Îsar hasleti, insanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına gelmektedir.
Eskide iki ciddî âhiret kardeşleri varmış. Biri hasta düşer; ötekisi ziyaretine gitti. Dua eder, hasta iyi olmaz. "Öyleyse sen kalk, ben yatacağım" demiş. Hasta kalkmış, onun yerine hasta olarak yatmış.
Her neyse... Demek Mustafa ile kardeşliğimiz ciddîleşmiş ki, ben hastalığına dua ettim, kabul olmadı. Fakat birkaç gün devamı mukadder olan hastalığının bir parçası bana verildi. İnşaallah ona bir parça hiffet gelmiştir.
Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- bir seyahat esnâsında, bir hurma bahçesine uğradı Bahçenin hizmetçisi siyahî bir köle idi Köleye üç adet ekmek getirmişlerdi Bu sırada bir köpek geldi Köle, ekmeklerden birini ona attı Köpek ekmeği yedi Öbürünü attı Onu da yedi Üçüncüyü de attı Onu da yedi
Bunun üzerine Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- ile köle arasında şöyle bir konuşma oldu:
" Senin ücretin nedir"
Siyahî köle:
" İşte gördüğünüz üç ekmek "
" Niçin hepsini köpeğe verdin"
Köle:
" Buralarda hiç köpek yoktu Bu köpek uzak yerden gelmiştir Aç durmasına gönlüm râzı olmadı? dedi
Abdullah -radıyallâhu anh-:
"Peki bugün sen ne yiyeceksin"
Köle:
" Sabredeceğim, günlük hakkımı Rabbimin bu aç mahlûkuna devrettim " dedi
Abdullah -radıyallâhu anh-:
" Sübhânallâh! Benim çok cömert olduğumu söylerler Bu köle benden daha cömertmiş! " buyurdu
Ardından da o köleyi ve hurma bahçesini satın aldı ve köleyi azad edip, hurmalığı ona bağışladı (Kimya-yı Seâdet)
Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-'ın rivâyetine göre; bir adam Peygamber Efendimiz, -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e gelerek:
" Ey Allâh?ın Rasûlü! Ben açım" dedi
Rasûlullâh Efendimiz, hanımına haber salarak yiyecek bir şeyler göndermesini istedi Fakat mü'minlerin annesi:
" Seni peygamber olarak gönderen Allâh'a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok " dedi
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashabına dönerek:
" Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister" diye sordu
Ensardan biri:
" Ben misafir ederim, yâ Rasûlallâh! " diyerek o yoksulu alıp evine götürdü Eve varınca hanımına:
" Evde yiyecek bir şey var mı" diye sordu Hanımı:
" Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var " dedi Sahabî:
" Öyleyse çocukları oyala Sofraya gelmek isterlerse onları uyut Misafir içeri girince de lambayı söndür Biz de sofrada yiyormuş gibi yapalım " dedi
Sofraya oturdular Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar
Sabahleyin o sahabî Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in yanına gitti Onu gören Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
" Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allâh Teâlâ ziyâdesiyle memnun oldu " (Buharî,
Eskide iki ciddî âhiret kardeşleri varmış. Biri hasta düşer; ötekisi ziyaretine gitti. Dua eder, hasta iyi olmaz. "Öyleyse sen kalk, ben yatacağım" demiş. Hasta kalkmış, onun yerine hasta olarak yatmış.
Her neyse... Demek Mustafa ile kardeşliğimiz ciddîleşmiş ki, ben hastalığına dua ettim, kabul olmadı. Fakat birkaç gün devamı mukadder olan hastalığının bir parçası bana verildi. İnşaallah ona bir parça hiffet gelmiştir.
Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- bir seyahat esnâsında, bir hurma bahçesine uğradı Bahçenin hizmetçisi siyahî bir köle idi Köleye üç adet ekmek getirmişlerdi Bu sırada bir köpek geldi Köle, ekmeklerden birini ona attı Köpek ekmeği yedi Öbürünü attı Onu da yedi Üçüncüyü de attı Onu da yedi
Bunun üzerine Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- ile köle arasında şöyle bir konuşma oldu:
" Senin ücretin nedir"
Siyahî köle:
" İşte gördüğünüz üç ekmek "
" Niçin hepsini köpeğe verdin"
Köle:
" Buralarda hiç köpek yoktu Bu köpek uzak yerden gelmiştir Aç durmasına gönlüm râzı olmadı? dedi
Abdullah -radıyallâhu anh-:
"Peki bugün sen ne yiyeceksin"
Köle:
" Sabredeceğim, günlük hakkımı Rabbimin bu aç mahlûkuna devrettim " dedi
Abdullah -radıyallâhu anh-:
" Sübhânallâh! Benim çok cömert olduğumu söylerler Bu köle benden daha cömertmiş! " buyurdu
Ardından da o köleyi ve hurma bahçesini satın aldı ve köleyi azad edip, hurmalığı ona bağışladı (Kimya-yı Seâdet)
Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-'ın rivâyetine göre; bir adam Peygamber Efendimiz, -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e gelerek:
" Ey Allâh?ın Rasûlü! Ben açım" dedi
Rasûlullâh Efendimiz, hanımına haber salarak yiyecek bir şeyler göndermesini istedi Fakat mü'minlerin annesi:
" Seni peygamber olarak gönderen Allâh'a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok " dedi
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashabına dönerek:
" Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister" diye sordu
Ensardan biri:
" Ben misafir ederim, yâ Rasûlallâh! " diyerek o yoksulu alıp evine götürdü Eve varınca hanımına:
" Evde yiyecek bir şey var mı" diye sordu Hanımı:
" Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var " dedi Sahabî:
" Öyleyse çocukları oyala Sofraya gelmek isterlerse onları uyut Misafir içeri girince de lambayı söndür Biz de sofrada yiyormuş gibi yapalım " dedi
Sofraya oturdular Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar
Sabahleyin o sahabî Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in yanına gitti Onu gören Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
" Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allâh Teâlâ ziyâdesiyle memnun oldu " (Buharî,

