fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Somuncu Baba

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Somuncu Baba

    *Somuncu Baba *


    Ismi Hamid, babasinin ismi Semseddin Musa'dir. Ilk tahsilini babasindan
    aldi. Babasinin vefatindan sonra Sam'a giderek, Hankah-i Bayezidiyye'de ilim
    ogrendi. Tasavvuf yoluna girdi. Orada pekcok velinin sohbetlerine katildi.
    Burada Uveysi olarak, manevi yol ile Bayezid-i Bistami'den feyz aldi. Sam'da
    bir muddet ilim tahsilinde bulunduktan sonra, Tebriz yakinlarinda Hoy
    kasabasinda bulunan Hace Alaeddin-i Erdebili hazretlerinin huzuruna gitti.
    Alaeddin-i Erdebili, bir gun Hamid-i Veli'ye; "Artik bizden ogrendigin ilmi,
    Allahu tealanin dinini, insanlara ogretmek uzere Anadolu'ya git!" buyurdu.
    Hamiduddin hazretleri, Kayseri'de insanlara Allahu tealanin emir ve
    yasaklarini ogretmeye basladi. Hamiduddin hazretleri, manevi bir emir
    uzerine Tebriz'e gitti. Tebriz'den de Anadolu'ya gelip, Bursa'ya yerlesti.
    Haci Bayram-i Veli, sik sik Bursa'ya gelip hocasini ziyaret ederdi.
    Hamiduddin hazretleri, Bursa'da bir ummi gibi hareket edip, ilminin
    varligini kimseye soylemedi.

    Hamiduddin, Bursa'da bir firin yaptirdi. Firinina merkebiyle dagdan odun
    getirir, onunla ekmekleri pisirirdi. Ekmek kufesini sirtina alarak; "Somun!
    Muminler somun!" diye soyler, gecimini bu yolla saglardi. Halk, bu firinciya
    "Somuncu Baba" der ve pisirdigi ekmegin lezzetine doyamazlardi. Somuncu Baba
    ekmek satmaya baslayinca, herkes pesinden kosar, ekmegini kapisirlardi.
    Somuncu Baba'nin firini, Molla Fenari Mahallesinde, Ali Pasa Cinari
    civarinda olup, iki gozlu idi. Firinin bitisiginde de, ibadet ettigi bir
    odasi vardi. Odanin kible cihetinde de, nefsini terbiye etmek icin
    kullandigi bir Cilehanesi mevcud idi. Hamiduddin hazretleri durumunu
    Bursa'da kimseye bildirmedi. Hep, halk icinde Hak ile olmaga gayret etti.

    Yildirim Bayezid Han, Nigbolu zaferinden sonra Bursa'da Ulu Camiyi
    yaptirmaya basladi. Caminin insasi sirasinda, calisan iscilerin ekmek
    ihtiyacini Somuncu Baba temin etti. Caminin yapilmasi bittikten sonra, bir
    Cuma gunu acilis merasimi yapilacagi ilan edildi. O gun basta Padisah
    Yildirim Bayezid Han, damadi buyuk alim ve veli Seyyid Emir Sultan, Molla
    Fenari hazretleri, ulemadan pekcok kimse ve Bursalilar Ulu Camiyi
    doldurdular. Yildirim Bayezid Han, caminin acilis hutbesini okumak uzere
    Emir Sultan'a vazife verdiginde, Emir Sultan; "Sultanim! Zamanin buyuk alimi
    burada iken, bizim hutbe okumamiz uygun degildir. Bu cami-i serifin acilis
    hutbesini okumaya layik zat su kimsedir." diyerek, Somuncu Baba'yi gosterdi.
    "Sohret afettir." hadis-i serifini bildigi icin, bundan titizlikle kacinan
    Somuncu Baba, Padisahin emri uzerine minbere dogru yurudu. Emir Sultan'in
    yanina gelince; "Ey Emir'im, nicin boyle yapip beni ele verdiniz?" dedi. O
    da; "Senden ileride bir kimse goremedigim icin oyle yaptim." cevabini verdi.
    Cemaat hayret ederek bu konusmalari dinliyor, Somuncu Baba'nin hutbesini
    merakla bekliyordu. Minbere cikan Somuncu Baba, oyle bir hutbe irad etti ki,
    o zamana kadar Bursalilar oyle bir hutbeyi hic isitmemislerdi. Bursalilar,
    bundan sonra Somuncu Baba'nin buyuklugunu anladilar. Somuncu Baba, hutbede;
    "Bazi alimlerin, Fatiha-i serifenin tefsirinde muskilati, anlayamadigi
    kisimlar vardir. Onun icin bu surenin tefsirini yapalim." buyurarak, Fatiha
    suresinin, yirmi ana ilim uzerine yedi turlu tefsirini yapti. Nice hikmetli
    sozler beyan eyledi. Herkes hayretinden sasirip kaldi. Basta Molla Fenari
    hazretleri; "Somuncu Baba, once bizim Fatiha suresinin tefsirindeki
    muskilimizi keramet gostererek halletti. Onun buyuklugune, bu yedi cesit
    tefsir, adil bir sahiddir. Fatiha'nin ilk tefsirini cemaatin hepsi anladi.
    Ikinci tefsirini bir kismi anladi, ucuncu tefsiri anlayanlar cok az idi.
    Dorduncu ve sonrakileri anlayanlar icimizde yok idi." demekten kendini
    alamadi. Cuma namazindan sonra butun cemaat, Somuncu Baba'nin elini opmek,
    duasini almak istedi. Cemaatin bu arzusunu kiramayan Somuncu Baba
    hazretleri, kapida durdu. Ulu Caminin uc kapisindan cikan herkes; "Ben
    Somuncu Baba'nin elini opmekle sereflendim." diyordu. Somuncu Baba, yine
    keramet gostererek, Allahu tealanin izniyle her uc kapida da ayni anda
    bulunarak cemaate elini opturmustu.

    Namazdan sonra evine giden Hamid-i Veli'ye, Molla Fenari; "Efendim! Bu
    gunlerde Fatiha suresinin tefsirini yapmak istiyordum. Fakat bazi
    anliyamadigim yerler vardi. Bu hutbenizle, bilemedigimiz yerleri izah etmis
    oldunuz. Medresede hizmetimiz karsiliginda kazandigimiz bes bin akce paramiz
    vardir. Suphesiz helaldir. Kabul buyurursaniz bunlari size hediye etmek
    istiyorum." dedi. O, kabul etmedi. Bunun uzerine Molla Fenari, Somuncu
    Baba'ya; "Talebeniz olmakla sereflenmek istiyorum." deyince, Somuncu Baba
    ona teveccuh ederek dualarda bulundu. Molla Fenari'nin, Somuncu Baba'dan
    aldigi feyz ile yazdigi tefsirini butun alimler cok begenmis, asirlarca
    muteber bir tefsir oldugunu soylemislerdir.

    Somuncu Baba, durumunun anlasilmasi uzerine; "Sirrimiz fas olup, herkes
    tarafindan anlasildi." diyerek, Bursa'dan gitmek istedi. Bir sabah erkenden,
    Gavas Pasa Medresesinden birkac talebeyi yanina alarak yola cikti. Somuncu
    Baba'nin Bursa'yi terketmekte oldugunu isiten Molla Fenari, kosarak bir
    cinarin yaninda arkasindan yetisti. Gitmeyip Bursa'da kalmasi icin cok
    yalvardi, ricalarda bulundu. Fakat kabul ettiremedi. Sonunda, Bursalilara
    dua etmesini istedi. Somuncu Baba, bu cinarin yaninda Bursa'ya yonunu
    donerek, feyizli, bereketli bir sehir olmasi ve yesil olarak kalmasi icin
    dua etti ve vedalasarak ayrildilar. Bursa'da bu cinarin bulundugu bolgeye
    "Dua cinari" denildi.

    *ATESSIZ FIRIN*

    Somuncu Baba, bir gun firina ekmeklerini surdu. Pismesini beklerken, yanina
    Padisah Yildirim Bayezid Han'in damadi Seyyid Emir Sultan geldi. Elinde bir
    comlek vardi. "Selamun aleykum baba!" dedi. O da; "Ve aleykum selam" diyerek
    birbirlerine bakistilar. Baska hicbir kelime konusmadan tanistilar. Emir
    Sultan, elindeki yemek comlegini Somuncu Baba'ya verip, icindekinin
    pisirilmesini rica etti. Somuncu Baba, kabi alip firinin agzindan iceri
    surmek istediyse de, comlegi firina sokamadi. Bir daha denedi, yine
    olmayinca,Emir Sultan'a dondu ve; "Anladim ki, bu comlegi firina sen
    sureceksin!" dedi. Emir Sultan; "Peki" diyerek comlegi aldi ve firinin
    gozunden iceri rahatlikla surdu. Fakat firinda hic ates yoktu. Somuncu Baba
    firinin agzini kapattiktan sonra; "Birazdan piser bekleyiniz." buyurdu. Bir
    muddet bekledikten sonra kapak acildi. Firinda hic ates olmadigi halde
    yemegin pistigini goren Emir Sultan, Somuncu Baba'nin buyuk velilerden
    oldugunu anladi. Orada tasavvuf uzerinde bir mikdar sohbet ederek dost
    oldular.

    *AHIRET ICIN CALISIYORDUK*
    Hamid-i Aksarayi hazretleri, bir gun ziraatla ugrasan talebelerinden birine
    bir mikdar tohum verdi ve; "Bu tohumlarin yarisini, tarlanizin bir kismina
    sizin icin, yarisini da tarlanizin bir kismina bizim icin ekiniz."
    buyurdular. Talebe tohumlari ekti. Ekinlerin yetistigi mevsimde tarlaya
    gittiler. Talebenin tarlasinda fevkalade guzel yetismis bir ekin vardi.
    Digerinde hic ekin bitmemisti.Hamid-i Veli, talebesine donerek; "Bu
    tarlalardan hangisi bizim, hangisi sizindir?" buyurunca, talebe son derece
    utandi ve kendi tarlasini gostererek; "Bu tarla sizindir efendim" dedi. O
    da, ekinlere bakarak; "Biz ahiret icin calisiyorduk. Acaba hangi
    gunahimizdan dolayi dunyamiz mamur olmaya basladi?" deyip, uzuntusunu dile
    getirdi. Hocasinin muteessir oldugunu goren talebe, hakikati soyleyerek
    uzuntusunu giderdi.
Working...
X