ZİRAÎ MÜCADELE İLÂÇ VE ÂLETLERİ ENSTİTÜSÜ ÇALIŞMALARINDAN
ZİRAÎ MÜCADELE İLÂÇLARI VE HALK SAĞLIĞI
Talip ÖDEN
Nufusumuzun süratle artması neticesi olarak, bu gün memleketimizin
çözmek, zorunda olduğu en büyük problemlerinden biri de, artan nüfusa
yetecek nisbette ziraî istihsal yapabilmesidir. Ziraî istihsalin artması, yalnız
yurt içindeki istihlak bakımından değil; ihtiyacıımız olan dövizin temini için,
istihsal fazlasının ihracı bakımından da önemlidir. Ziraî istihsalin kalite ve
kantite yönünden artmasını önleyen sebeblerin arasında bunlara arız olan
zararlılar en önemli faktördür. Bu gün bitki zararlıları yüzünden millî ekonomideki
ziraî kaybımızın 1.5 milyar liranın üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
Ziraî mücadele ilâçları kullanılmadığı takdirde U.S.A. da hali
hazırdaki patates, elma, narenciye ve pamuk istihsalinin % 50, et, süt ve yün
istihsalinin en az % 25 azalacağı ifade edilmektedir (FAO, 1961). Ziraî ürünlerimizin,
gerek artan nüfusa yetecek ve gerekse dünya pazarlarında yer alabilecek
şekilde kantite ve kalitelerinin yüksek olması, ancak bilgili şekilde
bunların zararlı ve hastalıkları ile mücadele etmekle mümkün olur. Bu gün
sağlık hizmetleri de daha ziyade koruyucu hekimlik sahasına yöneltildiğine
göre, iyi gıdalanma ve yaşama standardının yükselmesi halk sağlığı mevzuundaki
önemli problemleri de çözmüş olacaktır.
Dünyanın her tarafında olduğu gibi, memleketimizde de ziraî mücadele
ilâçlarının kullanılışı artmaktadır, 1952 de Türkiye de imal edilen ilâç miktarı,
7167 ton iken, 1959 da 15.000 ton civarına yükselmiştir. Ziraî istihsalimizi,
önümüzdeki yıllar arzu edilen seviyeye çıkarmak için, tahminen 50.000 ton
ziraî mücadele ilâcına ihtiyacımız vardır (Ayhangil, 1960). Ayrıca, esasen
ziraî mücadele ilâcı olup da sağlık sahasında sivrisinek, bit, ev sineği ve
diğer hastalık taşıyan böceklerin mücadelesinde kullanılan DDT, Dieldrin,
BHC, Malathion Diazinon gibi insektisidler vardır ki, bunların ilâvesi ile de
ihtiyacımız olan miktar daha da artacaktır.
Ziraî Mücadele ilâçlarının çok geniş tatbikat sahası bulması, bunları
kullananlara ve diğer insan ve sıcak kanlı hayvanlara zararlı olmadan, bitki
zararlılarına karşı nasıl kullanılacağı problemini ortaya çıkarmıştır. Bir çok
memleketlerde mevzii olarak vuku bulan kazalara dayanılarak, çeşitli otori-
257
teler tarafından ziraî mücadele ilâçlarının kullanılmasına karşı itirazlar
yapılmaktadır. Bilhassa, son senelerde U.S.A. da Miss Rachel Oarson'un
«Silent Sprâng» adlı eseri geniş tepkiler yaratmıştır. Miss Carson, ziraî mücadele
ilâçlarının insan ve hayvanları zehirlediğini, tabiatı tahrip ettiğini ve
su kaynaklarını bulaştırdığını ifade ederek, bunların kullanılmasının meneditoesini
istemektedir. Yaratılan tepkiye karşı, Başkan Kennedy'nin İlmi
İstişare Komitesinin (President's Science Advisory Comittee) Başkana verdiği
raporda, ziraî mücadele ilâçlarının ziraî istihsalde, kalite ve kantite
bakımından, büyük gelişmeler sağladığını, ziraî ihtiyacın, ilâçların geniş şekilde
kullanılmasına bağlı olduğunu ve ilâçlar sayesinde bir çok mahsûllerin
ekonomik olarak istihsal edildiğini belirtmiştir. FAO (1959) toplantısında
da ziraî mücadele ilâçlarının önemi şu şekilde ifade edilmiştir : «Bu gün,
dünyanın bazı bölgelerinde, gıda istihsalinde ziraî mücadele ilâçlarından,
bilgili şekilde istifade edilmesi taraftarı olanlara karşı hücum etmeğe bir
temayül vardır. Halbuki dünya, ziraat sahasına, ormanlara ve çiftlik hayvanlarına,
mücadele edilmediği taktirde büyük zarar verecek olan böcek ve
hastalıkların mücadelesi için gayret sarfedenlere çok şey borçludur. Genel
olarak hükümetler ve umumî sağlık servisleri faal ve yaygaracı gruplar
tarafından müthiş tazyiklere maruz kalmaktadır...»
Bu gün, ziraatta kullanılan ilâçlar resmî ve Özel bir çok araştırma merkezlerinin
geniş çalışmaları neticesinde bulunmuştur. İnkişaflarının ve kullamlmalanmn
her devresinde, insan sağlığı için emniyet esas düşüncedir.
Bunları tatbikte başlıca gaye, faydalarının en yüksek ve zararlarının en düşük
seviyede olacak şekilde kullanılmasıdır. İnsanlara tehlikeleri bakımından,
tıbbî üâç, patlayıcı madde ve motorlu taşıt kazaları ile daima mukayese
edilebilirler. Bunlar tavsiye edildiği şekilde kullanılırsa faydalı, hatalı
ve yanlış kullanılırsa zararlıdır.
Ayni durum, gıdalarımızda tabiî olarak bulunan bakır, manganez, çinko,
kobalt, krom, flor ve selenium gibi maddeler için de doğrudur. Bunların
'az miktarları sıhhat için faydalı, fazla miktarları zehirlidir.
Ziraî mücadele ilâçlarının kullanılması neticesi meydana gelen kazalar
hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değiliz. Bu sahadaki hayati istatistikler
noksandır. Tunca (1991) memleketimizde 1957, 1958 ve 1959 senelerinde zehirlenmeler
ile ölümün 100,000 nüfusta sırasile 2.3, 2,8 ve 2,5, motorlu taşıt
kazaları neticesinde ölümün ise 9.9, 8.6 ve 8,2 olduğunu ifade etmektedir.
Zehirlenmelerin, hangi sebeblerden maydana geldiği belirtilmemiştir. Ziraî
ilâçların sebeb olduğu ölüm muhakkak ki bu rakamların çok 'altındadır.
İsrail de Negev mıntıkasında (lı05,000 nüfuslu, bunun 60.000 köy ve çiftlikte
yaşamaktadır) 1959 - 1960 arasında parathiondan iiki şahıs Öknüş, organik
fosforlu insektisidlerle çalışan 588 işçinin muayenesinde 200 kişinin Kolinesteras
(Cholinesterase) mm tehlikeli seviyenin çok altına düştüğü tesbit
edilmiş ve evde parathion'dan 19 zehirlenme olmuş, yedisi ölmüştür (Aman,
1962). U.S.A. da ziraî mücadele ilâçlarının her sene sebeb olduğu ölüm 150
civarındadır (Hayes, 1962). Japonya için istatistikler, bu memlekette 1953 ?
1958 yılları arasında, parathion zehirlenmesinden 3.000 den fazla insanın öldüğünü
göstermektedir (Namba, 1961). Buna rağmen, Namba (1961) «Çeltik
ziraatında parathion kullanılmaya başlandığından beri pirinç istihsali çok
258
artmış ve gıda noksanlığı problemi çözülmüştür..» diye ifade etmektedir.
Hindistan'ın Kerala eyaletinde hububatın parathion ile bulaşması sonucu
100 insan ölmüştür (Karunakaran, 1958). Suriye ve Ürdün'de 1958 de ziraî
mücadele ilâçları sebebi ile 67 ve 20 ölüm olmuştur (WHO, 1959).
Görülüyor ki dünyanın her tarafında ziraî ilâçların .kullanılması neticesinde,
bir çok kazalar olmaktadır. Fakat daha teferruatlı analizler, bu kazaların
bilgisizlik ve dikkatsizlik neticesi olduğunu göstermektedir. Nitekim,
Diyarbakır civarındaki Porphyria vak'aları, hexachlorobenzene ile ilaçlanmış
hububatın yenmesinden, 1962 de Konya'da vukubulan parathion zehirlenmeleri
de vücudun ve elbiselerin bu ilâçlar yıkanmasından ileri gelmiştir.
Kazalar, başka alternatif olmadığı müddetçe, faydalı olanı kaldırmakla değil,
gerekli tedbirleri almakla önlenir. Zehirli ve tehlikeli oldukları iddia
edilerek kullanılmalarını önlemek isteyenler olmasına rağmen, ziraî mücadele
ilâçlarının tatbikatı devam etmekte ve artmaktadır. Bununla beraber
ziraî ilâçlarla meydana gelen hakiki zehirlenmelerin azalıp veya çoğaldığım
gösterir inanılır bilgileri toplamak mümkün değildir. Ekseriya en tesirli olan
ziraî ilâçlar, bazan en toksik olmakla beraber, tavsiye edilen şekilde kullanıldıkları
zaman endişe edilecek bir zarara hiç bir zaman sebep olmazlar.
Bu gün, memleketimizinde âza olduğu bir çok milletlerarası organizasyonlar
ziraî mücadele ilâçlarının insan ve sıcak kanlı hayvanlara olan tehlikeleri
üzerinde çalışmakta ve gerekli tavsiyeleri yapmaktadır. WHO (1962)
halk sağlığı sahasında insektisid tatbik edenler için. alınması lüzumlu tedbirleri
izah etmektedir ki, bu tedbirler ziraî mücadele sahasında çalışanlar
için de uygulanabilir. Memleketimizde tarım sektöründe çalışanlar, diğer
sektörlerde çalışanlara nazaran çok fazladır ve bunların bilhassa sağlık
problemlerine gösterilen ilgi azdır. Endüstri işçilerinin, çalıştıkları toksik
maddeler sebebi ile vukubulacak tehlikeleri bir çok memleketlerde ve bizde
devlet tarafından kontrol edilmekte ve kendileri işleri ile ilgili her çeşit
kazaya karşı sigorta ettirilmektedir. Fakat tarım işçileri müstakil ünite veya
aile üniteleri oldukları için, ilâç tehlikelerine karşı bunların sağlıklarını kanunlarla
muhafaza etmek güçtür. Her hangi bir kaza halinde, ilk yardım
imkânlarının kolaylıkla temin edilememesi, tarım işçilerinin ilâç tehlikelerini
bilecek kültürde olmaması, problemin en kısa ve tesirli şekilde çözülmesini
önleyen faktörlerdir. İlâç tehlikeleri yalnız Tarım Bakanlığı'nm gayretleri
ile önlenemez. Tarım, Sağlık ve Sosyal Yardım ve Çalışma Bakanlıkları
arasında sıkı bir işbirliğine ihtiyaç vardır. Koruyucu hekimliğin gayesi,
halka nasıl daha sıhhatli yaşayacaklarım öğretmek olduğuna göre, toplumun
sağlık problemleri planlanırken, en küçük ünitedeki tarım işçilerinin ve
müstehlikin ilâç zehirlenmelerine karşı durumları da nazarı itibare alınmalıdır.
Bir çok memleketlerde zehirlenmeler için tedavi merkezleri bulunmaktadır.
Bizde bu şekilde merkezler açılması henüz imkânsız olmakla beraber,
her çeşit sağlık servislerinde çalışanların ziraî mücadele ilâçları toksikolojisi
mevzuunda da yetiştirilmesi, herhangi bir durumda ilk yardımın
derhal yapılabilmesini sağlıyaeaktır. Ziraî Mücadele ilâçlarının toksikolojik
meselelerini memleket seviyesinde ele alabilecek bir laboratuvarın kurulması
(Hoph, 1960) tarafından tavsiye edilmiş olmasına rağmen, maalesef bu
güne kadar gerçekleşmemiştir. Ziraî ilâçlardan korunma tedbirleri, bu ilâçlara
ait kimyevi, fiziki, toksikolojik, biyolojik özelliklerin ve memleketin
259
muhtelif mmtıkalarındaki insanların beslenmesinde hangi .gıdaların ne nisbette
yer aldığının bilinmesine geniş ölçüde dayandığına göre, böyle bir
laiboratuvar olmaksızın bakiye 'tayinlerinden elde edilen neticeler, bütün
vüsatiyle kullanılamaz. İlâçların tescil sistemlerini ve dağıtımını kontrol ile
de ilâçların tehlikeleri önlenebilir. FAO (1961) bu şekilde kontrol için bazı
tavsiyeler yapmaktadır. Toksik ilâçların dağıtımım ve tescilini kontrol, bilhassa
iyi yetişmemiş memleketler için önemlidir, ilâçlar çeşitli insanlar
tarafından kuUamldığmdan, herhangi bir ilâcın tatbikatında, zehirli olduğu
görülürse, bunun dağıtımı ve kullanılışı resmi otoritelerce kontrol edilebilmelidir.
Tarım, Sağlık, Çalışma ve Tabiatı Koruma otoriteleri her zanaan bir
araya gelerek, ilâcın kullanılmasından evvel, kullanma şartlan üzerinde mutabakata
varmalıdırlar. İlâcın emin kullanılması için varılacak mutabakat;
1) ilâçm hangi yenilecek nebatlara karşı kullanılmasının yasak olduğu; 2)
her tatbikat için maksimum doz; 3) maksimum tatbikat adedi; 4) hasat ve
son tatbikat arasındaki zamana ait bilgileri ihtiva etmelidir.
L İ T E R A T Ü R
Arman, A., 1962. Accidental poisoning from Agricultural pesticides.
Bul!. Wld. Hlth. Org. 26, 109.
Ayhangil, H., 1960. Ziraî Mücadele İlâçlarının önemi ve Türkiyede ziraat
ilâçları Bit. Kor. Bül. 1 ( 6 ) 31 - 34.
FAO, 1959. Report of a meeting of the FAO Panel of Experts on the use
of Pesticides in Agriculture, held in Rome, 6 - 1 3 april 1959.
Meeting Report No : 1959/3
FAO, 1961. Report of a Meeting of the FAO Panel of Experts on the Use
of Pesticides in Agriculture held joîntly by WHO Expert Comittee
on Pesticide Residues on Prînciples Governing Consumer
Safety in Relation to Pesticides Residues, held in Rome 9 - 1 6
October 1961. PI/1961/11.
Hayes, W. J., Jr., 1962. Occupational hazards in the manufacture, transportatîon
and use of pesticides in agriculture. FAO Conference
on Pesticides in Agriculture, held in Rome, 1 2 - 1 7 november
1962, VVorki'ng paper.
Hopf, H. S., 1960 Report to Turkîsh Government on Plânt Protection Chemicads
and Equipment İnstitute. FAO Report No 1204, Proj.
/Tur./TE/PL
Karunakaran, C. O., 1958. The Kerala Food poisoning. J. İndian Med. Assoc.
31 ( 5 ) 204 - 207.
260
Namba, T., 1961. Oxime therapy for poisoning foy alklphosphate insecticides.
Proc. 13 th. International Congress on Occupaıtional Health,
New York, N. T. 757 - 758. .
Tunca, Y. 1961 Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Çalışmaları ve Tıbbî
İstatistik Yıllığı 1956 - 1959. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı
Yayınlarından No. 265.
WHO, 1959. İnfor. Circ. on Toxicîty of Pesticides to man No. 2 Mimeo.
rept. 1959.
WHO, 1962. Toxic hazards of pesticides to man. Twelfth report of the
Expert Comîttee on Insecticides. VVorld Health Organ. Tech. Rep.
Ser. 227.
Plant Protectîon Chemicals and Public Headlth. A general discussion
of pesticides used in Agriculture and public health.
261
ZİRAÎ MÜCADELE İLÂÇLARI VE HALK SAĞLIĞI
Talip ÖDEN
Nufusumuzun süratle artması neticesi olarak, bu gün memleketimizin
çözmek, zorunda olduğu en büyük problemlerinden biri de, artan nüfusa
yetecek nisbette ziraî istihsal yapabilmesidir. Ziraî istihsalin artması, yalnız
yurt içindeki istihlak bakımından değil; ihtiyacıımız olan dövizin temini için,
istihsal fazlasının ihracı bakımından da önemlidir. Ziraî istihsalin kalite ve
kantite yönünden artmasını önleyen sebeblerin arasında bunlara arız olan
zararlılar en önemli faktördür. Bu gün bitki zararlıları yüzünden millî ekonomideki
ziraî kaybımızın 1.5 milyar liranın üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
Ziraî mücadele ilâçları kullanılmadığı takdirde U.S.A. da hali
hazırdaki patates, elma, narenciye ve pamuk istihsalinin % 50, et, süt ve yün
istihsalinin en az % 25 azalacağı ifade edilmektedir (FAO, 1961). Ziraî ürünlerimizin,
gerek artan nüfusa yetecek ve gerekse dünya pazarlarında yer alabilecek
şekilde kantite ve kalitelerinin yüksek olması, ancak bilgili şekilde
bunların zararlı ve hastalıkları ile mücadele etmekle mümkün olur. Bu gün
sağlık hizmetleri de daha ziyade koruyucu hekimlik sahasına yöneltildiğine
göre, iyi gıdalanma ve yaşama standardının yükselmesi halk sağlığı mevzuundaki
önemli problemleri de çözmüş olacaktır.
Dünyanın her tarafında olduğu gibi, memleketimizde de ziraî mücadele
ilâçlarının kullanılışı artmaktadır, 1952 de Türkiye de imal edilen ilâç miktarı,
7167 ton iken, 1959 da 15.000 ton civarına yükselmiştir. Ziraî istihsalimizi,
önümüzdeki yıllar arzu edilen seviyeye çıkarmak için, tahminen 50.000 ton
ziraî mücadele ilâcına ihtiyacımız vardır (Ayhangil, 1960). Ayrıca, esasen
ziraî mücadele ilâcı olup da sağlık sahasında sivrisinek, bit, ev sineği ve
diğer hastalık taşıyan böceklerin mücadelesinde kullanılan DDT, Dieldrin,
BHC, Malathion Diazinon gibi insektisidler vardır ki, bunların ilâvesi ile de
ihtiyacımız olan miktar daha da artacaktır.
Ziraî Mücadele ilâçlarının çok geniş tatbikat sahası bulması, bunları
kullananlara ve diğer insan ve sıcak kanlı hayvanlara zararlı olmadan, bitki
zararlılarına karşı nasıl kullanılacağı problemini ortaya çıkarmıştır. Bir çok
memleketlerde mevzii olarak vuku bulan kazalara dayanılarak, çeşitli otori-
257
teler tarafından ziraî mücadele ilâçlarının kullanılmasına karşı itirazlar
yapılmaktadır. Bilhassa, son senelerde U.S.A. da Miss Rachel Oarson'un
«Silent Sprâng» adlı eseri geniş tepkiler yaratmıştır. Miss Carson, ziraî mücadele
ilâçlarının insan ve hayvanları zehirlediğini, tabiatı tahrip ettiğini ve
su kaynaklarını bulaştırdığını ifade ederek, bunların kullanılmasının meneditoesini
istemektedir. Yaratılan tepkiye karşı, Başkan Kennedy'nin İlmi
İstişare Komitesinin (President's Science Advisory Comittee) Başkana verdiği
raporda, ziraî mücadele ilâçlarının ziraî istihsalde, kalite ve kantite
bakımından, büyük gelişmeler sağladığını, ziraî ihtiyacın, ilâçların geniş şekilde
kullanılmasına bağlı olduğunu ve ilâçlar sayesinde bir çok mahsûllerin
ekonomik olarak istihsal edildiğini belirtmiştir. FAO (1959) toplantısında
da ziraî mücadele ilâçlarının önemi şu şekilde ifade edilmiştir : «Bu gün,
dünyanın bazı bölgelerinde, gıda istihsalinde ziraî mücadele ilâçlarından,
bilgili şekilde istifade edilmesi taraftarı olanlara karşı hücum etmeğe bir
temayül vardır. Halbuki dünya, ziraat sahasına, ormanlara ve çiftlik hayvanlarına,
mücadele edilmediği taktirde büyük zarar verecek olan böcek ve
hastalıkların mücadelesi için gayret sarfedenlere çok şey borçludur. Genel
olarak hükümetler ve umumî sağlık servisleri faal ve yaygaracı gruplar
tarafından müthiş tazyiklere maruz kalmaktadır...»
Bu gün, ziraatta kullanılan ilâçlar resmî ve Özel bir çok araştırma merkezlerinin
geniş çalışmaları neticesinde bulunmuştur. İnkişaflarının ve kullamlmalanmn
her devresinde, insan sağlığı için emniyet esas düşüncedir.
Bunları tatbikte başlıca gaye, faydalarının en yüksek ve zararlarının en düşük
seviyede olacak şekilde kullanılmasıdır. İnsanlara tehlikeleri bakımından,
tıbbî üâç, patlayıcı madde ve motorlu taşıt kazaları ile daima mukayese
edilebilirler. Bunlar tavsiye edildiği şekilde kullanılırsa faydalı, hatalı
ve yanlış kullanılırsa zararlıdır.
Ayni durum, gıdalarımızda tabiî olarak bulunan bakır, manganez, çinko,
kobalt, krom, flor ve selenium gibi maddeler için de doğrudur. Bunların
'az miktarları sıhhat için faydalı, fazla miktarları zehirlidir.
Ziraî mücadele ilâçlarının kullanılması neticesi meydana gelen kazalar
hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değiliz. Bu sahadaki hayati istatistikler
noksandır. Tunca (1991) memleketimizde 1957, 1958 ve 1959 senelerinde zehirlenmeler
ile ölümün 100,000 nüfusta sırasile 2.3, 2,8 ve 2,5, motorlu taşıt
kazaları neticesinde ölümün ise 9.9, 8.6 ve 8,2 olduğunu ifade etmektedir.
Zehirlenmelerin, hangi sebeblerden maydana geldiği belirtilmemiştir. Ziraî
ilâçların sebeb olduğu ölüm muhakkak ki bu rakamların çok 'altındadır.
İsrail de Negev mıntıkasında (lı05,000 nüfuslu, bunun 60.000 köy ve çiftlikte
yaşamaktadır) 1959 - 1960 arasında parathiondan iiki şahıs Öknüş, organik
fosforlu insektisidlerle çalışan 588 işçinin muayenesinde 200 kişinin Kolinesteras
(Cholinesterase) mm tehlikeli seviyenin çok altına düştüğü tesbit
edilmiş ve evde parathion'dan 19 zehirlenme olmuş, yedisi ölmüştür (Aman,
1962). U.S.A. da ziraî mücadele ilâçlarının her sene sebeb olduğu ölüm 150
civarındadır (Hayes, 1962). Japonya için istatistikler, bu memlekette 1953 ?
1958 yılları arasında, parathion zehirlenmesinden 3.000 den fazla insanın öldüğünü
göstermektedir (Namba, 1961). Buna rağmen, Namba (1961) «Çeltik
ziraatında parathion kullanılmaya başlandığından beri pirinç istihsali çok
258
artmış ve gıda noksanlığı problemi çözülmüştür..» diye ifade etmektedir.
Hindistan'ın Kerala eyaletinde hububatın parathion ile bulaşması sonucu
100 insan ölmüştür (Karunakaran, 1958). Suriye ve Ürdün'de 1958 de ziraî
mücadele ilâçları sebebi ile 67 ve 20 ölüm olmuştur (WHO, 1959).
Görülüyor ki dünyanın her tarafında ziraî ilâçların .kullanılması neticesinde,
bir çok kazalar olmaktadır. Fakat daha teferruatlı analizler, bu kazaların
bilgisizlik ve dikkatsizlik neticesi olduğunu göstermektedir. Nitekim,
Diyarbakır civarındaki Porphyria vak'aları, hexachlorobenzene ile ilaçlanmış
hububatın yenmesinden, 1962 de Konya'da vukubulan parathion zehirlenmeleri
de vücudun ve elbiselerin bu ilâçlar yıkanmasından ileri gelmiştir.
Kazalar, başka alternatif olmadığı müddetçe, faydalı olanı kaldırmakla değil,
gerekli tedbirleri almakla önlenir. Zehirli ve tehlikeli oldukları iddia
edilerek kullanılmalarını önlemek isteyenler olmasına rağmen, ziraî mücadele
ilâçlarının tatbikatı devam etmekte ve artmaktadır. Bununla beraber
ziraî ilâçlarla meydana gelen hakiki zehirlenmelerin azalıp veya çoğaldığım
gösterir inanılır bilgileri toplamak mümkün değildir. Ekseriya en tesirli olan
ziraî ilâçlar, bazan en toksik olmakla beraber, tavsiye edilen şekilde kullanıldıkları
zaman endişe edilecek bir zarara hiç bir zaman sebep olmazlar.
Bu gün, memleketimizinde âza olduğu bir çok milletlerarası organizasyonlar
ziraî mücadele ilâçlarının insan ve sıcak kanlı hayvanlara olan tehlikeleri
üzerinde çalışmakta ve gerekli tavsiyeleri yapmaktadır. WHO (1962)
halk sağlığı sahasında insektisid tatbik edenler için. alınması lüzumlu tedbirleri
izah etmektedir ki, bu tedbirler ziraî mücadele sahasında çalışanlar
için de uygulanabilir. Memleketimizde tarım sektöründe çalışanlar, diğer
sektörlerde çalışanlara nazaran çok fazladır ve bunların bilhassa sağlık
problemlerine gösterilen ilgi azdır. Endüstri işçilerinin, çalıştıkları toksik
maddeler sebebi ile vukubulacak tehlikeleri bir çok memleketlerde ve bizde
devlet tarafından kontrol edilmekte ve kendileri işleri ile ilgili her çeşit
kazaya karşı sigorta ettirilmektedir. Fakat tarım işçileri müstakil ünite veya
aile üniteleri oldukları için, ilâç tehlikelerine karşı bunların sağlıklarını kanunlarla
muhafaza etmek güçtür. Her hangi bir kaza halinde, ilk yardım
imkânlarının kolaylıkla temin edilememesi, tarım işçilerinin ilâç tehlikelerini
bilecek kültürde olmaması, problemin en kısa ve tesirli şekilde çözülmesini
önleyen faktörlerdir. İlâç tehlikeleri yalnız Tarım Bakanlığı'nm gayretleri
ile önlenemez. Tarım, Sağlık ve Sosyal Yardım ve Çalışma Bakanlıkları
arasında sıkı bir işbirliğine ihtiyaç vardır. Koruyucu hekimliğin gayesi,
halka nasıl daha sıhhatli yaşayacaklarım öğretmek olduğuna göre, toplumun
sağlık problemleri planlanırken, en küçük ünitedeki tarım işçilerinin ve
müstehlikin ilâç zehirlenmelerine karşı durumları da nazarı itibare alınmalıdır.
Bir çok memleketlerde zehirlenmeler için tedavi merkezleri bulunmaktadır.
Bizde bu şekilde merkezler açılması henüz imkânsız olmakla beraber,
her çeşit sağlık servislerinde çalışanların ziraî mücadele ilâçları toksikolojisi
mevzuunda da yetiştirilmesi, herhangi bir durumda ilk yardımın
derhal yapılabilmesini sağlıyaeaktır. Ziraî Mücadele ilâçlarının toksikolojik
meselelerini memleket seviyesinde ele alabilecek bir laboratuvarın kurulması
(Hoph, 1960) tarafından tavsiye edilmiş olmasına rağmen, maalesef bu
güne kadar gerçekleşmemiştir. Ziraî ilâçlardan korunma tedbirleri, bu ilâçlara
ait kimyevi, fiziki, toksikolojik, biyolojik özelliklerin ve memleketin
259
muhtelif mmtıkalarındaki insanların beslenmesinde hangi .gıdaların ne nisbette
yer aldığının bilinmesine geniş ölçüde dayandığına göre, böyle bir
laiboratuvar olmaksızın bakiye 'tayinlerinden elde edilen neticeler, bütün
vüsatiyle kullanılamaz. İlâçların tescil sistemlerini ve dağıtımını kontrol ile
de ilâçların tehlikeleri önlenebilir. FAO (1961) bu şekilde kontrol için bazı
tavsiyeler yapmaktadır. Toksik ilâçların dağıtımım ve tescilini kontrol, bilhassa
iyi yetişmemiş memleketler için önemlidir, ilâçlar çeşitli insanlar
tarafından kuUamldığmdan, herhangi bir ilâcın tatbikatında, zehirli olduğu
görülürse, bunun dağıtımı ve kullanılışı resmi otoritelerce kontrol edilebilmelidir.
Tarım, Sağlık, Çalışma ve Tabiatı Koruma otoriteleri her zanaan bir
araya gelerek, ilâcın kullanılmasından evvel, kullanma şartlan üzerinde mutabakata
varmalıdırlar. İlâcın emin kullanılması için varılacak mutabakat;
1) ilâçm hangi yenilecek nebatlara karşı kullanılmasının yasak olduğu; 2)
her tatbikat için maksimum doz; 3) maksimum tatbikat adedi; 4) hasat ve
son tatbikat arasındaki zamana ait bilgileri ihtiva etmelidir.
L İ T E R A T Ü R
Arman, A., 1962. Accidental poisoning from Agricultural pesticides.
Bul!. Wld. Hlth. Org. 26, 109.
Ayhangil, H., 1960. Ziraî Mücadele İlâçlarının önemi ve Türkiyede ziraat
ilâçları Bit. Kor. Bül. 1 ( 6 ) 31 - 34.
FAO, 1959. Report of a meeting of the FAO Panel of Experts on the use
of Pesticides in Agriculture, held in Rome, 6 - 1 3 april 1959.
Meeting Report No : 1959/3
FAO, 1961. Report of a Meeting of the FAO Panel of Experts on the Use
of Pesticides in Agriculture held joîntly by WHO Expert Comittee
on Pesticide Residues on Prînciples Governing Consumer
Safety in Relation to Pesticides Residues, held in Rome 9 - 1 6
October 1961. PI/1961/11.
Hayes, W. J., Jr., 1962. Occupational hazards in the manufacture, transportatîon
and use of pesticides in agriculture. FAO Conference
on Pesticides in Agriculture, held in Rome, 1 2 - 1 7 november
1962, VVorki'ng paper.
Hopf, H. S., 1960 Report to Turkîsh Government on Plânt Protection Chemicads
and Equipment İnstitute. FAO Report No 1204, Proj.
/Tur./TE/PL
Karunakaran, C. O., 1958. The Kerala Food poisoning. J. İndian Med. Assoc.
31 ( 5 ) 204 - 207.
260
Namba, T., 1961. Oxime therapy for poisoning foy alklphosphate insecticides.
Proc. 13 th. International Congress on Occupaıtional Health,
New York, N. T. 757 - 758. .
Tunca, Y. 1961 Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Çalışmaları ve Tıbbî
İstatistik Yıllığı 1956 - 1959. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı
Yayınlarından No. 265.
WHO, 1959. İnfor. Circ. on Toxicîty of Pesticides to man No. 2 Mimeo.
rept. 1959.
WHO, 1962. Toxic hazards of pesticides to man. Twelfth report of the
Expert Comîttee on Insecticides. VVorld Health Organ. Tech. Rep.
Ser. 227.
Plant Protectîon Chemicals and Public Headlth. A general discussion
of pesticides used in Agriculture and public health.
261

