KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Latincesi : Asparagas officinalis
Almancası : Spargel
İngilizcesi : Asparagus
Fransızcası : Asperge
İtalyancası : Asparago
Rusça’sı : Sparscha
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Anavatanı ve Tarihçesi / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Kuşkonmaz eski devirlerden beri tanınan, gerek ilâç ve gerekse besin maddesi olarak kullanılan bir sebzedir. Halen birçok ülkede yabanilerine rastlanmakta ve kültürü yapılan çeşitlerin de yayılma alanı giderek fazlalaşmaktadır. Kuşkonmazın çok değişik türleri vardır. Geçmiş yıllarda bu türler içinden daha çok yabani kuşkonmaz türü olan, Asparagus acutifolius L. türünün yetiştiriciliği yapılmıştır. Dünyada halen tanınmakta olan tür, Asparagus officinalis L. türünün ortaya çıkışı, ancak 15-17. yüzyıldan itibaren başlar. Kumlu, hafif taşlı toprakları ve sıcak iklimleri seven kuşkonmaz, Asya ve Avrupa'nın bir bitkisidir. Nitekim ORAMAN’da (1961) kuşkonmazın anavatanını Avrupa ve Asya olacağını belirtir. HUYSKES ve SNEEP’de (1962), “Kuşkonmaz bitkisinin iklim ve toprak istekleri bakımından, orijin bölgesi Asya ve Avrupa’dır” görüşünü benimsediğini ve kuşkonmazın orijinin daha çok doğu Avrupa’nın tuzlu stepleri olduğunu, yayıldığı bölgelerin ise İngiltere, Batı, Orta, Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Anadolu ve Batı Sibirya olacağını kaydeder. Ayrıca yabani kuşkonmazlara Amerika'da da rastlandığından, burasının da Kuşkonmazın anvatanlarından birisi sayılabileceğini belirtir. HANN ve ZELL'e (1964) göre, kuşkonmazın ana vatanı Ön-Asya'dır. Ön-Asya'dan, kuşkonmaz önce batı ve kuzey Avrupa'ya, kuzey Afrika'ya yayılmış ve bu bölgelerin de ikinci bir anavatan haline gelerek, anavatan sınırları genişlemiş olacağını vurgular. Kuşkonmaz hakkındaki bilgilerimiz çok eskiye gitmez. Nitekim eski Mısırlılar devrinde kuşkonmaz hakkında bir bilgi bulunmadığı ve bu devirden kalan belgelerde kuşkonmazdan hiç söz edilmediğini görülür. Eski yunanlı bilginler THEOPHRAST ve DİOSKURİDES, bugünkü Yunanistan'da halen yetiştirilmekte olan Asparagus acutifolius’den o zaman da söz ederek, yetiştirilmekte olan kuşkonmazların kuvvetli sürgünleri ve dikenli yaprakları olduğunu kaydederek, kuşkonmaz hakkındaki ilk ip uçlarını vermektedir (DİLLİNGEN 1956). Bizanslı SİMEON SETH kendi devrinden önce kuşkonmazın tanınmadığını, yeni yeni yenmeğe başlandığını, özellikle ilkbahar aylarında piyasaya çıktığını belirtmektedir (DİLLİNGEN 1956). Kuşkonmaz, orta çağda bir tıbbi bitki olarak ele alınmıştır ve kuşkonmazın lapası, idrar söktürmede kullanılmıştır (ORAMAN 1968). Bu amaçla manastır papazlarının ve prenslerin dikkatini çekmiş, gerek kilise, manastır ve gerekse şatoların bahçelerinde yetiştirilmiştir (HANN ve ZELL 1964). Günümüzdeki kuşkonmaz yetiştiriciliğine benzer ilk bilgiler, Romalı'lar devrinden gelmektedir. Eski Romalı yazar Cato, kuşkonmazı tarif ederek, tohumlarının ekildiğini, bitkinin iki yıl aynı yerde kaldıktan sonra başka yere nakledildiğini, üçüncü yıldan sonra sürgünlerinin toplandığını ve 9-10 yıl sürgün alınabildiğini açıklamaktadır (DİLLİNGEN 1956, ORAMAN 1968). Fransa'da 1469 senesinde esperges adıyla kuşkonmazdan söz edilmiştir. Daha sonraları 1536’da Fransa'da RUELLİUS, 1538’de İngiltere'de TURNER, 1543’de Almanya'da FUOHS ve nihayet 1701’de FLORİNUS kuşkonmazı tanımlamakta ve diğer sebzelerle beraber yetiştirildiğini kaydetmektedir (DİLLİNGEN 1956).
Kuşkonmazın anavatanlarından birisi olarak gösterilen Türkiye'de halen yabanilerini bulmak olasıdır. BAYRAKTAR (1970), yabani kuşkonmazların ülkemizin çeşitli bölgelerinde ve özellikle Ankara'nın Zir bucağı ile Çubuk vadisinde, Akdeniz ve Ege denizi bölgelerinde, Amasya taraflarında bulunduğunu kaydetmektedir. Biz de, Doğu Anadolu'ya yaptığımız gezilerde, Van civarında da yabani kuşkonmazlara rastladık. Türkiye'de kuşkonmaz yetiştiriciliğine ait belgeler, baştaki konularda belirttiğimiz gibi, Bizans devrine kadar gitmektedir. Bu devirden sonra ise, yeterli bir bilgi bulunamamıştır. Bununla beraber bazı yazarlar, kuşkonmazı Osmanlı padişahlarının sofralarında bulunan bir sebze olarak göstermektedir.
Eldeki en yeterli dosya bilgilerinde, 1937 yılında Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü bahçesinde Alman asıllı hocalar tarafından kuşkonmazın yetiştirildiği tespit edilmiştir. Kuşkonmaz yetiştiriciliğinin resmi devlet kayıtları, ancak 1950’den sonra Ziraat Bakanlığının bu konuda çalışmalara başladığını ortaya koymaktadır. Kuşkonmaz yetiştiriciliğine 1962-1966 yılları arasında Marmara ve daha sonra Ege Bölgesinde büyük bir ilgi doğmuş ve geniş yetiştirme alanları tesis edilmiştir. Fakat o zamanda Türk Halkı alışmadığı bir sebze olan kuşkonmazın yeme şeklinin bilinmediğinden ve kuşkonmaz yüksek fiyatla satıldığından talep göstermemiştir. Bu yüzden iç pazarlarda ürün tüketilmemiş ve satılamamıştır.
Taze olarak ihracat olanakları araştırılmış, ancak yetiştirme bölgeleri, erkenci üretim için tam uygun olmadığından karlı olmamıştır. Bu yüzden ürünün konserve olarak değerlendirilmesine gidilmiş ve bu yolla kısmi bir ihracat gerçekleştirilmiştir. Kuşkonmazın bu durumu, 1966 yılından sonra gelişim hızının azalmasına neden olmuştur ve hatta bazı tesisler sökülmüştür. Halbuki kuşkonmaz insan beslenmesi ve sağlığı yönünden değerli bir sebze olup, iç pazarda halka tanıtıldığı ve düşük fiyatla satıldığı takdirde her zaman alıcı bulabilir.
Dış ülkelere, gerek taze ve gerekse konserve olarak ihracı mümkündür. Yeter ki bu konuda gerekli önlemler alınabilsin. Nitekim son yıllarda ürünün iç piyasada konservesi devamlı bulunmakta, küçük ve büyük marketlerde satılmaktadır. Akdeniz Bölgesinde de yetiştiriciliği yapılmaya başladığından, diğer erkenci üretim yapan ülkelerle rekabet etme şansı yakalanmıştır. Bu bakımdan kuşkonmaz için yeterli bir kampanya başlatılır, iç ve dış pazarlarda satılabilme olanaklarının yaratılabilirse, bu sebzeye karşı duyulacak ilgi arttırılabilirse daha geniş yetiştirme olanakları yaratılabilir. Böylece ülkemizde verimsiz sayılan ve pek değerlendirilemeyen birçok kumlu toprakları da, kuşkonmaz yetiştiriciliğiyle kazanılmış yetiştirme alanı olabilir.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay