ÇİNHERDEMYEŞİLİ (Aglaonema) (Aglaonema sp.) HASTALIKLARI
(Salon Bitkisi)
Doku Ölümü : Aglaonema bitkisinde Colletotrichum sp. mantarı ile yaratılan bu hastalık'da meydana gelen "yaprak leke"leri başlangıçta esmer ver suya sokulmuş gibidir, parlak sarı bir hale'ye sahiptir. Bu mantarın üreme organları yaprak üst yüzünde küçücük, siyah beneklerden ibaret ayni merkezli halkalar halinde gözükürler.
Mücadele : Yapraklar kuru tutulur, üstteki bitki kısımlarında yoğuşma ile ortaya çıkan soğuksu damlalarından korunurlar. "İprodion", "thiofanatmetil" ve "mankozeb" gibi ilaçlar bu hastalığa karşı etkili olmaktadır.
Çürüklük : "Kök çürüklüğü" hastalığı bazı Pythium türleri ve Pythium splendens mantarı ile husule getirilir. "Kök çürüklüğü" bitkinin "solma"sı ve alt yaprakların "sararma"sı biçiminde ortaya çıkar. Köklerin kendileri esmerden siyaha değişen renkte ve şapkalı mantar kıvamında olur, kitle halinde azalır. Hastalanmış köklerin dış kısmı iç kısımdan kolaylıkla çekilip çıkarılabilir. Mücadele ; etmen mantar'lardan yoksun saksı ve saksı harcı kullanma, bitkileri yükseltilmiş tezgahlarda yetiştirme uygulamaları ile bu hastalık büyük ölçüde uzaklaştırılabilir; eğer ilaç kullanmak gerekirse, "fosetilalüminum", "etridiazol" ve "metalaksil" ile ıslatma işlemleri Phytophthora ve Pythium türleri ile husule getirilen "kök çürüklüğü" hastalıklarını denetim altına almada yardımcı olur. Sık sık başka hastalık etmenleri de işe karıştığı için, hastalığın sebebinin doğru olarak teşhisi, seçilecek ilacı öngörme bakımından gereklidir.
"Gövde çürüklüğü" hastalığı bazı Fusarium türü mantarlar ve Fusarium subglutinans (F. moniljforme) mantarı tarafından yaratılmaktadır. Bu hastalık, köklenmiş veya çeliklenmiş bitkinin dibinde yumuşak ve şapkalı mantar kıvamında bir "çürüklük" olarak belirir. Çürümüş kısım sık sık morumsudan kırmızımsıya değişen bir kenara sahiptir. Etmen mantar bazan, şiddetle hastalanmış bitkilerin gövde dibinde küçücük, parlak kırmızı ve küremsi yapılar yani üreme organları oluşturur. Mücadele: "thiofanatmetil" bileşikleri iyi bir denetim sağlamaktadır; "gövde çürüklüğü" veya "çelik çürüklüğü" bir zorluk yaratmaktadır, çeliklerin bir daldırma ilacı ile veya dayanıklı bir yapışma ilacı ile muamele edilmesi kayıpları azaltmaktadır; hastalıklı bitkiler anlaşılır anlaşılmaz hemen her yerden uzaklaştırılır; çünkü bu hastalık görünüm bakımından "Ervvinia yanıklığına benzemektedir; doğru bir hastalık teşhisi ilaç kullanmanın yönünü göstereceği için önemlidir.
Yaprak Lekelenmesi : "Yaprak lekelenmesi" hastalığı Myrothecium roridum mantarı tarafından yaratılmaktadır. Tanımak bakımından en en kolay hastalıklardan biridir. "Yaprak leke"leri sık sık yaralarda bulunur; buna rağmen hastalık, belirgin
olmayan yaralarda ve 2,5 santimetreyi aşan çok geniş "yaprak leke"leri halinde yaygındır. Leke'ler genelde esmerden kahverengiye değişkenlik gösterir ve parlak sarı bir sınıra sahiptir. Yaprak alt yüzü incelenirse, leke'nin dış kenarına yakın aynı merkezli halkalar halinde etmen mantarın siyah ve beyaz üreme organları görülür. Mücadele eğer bitkinin yaprakları kuru ve yaralardan kaçınılarak tutulursa, bu hastalık ile denetim başarılır; bu denetim usulünün yokluğu halinde, ilaçlar etkili olmaktadır; bu mantarın birçok yaprak bitkisinde denetimi için hem "mankozeb" ve hem de "khlorothalonil" ilaçları iyidir.
Bu konukçu bitkide başka bir "yaprak lekelenmesi" hastalığı Xanthomonas campestris pv. dieffenbachiae bakterisi tarafından yaratılır. Yaprak kenarlarında oluşan parlak sarı kenar kısımları bulunan kırmızımsı esmer "leke"ler bu hastalığın en yaygın belirtisidir. Islak ve ılık şartlar altında, bakteriler de yaprak merkezine yayılır ve bunlar yaprak damarına ulaşıncaya kadar "ölü doku"lar genişlemiş olur. Mücadele ; yapraklar üzerindeki su azaltılır, temiz çelikler kullanılır; haftalık olarak "bakır'lı" ve "antibiyotik" bileşiklerin püskürtülmesi, bazı büyüme şartları altında orta derecede denetim sağlamaktadır; "bakır'lı" bileşikleri |iygun oranda ve 6.0-6.5 pH değerindeki su ile kullanmak üzere dikkatli olunması "gerekmektedir, çünkü "bakır zehirlemesi" belirtileri bakterilerinkine benzemektedir.
Yanıklık: En/vinia chrysanthemi ve E. carotovora subsp. carotovora bakterilerinin husule getirdiği bu hastalık, merkezleri düşüp biten sulu "yaprak leke"leri ile kendini göstermektedir. Ervvinia türleri ile oluşturulan "gövde çürüklüğü" hastalığı genelde çelikler çoğaltıldığı zaman ilk farkedilir. Gövdenin kesit ucu şapkalı mantar kıvamında olur ve kötü kokar, köklenme olgusu, durur. Hastalıklı çeliklerdeki yaprak'lar çoğunlukla çabucak sarı olur.
Mücadele: Bakteri'lerden doğan "yaprak lekelenmesi" ve "yanıklık" hastalıklarının denetim altına alınması, temiz bitki çoğaltma kısımları kullanma ile ve yaprakları ne çok ıslatan ne de çabucak kurutan sulama ile başarılabilmektedir. Hem "antibiyotik" hem de "bakır'lı" bileşikler bakteri hastalıklarına karşı küçük bir denetim sağlamaktadır ve tavsiye edilmez. Bakteriden dolayı ortaya çıkan "gövde çürüklüğü" hastalığı, bir kere başladıktan sonra denetim altına alınması imkansız özellikte değildir. Temiz çeliklerin kullanılması sadece başarılı bir denetim usulü değildir, buna rağmen bazı üreticiler orta derecede başarılı bir denetleme usulü olan çelikleri "streptomisinsülfat" çözeltisine batırmaktadır.
Mozayik : Hastalığın etkeni Dasheen mozayik virüsü'dür. Bu virüs (DMV) aglaonema bitkilerinde seyrek olarak görülmektedir. Belirtileri arasında "mozayik", "yaprak çarpıklaşması" ve "cüceleşme" bulunmaktadır.
Mücadele : DMV bit'ler (aphid) ile yayılabilir, fakat daha genel olarak bitki çoğaltma işlemleri sırasında hastalıklı bitki kısımlarının kullanılması ile yayılmaktadır. Hastalık etmen ve etkenlerinden yoksun bitki kısımlarının kullanılması çok önemlidir, çünkü DMV'nin belirtileri daima farkedilir durumda değildir. Bu virüs hastalığına karşı bilinen hiçbir kimyasal madde yoktur.
Boron Zehirlemesi: Gübre içinde aşırı "boron" bulunması ile husule gelen bu hastalık'da, önce yaprak kenarlarında ve uçlarında "sararma" olur, daha sonra "ölü doku"lar gelişir. "Leke"ler kabaca elips biçimindedir, suya sokulmuş gibi görünürler, ayrıca büyük ölçüde Xanthomonas sp. ve Erwinia sp.gibi hastalık etmeni bakterilerin etkileme benzemektedir. Hastalığın belirtileri, "flor zehirlemesi" hastalığınınkiler ile
de kolayca karıştırılmaktadır.
Mücadele : Yüksek "boron" içeren gübreler asla kullanılmaz. Kullanmadan önce saksı harcının ve toprağının aşırı "boron" içerip içermediği denetlenir. "Maria" gibi bazı Aglaonema kültivarları, hem "boron" ve hem de "flor" zehirlemesine özellikle hassastır. Eğer bu çeşitten "leke"ler çiçek sapları arasında gözükürse, hastalık bakteri etmenden çok daha muhtemel olarak "besin zehirlemesi"nden dolayıdır.
Flor Zehirlemesi: Bu hastahğın sebebi aşırı "flor" miktarıdır. Hastalık sonucu, yapraklarda önce kenar ve uç "sararması" olur, bundan sonra "ölü doku"lar gelişir. "Leke'ler elips biçimindedir, suya sokulmuş gibi gözükür, Xanthomonas sp. ve Ervvinia sp. gibi bakteri etmenlerin belirtilerine büyük ölçüde benzerler. Ayrıca hastalık belirtileri "boron zehirlemesi" hastalığındakiler ile de kolayca karıştırılabilmektedir.
Mücadele : "Flor", (mesela "üçlü superfosfat" gibi) gübrelerde, sulama suyunda ve (mesela "perlite" ve bazı "turba yosunlan" gibi) saksı harcında mevcut olabilir. "Maria" gibi bazı Aglaonema kültivarları "boron zehirlemesi" ve "flor zehirlemesi" hastalıklarına karşı özellikle duyarlıdır. Bu çeşit "leke"ler çiçek sapları arasında gözükürse, hastalığın bir bakteri hastalık etmeninden ziyade "besin zehirlemesi"nden dolayı olduğuna hükmedilir
Bakır Eksikliği: Hastalığın sebebi "bakır" miktarının yetersizliğidir. Uç yapraklar "sararmış", bazan "bodurlaşmış", "biçimi bozulmuş" ve "kenarı testere dişli" olur. Yaşlı yapraklar, olağan olanlardan daha açık yeşil olur; şiddetli hastalık hallerinde uç ve alt yapraklar kırılır, körelir (yani dumura uğrar). "Fransher" kültivarı "bakır eksikliği"ne özellikle hassastır.
Mücadele : Toprak yüzeyine yaklaşık 100 santimetrekareye 500 gram oranında "bakırsülfat" uygulanır veya yaprak'lara "bakirli" ilaç püskürtülür. Saksı harcında daima (mesela 0,763 metreküp harç için 500 gram "mikromaks" veya 1,5 kilogram "perk" gibi) "bakır'h" bir madde bulunmalıdır veya dönem dönem mikroelement olarak "bakır" ilavesi yapılmalıdır. 18 oC'Iik veya daha aşağıdaki bir toprak sıcaklığı "bakır eksikliği"ni şiddetlendirir, çünkü soğuk topraklarda kökler "bakır"ı daha zor uzaklaştırabilmektedir. Böylece, toprak sıcaklığı bu gibi dönemlerde yükseltilmeli veya yapraklara "bakır'lı" ilaç uygulanır.
Bakır Zehirlemesi: Hastalığın sebebi "bakır" içeren bakteri ilaçlarının yapraklara uygulanmasıdır. Hastalık ile, yaprak uçlarında yahut da su ve püskürtme ilacı birikmiş olan tüm yaprak kısımlarında, küçük ve suya sokulmuş gibi gözüken kısımlar ortaya çıkar. Bu "leke"ler, yeni olduğu ancak genelde esmerleştiği zaman, bakteriler ile sebep olunanlara benzemektedir. Bunlar biçim bakımından düzensizdir.
Mücadele : "Bakır" içeren bakteri ilaçları veya besin halindeki püskürtme maddeleri kullanılacağı zaman, hassaslık bakımından denenmiş olduğundan emin olmak gerekmektedir. Bu ilaçların etikette belirtilen oranda ve araklıkta kullanılmasına dikkat edilir, "fosetilalüminum" veya "sirke" gibi pH'yi düşürebilen bir madde ile bu ilaçlar asla karıştırılmaz. 6'nın altındaki pH'li su, "bakır zehirlemesi" sonucunu doğurur.
Cüceleşme : Bu hastalık gübre yokluğundan ortaya çıkar. Hastalık ile, bitki küçük, sarı ve açık yeşil yapraklar geliştirir. Toprağın gübreliliği düşük olduğu zaman, bir kök hastalığının "cüce!eşme"ye sebep olması gibi seyrek hallere benzemeyerek, kökler büyük ölçüde geliştirilebilir.
Mücadele : Tam bir gübrenin tavsiye edilen oranlarda uygulanmasından önce,
toprak gübreliliğini sağlamak üzere saksılama harcının içerdiği çözünebilir tuzlar üzerinde durulur.
Kıvrık Uç : Sebebi bilinmeyen bu hastalık ile, yaprağın en ucu balık oltası görünüşü alır ve yaşlı yapraklar da uçta çengel gibi olur. Yeni yaprak ucunun gelişmesi engellenir ve ilerlemesi tutulur, sonuçta balık oltasının çengeli gibi bir oluşum meydana gelir. Aglaonema commutatum 'Silver Queen' bitkisinde "kıvrık uç" hastalığı büyük zorluklar yaratmaktadır. Yeni yaprak ucu geriye kıvrık çıkar, görünüşü çoğunlukla yaprağın ana kısmına paralel olur. Kıvrık kısım 1 milimetreden daha az ve 2 santimetreden daha fazla olabilir. Eğer kıvrık kısım büyükse, ana yaprak genişledikçe az olmayan bir hasar vererek bağlı doku boyunca sık sık yırtılır. Yüksek sıcaklık, yüksek şiddetteki ışık ve azalan rutubet, "kıvrık uç" olgularını artırmaktadır.
Soğuk Hasarı: Bu hastalığın sebebi hava sıcaklığının 12 oC'nin altına düşmesidir. Esas olarak orta yaşlı ve alt yapraklarda boz "leke"ler gelişir ve sararmış olur. Hasar şiddetli olursa 3-7 gün sonra alt yapraklar çöker. "Silver Queen" kültivarı soğuğa karşı özellikle hassastır.
Mücadele: Hasan önlemek üzere "Silver Queen" kültivarı en azından 12 oC, diğer kültivarlar 10 oC hava sıcaklığında tutulur. Hasar devamlıdır. Fakat, aşırı soğuktan sürgün uçları hasara uğramamışsa, hava sıcaklığı uygun olduğu zaman konukçu
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008
(Salon Bitkisi)
Doku Ölümü : Aglaonema bitkisinde Colletotrichum sp. mantarı ile yaratılan bu hastalık'da meydana gelen "yaprak leke"leri başlangıçta esmer ver suya sokulmuş gibidir, parlak sarı bir hale'ye sahiptir. Bu mantarın üreme organları yaprak üst yüzünde küçücük, siyah beneklerden ibaret ayni merkezli halkalar halinde gözükürler.
Mücadele : Yapraklar kuru tutulur, üstteki bitki kısımlarında yoğuşma ile ortaya çıkan soğuksu damlalarından korunurlar. "İprodion", "thiofanatmetil" ve "mankozeb" gibi ilaçlar bu hastalığa karşı etkili olmaktadır.
Çürüklük : "Kök çürüklüğü" hastalığı bazı Pythium türleri ve Pythium splendens mantarı ile husule getirilir. "Kök çürüklüğü" bitkinin "solma"sı ve alt yaprakların "sararma"sı biçiminde ortaya çıkar. Köklerin kendileri esmerden siyaha değişen renkte ve şapkalı mantar kıvamında olur, kitle halinde azalır. Hastalanmış köklerin dış kısmı iç kısımdan kolaylıkla çekilip çıkarılabilir. Mücadele ; etmen mantar'lardan yoksun saksı ve saksı harcı kullanma, bitkileri yükseltilmiş tezgahlarda yetiştirme uygulamaları ile bu hastalık büyük ölçüde uzaklaştırılabilir; eğer ilaç kullanmak gerekirse, "fosetilalüminum", "etridiazol" ve "metalaksil" ile ıslatma işlemleri Phytophthora ve Pythium türleri ile husule getirilen "kök çürüklüğü" hastalıklarını denetim altına almada yardımcı olur. Sık sık başka hastalık etmenleri de işe karıştığı için, hastalığın sebebinin doğru olarak teşhisi, seçilecek ilacı öngörme bakımından gereklidir.
"Gövde çürüklüğü" hastalığı bazı Fusarium türü mantarlar ve Fusarium subglutinans (F. moniljforme) mantarı tarafından yaratılmaktadır. Bu hastalık, köklenmiş veya çeliklenmiş bitkinin dibinde yumuşak ve şapkalı mantar kıvamında bir "çürüklük" olarak belirir. Çürümüş kısım sık sık morumsudan kırmızımsıya değişen bir kenara sahiptir. Etmen mantar bazan, şiddetle hastalanmış bitkilerin gövde dibinde küçücük, parlak kırmızı ve küremsi yapılar yani üreme organları oluşturur. Mücadele: "thiofanatmetil" bileşikleri iyi bir denetim sağlamaktadır; "gövde çürüklüğü" veya "çelik çürüklüğü" bir zorluk yaratmaktadır, çeliklerin bir daldırma ilacı ile veya dayanıklı bir yapışma ilacı ile muamele edilmesi kayıpları azaltmaktadır; hastalıklı bitkiler anlaşılır anlaşılmaz hemen her yerden uzaklaştırılır; çünkü bu hastalık görünüm bakımından "Ervvinia yanıklığına benzemektedir; doğru bir hastalık teşhisi ilaç kullanmanın yönünü göstereceği için önemlidir.
Yaprak Lekelenmesi : "Yaprak lekelenmesi" hastalığı Myrothecium roridum mantarı tarafından yaratılmaktadır. Tanımak bakımından en en kolay hastalıklardan biridir. "Yaprak leke"leri sık sık yaralarda bulunur; buna rağmen hastalık, belirgin
olmayan yaralarda ve 2,5 santimetreyi aşan çok geniş "yaprak leke"leri halinde yaygındır. Leke'ler genelde esmerden kahverengiye değişkenlik gösterir ve parlak sarı bir sınıra sahiptir. Yaprak alt yüzü incelenirse, leke'nin dış kenarına yakın aynı merkezli halkalar halinde etmen mantarın siyah ve beyaz üreme organları görülür. Mücadele eğer bitkinin yaprakları kuru ve yaralardan kaçınılarak tutulursa, bu hastalık ile denetim başarılır; bu denetim usulünün yokluğu halinde, ilaçlar etkili olmaktadır; bu mantarın birçok yaprak bitkisinde denetimi için hem "mankozeb" ve hem de "khlorothalonil" ilaçları iyidir.
Bu konukçu bitkide başka bir "yaprak lekelenmesi" hastalığı Xanthomonas campestris pv. dieffenbachiae bakterisi tarafından yaratılır. Yaprak kenarlarında oluşan parlak sarı kenar kısımları bulunan kırmızımsı esmer "leke"ler bu hastalığın en yaygın belirtisidir. Islak ve ılık şartlar altında, bakteriler de yaprak merkezine yayılır ve bunlar yaprak damarına ulaşıncaya kadar "ölü doku"lar genişlemiş olur. Mücadele ; yapraklar üzerindeki su azaltılır, temiz çelikler kullanılır; haftalık olarak "bakır'lı" ve "antibiyotik" bileşiklerin püskürtülmesi, bazı büyüme şartları altında orta derecede denetim sağlamaktadır; "bakır'lı" bileşikleri |iygun oranda ve 6.0-6.5 pH değerindeki su ile kullanmak üzere dikkatli olunması "gerekmektedir, çünkü "bakır zehirlemesi" belirtileri bakterilerinkine benzemektedir.
Yanıklık: En/vinia chrysanthemi ve E. carotovora subsp. carotovora bakterilerinin husule getirdiği bu hastalık, merkezleri düşüp biten sulu "yaprak leke"leri ile kendini göstermektedir. Ervvinia türleri ile oluşturulan "gövde çürüklüğü" hastalığı genelde çelikler çoğaltıldığı zaman ilk farkedilir. Gövdenin kesit ucu şapkalı mantar kıvamında olur ve kötü kokar, köklenme olgusu, durur. Hastalıklı çeliklerdeki yaprak'lar çoğunlukla çabucak sarı olur.
Mücadele: Bakteri'lerden doğan "yaprak lekelenmesi" ve "yanıklık" hastalıklarının denetim altına alınması, temiz bitki çoğaltma kısımları kullanma ile ve yaprakları ne çok ıslatan ne de çabucak kurutan sulama ile başarılabilmektedir. Hem "antibiyotik" hem de "bakır'lı" bileşikler bakteri hastalıklarına karşı küçük bir denetim sağlamaktadır ve tavsiye edilmez. Bakteriden dolayı ortaya çıkan "gövde çürüklüğü" hastalığı, bir kere başladıktan sonra denetim altına alınması imkansız özellikte değildir. Temiz çeliklerin kullanılması sadece başarılı bir denetim usulü değildir, buna rağmen bazı üreticiler orta derecede başarılı bir denetleme usulü olan çelikleri "streptomisinsülfat" çözeltisine batırmaktadır.
Mozayik : Hastalığın etkeni Dasheen mozayik virüsü'dür. Bu virüs (DMV) aglaonema bitkilerinde seyrek olarak görülmektedir. Belirtileri arasında "mozayik", "yaprak çarpıklaşması" ve "cüceleşme" bulunmaktadır.
Mücadele : DMV bit'ler (aphid) ile yayılabilir, fakat daha genel olarak bitki çoğaltma işlemleri sırasında hastalıklı bitki kısımlarının kullanılması ile yayılmaktadır. Hastalık etmen ve etkenlerinden yoksun bitki kısımlarının kullanılması çok önemlidir, çünkü DMV'nin belirtileri daima farkedilir durumda değildir. Bu virüs hastalığına karşı bilinen hiçbir kimyasal madde yoktur.
Boron Zehirlemesi: Gübre içinde aşırı "boron" bulunması ile husule gelen bu hastalık'da, önce yaprak kenarlarında ve uçlarında "sararma" olur, daha sonra "ölü doku"lar gelişir. "Leke"ler kabaca elips biçimindedir, suya sokulmuş gibi görünürler, ayrıca büyük ölçüde Xanthomonas sp. ve Erwinia sp.gibi hastalık etmeni bakterilerin etkileme benzemektedir. Hastalığın belirtileri, "flor zehirlemesi" hastalığınınkiler ile
de kolayca karıştırılmaktadır.
Mücadele : Yüksek "boron" içeren gübreler asla kullanılmaz. Kullanmadan önce saksı harcının ve toprağının aşırı "boron" içerip içermediği denetlenir. "Maria" gibi bazı Aglaonema kültivarları, hem "boron" ve hem de "flor" zehirlemesine özellikle hassastır. Eğer bu çeşitten "leke"ler çiçek sapları arasında gözükürse, hastalık bakteri etmenden çok daha muhtemel olarak "besin zehirlemesi"nden dolayıdır.
Flor Zehirlemesi: Bu hastahğın sebebi aşırı "flor" miktarıdır. Hastalık sonucu, yapraklarda önce kenar ve uç "sararması" olur, bundan sonra "ölü doku"lar gelişir. "Leke'ler elips biçimindedir, suya sokulmuş gibi gözükür, Xanthomonas sp. ve Ervvinia sp. gibi bakteri etmenlerin belirtilerine büyük ölçüde benzerler. Ayrıca hastalık belirtileri "boron zehirlemesi" hastalığındakiler ile de kolayca karıştırılabilmektedir.
Mücadele : "Flor", (mesela "üçlü superfosfat" gibi) gübrelerde, sulama suyunda ve (mesela "perlite" ve bazı "turba yosunlan" gibi) saksı harcında mevcut olabilir. "Maria" gibi bazı Aglaonema kültivarları "boron zehirlemesi" ve "flor zehirlemesi" hastalıklarına karşı özellikle duyarlıdır. Bu çeşit "leke"ler çiçek sapları arasında gözükürse, hastalığın bir bakteri hastalık etmeninden ziyade "besin zehirlemesi"nden dolayı olduğuna hükmedilir
Bakır Eksikliği: Hastalığın sebebi "bakır" miktarının yetersizliğidir. Uç yapraklar "sararmış", bazan "bodurlaşmış", "biçimi bozulmuş" ve "kenarı testere dişli" olur. Yaşlı yapraklar, olağan olanlardan daha açık yeşil olur; şiddetli hastalık hallerinde uç ve alt yapraklar kırılır, körelir (yani dumura uğrar). "Fransher" kültivarı "bakır eksikliği"ne özellikle hassastır.
Mücadele : Toprak yüzeyine yaklaşık 100 santimetrekareye 500 gram oranında "bakırsülfat" uygulanır veya yaprak'lara "bakirli" ilaç püskürtülür. Saksı harcında daima (mesela 0,763 metreküp harç için 500 gram "mikromaks" veya 1,5 kilogram "perk" gibi) "bakır'h" bir madde bulunmalıdır veya dönem dönem mikroelement olarak "bakır" ilavesi yapılmalıdır. 18 oC'Iik veya daha aşağıdaki bir toprak sıcaklığı "bakır eksikliği"ni şiddetlendirir, çünkü soğuk topraklarda kökler "bakır"ı daha zor uzaklaştırabilmektedir. Böylece, toprak sıcaklığı bu gibi dönemlerde yükseltilmeli veya yapraklara "bakır'lı" ilaç uygulanır.
Bakır Zehirlemesi: Hastalığın sebebi "bakır" içeren bakteri ilaçlarının yapraklara uygulanmasıdır. Hastalık ile, yaprak uçlarında yahut da su ve püskürtme ilacı birikmiş olan tüm yaprak kısımlarında, küçük ve suya sokulmuş gibi gözüken kısımlar ortaya çıkar. Bu "leke"ler, yeni olduğu ancak genelde esmerleştiği zaman, bakteriler ile sebep olunanlara benzemektedir. Bunlar biçim bakımından düzensizdir.
Mücadele : "Bakır" içeren bakteri ilaçları veya besin halindeki püskürtme maddeleri kullanılacağı zaman, hassaslık bakımından denenmiş olduğundan emin olmak gerekmektedir. Bu ilaçların etikette belirtilen oranda ve araklıkta kullanılmasına dikkat edilir, "fosetilalüminum" veya "sirke" gibi pH'yi düşürebilen bir madde ile bu ilaçlar asla karıştırılmaz. 6'nın altındaki pH'li su, "bakır zehirlemesi" sonucunu doğurur.
Cüceleşme : Bu hastalık gübre yokluğundan ortaya çıkar. Hastalık ile, bitki küçük, sarı ve açık yeşil yapraklar geliştirir. Toprağın gübreliliği düşük olduğu zaman, bir kök hastalığının "cüce!eşme"ye sebep olması gibi seyrek hallere benzemeyerek, kökler büyük ölçüde geliştirilebilir.
Mücadele : Tam bir gübrenin tavsiye edilen oranlarda uygulanmasından önce,
toprak gübreliliğini sağlamak üzere saksılama harcının içerdiği çözünebilir tuzlar üzerinde durulur.
Kıvrık Uç : Sebebi bilinmeyen bu hastalık ile, yaprağın en ucu balık oltası görünüşü alır ve yaşlı yapraklar da uçta çengel gibi olur. Yeni yaprak ucunun gelişmesi engellenir ve ilerlemesi tutulur, sonuçta balık oltasının çengeli gibi bir oluşum meydana gelir. Aglaonema commutatum 'Silver Queen' bitkisinde "kıvrık uç" hastalığı büyük zorluklar yaratmaktadır. Yeni yaprak ucu geriye kıvrık çıkar, görünüşü çoğunlukla yaprağın ana kısmına paralel olur. Kıvrık kısım 1 milimetreden daha az ve 2 santimetreden daha fazla olabilir. Eğer kıvrık kısım büyükse, ana yaprak genişledikçe az olmayan bir hasar vererek bağlı doku boyunca sık sık yırtılır. Yüksek sıcaklık, yüksek şiddetteki ışık ve azalan rutubet, "kıvrık uç" olgularını artırmaktadır.
Soğuk Hasarı: Bu hastalığın sebebi hava sıcaklığının 12 oC'nin altına düşmesidir. Esas olarak orta yaşlı ve alt yapraklarda boz "leke"ler gelişir ve sararmış olur. Hasar şiddetli olursa 3-7 gün sonra alt yapraklar çöker. "Silver Queen" kültivarı soğuğa karşı özellikle hassastır.
Mücadele: Hasan önlemek üzere "Silver Queen" kültivarı en azından 12 oC, diğer kültivarlar 10 oC hava sıcaklığında tutulur. Hasar devamlıdır. Fakat, aşırı soğuktan sürgün uçları hasara uğramamışsa, hava sıcaklığı uygun olduğu zaman konukçu
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008

