Cevap: Havuç
Konuya burada böyle girmemin arkasında yatan neden, havuç ile Alzheimer hastalığını nasıl ilişkilendirdiğimdir. Ben, genelde incelemek istediğim bitkinin önce kökleri ile işe başlarım. Her bitkinin kökleri kendine özgü bir yapıya sahiptir. Köklerin içerdiği bazı maddeler, o bitkinin yapraklarının, saplarının ve hatta çiçeklerinin içerdiği etkin maddeleri bulmamızda anahtar vazifesi görür. Havuçun köklerinde acethylcolin maddesi bulunmaktadır. Acethylcolin beyin hücrelerinde (nöron) bulunan bir maddedir. Bu maddeye neurotransmitter da denilmektedir. Acethylcolin seviyesinin, Alzheimer hastalarında düşük olduğu bir çok klinik deneyler ile ortaya konmuş ve bu konuda yüzlerce makale yayınlanmıştır. Havuç, sinir sistemi ile ilgili olarak doğrudan etkili bir çok değişik etkin madde içermektedir. Özellikle seksüel hormonlar doğrudan sinir sisteminin kontrolünde olan hormonlardır. Taze sıkılmış havuç suyu (TSHS) içerdiği bazı etkin maddeler bakımından aynı zamanda mükemmel bir sexüel hormon grubu uyarıcısı, aktifleyicisi ve de dengeleyicisidir. Bu nedenle, geçici cinsel isteksizliğe veya yaşlılığa bağlı giderek azalan iktidarsızlığa karşı mükemmel bir önleyici ve de takviye edicidir. TSHS kürünü uygulayanlar zamanla cinsel güçlerin deki ve sperm sayısının ve prostat sıvısındaki hacimli artışını rahatlıkla gözleyebilmektedirler.
İleri yaşlarda algılama gücü giderek zayıflar. TSHS kürü aynı zamanda algılama gücünü mükemmel bir şekilde artırır. TSHS kürünü uygulayanlar aynı zamanda da algılama güçlerinin artığını hissedebileceklerdir.
Alzheimer hastalığına karşı taze sıkılmış havuç suyu kürünün önleyici etkisi çok çok yüksektir. TSHS, Alzheimer hastalığına karşı çok yönlü olarak etkisini gösterir. Önleyici gücünün arkasında yatan etkenlerden bir tanesi frataxin proteininin artışını sağlamasıdır. Frataxin insan vücudunun ürettiği antioksidan özellikli bir proteindir. Frataxin, hücreye zarar veren, hücre ölümüne neden olan serbest radikalleri zararsız hale getiren bir proteindir. İnsan vücudunda frataxin proteininin azalması, hücre ölümünün artması anlamına gelirki, bu da yaşlanmayı (aging) hızlandıran bir durumdur. TSHS kürü, antioksidan özellikli frataxin proteininin artışını sağlayarak, serbest radikallerin hücre ölümlerine sebep olmasını engeller. Değerli okuyucu, son yıllarda antioksidanlar üzerine çok şey yazılmaya başlandı. Antioksidanları taze sebze ve meyve tüketerek vücuda almak en doğrusudur. Ayrıca, insan vücudunun kendisinin ürettiği tabii antioksidan özellikli proteinleri (frataxin gibi) artırıcı kürleri uygulamak da çok çok önemlidir.
Burada hatırlatmayı uygun bulduğum önemli bir nokta şudur; vücudun normal ihtiyacı olan karbonhidrat (genel anlamda şeker) miktarının üzerine çıkılması durumunda, alınan her fazla karbonhidrat, serbest radikal üretimini artırır. Serbest radikal üretimi ne kadar fazla ise, hücrelerimizin de o kadar fazla zarar görme ihtimali yükselir. Bu nedenle, çikolata, baklava, ekmek kadayıfı gibi çok fazla şekerli besinlerin tüketiminde ölçülü olmak gerekir. Damağa verdiği lezzetin etkisiyle kolaylıkla ölçünün dışına çıkılmaktadır.
Alzheimer hastalığının bir çok evreleri ve aşamaları olmasına rağmen (bu evreleri ancak uzman hekim belirleyebilir) genelde erken dönem, orta dönem ve ileri dönem olmak üzre üç evrede tanımlanmaktadır. TSHS kürünün, tedavi gücü ise bu hastalığın evrelerine göre değişiklikler göstermektedir. Başlangıç aşamasındaki bir Alzheimer hastasının TSHS kürü ile tamamen sağlığına kavuşması mümkündür. Alzheimer hastalığı ileri yaşlardaki bir çok insanın korkulu rüyasıdır. Eğer, Alzheimer hastalığına yakalanmaktan korkuyorsanız, zaman zaman (TSHS) kürünü uygulayınız. Havuç suyu kürünü uygulamaya başladıktan bir kaç hafta sonra yavaş yavaş hatırlama yeteneğinizin arttığını, daha hızlı düşünmeye başladığınızı ve düşünce gücünüzün belirgin bir şekilde arttığını, diğer bir anlamda düşünme ve hatırlama yeteneğinizdeki yavaşlığın ortadan kalktığını hissedebileceksiniz. Taze hazırlanmış havuç suyu kürünü uygulayarak, Erken Dönem Alzheimer hastalığını yenmiş bir çok insan tanıyorum. Alzheimer hastalığına karşı tedavi edici gücü öylesine etkilidir ki, ailesinde Alzheimer’e yakalanmış olupta, taze hazırlanmış havuç suyu kürü ile bu insanların mucizevi bir şekilde tekrar yaşam kalitelerine döndüklerini anlatanların mutluluklarını unutamam.
Bazı insanlar, “hocam, havuç suyu kürü nasıl oluyor da bu kadar etkili olabiliyor? Akıl erdirmek mümkün değil. Bu iş bu kadar basit mi?” diye soruyorlar. Değerli okuyucu, belki basit gibi geliyor, ancak hiçde öyle değil. Çünkü, binlerce bitkinin içerisinden hangisinin, hangi hastalığa iyi gelebileceğini ortaya koymak kolay değil. Önemli diğer bir nokta da onun nasıl kullanılacağı ve hazırlanacağıdır. Kolay olan, havuç suyunun mutfağınızda hazırlanması ve kürünün uygulanmasıdır. Uzun yılların çalışmaları, tecrübeleri, araştırmaları neticesinde ortaya konan bu sonuçların arkasındaki itici gücün kaynağında, insana bir an önce yardım edebilmek inancı ve heyecanı yatmaktadır.
Taze sıkılmış havuç suyunda, Alzheimer hastalığını önleyici güce sahip etkin maddelerin sayısı en az 17 tanedir. Bunlar arasında alpha-terpinene, gama-terpinen, tryptophan, thyamin, carotol, daucic asit, daucine, choline, camphor, borneol ve terpinen-4-ol etkin maddeleri bulunmaktadır. Camphor etkin maddesi havuçta çok çok az bulunmasına rağmen, beraberinde glutamate türevi içermesi camphor’un etki gücünü artırarak beyinde plaque (plak) oluşumuna engel olabilmektedir. Bunlardan terpinen-4-ol ve borneol etkin maddeleri acetylcholinesterase-inhibitörü görevi yaparak, acethylcholinin beyin hücrelerinde (nöron) azalmasına (yıkımına, yok edilmesine) engel olur. Yapılan klinik deneylerde, Alzheimer hastalarında acethylcholin seviyesi düşük olarak gözlenmektedir. methyl-pentosans ve lupeol maddesinin tüm bu etkin maddeler ile birarada bulunması, taze sıkılmış havuç suyu kürünü Alzheimer hastalığının önlenmesinde, durdurulmasında ve de tedavi edilmesinde tartışmasız kılmaktadır. Havuç suyunun içerdiği etkin maddelerin tamamını bir bütün olarak düşünmek gerekir. Birini veya bir kaçını bir arada saf halde tedavide uygulama yöntemi olarak düşünmek kesinlikle yanlıştır. Burada bu durumu bir örnek ile açıklamak istiyorum. Aşağıdaki tabloda havucun en az 19 tane sedative (sedatif, dinlendirici, rahatlatıcı) etki gösteren, kimyası da birbirlerinden tamamen farklı etkin maddeler içerdiğini göreceksiniz. Lavanta’da ise sedative etki gösteren 14 tane farklı etkin madde bulunmaktadır. Bu demek değildir ki, havuç, lavantaya göre çok daha sedative etkili olacaktır. Bu durum bitkinin içerdiği farklı etkin maddenin sayıca fazla olması ile izah edilemez. Gerçekten de, lavantada sedatif etkili etkin maddeler sayıca, havuca göre çok daha az olmasına rağmen, lavanta havuca göre çok daha sedatiftir. Yani, lavanta daha dinlendirici, daha rahatlatıcıdır. Havuçta rahatlatıcı ve dinlendirici etkin madde sayısı daha çok olmasına rağmen, TSHS içildiği zaman herhangi bir rahatlama veya dinlenme hissetmek mümkün olmaktadır. Bu durum ancak ve tamamen o bitkinin kimyasına bağlıdır ve yine kimya yoluyla açıklanabilir.
Son yıllarda fareler üzerinde yapılan klinik deneyler, A-vitamininin beyin hücre ölümünü engellediği gerçeğini de ortaya koymuştur. Genel olarak, fareler üzerinde yapılan başarılı bir klinik deneyin aynı şekilde insanlar için de başarılı olacağı diye bir kural yoktur. Fareler üzerinde başarılı olan bir çok klinik deney, insanda aynı başarıyı göstermemekte ve hatta bazı komplikasyonlar da gösterebilmektedir. Ancak, Alzheimer hastalığına karşı etkili olan sadece, TSHS da bulunan A-vitamininin olmadığının bilinmesi gerekir. A-vitamini zengin olarak domates, portakal, marul, erik, kayısı ve maydanozda da bulunmaktadır. Buna rağmen Alzheimer hastalığına karşı hiç bir sebze veya meyve kürü, A-vitamini bakımından ne kadar zengin olursa olsun, taze sıkılmış havuç suyu ile kıyaslanamaz. Çünkü, TSHS da, A-vitamininin dışında, onlarca farklı etkin madde Alzheimer hastalığına karşı etkilidir. Zaten, A-vitamini tek başına Alzheimer’e karşı çözüm getirmiş olsa idi, bu vitamin takviyesi ile tedaviye gidilebilirdi. Kaldıki, daha bu hastalığın nedenleri ve sebepleri henüz kesin olarak bilinmemektedir.
Alzheimer Hastalığı
Alzheimer Hastalığının ilk defa tanımlanması, Alman hekim Alois Alzheimer tarafından 1900’ lü yılların başlarında yapılmıştır. Üzerinden tam bir yüzyıl geçmiş olmasına rağmen henüz bu hastalığın kesin tedavisinin ve de kesin olarak nedeninin veya nedenlerinin ne olduğu bilinmemektedir. Her ne kadar bu konuda kesin neden bilinmiyor ise de, bilim adamları farklı bir kaç teori ortaya atmışlardır.
Hemen hemen gelişmiş tüm ülkelerde bu konu üzerinde araştırmalar yıllardan beri büyük bir hızla devam etmektedir. Bu konudaki temel bulgu, hastalığın yavaş yavaş hafıza kaybına neden olmasıdır. Beyin hücrelerine nöron adı verilmektedir. Bu hücrelerinin ölümü sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazı bilim adamları bunun sebebini genetik yatkınlığa bağlamaktadırlar. Beyin hücrelerinin ölümü geri dönüşümsüzdür (irreversible). Alzheimer hastalığında, duygu, davranış, düşünce, konuşma ve yeteneklerde de değişik derecelerde etkilenmeler gözlenmektedir. Çünkü, hücre ölümlerinin en belirgin olduğu beyin bölgeleri, konuşma ve hafıza merkezlerinin bulunduğu temporal bölgedir.
Alzheimer kısa zamanda gelişen bir hastalık değildir. Başlangıcı yaklaşık en az 15-18 yıl öncesine dayanır. Bu hastalığın belirtileri ortaya çıktığında, bilinmelidirki en az onbeş yıl önce bu hastalık oluşmaya başlamış demektir. Sinsi bir şekilde ilerleyen bir hastalıktır. Semptomlarını (belirtileri) göstermeye başladığında Alzheimer en az on yıl önce gelişmeye başlamış demektir. Bu konuda yapılan araştırmaların başka bir hedefi de Alzheimer’in erken teşhisini (başlangıç aşamasını) yapabilmek için hangi parametrelerin ölçüleceğidir. Ne yazıkki günümüzde henüz Alzheimer hastalığının başlangıcını veya gelişmeye başladığını ortaya koyabilecek ölçme veya belirleme yöntemi yoktur.
Bu kitabı hazırlamaya başladığım Haziran 2005 tarihinde, Amerika’da Washington DC de çok sayıda ünlü bilim adamının katılımıyla 18-21 Haziran 2005 tarihlerinde gerçekleşen uluslararası katılımlı “Bunama ve Korunma Yolları” adlı kongre yapıldı. Bu kongrede ortak görüş olarak Alzheimer Hastalığının genetik yapıyada bağlı olduğunu savundular. Ayrıca, genç yaşlarda tedavi edilmeden uzun dönemli olarak geçirilen enfeksiyonların Alzheimer Hastalığına yakalanma riskini en az dört misli artırdığını belirttiler. Uzun vadeli enfeksiyonlara örnek olarak, dişlere bağlı tedavi edilmeyen iltihabi durumlarda gösterilmiştir. Ayrıca, eğitimli ve mesleğinde uzun dönem aktif olarak çalışanlarda, çok okuyanlarda Alzheimer Hastalığına yakalanma riskinin önemli ölçüde azaldığını da belirtmişlerdir.
Teşhis için en önemli kriter, bellek değişiklikleridir. İleri yaşlardaki her bellek değişikliği bunama (demens) olarak da yorumlanmamalıdır. Ancak, yaşantıyı etkileyen ciddi unutkanlıklarda yaşlılığın bir gereği olarak değerlendirilmemelidir. Hemen belirtmekte fayda görüyorum, her unutkanlık da Alzheimer değildir. Ayrıca, yine belirtmekte fayda gördüğüm bir nokta da şudur, Alzheimer belirtileri ile normal yaşlılığın verdiği belirtiler büyük benzerlikler göstermektedir. Bu nedenle bu ayırımı ancak bir hekim yapabilir.
Alzheimer ve taze sıkılmış havuç suyu (TSHS)
Yukarıda da belirttiğim gibi, tedavi amaçlı kullanılacak olan ilaçların (maddelerin) insanlar için etkili ve güvenli olduğunu kanıtlamak şarttır. Bu nedenle araştırmalar hem çok uzun bir zaman almakta hem de çok büyük maliyetler getirmektedir. Değerli okuyucu, benim çalışmalarımda gözlediğim, Taze Sıkılmış Havuç Suyu Kürünün (TSHSK) Alzheimer hastalığını önlemedeki gücü bulunmaz bir imkandır. Çünkü, TSHSK nün her şeyden önce insanlar için güvenli olması, bu kürü tartışmasız kılmaktadır. Taze Sıkılmış Havuç Suyu Kürü’nün herhangi bir yan tesiri de söz konusu değildir. Alzheimer hastalığına karşı TSHSK, şu sıralar en etkili önleyici, en etkili durdurucu ve de tedavi edici imkânı sağlayabilmektedir. Alzheimer hastaları bu kürü uygularken sonuçlarını bir iki haftadan önce alamazlar. Ancak, ikinci haftadan sonra Alzheimer hasta yakınları, TSHSK’nün olumlu sonuçlarını ve dikkate değer ölçüde olumlu gözlemlerini yapabilmektedirler. Diğer tüm kürlerde olduğu gibi, bu kürün de her Alzheimer hastasında yüzde yüz etkili olacağı söz konusu değildir. Bu durum, modern tıbbın imkânlarında da (örneğin ilaçlar) böyledir. Bir ilacın veya uygulanan kürün başarılı olabilmesi, o insanın genetik yapısına, bağışıklık sistemine, başka rahatsızlıklarının olup olmadığına, sürekli bir rahatsızlığının olup olmadığına (örneğin şeker hastalığı gibi), yaşına, hamile olup olmadığına ve bunun gibi bir çok faktörlere bağlıdır. Alzheimer hastalığı ile ilgili olarak bir noktayı önemle vurgulamak istiyorum. Bu hastalık, genel olarak bir kaç ayda ani olarak ortaya çıkan bir hastalık değildir. Başlangıcı, en erken on ile yirmi yıl öncesinden yavaş yavaş ve sinsi bir şekilde gelişmeye başlamaktadır. Yeterli düzeye gelmeden bu hastalığı erken teşhis etmek mümkün olmamaktadır. Bulguların doğrultusunda teşhis konulduğunda, hastalık yerleşmiş ve kendisini bariz şekilde belli etmeye başlamıştır. Bu nedenle önleyici veya durdurucu olarak TSHSK’nün orta yaşlardan itibaren kullanılmasını tavsiye ederim. Günümüzün modern tıbbı bu hastalık için: “Son yıllarda hastalığın seyrini değiştiren bazı tedavi seçenekleri ortaya çıkmış olmasına rağmen, iyileştirilebilir ya da düzeltilebilir bir hastalık değildir. Ancak hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak, hastalık seyri sırasında ortaya çıkan bazı rahatsız edici bulguları düzeltmek, ortadan kaldırmak mümkündür.” ifadesini kullanmaktadır.
Bugün için Alzheimer hastalığını doğrudan tedavi edebilecek bir ilaç henüz geliştirilememiştir. Ancak, Alzheimer hastalığının neden olduğu bazı şikâyetlerin tedavisi mümkün olmaktadır. Ayrıca, Alzheimer hastalığının başladığını tayin edebilecek herhangi bir analiz yöntemi de henüz geliştirilememiştir. Taze sıkılmış havuç suyu kürünün, Alzheimer hastalığını tedavi gücü yaklaşık %30 oranındadır. Bu oranın çok daha yukarılara çekilmesi mümkündür. Bu da ikinci bir bitkinin promotor veya medyatör olarak kullanılması ile mümkün olabilecektir. Tıpkı bu kitapta okuduğunuz kereviz-ıspanak, ısırgan-ebegümeci ya da maydanoz-tereotu ikili karışım kürleri gibi. Havuç suyunun etkisini daha da artırabilecek ilave ikinci bitki üzerindeki araştırma çalışmalarım devam etmektir. TSHSK nün yaklaşık %30 oranındaki tedavi gücü, Alzheimer hastalığının başlangıç evresinde olanlar için geçerlidir. Alzheimer hastalığının son evresinde olanlar için tedaviden ziyade, hastalığın ilerlemesini belirgin bir şekilde durdurduğunu gözlemek mümkün olmaktadır. Burada tekrar hatırlatmayı uygun buluyorum, bir hastalığı önlemek onu tedavi etmekten çok daha kolaydır.
Sigara veya Alkol tüketenlerin dikkatine