fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Çevre Kirlenmesi ve Çeşitleri (Hava, su, toprak kirliliği)

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Çevre Kirlenmesi ve Çeşitleri (Hava, su, toprak kirliliği)

    Çevre Kirlenmesi: Çevre kirlenmesine; hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve ileri teknolojinin doğal kaynakları tehdit etmesi sebep olmaktadır. Yalnızca insanların meydana getirdiği ekolojik etkiler çevre sorunlarına yol açmaktadır. Bu etkiler iki türlü olur: zarar verici ve doğrudan zararlı etkiler.
    Örnek; atmosferin zehirli gazlarla kirlenmesidir. İkincisi etkileyici ancak doğrudan zararlı etkilerdir. Örnek; düzensiz yapılaşma, kirlilik hava, su ve toprakta oluşur. Bu ortamlar arasında sıkı bir etkileşim vardır. Böyle bir sorunda olayı bütün olarak incelememiz gerekir.
    A) Su Kirlenmesi: Su; güneş enerjisiyle sürekli döngü içindededir. İnsanlar ihtiyaçları olan suyu bu döngü sayesinde alır ve tekrar geri verirler. Bu kullanım sırasında suya karışan maddeler suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısını bozar.
    Su kirliliği; ev ve endüstri atıklarının arıtılmadan su ortamlarına boşaltılması, tarımda üretimi koruma ve artırma amacıyla kullanılan gübre ve ilaçların bu ortama taşınmasıyla olur.


    a) Endüstriyel Kirlenme: Enerji santralleri, rafineriler, deri, ilaç, otomobil fabrikaları ulaşım kolaylığı ve atıklarını uzaklaştırmak amacıyla göl ve akarsulara yakın bölgelere kurulurlar. Buralardan sonra sulara petrol, petrol ürünleri (yağ, boya, plastik) , cıva, kurşun, pil gibi maddeler atılmaktadır. Karadeniz, Marmara Denizi, kuş gölü, Sakarya nehri çevresi bu tip kirlenmeyle karşı karşıyadır. Böylelikle bitkiler ve hayvanlar ölmekte, doğal yaşam zarar görmektedir. Sanayi tesislerinden çıkan kullanılmış sular arıtılmadan akarsulara verilince İzmir limanında ve İzmit körfezinde çevre kirliliği meydana gelmiştir. Yağlar, petrol ürünleri, liman trafiği , tanker kazaları ve taşıma sonucu sulara karışmaktadır. Böylelikle bu maddeler yüzeyde oluşturdukları tabaka ile su ve atmosfer ilişkisini keserler. Petrol kirliliği, İstanbul, İzmir ve Mersin limanlarında görülmektedir.
    Sanayi kuruluşlarının fosil yakıt kullanımı sonucu, havaya bıraktıkları kükürt ve azot dioksit gazları, azot oksitlerle birleşip yağmur yağdığında bu zehirli gazlar asit yağmurlarına sebep olur. Ayrıca sanayi kuruluşlarının atık sularında bulunan ağır metaller seri ve sularda yaşayan canlıları olumsuz yönde etkilemektedir.

    b) Evsel Kirlenme: Bu atıkların en önemlileri lağım suları ve çöplerdir. Bu atıklarda hastalık taşıyıcı bakteri ve virüslerden oluşmuş mikroorganizmalar bulunur. Evlerden atılan bu maddeler suyun içinde oksijen tarafından ayrılırlar. Oksijensiz ortam ayrışma sonucu; metan, amonyak, hidrojen sülfür gibi suları kirleten gazlar ortaya çıkar. Organik kirlenme Haliç ve İzmit körfezinde daha çok görülür. Sulara atılan deterjanlar yüzeyde köpük meydana getirdiği için suyun havayla temasını keser ve canlılar için tehlike meydana getirir.
    Evsel atıklardan sulara bol miktarda azot ve fosfor bileşiklerinden oluşan tuzların karışması sonucu yosunların üremesi hızlanır. Sular yeşil ve bulanık olur. Aşırı biki üretimi dip sularda çözünmüş oksijeni tüketir ve hidrojen sülfür gazı ortaya çıkar. Bu kirlenme daha çok durgun sularda olur. İzmir ve Köyceyiz gölünü örnek verebiliriz. Katı atıklar yıllarca doğada kaybolmadan etkilerini sürdürürler.

    c) Tarımsal Kirlenme: Nufusu besliyebilmek için ürünün artması ve ürünlerin çeşitli hastalıklardan ve zararlarından korunması için toprağın ilaçlanması ve gübrelenmesi gerek. İlaçlama ve gübreleme bazen canlılar için zararlı hale gelebilir. Aşırı derecede verilen gübre ürünle birlikte canlılara taşınırken , yağmur sularıyla denizlere, göllere ve akarsulara taşınır. Tarımsal ilaçlar ve gübreler sularda yaşayan balıkların vücutlarında birikerek insanlara taşınır. Toprağın hatalı sürülmesi ve bitki örtüsünün yok edilmesi erozyona yol açar. Böcek öldürücü ilaçlarda toprağın kirlenmesine yol açar.

    d) Isı Kirlenmesi: termik ve nükleer santraller elektrik üretimi sırasında kömür, petrol ve nükleer yakıt kullandıklarından aşırı ısınan makineleri soğutmak için deniz,göl ve akarsulardan su alırlar. Bu suları kullandıktan sonra tekrar geri boşalttıklarından suyun ısınmasına neden olur. Isınan suda oksijen azaldığından suda yaşayan bitkiler ve balıklar ölür. Jeotermal alanlarda oluşturulacak santraller ve deniz altı volkanlarının patlaması da ısı kirlenmesine yol açar.
    Isı kirlenmesinin etkileri; sulara karışan kimyasal maddeler sularda zehirli etki yaparak suyun fiziko- kimya yapısını değiştirdiği gibi dibe çökerek orada da değişikliklere yol açar. Örneğin; atıklardaki organik maddeler veya sıcak sular ortamının oksijence fakirleşmesine, petrol ürünleri suyun atmosferle olan gaz alışverişinin durmasına sebep olur. Bütün bu olumsuzluklar yüzünden denizlerimizdeki birçok balık türü tükenmek üzeredir.
    Evsel atıklarla sulara karışan bakteri ve virüsler çoğalıp diğer canlılarda kolera, tifo gibi hastalıkların görülmesine neden olur. Fosfatlı gübrelerin aşırı kullanımı sonucunda sulardaki bitkiler aşırı büyür ve su kirli bir hal alır. Erozyonla taşınan toprak bitkilerin ve balık yumurtalarının üzerini kapatarak ölümlerine neden olur.
    Önlemler; sularımızın daha fazla kirlenmemesi için alınacak önlemler
    1.Her türlü katı, sıvı atıklar ve çöpler sulara atılmamalıdır.
    2.Sanayi ve evsel atıklar arıtılmadan sulara bırakılmamalıdır. Bunun için sanayi kuruluşlarına arıtma tesisi yapma mecburiyeti getirilmelidir.
    3.Çözünmeyen kalıcı deterjan kullanımı önlenmelidir.
    4.Kentler su kaynaklarından uzağa kurulmalıdır.
    1. Her yerleşim birimine kanalizasyon sistemi kurulmalıdır.
    2. Kanalizasyon atıklarının içme ve kullanma sularına karışmaması için önlemler alınmalıdır.
    3. Tarımda kullanılan gübrelerin ve ilaçların sulara karışması önlenmelidir.
    4. Isı kirlenmesini önlemek amacıyla, enerji üreten santrallerde soğutma sistemi yapılmalıdır.
    5. Denizlerdeki tanker kazaları önlenmelidir.
    6. Tarımsal ilaçlama çevreye zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.
    7. Erozyonu önlemek için tedbirler alınmalı, ormanlar korunmalıdır.
    8. Katı atıklar çevreye zarar vermeyecek şekilde toplanmalı, imha edilmeli ya da kullanılabilir duruma getirilmelidir.
    9. Ürün ambalajları yeniden kullanılabilir maddelerden (kağıt,cam,vb.)yapılmalıdır.
    10. Suları kirletenler uyarılmalı, iyi bir çevre için insanlar eğitilmelidir.
    11. biyolojik ilaçlama sırasında ortamda ki yararlı mikroorganizmalara zarar verilmemelidir.

    B) Hava Kirlenmesi: Hava çeşitli gazlardan ve su buharından oluşmaktadır. Hava kirliliği;atmosferdeki gazların yüzde oranlarının değişmesi ve gaz, toz, is, duman,koku ve su buharı gibi kirleticilerin havaya yayılmasıdır. Hava kirliliği insanların aktiviteleri ile arttığı gibi yanardağı patlaması, orman yangınları gibi doğal olaylar sonucu da artabilir.

    Nedenleri: Hava kirliliğinin en önemli nedenleri, aşırı nüfus artışı, buna bağlı olarak kentleşme , endüstri ve taşıtlardır. Savaşlarda kullanılan silahlarda havayı kirletir. Hava kirliliği böylelikle doğal yaşamı etkisi altına alır.
    Hava kirliliği nüfus yoğunluğunun yanında kentlerin topoğrafik durumları ile iklim koşullarını da etkiler. Kentin uygun bir yerde kurulmayışı, yeşil alanların azlığı kirliliği daha da arttırır. Çukur bölgelerde yukarıya doğru hava sıcaklığı düzensizliklerle arz etmektedir. Doğal olarak bu bölgelerde yoğun toz ve gaz bulutu oluşur. Özellikle kış aylarında ısıtma sistemlerinin devreye girmesi ile hava kirliliği tehlikeli boyutlara ulaşır.
    Endüstri kuruluşlarının neden olduğu hava kirliliği, fabrikaların uygun kurulmaması ve atık gazların önlem alınmadan havaya verilmesi sonucu oluşur. Fabrika bacalarından toz, duman, kül, florlu ve hidrokarbonlu gazlar havaya karışır. Havaya karışan bu kirleticilerin bazıları havayı doğrudan kirletirken bazıları da reaksiyona girerek asit yağmurlarına neden olurlar. Ayrıca taşıt araçlarından çıkan kurşun, bakır, kadmiyum ve çinko gibi ağır metaller havayı kirletir.

    Hava Kirlenmesinin Etkileri: Hava kirliliği , o bölgede bulunan tüm canlı ve cansız varlıkları etkiler ve atmosfer yapısını değiştirir. Buna bağlı olarak iklim de etkilenir. İklim, yapıların metal, taş ve ahşap bölümlerin çürümesine ve paslanmasına neden olur.
    Hava kirliliği, insanlarda nefes darlığı, kronik bronşit ve akciğer kanseri gibi solunum yolu hastalıklarına neden olur. Bu kirleticiler, su buharı ile karışarak asit yağmuruna yol açarlar. Bu yağmurlar, bitkilerin solunum ve fotosentez aktivitelerini azaltarak zamanla yok olmalarına sebep olur. Artan karbon dioksit, yeryüzünde sıcaklığın artmasına neden olur. Sonuçta ozon tabakasında incelme meydana gelir.
    Sera Etkisi: Uzun dönemde, yeryüzünün, güneşten aldığı enerji kadar enerjiyi uzaya vermesi gerekir. Güneş enerjisi yeryüzüne kısa dalga boyu radyasyon olarak ulaşır. Gelen radyasyonun bir bölümü, yeryüzünün yüzeyi ve atmosfer tarafından geri yansıtılır. Ama bunun büyük bölümü, atmosferden geçerek yeryüzünü ısıtır. Yeryüzü bu enerjiden, uzun dalga boyu, kızılötesi radyasyonla kurtulur.



    Gezegenimizin yüzeyi tarafından yukarıya salınan kızılötesi radyasyonun büyük bölümü atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve doğal olarak oluşan diğer “sera gazları” tarafından emilir. Bu gazlar enerjinin, yeryüzünden geldiği gibi doğrudan uzaya geçmesini engeller. Birbiriyle etkileşimli birçok süreç (radyasyon, hava akımları, buharlaşma, bulut oluşumu ve yağmur dahil) enerjiyi atmosferin daha üst tabakalarına taşır ve enerji oradan uzaya aktarılır. Bu daha yavaş ve dolaylı süreç bizim için bir şanstır; çünkü yeryüzünün yüzeyi enerjiyi uzaya hiç engelsiz gönderebilseydi, o zaman yeryüzü soğuk ve yaşamsız bir yer, Mars gibi çıplak ve ıssız bir gezegen olurdu.
    Atmosferdeki gazların gelen güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşılık geri salınan uzun dalgalı yer ışınımına karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle Yerküre’nin beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen bu doğal süreç sera etkisi olarak adlandırılmaktadır.
Working...
X