KARAAĞAÇ {Ulmus sp.) HASTALIKLARI
(Ağaç)
Karaağaç Ölümü: Karaağaç'da, Ceratocystis ulmi mantarının husule getirdiği bu hastalığın ilk belirtisi, tek tek bazı dallar üzerindeki yaprak'larda "sarama", "solma" ve "esmerleşme" ve sonunda dalın "ölme"dir. Böyle dallardan kabuk soyulduğu takdirde diri odunda esmer çizgiler görülür. Dal veya sürgün enine kesildiği takdirde en son oluşmuş bulunan yıllık halkada "esmer leke"ler halinde daireler veya halkalar göze çarpar. Bulaşma noktasından parazit mantarın aşağı ve yukarı yayılması bazan hızlı olur, ağaç bir mevsim içinde ölebilir. Diğer ağaçlar, çok sayıdaki farklı yerlerden bulaşmalardan sonra birkaç yıl yaşayabilir. Mantarın Pesotum sp. devresi ölü kabuk altında gelişir, burada küçük sporlar yapışkan kitleler halinde bir arada tutulmaktadır. Kabuğun altındaki ölü odunda gelişen karaağaç kabuk böcekleri, yani Scolytus multistriatus ve Hylurgopinus rufıpes ve belki başka böcekler, mantarı başka genç karaağaç'lara taşırlar ve dal çatallarında yeme yaparak hastalığı yayarlar. Dişi böcekler, gövdelerin veya büyük dalların diri odununda oluklar içine yumurtalarını bırakırlar. Larvaların oluğun her iki tarafından oyuklama yaparak dışarı çıkması, ayırt edici desenlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Genç ergin böcekler kabuktan oyarak dışarı çıkar ve hastalığı sağlıklı ağaçlara yayarlar. Son araştırmalara göre, kabuk böceklerinin uzun mesafelere yayılmasında otomobiller önemli rol oynamaktadır.
Mücadele : Çok sayıda araştırma yapılmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir mükemmel ve tatmin edici denetleme usulü keşfedilememiştir. Halihazırda hastalık, mesela hastalıklı ve zayıf ağaçların uzaklaştırılması ve yok edilmesi gibi katı sağlık koruma önlemleri ile ve yüksek derecede özel ilaç püskürtme programları ile, biraz denetim altında tutulmaktadır. Çıkarılacak olan ağaçlar Mayıs ayının birinci gününden evvel uzaklaştırılır ve korunmak zorunda olanlara Mayıs ortasından önce özel bir "methoksiklor" ilacı püskürtülmelidir. "Kelthan" veya başka bir mite öldürücü ile "methoksiklor" karışımının ikinci bir uygulanması, yaklaşık olarak Temmuz başında yapılmalıdır. En iyi sonuçlar, bu programın ağaç topluluğu temelinde benimsenmesi ile alınmaktadır.
Temmuz sonu, Ağustos ve Eylül'de budanan sağlıklı ağaçlar, yılın başka bir zamanında budanmış olanlardan daha fazla hastalığa tutulma eğiliminde olurlar. Hastalıklı dalların budanması bu hastalığı denetim altında tutma usulü olarak sık sık teklif edilmektedir. Bu uygulamanın hastalık olgularında sadece % 23 oranında etkili olduğu ileri sürülmektedir. Başarıda düşük orandan ve iri ağaçların düzenlenmesinde yüksek masraftan dolayı, bu denetim usulü ne etkidir ne de uygulanabilirdir.
Son zamanlardaki bulgulara göre, hastalığın ortadan kaldırılması mantarın doku içine işleme derinliğine bağlıdır ve ters orantılıdır. Eğer kesilip çıkarılan daldaki hastalık çok fazla içerilere işlememişse, hastalıklı ağaç ameliyat için daha iyi bir şansa sahiptir.
Hastalığın yayılması bazan hastalıklı ve sağlıklı ağaçlar arasındaki kök kaynaşmasından olur. Toprağın "vapam" ile muamelesi hastalıklı ağaçların köklerini öldürür ve böylece kök kaynaşması yolu ile geçiş önlenir. Hastalığın denetimi bakımından, "benlat", yaprak püskürtme ilacı olarak kullanılabilir veya gövde içerisine şırınga edilebilir. İlaçlama işlemleri, sağlık koruma ve böcek denetleme programları konusunda eğitimli bahçeciler tarafından yürütülür. Yaprak püskürtme ilacı, ilkbaharda ağaçlar tam yaprak büyüklüğüne ulaştıktan sonra uygulanır. 400-500 litre suya 1 kilogram kadar "benlat" konulması, hidrolik püskürtücü aletler için iyi bir orandır. Olgun ağaçlara ilacın 50-100 litresi püskürtülür. Yaprakların ıslanmasını iyileştirmek üzere bir yüzeye yapıştırıcı madde ilave edilebilir. Gövdeye şırınga etme işlemleri, ya şırınga tüpleri yolunu kullanıma ile yahut da özel cihazdan basınç altında uygulama ile yürütülebilir, şırıngalarına büyüme mevsiminde herhangi bir zamanda yapılabilir, fakat yaprakların tam büyüklüğünü almasından sonra ilkbaharda yapılması tercih edilir.
"Lignasan BLP" ilacının olgun ve sağlıklı karaağaçlara şırınga edilmiş olduğu ve bunların % 99'unun hastalıktan kurtulduğu ifade edilmektedir. Sadece, kimyasal maddenin ve zamanın iyi kullanılması, yaşlı ağaçların bu hastalıktan kurtarılıp kurtarılamayacağını göstermektedir. Sistemik bir ilaç olan "arbotekt 20-S", orta derecede hastalıklı karaağaçların korunması ve tedavisi için kullanılmıştır, bu ilacın aktif unsuru "thiabendazol"dur.
Amerikan karaağaçlarının bu hastalığa karşı doğasal bir bağışıklığa sahip olması bir umut vermektedir. "Şehirkaraağacı" denilen bir melez geliştirilmiştir; bu melez, Hollanda karaağacı {Ulmus hollandica var. vegeta x U. carpinifolia ve Sibirya karaağacı (U. pumila) arasındaki bir melezdir ve hastalığa dirençlidir. Bu melez, orta derecede büyüme yaptığından şehirlik dikimlerine amerikankaraağacı'ndan daha
uygundur, şemsiye biçimli amerikankaraağacı'ndan dikine dallanması ile ayırt edilir. "Şehirkaraağacı" bir zamandan beri mevcut değildir ve bu yüzden ticari fidanlıklarda büyük ölçekte çoğaltılmalıdır.
Küçük odun arısı'nın (Dentrosoter protuberans) bu hastalığı yayan böcekleri denetim altına almak üzere faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu an mantarı yayan kabuk böcekleri üzerinde parazittir. Dişi odun arısı, gizlenmiş olan böcek larvalarım bulur ve yumurtalarını bunların yanına bırakır. Yumurtalar çatladığı zaman, odun ansı larvaları kabuk böceği larvalarına hücum eder ve vücut sıvılarını emerek onları öldürür. Odun an'ları yeterli sayıda çoğalıp yerleşmelerini sağladıkları zaman, eğer bu olay gerçekleşirse, kabuk böceği toplumunun azalmasında ve böylece hastalık mantarının yayılmasının azalmasında ârı'lar etkili olacaktır.
Doğa'daki organizmalardan birkaç cinsiyet cezbedici madde çıkarılmıştır. Çiftleşmemiş kabuk böceklerinden elde edilen bu cezbedicilerden biri, her iki cinsiyetten ergin karaağaç kabuk böceklerini cezbeder. Cinsi cezbedici yeterli miktarda sentez edildiği zaman, vücuduna "karaağaç ölümü" hastalığı etmeni mantarı bulaşan böceklerin denetimi için büyük ölçüde sınanacak ve üretilecektir.
Doku Bozuklaşması: Sürgünlerin ve dal'ların "doku bozuklaşması" ve "uçtan ölüm" hastalık'larını; Cytospora ludibunda, Phomopsis sp., Botıyosphaeria dothidea, Sphaempsis ulmicola, Apioporthe apiospora, Coniothyrium sp., Nectria coccinea, N. cinnabarina gibi mantarlar yaratmaktadırlar. Mücadele ; birkaç küçük "doku bozuklaşması" oluşumu kesip çıkarılarak yok edilebilir; bulaşık dokuların tümden çıkarılmasını sağlamak üzere kesip çıkarma işlemi görünen hastalıklı kısmın iyice gerisine kadar uzanmalıdır; yaranın kenarı "şellak" denilen madde ile boyanır ve tüm açık kısımlar nihayette iyi bir "ağaç boyası" ile örtülmelidir; "doku bozuklaşması" oluşumları eğer gövdeyi büsbütün kuşaklamış ise, etkilenmiş kısmın gerisine kadar iyice budanır ve budama kalıntıları yok edilir.
"Kanayan doku bozuklaşması" hastalığının etmeni olan Phytophthora cactorum mantarı karaağaçlardan başka akçaağaç'ları (Acersp.) da etkilemektedir. Mücadele için, akçaağaç'daki usuller kullanılır.
Solgunluk : Verticillium albo-atrum mantarının yarattığı ve "Verticillium solgunluğu" denilen bu hastalığın belirtileri, "karaağaç ölümü" hastalığınınkine çok benzemektedir, "Cephalosporium solgunluğu" hastalığı ile ayırımı sağlamak üzere kültürleri yapılır. Bu solgunluk hastalığı zaman içinde iri karaağaçların ölümüne sebep olur, fakat herhangi bir salgın yaratmaz. Mantar çoğunlukla köklerden yukarı doğru yayılır, ancak son bilgilere göre havada bulunan sporlar da topraküstü bitki kısımlarına hastalığın bulaşmasını sağlayabilmektedir. Mücadele ; hastalıklı ağaçlar, büyük ölçüde "solgunluk"a uğradığı zaman, kesilip çıkarılır ve yok edilir, köklerinin çoğu da mümkün olduğu kadar yok edilir; orta derecede hastalıklı ağaçların gübrelenmesi iyileşmeye yardımcı olabilir.
Deuterophoma ulmi mantarının yarattığı bu hastalığa "Cephalosporium solgunluğu" veya "Dothiorella solgunluğu" da denilmektedir. Hastalığın başlangıç belirtileri yapraklarda "sarkma" ve "sararma"dır, yapraklar azçok "alacalı" ve daha sonra "esmerleşmiş" ve "durulmuş" olurlar. Gövdesi hastalanan ağaçlardaki yapraklar daha fazla bodurlaşırlar. Sürgün ve dallarda çok fazla "uçtan ölüm" ortaya çıkar. Bu mantar rüzgar, yağmur, böcekler ve kuşlar ile yayılır. Parazit mantar yara'lardan giriş yapar, su ileten sistem içinde gelişir, öz ışın'larını, öz'ü, kambiyum'u ve başka canlı
dokuları da istila eder. Mücadele ; şiddetli hastalıklı ağaçlar uzaklaştırılır ve yok edilir; orta derecede hasta olanlar mümkün olduğu kadar fazla hastalıklı odun çıkarılacak ölçüde şiddetle budanır; mantar dış belirtilerin işaret ettiği kısmın ötesinde içsel olarak gelişebildiği için, budama işlemi daima istenen sonuçları vermez; ağırgübreleme işlemi, , orta derecede hastalıklı ağaçların iyileşmesine yardımcı olabilir; yaprak bulaşmalarının sayısı, bir mantar ilacı ve bir böcek ilacı karışımı uygulama ile azaltılabilir; ağacın kuvveti ve hastalığa karşı onun hassasiyeti arasında herhangi bir ilişki görünmemesi gerçeğine rağmen, "gübreleme" bir ön tedbir olarak tavsiye edilebilir.
Yaprak Lekelenmesi : Monochaetia monochaeta, Septoğloeum profosum, Gloeosporium ulmicolum, G. inconspicuum, Cylindrosporium tenuisporium, Phyllosticta melaleuca, P. confertissima, Cercospora sphaeriaeformis, Mycosphaerella ulmi, Coniothyrium ulmi, Coryneum tumoricola ve Gnomonia ulmea gibi karaağaç'larda "yaprak lekelenmesi"ne sebep olan çok sayıda mantar vardır, bunları sadece bir uzman birbirinden ayırt edebilir.
Belki en yaygın "yaprak lekelenmesi" etmeni Gnomonia u/mea'dır. Bunun yarattığı hastalık'da, ilk belirti, ilkbaharda yaprak üst yüzünde ki|çük, beyaz veya sarı "benek'ler olarak gözükür. Daha sonra "benek"ler boyut bakımından artar ve merkezleri siyahlaşır. Hastalık erken ve şiddetli olursa, yapraklar olgunlaşmadan dökülebilir. Bununla beraber hastalık, çoğunlukla sonbahar sonunda ve yaklaşık olarak yaprakların olağan düşme zamanında yaygın duruma geçer, böylece ağaçlara hafif hasar olur.
Mücadele: Güzün dökülmüş yaprak'lar toplanır ve atılır. Bitki üzerinde iken, yaprak'lar yanm büyüklüğe ulaştığı zamandan başlayarak 10-12 günlük aralıklarla 3 defa uygulanan "zineb" veya "ferbam", "yaprak lekelenmesi"nin iyi biçimde denetimini sağlar.
Yaprak Kıvrıklığı : Taphhna ulmi mantarının saldırısından sonra, olağandışı yaprak gelişmesine yol açan küçük "kabarcıklar husule gelir. Hastalık çoğunlukla yaprakların açılmasından hemen sonra olur.
Mücadele : Bu hastalığa maruz bulunan kıymetli karaağaç'lara, ilkbaharda büyümenin başlamasından hemen önce yoğun "kireçli kükürt" püskürtülür.
Gerçek Külleme : Phylactinia corylea, Uncinula macrospora ve Microsphaera alni gibi "gerçek külleme" hastalığı yaratan mantarlar yaprakların her iki yüzünde miselini geliştirir, sarımsı bir "lekelenme" yaratır. Hastalığın hasarı o kadar azdır ki ilaç püskürtmeye lüzum kalmaz.
Odun Çürümesi: Karaağaç'larda odunun çürümesini yaratan çok sayıda mantar vardır. Bunların gövdesi mantarlar ile bir kere istila edildikten sonra çürüme denetim altına alınamaz. Birkaç mantarın ağacın iç kısımlarına giriş kazanması, kabuk hasarlarından kaçınma ile, açılan yaralanma uygun işlem uygulanarak kapatılması ile, ağacı gübreleyerek ve sulayarak kuvvetli tutma ile, önlenebilir.
Islak Odun : Enterobacter sp. bakterisinin husule getirdiği "ıslak odun" hastalığı, karaağaç'larda "solgunluk", "dal uçtan ölümü", "içte akıntfve "dışta akıntı" olarak zuhur eder. "Islak odun" hastalığı ile etkilenmiş olan ağaçlar, koyu, suya sokulmuş gibi ve kötü kokulu oduna sahiptir. Bu durum çoğunlukla gövdelerdeki ve kalın dallardaki iç diriodun'da ve özodununda ortaya çıkar. Dış diriodun'da az "çizgilenme" olur veya hiç olmaz, kambiyum bölgesinde veya soymuk'da hiçbir renk bozulması görülmez.
Mücadele : "Civaklorür", "bakırsülfat", "gümüşnitrat" ve "8-hidroksikinolin, benzoat" gibi kimyasal maddelerin hastalıklı ağaçlara şırınga edilmesi yolu ile bu hastalığı denetim altına almak başarısızlığa uğramıştır. Hiçbir etkili denetim usulü
bulunamamış olmasına rağmen, akıntı gösteren ağaçlara bir çare olarak gövdeye "akıntı borusu" takılması mümkündür. Böyle "akıntı boruları" hastalığı azaltmaz fakat öz akıntısının ve zehirli gazın çıkmasını sağlar.
Kavrulma: Bir virüs ile yaratılan bu hastalık'da, "yaprak dokusu ölümü" ve "yavaş tepe bozunması" ve nihayet "ölüm" başlıca belirtilerdir. Hastalığın etkeni olan virüs, aşılama işlemleri ile nakledilmektedir. Mücadele için, bir usul bilinmemektedir.
Mozayik: Karaağaç mozayik virüsü ile sebep olunan bu nadir ve oldukça zararsız hastalık'da, yapraklar sarı "alacalanma"ya uğrar. Hasta ağaçtan sağlıklıya hastalık, çiçektozu (polen) ve dişi organ (pistil) ile nakledilebilir. Bilinen bir mücadele usulü bilinmemektedir.
Soymuk Dokusu Ölümü : Mikoplazma-benzeri bir organizma tarafından husule getirilen ve milletlerarası olarak "floem nekrozu" da denilen bu hastalık, bir mantarın yarattığı "karaağaç ölümü" hastalığından bile daha ölümcüldür. Amerika'da bu hastalık yüzünden binlerce karaağaç ölmüştür.En başlangıç belirtiler, dalların uçlarında ve ağacın en tepesinde gözükür. Burada yapraklan seyrekleşir, saplarının aşağıya eğrilmesinden dolayı sarkarlar. Tek tek bazj yapraklar kenardan yukarı doğru kıvrılır, ortaya çıkan oluk benzeri oluşumun etkisi bunlara dar ve bozumsu yeşil görünüm kazandırır. Sık sık sert ve gevrek olurlar. Yapraklar daha sonra sararır ve olgunlaşamadan dökülürler. Bu belirtiler baştanbaşa ağaçta görülür ve bir veya birkaç dalda sınırlanmaz.
Hastalığın ilerlemiş devrelerinde küçük lifsi kökler ve nihayette daha geniş olanlar ölür. En ayırt edici işaretlerinden biri soymuk dokusunun renginin bozulmasıdır, bu olgu geniş köklenin ölümünden önce ortaya çıkar. "Renk bozulması" sık sık gövde ve dalların içine uzanır. Kambiyum kısmı açıktan koyu sarıya değişen renk alır ve komşu soymuk dokuları sararır, daha sonra esmerleşir, her tarafa yayılan küçük ve siyah benekli olur. Bundan sonra, soymuk dokusu esmerleşir ve ölür. Orta derecede rengi bozulmuş soymuk, kış yeşiline benzeyen bir kokuya sahiptir. Soymuk ölümünün müzmin (kronik) durumunda, ağaç ölmeden evvel 12-18 aylık dönem boyunca yavaş yavaş giden bir sağlık düşüşü vardır. Şiddetli (akut) hallerde görünüşte sağlıklı ve kuvvetli ağaç 3-4 hafta içerisinde solar ve ölür. "Soymuk ölümü"nü yaratan organizma, karaağaç yaprak çekirgesi Scaphoideus luteolus ile nakledilir.
Mücadele : Böcek taşıyıcılar "methoksikhlor" püskürtülerek denetim altına alınır. Maalesef; hemen hemen mükemmel bir böcek denetiminde bile, sadece birkaç mikoplazma taşıyan ve ilaçtan kurtulmuş böcek hastalığı yayabilir. "Soymuk ölümü" hastalığını "tetrasiklin" antibiyotiğini içeren püskürtme ilaçları ile denetlemek mümkündür, fakat böyle işlemlerin maliyeti muameleyi durdurucu olmaktadır.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008
(Ağaç)
Karaağaç Ölümü: Karaağaç'da, Ceratocystis ulmi mantarının husule getirdiği bu hastalığın ilk belirtisi, tek tek bazı dallar üzerindeki yaprak'larda "sarama", "solma" ve "esmerleşme" ve sonunda dalın "ölme"dir. Böyle dallardan kabuk soyulduğu takdirde diri odunda esmer çizgiler görülür. Dal veya sürgün enine kesildiği takdirde en son oluşmuş bulunan yıllık halkada "esmer leke"ler halinde daireler veya halkalar göze çarpar. Bulaşma noktasından parazit mantarın aşağı ve yukarı yayılması bazan hızlı olur, ağaç bir mevsim içinde ölebilir. Diğer ağaçlar, çok sayıdaki farklı yerlerden bulaşmalardan sonra birkaç yıl yaşayabilir. Mantarın Pesotum sp. devresi ölü kabuk altında gelişir, burada küçük sporlar yapışkan kitleler halinde bir arada tutulmaktadır. Kabuğun altındaki ölü odunda gelişen karaağaç kabuk böcekleri, yani Scolytus multistriatus ve Hylurgopinus rufıpes ve belki başka böcekler, mantarı başka genç karaağaç'lara taşırlar ve dal çatallarında yeme yaparak hastalığı yayarlar. Dişi böcekler, gövdelerin veya büyük dalların diri odununda oluklar içine yumurtalarını bırakırlar. Larvaların oluğun her iki tarafından oyuklama yaparak dışarı çıkması, ayırt edici desenlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Genç ergin böcekler kabuktan oyarak dışarı çıkar ve hastalığı sağlıklı ağaçlara yayarlar. Son araştırmalara göre, kabuk böceklerinin uzun mesafelere yayılmasında otomobiller önemli rol oynamaktadır.
Mücadele : Çok sayıda araştırma yapılmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir mükemmel ve tatmin edici denetleme usulü keşfedilememiştir. Halihazırda hastalık, mesela hastalıklı ve zayıf ağaçların uzaklaştırılması ve yok edilmesi gibi katı sağlık koruma önlemleri ile ve yüksek derecede özel ilaç püskürtme programları ile, biraz denetim altında tutulmaktadır. Çıkarılacak olan ağaçlar Mayıs ayının birinci gününden evvel uzaklaştırılır ve korunmak zorunda olanlara Mayıs ortasından önce özel bir "methoksiklor" ilacı püskürtülmelidir. "Kelthan" veya başka bir mite öldürücü ile "methoksiklor" karışımının ikinci bir uygulanması, yaklaşık olarak Temmuz başında yapılmalıdır. En iyi sonuçlar, bu programın ağaç topluluğu temelinde benimsenmesi ile alınmaktadır.
Temmuz sonu, Ağustos ve Eylül'de budanan sağlıklı ağaçlar, yılın başka bir zamanında budanmış olanlardan daha fazla hastalığa tutulma eğiliminde olurlar. Hastalıklı dalların budanması bu hastalığı denetim altında tutma usulü olarak sık sık teklif edilmektedir. Bu uygulamanın hastalık olgularında sadece % 23 oranında etkili olduğu ileri sürülmektedir. Başarıda düşük orandan ve iri ağaçların düzenlenmesinde yüksek masraftan dolayı, bu denetim usulü ne etkidir ne de uygulanabilirdir.
Son zamanlardaki bulgulara göre, hastalığın ortadan kaldırılması mantarın doku içine işleme derinliğine bağlıdır ve ters orantılıdır. Eğer kesilip çıkarılan daldaki hastalık çok fazla içerilere işlememişse, hastalıklı ağaç ameliyat için daha iyi bir şansa sahiptir.
Hastalığın yayılması bazan hastalıklı ve sağlıklı ağaçlar arasındaki kök kaynaşmasından olur. Toprağın "vapam" ile muamelesi hastalıklı ağaçların köklerini öldürür ve böylece kök kaynaşması yolu ile geçiş önlenir. Hastalığın denetimi bakımından, "benlat", yaprak püskürtme ilacı olarak kullanılabilir veya gövde içerisine şırınga edilebilir. İlaçlama işlemleri, sağlık koruma ve böcek denetleme programları konusunda eğitimli bahçeciler tarafından yürütülür. Yaprak püskürtme ilacı, ilkbaharda ağaçlar tam yaprak büyüklüğüne ulaştıktan sonra uygulanır. 400-500 litre suya 1 kilogram kadar "benlat" konulması, hidrolik püskürtücü aletler için iyi bir orandır. Olgun ağaçlara ilacın 50-100 litresi püskürtülür. Yaprakların ıslanmasını iyileştirmek üzere bir yüzeye yapıştırıcı madde ilave edilebilir. Gövdeye şırınga etme işlemleri, ya şırınga tüpleri yolunu kullanıma ile yahut da özel cihazdan basınç altında uygulama ile yürütülebilir, şırıngalarına büyüme mevsiminde herhangi bir zamanda yapılabilir, fakat yaprakların tam büyüklüğünü almasından sonra ilkbaharda yapılması tercih edilir.
"Lignasan BLP" ilacının olgun ve sağlıklı karaağaçlara şırınga edilmiş olduğu ve bunların % 99'unun hastalıktan kurtulduğu ifade edilmektedir. Sadece, kimyasal maddenin ve zamanın iyi kullanılması, yaşlı ağaçların bu hastalıktan kurtarılıp kurtarılamayacağını göstermektedir. Sistemik bir ilaç olan "arbotekt 20-S", orta derecede hastalıklı karaağaçların korunması ve tedavisi için kullanılmıştır, bu ilacın aktif unsuru "thiabendazol"dur.
Amerikan karaağaçlarının bu hastalığa karşı doğasal bir bağışıklığa sahip olması bir umut vermektedir. "Şehirkaraağacı" denilen bir melez geliştirilmiştir; bu melez, Hollanda karaağacı {Ulmus hollandica var. vegeta x U. carpinifolia ve Sibirya karaağacı (U. pumila) arasındaki bir melezdir ve hastalığa dirençlidir. Bu melez, orta derecede büyüme yaptığından şehirlik dikimlerine amerikankaraağacı'ndan daha
uygundur, şemsiye biçimli amerikankaraağacı'ndan dikine dallanması ile ayırt edilir. "Şehirkaraağacı" bir zamandan beri mevcut değildir ve bu yüzden ticari fidanlıklarda büyük ölçekte çoğaltılmalıdır.
Küçük odun arısı'nın (Dentrosoter protuberans) bu hastalığı yayan böcekleri denetim altına almak üzere faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu an mantarı yayan kabuk böcekleri üzerinde parazittir. Dişi odun arısı, gizlenmiş olan böcek larvalarım bulur ve yumurtalarını bunların yanına bırakır. Yumurtalar çatladığı zaman, odun ansı larvaları kabuk böceği larvalarına hücum eder ve vücut sıvılarını emerek onları öldürür. Odun an'ları yeterli sayıda çoğalıp yerleşmelerini sağladıkları zaman, eğer bu olay gerçekleşirse, kabuk böceği toplumunun azalmasında ve böylece hastalık mantarının yayılmasının azalmasında ârı'lar etkili olacaktır.
Doğa'daki organizmalardan birkaç cinsiyet cezbedici madde çıkarılmıştır. Çiftleşmemiş kabuk böceklerinden elde edilen bu cezbedicilerden biri, her iki cinsiyetten ergin karaağaç kabuk böceklerini cezbeder. Cinsi cezbedici yeterli miktarda sentez edildiği zaman, vücuduna "karaağaç ölümü" hastalığı etmeni mantarı bulaşan böceklerin denetimi için büyük ölçüde sınanacak ve üretilecektir.
Doku Bozuklaşması: Sürgünlerin ve dal'ların "doku bozuklaşması" ve "uçtan ölüm" hastalık'larını; Cytospora ludibunda, Phomopsis sp., Botıyosphaeria dothidea, Sphaempsis ulmicola, Apioporthe apiospora, Coniothyrium sp., Nectria coccinea, N. cinnabarina gibi mantarlar yaratmaktadırlar. Mücadele ; birkaç küçük "doku bozuklaşması" oluşumu kesip çıkarılarak yok edilebilir; bulaşık dokuların tümden çıkarılmasını sağlamak üzere kesip çıkarma işlemi görünen hastalıklı kısmın iyice gerisine kadar uzanmalıdır; yaranın kenarı "şellak" denilen madde ile boyanır ve tüm açık kısımlar nihayette iyi bir "ağaç boyası" ile örtülmelidir; "doku bozuklaşması" oluşumları eğer gövdeyi büsbütün kuşaklamış ise, etkilenmiş kısmın gerisine kadar iyice budanır ve budama kalıntıları yok edilir.
"Kanayan doku bozuklaşması" hastalığının etmeni olan Phytophthora cactorum mantarı karaağaçlardan başka akçaağaç'ları (Acersp.) da etkilemektedir. Mücadele için, akçaağaç'daki usuller kullanılır.
Solgunluk : Verticillium albo-atrum mantarının yarattığı ve "Verticillium solgunluğu" denilen bu hastalığın belirtileri, "karaağaç ölümü" hastalığınınkine çok benzemektedir, "Cephalosporium solgunluğu" hastalığı ile ayırımı sağlamak üzere kültürleri yapılır. Bu solgunluk hastalığı zaman içinde iri karaağaçların ölümüne sebep olur, fakat herhangi bir salgın yaratmaz. Mantar çoğunlukla köklerden yukarı doğru yayılır, ancak son bilgilere göre havada bulunan sporlar da topraküstü bitki kısımlarına hastalığın bulaşmasını sağlayabilmektedir. Mücadele ; hastalıklı ağaçlar, büyük ölçüde "solgunluk"a uğradığı zaman, kesilip çıkarılır ve yok edilir, köklerinin çoğu da mümkün olduğu kadar yok edilir; orta derecede hastalıklı ağaçların gübrelenmesi iyileşmeye yardımcı olabilir.
Deuterophoma ulmi mantarının yarattığı bu hastalığa "Cephalosporium solgunluğu" veya "Dothiorella solgunluğu" da denilmektedir. Hastalığın başlangıç belirtileri yapraklarda "sarkma" ve "sararma"dır, yapraklar azçok "alacalı" ve daha sonra "esmerleşmiş" ve "durulmuş" olurlar. Gövdesi hastalanan ağaçlardaki yapraklar daha fazla bodurlaşırlar. Sürgün ve dallarda çok fazla "uçtan ölüm" ortaya çıkar. Bu mantar rüzgar, yağmur, böcekler ve kuşlar ile yayılır. Parazit mantar yara'lardan giriş yapar, su ileten sistem içinde gelişir, öz ışın'larını, öz'ü, kambiyum'u ve başka canlı
dokuları da istila eder. Mücadele ; şiddetli hastalıklı ağaçlar uzaklaştırılır ve yok edilir; orta derecede hasta olanlar mümkün olduğu kadar fazla hastalıklı odun çıkarılacak ölçüde şiddetle budanır; mantar dış belirtilerin işaret ettiği kısmın ötesinde içsel olarak gelişebildiği için, budama işlemi daima istenen sonuçları vermez; ağırgübreleme işlemi, , orta derecede hastalıklı ağaçların iyileşmesine yardımcı olabilir; yaprak bulaşmalarının sayısı, bir mantar ilacı ve bir böcek ilacı karışımı uygulama ile azaltılabilir; ağacın kuvveti ve hastalığa karşı onun hassasiyeti arasında herhangi bir ilişki görünmemesi gerçeğine rağmen, "gübreleme" bir ön tedbir olarak tavsiye edilebilir.
Yaprak Lekelenmesi : Monochaetia monochaeta, Septoğloeum profosum, Gloeosporium ulmicolum, G. inconspicuum, Cylindrosporium tenuisporium, Phyllosticta melaleuca, P. confertissima, Cercospora sphaeriaeformis, Mycosphaerella ulmi, Coniothyrium ulmi, Coryneum tumoricola ve Gnomonia ulmea gibi karaağaç'larda "yaprak lekelenmesi"ne sebep olan çok sayıda mantar vardır, bunları sadece bir uzman birbirinden ayırt edebilir.
Belki en yaygın "yaprak lekelenmesi" etmeni Gnomonia u/mea'dır. Bunun yarattığı hastalık'da, ilk belirti, ilkbaharda yaprak üst yüzünde ki|çük, beyaz veya sarı "benek'ler olarak gözükür. Daha sonra "benek"ler boyut bakımından artar ve merkezleri siyahlaşır. Hastalık erken ve şiddetli olursa, yapraklar olgunlaşmadan dökülebilir. Bununla beraber hastalık, çoğunlukla sonbahar sonunda ve yaklaşık olarak yaprakların olağan düşme zamanında yaygın duruma geçer, böylece ağaçlara hafif hasar olur.
Mücadele: Güzün dökülmüş yaprak'lar toplanır ve atılır. Bitki üzerinde iken, yaprak'lar yanm büyüklüğe ulaştığı zamandan başlayarak 10-12 günlük aralıklarla 3 defa uygulanan "zineb" veya "ferbam", "yaprak lekelenmesi"nin iyi biçimde denetimini sağlar.
Yaprak Kıvrıklığı : Taphhna ulmi mantarının saldırısından sonra, olağandışı yaprak gelişmesine yol açan küçük "kabarcıklar husule gelir. Hastalık çoğunlukla yaprakların açılmasından hemen sonra olur.
Mücadele : Bu hastalığa maruz bulunan kıymetli karaağaç'lara, ilkbaharda büyümenin başlamasından hemen önce yoğun "kireçli kükürt" püskürtülür.
Gerçek Külleme : Phylactinia corylea, Uncinula macrospora ve Microsphaera alni gibi "gerçek külleme" hastalığı yaratan mantarlar yaprakların her iki yüzünde miselini geliştirir, sarımsı bir "lekelenme" yaratır. Hastalığın hasarı o kadar azdır ki ilaç püskürtmeye lüzum kalmaz.
Odun Çürümesi: Karaağaç'larda odunun çürümesini yaratan çok sayıda mantar vardır. Bunların gövdesi mantarlar ile bir kere istila edildikten sonra çürüme denetim altına alınamaz. Birkaç mantarın ağacın iç kısımlarına giriş kazanması, kabuk hasarlarından kaçınma ile, açılan yaralanma uygun işlem uygulanarak kapatılması ile, ağacı gübreleyerek ve sulayarak kuvvetli tutma ile, önlenebilir.
Islak Odun : Enterobacter sp. bakterisinin husule getirdiği "ıslak odun" hastalığı, karaağaç'larda "solgunluk", "dal uçtan ölümü", "içte akıntfve "dışta akıntı" olarak zuhur eder. "Islak odun" hastalığı ile etkilenmiş olan ağaçlar, koyu, suya sokulmuş gibi ve kötü kokulu oduna sahiptir. Bu durum çoğunlukla gövdelerdeki ve kalın dallardaki iç diriodun'da ve özodununda ortaya çıkar. Dış diriodun'da az "çizgilenme" olur veya hiç olmaz, kambiyum bölgesinde veya soymuk'da hiçbir renk bozulması görülmez.
Mücadele : "Civaklorür", "bakırsülfat", "gümüşnitrat" ve "8-hidroksikinolin, benzoat" gibi kimyasal maddelerin hastalıklı ağaçlara şırınga edilmesi yolu ile bu hastalığı denetim altına almak başarısızlığa uğramıştır. Hiçbir etkili denetim usulü
bulunamamış olmasına rağmen, akıntı gösteren ağaçlara bir çare olarak gövdeye "akıntı borusu" takılması mümkündür. Böyle "akıntı boruları" hastalığı azaltmaz fakat öz akıntısının ve zehirli gazın çıkmasını sağlar.
Kavrulma: Bir virüs ile yaratılan bu hastalık'da, "yaprak dokusu ölümü" ve "yavaş tepe bozunması" ve nihayet "ölüm" başlıca belirtilerdir. Hastalığın etkeni olan virüs, aşılama işlemleri ile nakledilmektedir. Mücadele için, bir usul bilinmemektedir.
Mozayik: Karaağaç mozayik virüsü ile sebep olunan bu nadir ve oldukça zararsız hastalık'da, yapraklar sarı "alacalanma"ya uğrar. Hasta ağaçtan sağlıklıya hastalık, çiçektozu (polen) ve dişi organ (pistil) ile nakledilebilir. Bilinen bir mücadele usulü bilinmemektedir.
Soymuk Dokusu Ölümü : Mikoplazma-benzeri bir organizma tarafından husule getirilen ve milletlerarası olarak "floem nekrozu" da denilen bu hastalık, bir mantarın yarattığı "karaağaç ölümü" hastalığından bile daha ölümcüldür. Amerika'da bu hastalık yüzünden binlerce karaağaç ölmüştür.En başlangıç belirtiler, dalların uçlarında ve ağacın en tepesinde gözükür. Burada yapraklan seyrekleşir, saplarının aşağıya eğrilmesinden dolayı sarkarlar. Tek tek bazj yapraklar kenardan yukarı doğru kıvrılır, ortaya çıkan oluk benzeri oluşumun etkisi bunlara dar ve bozumsu yeşil görünüm kazandırır. Sık sık sert ve gevrek olurlar. Yapraklar daha sonra sararır ve olgunlaşamadan dökülürler. Bu belirtiler baştanbaşa ağaçta görülür ve bir veya birkaç dalda sınırlanmaz.
Hastalığın ilerlemiş devrelerinde küçük lifsi kökler ve nihayette daha geniş olanlar ölür. En ayırt edici işaretlerinden biri soymuk dokusunun renginin bozulmasıdır, bu olgu geniş köklenin ölümünden önce ortaya çıkar. "Renk bozulması" sık sık gövde ve dalların içine uzanır. Kambiyum kısmı açıktan koyu sarıya değişen renk alır ve komşu soymuk dokuları sararır, daha sonra esmerleşir, her tarafa yayılan küçük ve siyah benekli olur. Bundan sonra, soymuk dokusu esmerleşir ve ölür. Orta derecede rengi bozulmuş soymuk, kış yeşiline benzeyen bir kokuya sahiptir. Soymuk ölümünün müzmin (kronik) durumunda, ağaç ölmeden evvel 12-18 aylık dönem boyunca yavaş yavaş giden bir sağlık düşüşü vardır. Şiddetli (akut) hallerde görünüşte sağlıklı ve kuvvetli ağaç 3-4 hafta içerisinde solar ve ölür. "Soymuk ölümü"nü yaratan organizma, karaağaç yaprak çekirgesi Scaphoideus luteolus ile nakledilir.
Mücadele : Böcek taşıyıcılar "methoksikhlor" püskürtülerek denetim altına alınır. Maalesef; hemen hemen mükemmel bir böcek denetiminde bile, sadece birkaç mikoplazma taşıyan ve ilaçtan kurtulmuş böcek hastalığı yayabilir. "Soymuk ölümü" hastalığını "tetrasiklin" antibiyotiğini içeren püskürtme ilaçları ile denetlemek mümkündür, fakat böyle işlemlerin maliyeti muameleyi durdurucu olmaktadır.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008

