BİZ ÇEVRECİ DEĞİLİZ
o. Murat Dede*
Kelimeler, kavramlarından türer. Toplumun iç dinamikleri ile oluşan kavramlar kelimeler aracılığı ile yaşama katılır. Hayatın ve bilimin doğal akış süreci içinde kendilerine varlık alanı yaratan kelimeler daima anlamlar dünyasında içeriği sağlam kavramlar ile özdeşleşmişler ve bütünselleşmişlerdir. Ancak, küreselleştirilenen! Dünyada, (dör)t köşeli “Kapital” emperyalizminin, Türkiye gibi ülkelere ihraç ettiği kelime gruplarını incelediğimizde, özgün kavramların içinin boşaltıldığını görürüz. Örneğin; Siyasal İslam, ılımlı İslam, “Ilımlı çevrecilik”, “çevrebilim”! vb gibi yapay söylemler de, sanal gerçekler üzerine temellenen bu kavram imalat hattında şekillenir ve “son ürün” olarak, dışarıdan toplum bünyesine şırınga edilir. Toplumda geçici bir mutluluk ve heyecan dalgası yaratır. Kuyuya bir taş atılır ve hatta çıkaranlar bile olur!
Her ne kadar Çevremizin bilimcileri varsa da, evet, doğrudur! Sonuçta çevremiz kirlendi, sularımızda azaldı… ama unutmayalım ki; her kavramın bir ekolojisi de vardır. Daha öncesinde de Ekoloji kavramı (kavramsal ekoloji) kirletilmiş ve maalesef “Çevrebilim”e! İndirgenmiş idi. Adını da şeklen ve naklen “Ekoloji” koymuşlar idi.
Bir hekim olan, Sinan Canan, “hekimlik” ile Ortodoks tıp geleneği olan “doktorluk” arasındaki anlam farklılığını şöyle açıklıyor;
”Hekim” kelimesini her yerde ve aynı anlamda kullanmak bu kelimenin anlam bulutuna sahip zihinler de, en azından bir rahatsızlık uyandıracaktır. Zira gerçek hekim, insanı bir makine olarak görmez ; Ellerinde ölen hastalarına “exitus” oldu diyerek yapancılaşmaz. Hekim, kamil insandır bu anlamda doktor, hatta tabip bile sadece teknik bir uygulayıcı olabilir. “Hekim” bir tanıdığınız var mı? Varsa ona iyi bakın, zira sayıları fazla değil….”
Neyse ki; T.D.K’nin ve akademisyenlerimizin başarılı çalışmaları ve ortak kararı ile Ekoloji kelimesine en azından sözlükte sahip çıkıldı ve “çevre” kelimesi ile kavramsal farklılığı tescil edildi de; havasız bırakılan popülist çevremize ekolojik bir dağ esintisi esti ve içimizi ferahlattı.
Ekolojinin de bir canlı varlık olarak; bir dilinin, ağzının ve bir biliminin olduğunu da böylelikle algılamış olduk.
Takdire şayan emeklerinden dolayı duyarlı ekolojist meslektaşlarımı kutlarım. Öte yandan Çevremizdeki, “D.r çevrecilerin” sayısının AB standartlarından bile fazla olduğunu da bir yere koyarsak; dua edelim de hiçbir hasta ve hasta yakını kendini bilmez doktorların, ekolojimiz de, “çevre uzmanlarının” eline düşmesin…

01:56 03 OCAK 2009
Evimiz Yerküre olarak “biz çevreci değiliz, ekolojist olmayı tercih ederiz” demeyi inatla sürdürüyoruz. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın en üst düzeydeki mevcut yetkilisinin Ilısu Barajı’nın bu hali ile yapılmasına karşı çıkan ekolojistlere “bölücü” demesi geçtiğimiz hafta basında yer aldı. Gazetelere yansımayan şeyler de var. Örneğin cemaat okullarının biri ile birlikte ilköğretim okulları arası çevre konulu yarışma düzenleyen ve bu yarışmayı yurt çapında destekleyen yine aynı bakanlık. Hangi “çevrenin” korunduğu ortada değil mi? Evimiz Yerküre’ye bu konuda çok sayıda görüş ve yazı ulaşıyor. İşte bir tanesi daha, bir uzman görüşü…
o. Murat Dede*
Kelimeler, kavramlarından türer. Toplumun iç dinamikleri ile oluşan kavramlar kelimeler aracılığı ile yaşama katılır. Hayatın ve bilimin doğal akış süreci içinde kendilerine varlık alanı yaratan kelimeler daima anlamlar dünyasında içeriği sağlam kavramlar ile özdeşleşmişler ve bütünselleşmişlerdir. Ancak, küreselleştirilenen! Dünyada, (dör)t köşeli “Kapital” emperyalizminin, Türkiye gibi ülkelere ihraç ettiği kelime gruplarını incelediğimizde, özgün kavramların içinin boşaltıldığını görürüz. Örneğin; Siyasal İslam, ılımlı İslam, “Ilımlı çevrecilik”, “çevrebilim”! vb gibi yapay söylemler de, sanal gerçekler üzerine temellenen bu kavram imalat hattında şekillenir ve “son ürün” olarak, dışarıdan toplum bünyesine şırınga edilir. Toplumda geçici bir mutluluk ve heyecan dalgası yaratır. Kuyuya bir taş atılır ve hatta çıkaranlar bile olur!
Her ne kadar Çevremizin bilimcileri varsa da, evet, doğrudur! Sonuçta çevremiz kirlendi, sularımızda azaldı… ama unutmayalım ki; her kavramın bir ekolojisi de vardır. Daha öncesinde de Ekoloji kavramı (kavramsal ekoloji) kirletilmiş ve maalesef “Çevrebilim”e! İndirgenmiş idi. Adını da şeklen ve naklen “Ekoloji” koymuşlar idi.
Bir hekim olan, Sinan Canan, “hekimlik” ile Ortodoks tıp geleneği olan “doktorluk” arasındaki anlam farklılığını şöyle açıklıyor;
”Hekim” kelimesini her yerde ve aynı anlamda kullanmak bu kelimenin anlam bulutuna sahip zihinler de, en azından bir rahatsızlık uyandıracaktır. Zira gerçek hekim, insanı bir makine olarak görmez ; Ellerinde ölen hastalarına “exitus” oldu diyerek yapancılaşmaz. Hekim, kamil insandır bu anlamda doktor, hatta tabip bile sadece teknik bir uygulayıcı olabilir. “Hekim” bir tanıdığınız var mı? Varsa ona iyi bakın, zira sayıları fazla değil….”
Neyse ki; T.D.K’nin ve akademisyenlerimizin başarılı çalışmaları ve ortak kararı ile Ekoloji kelimesine en azından sözlükte sahip çıkıldı ve “çevre” kelimesi ile kavramsal farklılığı tescil edildi de; havasız bırakılan popülist çevremize ekolojik bir dağ esintisi esti ve içimizi ferahlattı.
Ekolojinin de bir canlı varlık olarak; bir dilinin, ağzının ve bir biliminin olduğunu da böylelikle algılamış olduk.
Takdire şayan emeklerinden dolayı duyarlı ekolojist meslektaşlarımı kutlarım. Öte yandan Çevremizdeki, “D.r çevrecilerin” sayısının AB standartlarından bile fazla olduğunu da bir yere koyarsak; dua edelim de hiçbir hasta ve hasta yakını kendini bilmez doktorların, ekolojimiz de, “çevre uzmanlarının” eline düşmesin…
- Yrd. Doç. Dr. - Bozok Üniversitesi-Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

Bu Haber 77 Kez Görüntülendi

