bitkinin esas besin maddesi, su alma ve toprakta dik durmasını
sağlayan kökleridir. Dolayısıyla bitki doğal olarak topraktan normal bir şekilde besin
maddelerini alabilir. Ancak toprakta bitki besin maddesi yoksa, iklim ve toprak şartları
nedeniyle bitki besin maddesi alınamıyorsa fotosentez organı olan yapraktan bitkiye zorunlu
olarak yaprak gübreleri kanalıyla noksan olan besin maddesi verilebilir. Bu şekilde bilinçli
gübreleme çiftçilere önemli oranda ekonomik kazançlar sağlayabilir.
EKİM NÖBETİ (MÜNAVEBE):
Tarım topraklarının üretim gücünün ve sağlığının korunması, ilaçlara bağımlılığın
azaltılması ve üretilen kolza bitkisinin sağlığı için ekim nöbeti uygulanmalıdır. Tarım yapılan
alanlarda aynı bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve o bitkinin
hastalıklarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kanola tarımından yüksek verim
alabilmek için mutlaka ekim nöbeti planlaması yapılmalıdır.
Kanola tarımında ekim nöbeti planlamasında dikkat edilecek esaslar:
Yüzeysel köklü bitkilerle ekim nöbetine girmesi (hububat, pırasa, marul, soğan),
Az su tüketen hububat gibi bitkilerle ekim nöbetine girmesi,
Toprağı temizleyen bezelye, soya, fasulye ile ekim nöbetine girmesi,
Monokültür üretimden kaçınılması,
Münavebe planında yer alan bitkiler toprağın verimlilik özelliklerini dengelemeli,
Kanolanın gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir:
Model: Soya Fasulyesi + Kanola + Buğday + Mısır
Model: Buğday + Kanola + Baklagil + Ayçiçeği
Model: Pamuk + Kanola + Şeker pancarı + Kavun-karpuz
Model Ayçiçeği + Kanola + Buğday
KANOLA TARIMINDA YABANCI OT MÜCADELESİ:
Yabancı ot mücadelesi kanolanın ilk yetişme devresinin ilk ayında çok önem taşır ve
yapılması % 20-30 oranında daha fazla verim alınmasını sağlayabilir. Hızlı gelişme
yeteneğine sahip yabancı otlar özellikle ilk gelişme devresinde faydalı tarla alanını kaplayarak
kanola bitkisinin gelişmesini engelleyerek ve bitki besin maddelerine ortak olarak önemli
oranda zarar yaparlar. Kanola bitkisi 30-40 cm boyunda olduğunda gür gelişip, gölge yaparak
diğer yabancı otların gelişmesi büyük ölçüde engellemektedir.
Yabancı ot mücadelesi kültürel tedbirlerle, mekanik yollarla ve kimyasal yöntemlerle
yapılmaktadır.
10.1. Kültürel Yabancı OtMücadelesi:
Ekimde yabancı ot tohumu bulundurmayan temiz tohumluk kullanılmalıdır.
Mümkün olduğunca ekim nöbeti yapılmalıdır.
Rizomlarla vegetatif olarak büyüyüp gelişen ayrık gibi otların toprak işlemesi
sırasında kullanılan aletlerle bir tarladan başka bir tarlaya taşınması engellenmelidir.
Tarla sınırlarındaki yabancı otlar ile de mücadele edilmelidir.
10.2. Kimyasal Yolla Yabancı Ot Mücadelesi:
Kanola tarımında en ekonomik yabancı ot mücadelesi yabancı ot ilaçları ile yapılır.
Kimyasal yabancı ot ilaçları kullanımında aşırı ilaç kullanımından kaçınıp, çevre dostu doğru
ilacı, doğru zamanda, gereken dozda ve ayarlı uygun basınçta ilaçlama başlıklarına sahip
pülvarizatörle yeterli suyla (30-40 litre/da), rüzgarsız, güneşin etkili olmadığı sabah ve akşam
saatlerinde yapılmasına dikkat edilmelidir.
Kimyasal mücadelede tarlada görülen yabancı ot türlerine göre seçilen ilaçlar
kullanım özelliklerine göre ekim öncesi, ekim sonrası veya çıkış sonrası uygulanabilir.
Kanola tarımında ekim öncesi trifluralin etkili maddeli yabancı ot ilaçları 150 cc/da
ölçüsünde pülvarizatörle toprağa uygulanıp goble disk veya diskaro ile 10-12 cm derinliğe
iyice karıştırılsa etkili bir yabancı ot kontrolü sağlamaktadır.
Ekim sonrası çıkış öncesi kullanılan yabancı ot ilaçları tarla yüzeyine atılır ve
toprağa karıştırılmaz.
Çıkış sonrası kullanılan ilaçlarının, yabancı otların 2-4 yaprak olduğu küçük
dönemde kullanılması çok etkili olmaktadır. Uygulamada geç kalınırsa kanola bitkilerine
zarar verebileceği gibi yabancı otlar da iyi kontrol edilemez.
KANOLA HASTALIK VE ZARARLILARI:
Kanolanın önemli zararlıları toprak pireleri, tarla salyongozu, kanola sap hortumlu
böceği, lahana böceği ve yaprak bitidir. Özellikle Trakya'da bazı lokasyonlarda lahana böceği
zararı fazladır
Lahana böceği yaprakların öz suyunu emerek beyazlama yapmakta ve önemli verim
kayıplarına neden olmaktadır.
Kanolanın önemli hastalıkları ise mildiyö, kolza kök uru, kurşuni küftür. Trakya'da
hastalıklar pek yaygın değildir.
- KANOLADA TOHUM BAĞLAMA:
Kanola çiçeklenme döneminde tozlanma (döllenme) için çeşidin kendine
tozlanmasının az veya çok olmasına bağlı olarak bal arılarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle
çiçeklenme dönemindeki süre de kanola üretim tarlaları yakınında arı kovanı bulunması
harnuplarda (kapsüllerde) döllenme, dane tutmayı artırır. Çiçeklenme ve döllenme bitkide
alttan yukarı doğru olmaktadır. Nisan sonu Mayıs ayı başında kanolanın çiçeklenmesi arılara
bol miktarda çiçek tozu
HASAT VE DEPOLAMA:
Kanola, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve çeşitin erkenciliğine bağlı olarak
çiçeklenmeden 40 ile 50 gün sonra hasat olumuna gelir. Trakya'da 10 Haziran, Akdenizde 10
Mayıstan itibaren Kanola hasadı yapılabilmektedir. Kanola hasat olumuna geldiğinde
bitkilerin sap, yaprak ve kapsülleri tamamen kuruyup sararır, sarı bir renk oluşur. Tohum
kahverengine dönüşmüşse hasat zamanı gelmiş demektir. Tohumdaki hasat rutubeti %10-12
düzeyinde olabilir.
Kanola bitkisinde olgunlaşma aşağıdan yukarı doğrudur. Hasatta bitkilerin tam
olgunlaşması beklenirse alt kapsüllerde çatlama ve dökülmeler görülür. Erken hasatta ise üst
kapsüller tam olgunlaşmadığından hasat kaybı olur. Kanola daneleri çok küçük olduğundan
hasada başlamadan önce biçerdöverin ayarları çok iyi yapılmalıdır. Hasatta kayıpları azaltmak
için uygun silindir hızı (250-350 devir/dakika), batör-kontrobatör açıklığı, vantilatör, elek
ayarları yapılmalıdır. Hasatta biçerdöverin ön tablası ayarlı olmalı ve uygun yükseklikten
zamanında hasat yapılmalıdır. Fazla yüksekten hasat yarı yatık bitkilerin biçerdöverin ön
tablasına alınmasını önleyerek verim kaybına neden olabilir. Dekardan alınan verim ekilen
çeşidin verim gücüne ve toprak verimliliği ile iklim koşullarına bağlı olarak 200-350 kg/da
arasıdır (Resim: 4).
Emniyetli bir depolama için danelerin rutubeti % 9'u geçmemelidir ve ürün içersinde
yaş ot tohumları ve bitki parçaları olmamalıdır. Kanola, kuru ambarlarda depolanmalıdır, aksi
halde çok çabuk kızışma olur ve küflenir.
SONUÇ:
Sonuç olarak kanola tarımında çiftçilerimiz birim alandan yeterli kazanç elde etmeleri
aşağıda belirtilen yetiştirme tekniği esaslarını tam olarak uygulamalarına bağlıdır.
· İyi, mütecanis, keseksiz bir tohum yatağı hazırlığı,
· Her yıl sertifikalı yeni tohumluk kullanılması,
· Zamanında, uygun ekim makinesi ile ekim,
· Ekimden sonra merdane çekilmesi,
· Yabancı ot için zamanında bilinçli bir mücadele,
· Tohum dökümüne fırsat vermeden zamanında hasat,
· Depolamada tane rutubetin %9’ın altında olması gerekir.
Kanola tarımı konusunda daha geniş teknik bilgi almak isteyenler en yakın Tarım ve
Köyişleri Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine
başvurdukları takdirde kendilerine yardımcı olunacaktır. ÜRÜNÜNÜZ BOL VE
BEREKETLİ OLSUN.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Algan, N., 1991. “Çukurova Bölgesinde Kışlık 2.Ürün Olarak Yetiştirilebilecek Bazı Yemlik
Kolza (B.nappus ssp.rapifiera) Çeşitlerinin Verim ve Diğer Bazı Özellikleri Üzerine
Araştırmalar”. 1.Çukurova Tarım Kongresi 9-11 Ocak 1991, Adana.
Algan, N:, 1990. “Kanola Tarımında Çeşit Sorunu ve Agroteknik Yöntemler”, TOKB Ege
Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Menemen, İzmir.
Arnaud, F., 1989. “L’evoution des surfaces et des varietes de colza en France” Colza d’hiver
1989/90, France.
Atakişi, İ.K, 1991. “Yağ Bitkileri Yetiştirme ve Islahı”, T.Ü Tekirdağ Ziraat Fakültesi Yayın
No: 148, Ders Kitabı No : 10, Tekirdağ.
DİE, Çeşitli Yıllar, “Tarımsal Yapı ve Üretim” Ankara.
İnan, İ.H., Gaytancıoğlu, O., 1996. “Türkiye’de Ayçiçeği Tarımı ve Bitkisel Yağ Sanayiinin
Ekonomik Yapısı”T.Ü Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi Cilt 4, Tekirdağ
Süzer, S. 2001. Kanola Tarımı. Marmara'da TARIM. Yayın No: 77-78:38-43.
Süzer, S. 2001. Destek Kapsamına Alınan Kanola Tarımı. CİNETARIM,Yıl:5, Sayı:38:38-9.
Öğütçü, Z. Ve Ö. Kolsarıcı, 1979. Kolzanın Yetiştirme Tekniği ve Islahı.
Kroeze, H.F, 1987. “Dünyadaki Bitkisel Yağ Üretimi”, Tebliğler ve Panel, İ.K.V Yayınları,
İstanbul Matbaası, s.21-28, İstanbul.
Oil Word, 1995. “The 95/96 Outlook for Rapeseed” Oıl Word Annual 1995, s.36-37,
Almanya.
Sezgin. S. ve N. Yıldız., 1992. Yağ Bitkisi Olarak Kanolanın Önemi ve Çukurova Tarım
İşletmesi Müdürlüğünde Kanola Tarımı. TİGEM. Yıl:7, Sayı:37:13-19.
Shahidi, F., 1990. Rapeseed and Canola :Global Production and Distibution Chapter 1, Grain
Research Laboratory Quality of Canadian and Flaxseed Cargoes.1989-1990 Crop
Yearcargo Bulletin, No.260, Canada.
KANOLA TARIMI
Dr. Sami SÜZER
Ziraat Yüksek Mühendisi
Yetiştirme Tekniği Bölüm Başkanı
Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü, EDİRNE
suzersami@yahoo.com