Devamı: Gıda Allerjisi
Laktoz intoleransı olan bir kişi olarak hangi gıdalardan uzak durmalı?
Sütte oldukça çok bulunan aynı zamanda süt şekeri olarakta adlandırılan laktoza tolerans gösterememek laktozu sindirememek anlamına gelir. Bu sindirim sorununun nedeni kısa bağırsak hücreleri tarafından salgılanan laktaz enziminin yetersiz olmasıdır. Bu enzimin görevi laktozu daha küçük parçacıklara bölmek ve bu şekli ile kan dolaşımına katılmasını sağlamaktır.
Laktozu tolere edebilmek kişiden kişiye farklılık gösterir. Süt ve süt ürünlerine tolerans gösterebilme limiti ancak kalifiye tıp doktorlarının deneme ve gözlemleriyle belirlenebilir.
Süt ve fermentasyon işlemi görmemiş süt ürünleri doğal laktoz kaynaklarıdır ve bunları tüketmemelisin. Fermantasyon işlemi görmüş süt ürünlerini tüketebilirsin. Çünkü bu gıdalarda bulunan laktik asit bakterileri laktozu sindirilmiş hale getirmiştir.
Laktoz içermesi muhtemel diğer gıda ürünleri şunlardır: ekmek ve diğer un mamülleri, işlenmiş kahvaltılık tahıl ürünleri, kahvaltı içecekleri, margarine, etler, salata harcı, şekerlemeler, gözleme, bisküvi, kurabiyeler ve bu çeşit gıdaları tüketmemelisin.
Gıdaların etiketlerini dikkatlice okumalısın. Bu etiketlerde sadece süt veya laktoz kelimesinin olup olmamasını değil aynı zamanda peynir altı suyu, lor peyniri, süt tozu, süt yan ürünlerinin olup olmadığını kontrol etmelisin. Eğer bunlardan herhangi biri varsa bu ürünün laktoz içerdiğini gösterir ve o üründen uzak durmalısın.
Şu bir gerçektir ki yukarıda sıralanan ürünlerin bir çoğu bazı besleyici maddeler içermektedir. Ve diğer bir gerçekte tüketilen farklı miktarlardaki gıdaların etkilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebilmesidir.
Herbir kişi için hangi miktarda laktozun ona dokunduğunun denenerek belirlenmesi önem arz etmektedir. Laktaz enzimi bulundurmayan küçük yaştaki çocuklara laktoz içeren herhangi bir gıda verilmemeliyken daha büyük yaştaki çocuk ve yetişkinlerin laktozdan tamamen uzak durmaları gerekmemektedir.
Yerfıstığına alerji olan yerfıstığı yağından kaçınmalı mı?
Yağın rafinasyonu sırasında alerjinin ortaya çıkmasına neden olan proteinler uzaklaştırılır. Yerfıstığı yağı (bazen Arachis olarak etiketlenebilir) yaygın olarak bitkisel yağlarda onların bileşeni olarak, işlenmiş gıdalarda taşıyıcı olarak veya kozmetikde emülgatör olarak kullanılırlar.
Çalışmalar rafine edilmiş yerfıstığı yağında dikkate değer oranda protein olmadığını gösterir. Bu güne kadar görülen yerfıstığı alerjik reaksiyonlarının hiç birinin nedeninin rafine edilmiş yağlar olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte rafine edilmemiş ham yağlar veya yerfıstığı pişirmek için kullanılmış yağlar protein içerebilir ve bunlardan kaçınmalısın.
Son zamanlarda benzoik aside (E210) karşı alerji olduğumu keşfettim, bu nedenle hangi gıdalardan uzak durmalıyım?
Benzoik asit ve benzoat mantar oluşumuna karşı kullanılan bir koruyucudur. Koruyucu olarak eklenen bileşenler, etiketlerde ya numaraları (E210-215) yada isimleri ile belirtilmelidir. Bu nedenle etiketi dikkatlice okumalısınız. Benzoik asidin doğal kaynakları ise sadece yabanmersinidir. Yabanmersini çok fazla benzoik asit içerdiğinden dolayı son derece zor bozulur. Bundan dolayı yabanmersini ve yabanmersininden yapılmış ürünlerden uzak durmalısınız.
Inek sütüne karşı intoleransı olan keçi sütü kullanabilir mi?
Keçi sütü genellikle inek sütü proteinlerine alerjisi olan insanlara bir çözüm olarak gösterilir. Ne yazık ki bu her zaman geçerli değildir.
Keçi sütünün inek sütünden daha iyi tolere edilip edilmediği alerjiye neden olan proteinin tipine bağlıdır. Pek çok insanda inek sütüne karşı gösterilen alerjik reaksiyonun nedeni b-lactoglobulin diye bilinen bir protein çeşitidir. Bununla birlikte bu protein keçi sütündede bulunmaktadır, bu nedenle keçi sütü bu proteine alerjisi olan kişilere alternatif olamaz.
Keçi sütünü inek sütünün alternatifi olarak da olsa tüketmek faydalıdır. Bunu doktorunuz veya diyetisyeninizin gözetiminde tüketmeniz oluşabilecek herhangi bir semptomun hayati risk taşıması açısından önemlidir. Bu durum bir yaşının üzerindeki çocukları içinde geçerlidir. Bu alternatif tüketim önemli protein ve kalsiyum kaynağını diyetimize ekleyecektir.
Glüten nedir?
Glüten, özellikle buğday gibi tahıllarda bulunan bir protein grubudur. Buğday; başta çavdar, arpa, yulaf olmak üzere diğer hububat tahılları ile de yakından alakalıdır ve bu nedenle bu tahıllar da glüten içerirler.
Glüten, hamurun güçlü yapısından sorumlu, buğdayda bulunan proteindir. Glüten proteinleri, ekmek yapımı esnasında oluşan ağsı yapıdan sorumludur. Yükselme devresinde oluşan bu yapı çok önemlidir, glütensiz istenilen yapı oluşamaz ve ekmek mayalanamaz.
Glüten, birçok insan için mide-bağırsak kanalı yoluyla kolaylıkla sindirilebilen normal bir proteindir. Fakat bazı kişiler glüteni sindiremez. Bu kişiler çölyak hastalığı olarak adlandırılan glüten intolerantlardır.
Glüten bir seri farklı proteinin karışımıdır ve iki grupta sınıflandırılır bunlar, Prolaminler ve Glutelinlerdir. Başlıca prolamin proteini olan Gliadin, çölyak hastalığı veya gluten intoleransında başlıca problemdir, gliadin antikorları bu hastalıkla alakalı olan bağışıklık komplekslerinde bulunmaktadır.
Çölyak hastalığına sahip kişiler glüten içeren gıda yediklerinde, bağışıklık sistemleri ince bağırsağa zarar vererek karşılık verir. Belirli bir biçimde, ince bağırsak zarında bulunan, villi olarak adlandırılan, küçük parmak benzeri çıkıntılar kaybolur. Besin öğeleri gıdalardan bu villi sayesinde kan dolaşımına emilirler. Villi olmaksızın, kişi kötü beslenmiş olur--yediği gıdanın miktarıyla alakasız olarak.
Çünkü vücudun kendi bağışıklık sistemi hasara neden olur, çölyak hastalığı otoimmün bozukluk olarak kabul edilir. Bununla beraber, absorbsiyon bozukluğu olarak da sınıflandırılır çünkü besin elementleri absorblanamamaktadır. Çölyak hastalığı, ayrıca çölyak psiloz, tropikal olmayan psiloz ve glüten-duyarlı enteropati olarak da bilinmektedir.
Çölyak hastalığı ailelerde gözlenen genetik bir hastalıktır. Bazen hastalık, ameliyattan, hamilelikten, doğumdan, viral enfeksiyondan veya ciddi duygusal streslerden sonra ilk kez tetiklenir veya aktif hale gelir.
Mutfak aletlerinin buğday ürünleri ile kullanımından sonra, bu aletlerin glutenden arındırılması nasıl sağlanır?
Gluten, işlevsel özelliklerinden dolayı, buğday içerisinde bulunan önemli bir proteindir. Bu, gıda endüstrisinde buğday kullanımının yaygınlaşmasının temel sebebidir. Ayrıca; buğday, fırında pişen hafif ürünler üreten ve gazı içerisinde hapsedebilen, güçlü ve dağılmayan (yapışkan) hamur oluşturan tek tahıl ürünüdür.
Bir bütün olarak, gluten suda çözünmez fakat sulandırılmış tuz veya asit/baz çözeltilerinde çözünür. Mutfak aletlerini glutenden arındırmak için aletler önce soğuk suyla sonra da, onu takiben sıcak su ile durulanabilir. Sıcak su, gluten ile meydana gelen hamuru çözecek ve arındırma işlemini kolaylaştıracaktır. Buna ilaveten, bulaşık yıkarken kullanılan sıvılar yada çeşitli çözücüler de temizleme işlemi için tavsiye edilir. Bulaşık deterjanı ile sıcak su kombinasyonu temizliğin sağlanması için idealdir. Aletler doğrudan sıcak su ile durulanır ve kurutulur.
Hangi katkı maddeleri süt ürünlerini içermektedir?
Hangi katkı maddeleri süt ürünlerini içermektedir? Hiçbir katkı maddesi (E-numaraları) süt proteini veya diğer süt bileşenlerini içermez. Süt bileşenleri her zaman süt tozu, kazein, peynir suyu, peynir suyu tozu, yoğurt, yoğurt tozu ve benzerleri olarak bahsedilmektedir. Laktik asit, bazı bakteriler tarafından şekerden üretilmektedir; ve sütten türememiştir.
Hangi katkı maddeleri tavuk ürünlerini içermektedir?
E322 (lesitin) dışında hiçbir katkı maddesi tavuk ürünlerini içermemektedir ve lesitin (E322) yumurta sarısından elde edilmiş olabilir.
Benzoik asit ve benzoat nedir ve hangi ürünlerde bulunmaktadır?
Benzoik asit, özellikle mantarlara karşı koruyucu bir rol oynayan doğal bir bileşendir. Normal olarak yüksek konsantrasyonlarda yabanmersininde bulunmaktadır. Diğer birçok yenilebilir meyvelerde bulunmaz. Anti-mikrobiyal davranışı sayesinde, gıdalarda koruyucu olarak geniş alanda kullanılmaktadır. Bu durumda, etikette benzoik asit, benzoat (benzoik asitin tuzu) veya E210-E213 olarak belirtilmelidir.
Laktoz intoleransı/süt alerjisinin yaygın semptomları nelerdir?
Bir çok kez “süt alerjisi” ve “laktoz intoleransı” terimleri birbirlerinin yerine geçecek şekilde kullanılabilirler ve bu da insanlar arasında karışıklık yaratmaktadır. Bununla beraber, ikisi de farklı nedenlerle, semptomlarla, hedef gruplarla ve farklı tedavi şekillerinden dolayı farklı sağlık durumlarıdır. Bu yüzden bu iki terim arasındaki farklılığı ortaya çıkarmak zorunludur.
Bir tarafta, “gıda intoleransı” hakkında konuşulduğunda, gıda maddesine veya katkı maddesine karşı vücudun gösterdiği, sindirimi veya metabolizmayı (gıdanın vücut tarafından parçalanması) içeren fakat bağışıklık sistemini içermeyen ters etkiler anlaşılmaktadır. Laktoz intoleransı buna bir örnektir. Kişide süt şekerini (laktoz) sindirecek enzimin (laktaz) eksikliğinde meydana gelir.
Diğer tarafta, “gıda alerjisi” vücudun bağışıklık sisteminin gıda içersindeki bir maddeye veya bileşene gösterdiği reaksiyondur ve genellikle proteindir. Çocuklarda en yaygın gıda alerji kaynakları inek sütü, yumurta, buğday ve soyadır. Süt alerjisi, sütte bulunan proteinlere karşı bağışıklık sisteminin anormal reaksiyonundan kaynaklanmaktadır.
Ayrıca süt alerjisi ve laktoz intoleransı semptomları birçok formda karşımıza çıkabilir ve birçok zaman bireyler arasında büyük değişiklikler gösterir. ?nek sütü alerjisinde, etkileri hemen veya daha sonra ortaya çıkabilir ve semptomları vücudun her tarafında gözlenir. En çok etkilenen bölgeler sindirim sistemi (bulantı, karın krampları, kusma, ishal), deri (kurdeşen, egzama, şişlik) ve solunum yoludur (hırıltı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürme). Gıda alerjilerinde en büyük tehlike anafilaksiden gelmektedir, bu durum nadir, akut ve hatta bazen bağışıklık sistemini çok kuvvetli etkileyen bir durum yaratabilir. Bazı insanlar için inek sütü alerjisi sadece kurdeşene veya mide bozulmasına neden olurken; bazı kişiler için ise ciddi hastalıklara ve hatta ölümlere (hayat tehdit edici) bile neden olabilir.
Laktoz intoleransı, inek sütü alerjisine benzer semptomlar yaratabilir, örneğin ishal, kusma ve/veya karın krampları; bununla birlikte abdominal distansiyon ve gaz oluşumu ile de sonuçlanabilir. Semptomların ciddiyeti bireyin dayanabildiği laktoz miktarına göre değişiklik gösterir.