Tarımda modern teknoloji uygulamalarını geliştirmek, verimliliği ve kaliteyi yükseltmek ve standartlara uygun üretim yapabilmek için, Üretici- Üretici örgütleri – Sanayici - Devlet-Üniversite işbirliğinin sağlanması gerekmektedir.
Türkiye’de halen yaklaşık 4 milyon çiftçi ailesi tarım sektöründe üretim faaliyetinde bulunmakta ve geçimlerini sağlamaktadır. Diğer sektörlerde olduğu gibi, çiftçilikle uğraşan kişilerin de, gerek işletme bazında ve gerekse sektörel bazda çeşitli sorunları bulunmaktadır.
Kırsal kesimde yaşayan nüfusun sorunlarını, sadece tarımsal üretimle ilgili kapsam içerisinde sınırlamak bir bakıma yanıltıcı olmaktadır. Çünkü kırsal kesimde yol, su, elektrik, haberleşme ve sağlık gibi hizmetlerin de büyük ölçüde eksikliğinin duyulduğu bilinmektedir.
Tarım sektörünün tüm bu sorunları nedeniyle çiftçiler geleneksel işbirliği ve yardımlaşma anlayışı içinde, mevcut sorunlarının çözümüne bir ölçüde yardımcı olmak, bu konulardaki isteklerini ilgili kişi ve kuruluşlara iletmek amacıyla, örgütlenme gereğini duymuşlardır. Gerçekten de çiftçilerin mevcut sorunlarının çözümü için, birlikte hareket etmeleri etkili bir yol olarak görülmektedir.
Üretici Birlikleri;her türlü bitkisel ve hayvansal üretim yapan çiftçilerin ürün ve ürün gruplarında bir araya gelerek oluşturdukları organizasyondur. Özellikle batılı ülkelerde, üreticilerin teşkilatlanması ve desteklenmesinde üretici birliklerinin önemli bir yeri bulunmakta, geçmişten günümüze kadar faaliyetlerini başarıyla sürdürmektedirler. Avrupa Birliği’ne giriş için hazırlık ve entegrasyon çalışmalarının hız kazandığı şu günlerde, daha çok ürün ve ürün grubuna dayalı olan, ilgili olduğu alanın sorunlarını derinlemesine araştırabilen, uzmanlaşmaya bağlı olarak yüksek teknolojiyi gerekli kılan ürün işleme ve değerlendirme tesisleri kurmada kolaylık sağlayan üretici birliklerinin ülkemizde de kurulmalarına ihtiyaç duyulmuştur.
Ne yazık ki bugüne kadar Türkiye’de tarım kesimi haklarını savunacak, tarım politikalarını yönlendirecek, ekonomik ve sosyal yararları artıracak etkili bir sivil örgütlenmeye kavuşamamıştır. Daha çok kamu ağırlıklı bir yapı dikkati çekmektedir.
ÜLKEMİZDE TARIMSAL ORGANİZASYONLAR
1-Kooperatifler
Çiftçi örgütleri denilince ilk akla gelen Tarımsal Kooperatif örgütlenmeleridir. Bilindiği gibi kooperatif; fertlerin tek başlarına yapamayacağı, birlikte yapmalarında yarar bulunan işleri en iyi bir biçimde ve maliyeti fiyatına yapmak üzere dayanışma suretiyle ekonomik güçlerini bir araya getirmektir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın kuruluş ve denetim açısından görev alanında bulunan tarımsal amaçlı kooperatifler, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kırsal alanda kurulan tarımsal kalkınma, sulama, su ürünleri ve pancar ekicileri kooperatifleri ile 3223 sayılı kanunla Bakanlığımızla irtibatlandırılan ve 1581 sayılı kanuna göre kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri ve üst kuruluşlarıdır.
Tarımsal amaçlı kooperatiflerin amaçları; ortakların her türlü bitkisel, hayvancılık, ormancılık konulardaki üretimlerini geliştirmek, ihtiyaçlarla ilgili temin, tedarik, işleme, pazarlama, değerlendirme faaliyetlerinde bulunmaktır. Ayrıca, ortakların, el ve ev sanatları ile tarımsal sanayiinin gelişimini sağlayıcı faaliyetlerde bulunmalarını sağlayarak, ekonomik ve sosyal yönlerden gelişmelerinin sağlanması hedeflenmektedir.
2-Ziraat Odaları
Çiftçilerin meslek kuruluşu olan Ziraat Odaları,meslek hizmetleri götürmek, tarım sektörünün her alanında genel menfaatlere uygun olarak gelişmesine ve devletin tarımsal plan ve programlarının gerçekleştirilmesine yardımcı olmak, çiftçilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, tarımda iş, meslek, disiplin ve ahlakı ile birliğini korumak, çiftçilerin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak amacıyla 1957 yılında çıkarılan 6964 Sayılı Kanunla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşudur.
3-Üretici Birlikleri
Üretici Birliklerinin, tarımsal üretimin gelişmesini sağlamak, bu maksatla teknik ve ekonomik yönden üreticilere rehberlik yapmak, üreticilere her türlü tarımsal girdinin uygun şartlarda teminini sağlamak, üreticilerin haklarını korumak, gerekli araştırmalar yapmak, çiftçi eğitim ve yayım hizmetlerini gerçekleştirmek gibi amaçları bulunmaktadır.
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ÜRETİCİ ÖRGÜTLENMELERİ, ÜRETİCİ BİRLİKLERİNİN YAPISI ve TÜRKİYE’DE GELİŞTİRİLEBİLME İMKANLARI
AB Ülkelerinde çiftçiler tarım kooperatifleri ve birlikleri ile üretici birlikleri isimleri altında faaliyet gösteren demokratik örgütlere sahiptir. Üye ülkelerde üretici örgütlenmesi sadece kooperatif veya sadece birlik şeklinde olmayıp, gerektiğinde her iki üretici örgütü de bir arada faaliyetlerini sürdürebilmektedir.
AB Ülkeleri; tarımsal yapı, verimlilik ve gelir dağılımındaki farklılıkları ortadan kaldırmak, tarımsal üretimde kendi kendilerine yeterli olmak için kendi aralarında Ortak Tarım Politikası (OTP)’nı tespit etmiş ve uygulamışlardır. OTP, 1958 yılında gerçekleştirilen Stresa Konferansı’nda belirlenen üç temel ilke üzerine oturtulmuştur. Bunlar; Pazar birliği, topluluk tercihi, mali dayanışma ilkesidir. Bu temel ilkeler üzerine oturan OTP’nin amaçları; tarımsal verimliliği artırmak, tarım üreticisine uygun bir yaşam düzeyi sağlamak, tarım pazarlarını istikrara kavuşturmak, tarım ürünleri arzında sürekliliği sağlamak, ve tüketici fiyatlarını uygun bir düzeyde tutmak olarak saptanmıştır.
AB’de Üretici Birliklerinin oluşturduğu Bölge Birliklerinin birleşmesi ile Federasyon ya da ulusal seviyedeki Merkez birliği oluşmakta ve bunlar yılda 2 defa OTP’larını ve çiftçi sorunlarını görüşmek üzere toplantı yapmaktadır. Merkez Birliğinin altında çok daha sık toplantılar yapan alt komiteler vardır.
Her bölgedeki birlik, kendi kayıtlı üyeleri arasından oy çokluğu sistemiyle seçilen üyeler tarafından yönetilmektedir. Bu seçim sistemi bölgeden bölgeye ve üründen ürüne değişiklik göstermekle beraber, örneğin İngiltere’de Galler Bölgesi’nde süt üreticileri sahip oldukları inek sayısına göre oy vermektedirler. Burada her üreticinin 1 oy verme hakkı olmakla birlikte, her üretici sahip olduğu 10 inek için 1 oy hakkı doğmaktadır. Çoğunluğun oylarıyla seçilen üye birliklerin üst örgütlerinin yönetiminde kendi bölgelerini temsil etmektedir.
Türkiye ile AB arasında serbestçe dolaşımın sağlanabilmesi için Türkiye’nin tarım politikalarının OTP’na uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. OTP’na uyum sağlamanın en önemli araçlarından biri de ortak piyasa düzenleridir. Bu düzeneğin kurulabilmesi için tarımsal alandaki mevcut teşkilatlanmayı da bünyesine alabilecek Üretici Birlikleri oluşturulmalıdır.
Türkiye’de tarımsal yapı incelendiğinde, işletme büyüklüğünün ortalama 52 dekara düştüğü ve işletmelerin sayıca büyük çoğunluğunu küçük işletmelere sahip üreticilerin oluşturduğu görülmektedir. Küçük işletmelere sahip üreticiler, girdi, finansman ve teknoloji kullanımının yeterli olmaması sebebiyle optimal verimi sağlayamamaktadır.
Kırsal alandaki yerleşim dağınıklığı ve yaygınlığı ile yetersiz teşkilatlanma yüzünden ürün fiyatlarının oluşmasında üreticinin rolü bulunmamaktadır. Pazar şartlarına direnemeyen üreticiler ürünlerini kısa zamanda fakat düşük fiyata pazarlamak zorunda kalmaktadır.
Üretici-tüketici arasındaki pazarlama kanalında aracı kademelerin çok olması, gelirin önemli bir kısmının aracılarda kalmasına sebep olmaktadır. Bu durumun sonucu olarak denilebilir ki, üreticiler ürün pazarını denetleyebilecek şekilde teşkilatlanamamıştır. Tarım kesiminde üreticilere, kredi ve girdi temini ile çeşitli hizmetleri götürmek ve üretimlerini değerlendirmek, pazarlamak amacıyla tarım kooperatifleri, kooperatif birlikleri, vakıflar vb. organizasyonlar kurulmuşsa da, bunlar genel ekonomi içerisinde çeşitli sorunlarının çözülmemiş olması nedeni ile yeterince etkili olmamışlardır.
GENEL DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER
Ülkemizde geçen 30-40 yıl içinde tarımda örgütlenme ile ilgili sorunlar çözülememiştir. Bu sorunların çözülebilmesi için alınması gereken önlemler bütün yerel ve ulusal düzeydeki toplantılar ve kongrelerde tartışılmış olmasına karşın, uygulamada önemli bir ilerleme sağlanamamıştır.
Üretici Birlikleri yasası çıkarılmadan önce ülkemizin tarım politikalarının amaçları ve araçları ile tarım sektörünün kurumsal yapısının yeniden yapılandırılması önerilecek örgüt tiplerinin saptanması büyük önem taşımaktadır.
Üretici birlikleri ile ilgili olarak ayrı ayrı kanunların (sulama, süt sığırı yetiştiricileri, köye hizmet götürme gibi) çıkarılması yerine, bunların kuruluş ve işleyişleri ile ilgili tek bir çerçeve kanunun çıkarılması gereklidir.
Tarımda kurumsal yapıyı geliştirmeye yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasında, öncelikle AB ülkeleri ile uyumun sağlanmasına çalışılmalıdır.
Tarımda kurumsal yapının geliştirilmesinde Devletin görevi, demokratik kooperatifler ve üretici birlikleri gibi gerçek üretici organizasyonlarının tesisi için gerekli ortamı oluşturacak yasal düzenlemeleri yapmak, piyasada bu kuruluşların faaliyetlerini ve çalışmalarını kolaylaştıracak bir sistemi oluşturmak olmalıdır. Devlet, üreticilerin demokratik kooperatifler ve üretici birlikleri içinde örgütlenmelerini teşvik etmeli, ancak bu örgütlerin yönetimine müdahale etmemelidir. Devletin yukarıda sıralanan görevleri yanında önemli bir görevi de bu kuruluşların denetimi ile ilgili yapılanmayı oluşturmak olabilir. Böylece Devlet tarıma yapacağı doğrudan yardımları AB’nde olduğu gibi birlikler aracılığıyla yapabilir. Yine ürün planlaması da birlikler aracılığıyla sağlanabilir. Birlikler Devletin yükümlülüklerini üstlenmeyecekleri gibi, Devlete de yük olmayacaktır.
Tarıma hizmet veren kamu kurumları mümkün olduğunca tek bir bakanlık içinde toplanmalıdır. Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile kooperatifler, birlikler, TZOB ve araştırma kurumları arasında etkin bir işbirliği sağlanmalı ve görevlerini yürütürken, bu kurumların görüşlerine de başvurmalıdır.
Tarımda modern teknoloji uygulamalarını geliştirmek, verimliliği ve kaliteyi yükseltmek ve standartlara uygun üretim yapabilmek için, üretici-üretici örgütleri-sanayici-Devlet-Üniversite işbirliğinin sağlanması gerekmektedir.
Dilek KARAMÜRSEL F.Pınar ÖZTÜRK Alamettin BAYAV
Ziraat Mühendisi
Türkiye’de halen yaklaşık 4 milyon çiftçi ailesi tarım sektöründe üretim faaliyetinde bulunmakta ve geçimlerini sağlamaktadır. Diğer sektörlerde olduğu gibi, çiftçilikle uğraşan kişilerin de, gerek işletme bazında ve gerekse sektörel bazda çeşitli sorunları bulunmaktadır.
Kırsal kesimde yaşayan nüfusun sorunlarını, sadece tarımsal üretimle ilgili kapsam içerisinde sınırlamak bir bakıma yanıltıcı olmaktadır. Çünkü kırsal kesimde yol, su, elektrik, haberleşme ve sağlık gibi hizmetlerin de büyük ölçüde eksikliğinin duyulduğu bilinmektedir.
Tarım sektörünün tüm bu sorunları nedeniyle çiftçiler geleneksel işbirliği ve yardımlaşma anlayışı içinde, mevcut sorunlarının çözümüne bir ölçüde yardımcı olmak, bu konulardaki isteklerini ilgili kişi ve kuruluşlara iletmek amacıyla, örgütlenme gereğini duymuşlardır. Gerçekten de çiftçilerin mevcut sorunlarının çözümü için, birlikte hareket etmeleri etkili bir yol olarak görülmektedir.
Üretici Birlikleri;her türlü bitkisel ve hayvansal üretim yapan çiftçilerin ürün ve ürün gruplarında bir araya gelerek oluşturdukları organizasyondur. Özellikle batılı ülkelerde, üreticilerin teşkilatlanması ve desteklenmesinde üretici birliklerinin önemli bir yeri bulunmakta, geçmişten günümüze kadar faaliyetlerini başarıyla sürdürmektedirler. Avrupa Birliği’ne giriş için hazırlık ve entegrasyon çalışmalarının hız kazandığı şu günlerde, daha çok ürün ve ürün grubuna dayalı olan, ilgili olduğu alanın sorunlarını derinlemesine araştırabilen, uzmanlaşmaya bağlı olarak yüksek teknolojiyi gerekli kılan ürün işleme ve değerlendirme tesisleri kurmada kolaylık sağlayan üretici birliklerinin ülkemizde de kurulmalarına ihtiyaç duyulmuştur.
Ne yazık ki bugüne kadar Türkiye’de tarım kesimi haklarını savunacak, tarım politikalarını yönlendirecek, ekonomik ve sosyal yararları artıracak etkili bir sivil örgütlenmeye kavuşamamıştır. Daha çok kamu ağırlıklı bir yapı dikkati çekmektedir.
ÜLKEMİZDE TARIMSAL ORGANİZASYONLAR
1-Kooperatifler
Çiftçi örgütleri denilince ilk akla gelen Tarımsal Kooperatif örgütlenmeleridir. Bilindiği gibi kooperatif; fertlerin tek başlarına yapamayacağı, birlikte yapmalarında yarar bulunan işleri en iyi bir biçimde ve maliyeti fiyatına yapmak üzere dayanışma suretiyle ekonomik güçlerini bir araya getirmektir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın kuruluş ve denetim açısından görev alanında bulunan tarımsal amaçlı kooperatifler, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kırsal alanda kurulan tarımsal kalkınma, sulama, su ürünleri ve pancar ekicileri kooperatifleri ile 3223 sayılı kanunla Bakanlığımızla irtibatlandırılan ve 1581 sayılı kanuna göre kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri ve üst kuruluşlarıdır.
Tarımsal amaçlı kooperatiflerin amaçları; ortakların her türlü bitkisel, hayvancılık, ormancılık konulardaki üretimlerini geliştirmek, ihtiyaçlarla ilgili temin, tedarik, işleme, pazarlama, değerlendirme faaliyetlerinde bulunmaktır. Ayrıca, ortakların, el ve ev sanatları ile tarımsal sanayiinin gelişimini sağlayıcı faaliyetlerde bulunmalarını sağlayarak, ekonomik ve sosyal yönlerden gelişmelerinin sağlanması hedeflenmektedir.
2-Ziraat Odaları
Çiftçilerin meslek kuruluşu olan Ziraat Odaları,meslek hizmetleri götürmek, tarım sektörünün her alanında genel menfaatlere uygun olarak gelişmesine ve devletin tarımsal plan ve programlarının gerçekleştirilmesine yardımcı olmak, çiftçilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, tarımda iş, meslek, disiplin ve ahlakı ile birliğini korumak, çiftçilerin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak amacıyla 1957 yılında çıkarılan 6964 Sayılı Kanunla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşudur.
3-Üretici Birlikleri
Üretici Birliklerinin, tarımsal üretimin gelişmesini sağlamak, bu maksatla teknik ve ekonomik yönden üreticilere rehberlik yapmak, üreticilere her türlü tarımsal girdinin uygun şartlarda teminini sağlamak, üreticilerin haklarını korumak, gerekli araştırmalar yapmak, çiftçi eğitim ve yayım hizmetlerini gerçekleştirmek gibi amaçları bulunmaktadır.
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ÜRETİCİ ÖRGÜTLENMELERİ, ÜRETİCİ BİRLİKLERİNİN YAPISI ve TÜRKİYE’DE GELİŞTİRİLEBİLME İMKANLARI
AB Ülkelerinde çiftçiler tarım kooperatifleri ve birlikleri ile üretici birlikleri isimleri altında faaliyet gösteren demokratik örgütlere sahiptir. Üye ülkelerde üretici örgütlenmesi sadece kooperatif veya sadece birlik şeklinde olmayıp, gerektiğinde her iki üretici örgütü de bir arada faaliyetlerini sürdürebilmektedir.
AB Ülkeleri; tarımsal yapı, verimlilik ve gelir dağılımındaki farklılıkları ortadan kaldırmak, tarımsal üretimde kendi kendilerine yeterli olmak için kendi aralarında Ortak Tarım Politikası (OTP)’nı tespit etmiş ve uygulamışlardır. OTP, 1958 yılında gerçekleştirilen Stresa Konferansı’nda belirlenen üç temel ilke üzerine oturtulmuştur. Bunlar; Pazar birliği, topluluk tercihi, mali dayanışma ilkesidir. Bu temel ilkeler üzerine oturan OTP’nin amaçları; tarımsal verimliliği artırmak, tarım üreticisine uygun bir yaşam düzeyi sağlamak, tarım pazarlarını istikrara kavuşturmak, tarım ürünleri arzında sürekliliği sağlamak, ve tüketici fiyatlarını uygun bir düzeyde tutmak olarak saptanmıştır.
AB’de Üretici Birliklerinin oluşturduğu Bölge Birliklerinin birleşmesi ile Federasyon ya da ulusal seviyedeki Merkez birliği oluşmakta ve bunlar yılda 2 defa OTP’larını ve çiftçi sorunlarını görüşmek üzere toplantı yapmaktadır. Merkez Birliğinin altında çok daha sık toplantılar yapan alt komiteler vardır.
Her bölgedeki birlik, kendi kayıtlı üyeleri arasından oy çokluğu sistemiyle seçilen üyeler tarafından yönetilmektedir. Bu seçim sistemi bölgeden bölgeye ve üründen ürüne değişiklik göstermekle beraber, örneğin İngiltere’de Galler Bölgesi’nde süt üreticileri sahip oldukları inek sayısına göre oy vermektedirler. Burada her üreticinin 1 oy verme hakkı olmakla birlikte, her üretici sahip olduğu 10 inek için 1 oy hakkı doğmaktadır. Çoğunluğun oylarıyla seçilen üye birliklerin üst örgütlerinin yönetiminde kendi bölgelerini temsil etmektedir.
Türkiye ile AB arasında serbestçe dolaşımın sağlanabilmesi için Türkiye’nin tarım politikalarının OTP’na uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. OTP’na uyum sağlamanın en önemli araçlarından biri de ortak piyasa düzenleridir. Bu düzeneğin kurulabilmesi için tarımsal alandaki mevcut teşkilatlanmayı da bünyesine alabilecek Üretici Birlikleri oluşturulmalıdır.
Türkiye’de tarımsal yapı incelendiğinde, işletme büyüklüğünün ortalama 52 dekara düştüğü ve işletmelerin sayıca büyük çoğunluğunu küçük işletmelere sahip üreticilerin oluşturduğu görülmektedir. Küçük işletmelere sahip üreticiler, girdi, finansman ve teknoloji kullanımının yeterli olmaması sebebiyle optimal verimi sağlayamamaktadır.
Kırsal alandaki yerleşim dağınıklığı ve yaygınlığı ile yetersiz teşkilatlanma yüzünden ürün fiyatlarının oluşmasında üreticinin rolü bulunmamaktadır. Pazar şartlarına direnemeyen üreticiler ürünlerini kısa zamanda fakat düşük fiyata pazarlamak zorunda kalmaktadır.
Üretici-tüketici arasındaki pazarlama kanalında aracı kademelerin çok olması, gelirin önemli bir kısmının aracılarda kalmasına sebep olmaktadır. Bu durumun sonucu olarak denilebilir ki, üreticiler ürün pazarını denetleyebilecek şekilde teşkilatlanamamıştır. Tarım kesiminde üreticilere, kredi ve girdi temini ile çeşitli hizmetleri götürmek ve üretimlerini değerlendirmek, pazarlamak amacıyla tarım kooperatifleri, kooperatif birlikleri, vakıflar vb. organizasyonlar kurulmuşsa da, bunlar genel ekonomi içerisinde çeşitli sorunlarının çözülmemiş olması nedeni ile yeterince etkili olmamışlardır.
GENEL DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER
Ülkemizde geçen 30-40 yıl içinde tarımda örgütlenme ile ilgili sorunlar çözülememiştir. Bu sorunların çözülebilmesi için alınması gereken önlemler bütün yerel ve ulusal düzeydeki toplantılar ve kongrelerde tartışılmış olmasına karşın, uygulamada önemli bir ilerleme sağlanamamıştır.
Üretici Birlikleri yasası çıkarılmadan önce ülkemizin tarım politikalarının amaçları ve araçları ile tarım sektörünün kurumsal yapısının yeniden yapılandırılması önerilecek örgüt tiplerinin saptanması büyük önem taşımaktadır.
Üretici birlikleri ile ilgili olarak ayrı ayrı kanunların (sulama, süt sığırı yetiştiricileri, köye hizmet götürme gibi) çıkarılması yerine, bunların kuruluş ve işleyişleri ile ilgili tek bir çerçeve kanunun çıkarılması gereklidir.
Tarımda kurumsal yapıyı geliştirmeye yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasında, öncelikle AB ülkeleri ile uyumun sağlanmasına çalışılmalıdır.
Tarımda kurumsal yapının geliştirilmesinde Devletin görevi, demokratik kooperatifler ve üretici birlikleri gibi gerçek üretici organizasyonlarının tesisi için gerekli ortamı oluşturacak yasal düzenlemeleri yapmak, piyasada bu kuruluşların faaliyetlerini ve çalışmalarını kolaylaştıracak bir sistemi oluşturmak olmalıdır. Devlet, üreticilerin demokratik kooperatifler ve üretici birlikleri içinde örgütlenmelerini teşvik etmeli, ancak bu örgütlerin yönetimine müdahale etmemelidir. Devletin yukarıda sıralanan görevleri yanında önemli bir görevi de bu kuruluşların denetimi ile ilgili yapılanmayı oluşturmak olabilir. Böylece Devlet tarıma yapacağı doğrudan yardımları AB’nde olduğu gibi birlikler aracılığıyla yapabilir. Yine ürün planlaması da birlikler aracılığıyla sağlanabilir. Birlikler Devletin yükümlülüklerini üstlenmeyecekleri gibi, Devlete de yük olmayacaktır.
Tarıma hizmet veren kamu kurumları mümkün olduğunca tek bir bakanlık içinde toplanmalıdır. Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile kooperatifler, birlikler, TZOB ve araştırma kurumları arasında etkin bir işbirliği sağlanmalı ve görevlerini yürütürken, bu kurumların görüşlerine de başvurmalıdır.
Tarımda modern teknoloji uygulamalarını geliştirmek, verimliliği ve kaliteyi yükseltmek ve standartlara uygun üretim yapabilmek için, üretici-üretici örgütleri-sanayici-Devlet-Üniversite işbirliğinin sağlanması gerekmektedir.
Dilek KARAMÜRSEL F.Pınar ÖZTÜRK Alamettin BAYAV
Ziraat Mühendisi

