Her bilgi değerlidir…
Türkiye'de de son dönemde büyük ilgi çeken site, üyelerinin cinsiyeti, yaşı,
cinsel tercihi, siyasi ve dinî görüşü, eğitim durumu ve çalıştığı işyerleri
başta olmak üzere çok sayıda bilgiyi kaydediyor. Facebook'a üye olan
internet kullanıcılarının bu bilgileri vermeme hakkı bulunsa da, üyelerin
büyük çoğunluğu özel hayatına ilişkin birçok bilgiyi yakın arkadaşlarıyla
paylaşmak amacıyla profiline koyuyor.
Gelelim konunun püf noktasına.
Geçtiğimiz günlerde
Zaman'da<http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=611571>bir haber
vardı.
- *Oyakbank'ın 2,7 milyar dolara Hollandalı ING'ye satılması ilginç bir
tartışma başlatmış. Askerlere ait bilgilerin de bu satışla el değiştirmesi
sıkıntı oluşturmuş. Yani siz özel bilgilerinizi aslında kime vermiştiniz, bu
satışla kimlerin eline geçecek meselesi.
Yukarıda da aktardığımız gibi, sanal arkadaşlık sitesi Facebook, üyelerine
ait kişisel bilgileri reklâm şirketlerine satacağını çoktan açıkladı bile.
E, ne demiş atalarımız; Kendi düşen ağlamaz.
Bu tür büyük iletişim organizasyonları nı geyik olsun diye el altından
boşuna desteklemiyor ülkeler. Gizli servis elemanları artık oturdukları
yerden kalkmadan, kahvelerini içerek seyrediyorlar bizzat kendilerini
fişleyen insanları. Daha şimdiden 60 Milyon kişi gönüllü olarak kendisini bu
yolla ihbar etmiş oluyor. Hele bu bilgiler art niyetli insanların eline
geçmişse, her biri açık birer hedef haline gelmiş oluyor.
Tüm dünyada büyük bir hızla büyüyen Facebook, Türkiye'de adeta çılgınlığa
döndü. Sadece ülkemizden kullanıcı sayısı 1 milyona ulaştı.
Facebookyetkilileri, Türkiye'nin en aktif ülkelerin başında geldiğini
açıklıyorlar.
Türkiye'de en çok ziyaret edilen ikinci site haline gelen Facebook'a 3 hafta
içinde 500 bin kişi üye olmuş.
Öneriler…
Biliyorsunuz; Size gelen e-mailleri veya cep mesajlarını silseniz bile,
sadece sizin ekranınızdan silinmiş oluyor. Cep hizmetini hangi GSM
operatöründen, e-mail veya msn hesabınızı hangi uzantılı adresten
almışsanız, yazdığınız çizdiğiniz her şey bu hizmeti aldığınız kurumlarda
birer data (veri) olarak kayıtlı kalıyor. Yani sizin bu bilgileri silmiş
olmanız ve ulaşamamanız, başkalarının ulaşamaması anlamına gelmiyor.
Gerektiğinde hepsinin önünüze konulması an meselesi. Hrant Dink'le ilgili
klibi YouTube atan şahsı nasıl da elle koymuş gibi buldular, aynen öyle.
Önerilerimize gelince…
Facebook denen bu sitede ve benzerlerinde politik görüş veya hissiyatlarını
zı kesinlikle paylaşmayınız. Her türlü sitenin ardında konuşlanan gizli
eller, sizin her türlü eğilimlerinizi, arkadaş, akraba bağlantılarınızı,
resim ve videolarınızı, neye kızıp neye kızmadığınızı, okulunuzu,
şakalarınızı, size takılan lakapları, sosyal çevrenizi, zaaflarınızı,
ömrünüzün hangi döneminde vaktinizi ne zaman nerde geçirdiğinizi, kısacası
her şeyinizi öğrenmiş oluyorlar. Bir gizli servis elemanının sizin
hakkınızda yıllarca çalışarak elde edemeyeceği bilgileri bu yolla kendi
elinizle sunmuş oluyorsunuz.
Kredi Kartlarıyla ilgili her türlü işleminiz ABD merkezli uluslar arası veri
bankası aracılığıyla zaten kayıt altında tutuluyor. Hesap hareketliliğiniz,
bütçesiz, çapınız, ev ve işyeri adresi gibi bilgileriniz zaten veri
bankasında bulunuyor. Bunlara bir de kendi elinizle arkadaş, dost, çevre,
etnik durum, köken, dini-politik inançlarınız, belli konulardaki
düşüncelerinizi girdiğinizde, gönüllü olarak kendinizi bir bakıma ihbar
etmiş oluyorsunuz.
Diyeceksiniz ki, zaten her şey ortada değil mi? İyi ortada da, bırakın
herkes işini yaparken biraz çalışsın, zorlansın. Böyle keklik gibi ortaya
çıkmak ve avlanmak da biraz racona ters olmuyor mu?
Baksanıza, Türkiye kendi başına bela olan terörle mücadele konusunda gerekli
olan istihbarat konusunda bile ABD'den yardım istemek zorunda kaldı. ABD
nerden temin ediyor bu bilgileri. Önümüze sunduğu iletişim imkânlarıyla ve
bunları kontrol ederek.
Bu yazının yazılma amacı şudur; Eğer hakkımızda illa ki birilerinin bilgi
sahibi olması gerekiyorsa, kendi devletimiz olsun. Bir ülkenin kendi
vatandaşları hakkında başka ülkelerden istihbarat desteği alması ve hele
vatandaşların da bu bilgileri birer keklik gibi kendi elleriyle girerek
başkalarına vermesi biraz tuhaf kaçıyor ve gurura dokunuyor.
Bilmem anlatabildim mi?