Cevap: Hava kirliliği
3.1 FOTOKİMYASAL SMOGLAR(Kahverengi Havalı Şehirler)
Bu tip şehirlerin çoğu, genç, sıcak ve kurak iklimli olup hava kirlenmesi esas itibari ile, içten yanmalı motorlardan ileri gelmektedir. Bu şehirlerde otomobil egzozlarından çıkan nitrik oksitleri, yani N2O ve NO gazları, azotdioksit gazını, yani NO2 yi teşkil etmek üzere havadaki oksijenle birleşir. Azot dioksit, kırmızı-kahverengi bir gaz olup otomobil şehirlerinin karakterstik kahverevkli ve dumanlı havasını meydana getirir. NO2 ve diğer hidrokarbonlar , güneş ışığına maruz kalınca , ozon ve PAN gibi ikinci derecede kirleticileri teşkil etmek üzere reaksiyon yaparlar. Bunlara foto kimyasal smog adı verilir. O halde kahverengi bir dumanla ve sisle örtülü olan bu şehirler başlıca kirleticilerini, hidrokarbonların, azot oksitlerinin, karbonmonoksidin, ozonun ve PAN ‘ın oluşturduğu fotokimyasal smog şehirleridir.
3.2 ENDÜSTRİYEL SMOGLAR(Gri havalı şehirler)
Gri havalı şehirler Ankara, Londra, Chicago, New York, Balumore ve Birminghame gibi eski şehirler olup buralarda ısıtma, imalat sanayi ve elektrik istihsalinde kömür ve fuel oil, esas enerji kaynağını teşkil eder. Bu kaynaklarda ki yanma olayı kirleticilerin iki ana sınıfını meydana getirir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: parçacık halinde ki kirleticiler, kükürt oksitleridir. Bunlar petrol ve kömürün çoğunda bulunan kükürdün yanmasından meydana gelirler. Bu karakteristik hava kirlenmesi tipine endüstriyel smog diyebiliriz. Endüstriyel smog, evlerdeki sobalrın, termik santrallerinin ve fabrikaların tam kapasite ile çalıştırdığı soğuk ve ıslak havalarda daha fazla olur.
- HAVA KİRLİLİĞİNİN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİ
Havada kirlenmeye yol açan maddelerin insan üzerinde çeşitli etkileri vardır. Havadan solunan karbon monoksit, kandaki oksijenin yerini alarak vücuttaki hücrelere taşınan oksijen miktarını azaltmasına yol açar. Kentlerin havasında bulunduğu miktarıyla karbon monoksit, zihinsel yetilerin gerilemesine ve en sağlıklı insanlarda bile tepkilerin ağırlaşmasına neden olur; bu da kent yaşamın-da görülen kazalarda önemli bir etkendir. Ayrıca, kansızlık, kalp yetersizliği ve kan hastalıkları ile kronik akciğer rahatsızlıkları bulunan kişilerin sağlık durumları üzerinde daha da olumsuz etkilerde bulunur.
Kükürt oksitleri, solunum borusunu ve akciğer dokularını etkileyerek, solunum sisteminde geçici ya da kalıcı rahatsızlıklara neden olur.
Azot oksitleri, özellikle çocuklarda gribe karşı direnci azalttığını ortaya koymuştur.
Başka pek çok kirletici de, etkileri doğrudan ya da kısa sürede gözlenmemesine karşın halk sağlığı konusundaki kaygıların giderek çoğalmasına neden olmaktadır. Araştırmalar, kentlerde yaşayan insanların vücudunda bulunan kurşun miktarının, vücudun kan üretimini olumsuz yönde etkileyecek oranda olduğunu göstermektedir. Ama çevrede bulunan kurşunun insan sağlığına doğrudan mı zararlı olduğu, yoksa asıl tehlikenin gelecekte besin zincirinde ortaya çıkacak bir kurşun yoğunlaşmasında mı yattığı tartışması sonuçlanmış değildir.
İnsan ciddi olarak etkileyen kirli alanlar, yeryüzünde oldukça azdır. İnsanın giyinmesi nedeniyle, kirli havayla doğrudan doğruya temas eden pek az yeri vardır, Ayrıca vücudumuz kirli havaya karşı birçok müdafaa imkânlarıyla teçhiz edilmiş durumdadır. Fakat şehirlerin üzerindeki atmosferde bulunan kimyasal maddeler bunları yetersiz veya etkisiz kılmaktadır. Mesela bu mekanizmalardan biri olan burnumuzun içindeki kıllar, parçacık halindeki katı maddeleri filtre edip tutmaktadır. Üst solunum yolları, devamlı olarak ileri geri hareketler yaparak yabancı maddeleri dışarı atan yüz binlerce kıl ve tüy ile kaplıdır, Bunlara cilia adı verilmektedir. Sigara dumanı ve bazı hava kirleticilerin bunları tahrip ettiği, sertleştirdiği ve hareketlerini yavaşlatarak etkilerini azalttığı aşikardır, Bu durum bakteri ve küçük parçacıkların alveollere kadar nüfuz etmesine imkan vermekte ve solunum yollarında enfeksiyon şansını artırmaktadır. İnsan solunumu sırasında havada bulunan parçacıklar da solunum sistemine girer ve parçacıkların büyüklüğüne göre sistemin değişik yerlerinde tutulur. Örneğin, 10µ’dan büyük parçacıklar burundaki kıllar tarafından tutulur. Büyüklüğü 2-10µ olanlar akciğere ulaşır. 0,1 µ’dan küçük olanlar ise alveollere kadar gider.
Sıhhatli bir akciğer dokusu sünger gibi ve elastiktir. Bu sebeple de nefes alıp verirken kolayca büzülüp açılabilir. Çok fazla miktarda partikül halindeki katı maddeler ve bazı kirleticiler akciğer dokusunu sertleştirebilir ve böylece yavaş yavaş onun elastikliğini bozarak soluk alıp verme kabiliyetini azaltabilir. Bu ise ömrü kısaltır. Zira kalbin kanı pompalamak için daha fazla çalışması lazımdır. Neticede kalp büyür ve yorulur. Senelerce bir şehir bölgelerinde yaşayanların akciğer dokusunu genç bir çocuğun veya temiz havalı bir yerde yaşayan insanın açık pembe renkli akciğerlerine nazaran siyahlaşmış olduğu görülür.
Hava kirliliğinden öldüğü resmen bildirilen hemen hemen hiçbir kimse mevcut değildir. Bunun yerine raporlarda ölüm sebebi olarak kronik bronşit, ciğer, mide ve akciğer kanseri ve ya kalp hastalıkları gibi hastalıklar geçmektedir. Son yıllarda bulaşıcı olmayan bu öldürücü hastalıklar gelişmiş ülkelerde esaslı sağlık problemleri olarak enfeksiyon hastalıklarının yerini almışlardır.
1900’lü yılarda kalp ve damar hastalıkları ölümlerin sadece %20’sinin sebebini teşkil ediyordu fakat şimdi ölümlerin yarıdan çoğu bu hastalıklardan olmadır. Amerika’da kanserden ölen erkeklerin çoğu akciğer kanserinden ölmüştür. Zamanımızda bu hastalıktan ölenlerin say sı 30 misli artmıştır. Akciğer kanserindeki bu büyük artışın sebebinin sigara içilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Fakat sadece sigara içilmesi şehir ve kır bölgelerindeki akciğer kanseri vakalarının farklı sayılarda olmasının sebebini izah edemez. Bu hususta şüphesiz pek çok faktörler işin içine girmekte ise de, hava kirlenmesi ve radyoaktif tozların şehir bölgelerinde yüksek seviyede olmasının muhtemelen bunda etkisi olsa gerekir.
Akciğer kanseri son 50 yıl içinde artmıştır. İnsan ömrünün uzaması, sigara içmek, kalıtım, virüs enfeksiyonu ve kirli havanın akciğer kanserine neden olduğu bilinmektedir. Kirli hava koşullarında yaşayan sigara tiryakileri arasındaki kanser oranı, dikkati çekecek kadar yüksektir. Çocuklar hava kirliliğine karşı daha duyarlıdırlar. Ağır kirlilik bulunan yörelerde yaşayan çocuklarda, orta kulak enfeksiyonlarına ve solunum yolları hastalıklarına sıklıkla rastlanır.
Hava kirliliği, bazen kitle halinde ölümlere neden olabilir. Kirli hava sisle birlikte görünürse öldürücü olur.1952 yılında Londra’da Aralık ayının 5–9 günleri arasında havadaki duman ve kükürtdioksin oranı sürekli olarak artmıştır. Hava sakinken sıcaklığın birden düşmesi, kirleticileri yeryüzüne yakın hava tabakasında tutarak, bu sonucu oluşturmuştur. Bu beş günlük süre içinde solunum ve dolaşım yolları hastalıkları belirtileriyle birlikte 4000 kişi ölmüştür.
- HAVA KİRLİLİĞİNİN HAYVANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Hayvanlar üzerindeki kirleticilerin etkisi iki basamakta gerçekleşir. Bunlardan birincisinde kirleticiler bitkiler üzerinde birikir. İkinci aşamada bunları besin olarak alan koyun ve sığır gibi hayvanları zehirler.
- BİTKİ ÖRTÜSÜ MALZEME VE TESİSLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Bitkiler serbest oksijeni alarak yaşamları ve gelişmeleri için gerekli maddeleri sentezler. Sentezleme yeteneği yapraklarda bulunduğu için, kirleticilerin yaprak üzerindeki etkileri sonucu, bitki yeterli üretimi gerçekleştiremez. Bitkilerin kirlenme ve duyarlı olan kısımları yapraklarıdır. Yaprağın iki yüzünde de bulunan stomalar aracılığıyla gaz alışverişi gerçekleşir. Uygun büyüklükteki parçacıklar, stomalardan girerek alanı daraltır. Diğer yandan yaprak yüzeyinde biriken kir fazla olduğu zaman, fotosentezi önemli ölçüde geriletir.
Hava kirlenmesi, mal, bitki ve tesislerin kıymetlerinde bir kayba sebep olmaktadır.
Bilhassa büyük şehirlerin yakınında yetişen sebze ve meyveler üzerindeki zarar büyüktür. Limon mahsulüne başlıca fotokimyasal smoglarda bulunan ozon ve PAN tarafından zarar verilmekteir. Patates, domates, yeşil bezelye, mısır, elma ve yapraklı sebzeler, bilhassa SO2 ve hava kirlenmesi sonucu oluşan sülfürik asitten zarar görmektedir.
Metallere, kireçtaşı ve mermere, heykel ve abidelerin yüzeyleri ile lastik, plastik ve bazı kumaş çeşitlerine etki eden kükürtdioksit ve sülfürik asit, hava kirlenmesinin, malzeme üzerinde yaptığı tahribatın başlıca sebebidir. Havadan dökülen partikül halindeki katı maddeler, binaları, arabaları ve elbiseleri kirleterek büyük masraflarda temizlenmelerini gerektirmektedir. Hava kirlenmesinin görüş kabiliyetini azaltması sebebiyle yapılan ekstra aydınlatma masraflarını da hesaba katmak lazımdır. Aydınlatma elektrikle, bu da yakıtla sağlandığına göre insanlığın içinde bulunduğu fasit daire açıkça görülmektedir.
Artık her ülkenin, hava kirlenmesi ile ilgili bir ekonomik analiz yapması ve ona göre politikalarını tespit etmesi zamanı çoktan gelmiştir. Mesela A.B.D. de E.P.A. nın tahminlerine göre hava kirlenmesinin toplam maliyeti, 16 milyar doların çok üstündedir. Bunun her Amerikalıya düşen payı senede 80 dolar civarındadır. Bu ortalama bir değer olduğundan, 50 000 den fazla nüfuslu şehir bölgelerinde yaşayanların zararlarının 80 doların çok üstünde olacağı aşikardır(160 ila 320 dolar).Hâlbuki hava kirlenmesinin kontrolü için kişi başına sadece 1 dolar harcanmaktadır. E.P.A. nın raporlarına göre bu payın 2,15 dolara yükseltilmesi hava kirlenmesi problemlerinin çoğunu hemen ortadan kaldıracak veya hızla azaltacaktır.
Hava kirlenmesinden kaynaklanan ve 1980’lerin ortalarında gündeme gelen bir başka önemli tehlike de, atmosferdeki ozon katmanının incelmesidir. Havalandırma sistemlerinde, spreylerde, otomobillerde ve buzdolaplarında kullanılan kloroflüorokarbon kökenli kimyasal maddelerin yol açtığı delinme, kutup bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Yeryüzüne ulaşan morötesi ışınların zararlı etkilerini azaltan ozon katmanının delinmesi, bazı uzmanlara göre 20-30yıl içinde etkisini gösterecek, yeryüzünde 40 milyon dolayında insanın cilt kanseri olmasına ve yalnızca ABD’de yaklaşık 800 bin kişinin ölümüne yol açacaktır. Bazı uzmanlar bu tahminlerde büyük yanılgı payının bulunduğunu öne sürmekle birlikte, ozon katmanının delinmesinin yeryüzü için büyük bir tehdit oluşturduğu üzerinde herkes aynı düşüncededir.
KAYNAKLAR
- EKOLOJİ VE ÇEVRE SORUNLARI-Prof. Dr. Yılmaz MUSLU
- ÇEVRE VE İNSAN TOPLUM DOĞA İLİŞKİLERİ-Dr. Emrullah GÜNEY
- EKOLOJİ-Prof. Dr. M. Nihat ŞİŞLİ
- ANA BRİANNİCA
- EKOLOJİ- Palme yayınları
Hazırlayan: Zerrin Kübra Akdemir