"Lezâiz çağırdıkça "Sanki yedim" demeli. "Sanki yedim" düstur eden, bir mescidi yemedi.(HAŞİYE)"
"Haşiye: İstanbul'da Sankiyedim namında bir mescid var. "Sanki yedim" diyen adam, hevesinden kurtardığı paralarla bina etmiş."(1)
Temel ihtiyaçlarımızın dışında, olmasa olur dediğimiz çok şeylere ve yerlere para sarfediyoruz. Bazen anlık bir lezzet için, meşru da olsa, çok para sarfettiğimiz bir vakıadır. İşte bu tür lezzetler bizleri kendine doğru çektikçe, çağırdıkça, "Sanki yedim." demelidir. Yemeyip, o masrafları tasarruf ederek hayırlı işlerde istihdam etmeyi prensip yapmalıdır."Haşiye: İstanbul'da Sankiyedim namında bir mescid var. "Sanki yedim" diyen adam, hevesinden kurtardığı paralarla bina etmiş."(1)
Nitekim tarihte birisi, bu "sanki yedim" prensibi ile İstanbul’da bir mescit inşa etmiştir. Lezzetler gelip geçicidir, lakin hayırlı işler kalıcıdır. Öyle ise biz de hayatımızda gereksiz ve lüzumsuz harcamaları kısıp, ondan hasıl olacak yekunu hayırlı bir işte kullanabiliriz.
Lezzetlerin zevki bir anlıktır, gelip geçer, ama bunun terkinden doğacak yekun ile yapılan hayırlar daimi ve sadak-i cariye hükmündedir, menfaati ebedidir.

