fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse

KİTAP HAKKINDA

YAZARI: Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş)
Erzurum - 2012

Kitabın Tamamı Sitemizde Yazardan izin alınarak yayınlanmaktadır.

Sayın çok değerli Prof. Dr. Erol YILDIRIM hocamıza katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

© Copyright
Bu kitabın her türlü yayın hakkı yazarına, basım ve satış haklan Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne aittir. Bu kitabın bütün hakları saklıdır. Yazarından ve ilgili kuruluştan izin alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
See more
See less

Pestisitlerin Parazitoit ve Predatörlere Etkileri

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Pestisitlerin Parazitoit ve Predatörlere Etkileri

    8.24. Pestisitlerin Parazitoit ve Predatörlere Etkileri
    1980 yılına kadar bitki koruma alanında beliren iki önemli olgu vardır. Bunlardan birincisi, savaş yıllarından sonra ortaya çıkan tüm sorunları kimyasal yöntemlerle çözme eğilimi, ikincisi ise buna tepki olarak doğan ve tüm sorunları biyolojik yöntemlerle çözme düşüncesidir. Ancak, kısa süre sonra bu iki yolun da doğa mantığına aykırı düştüğü görülmüş ve bu iki yöntemi de içeren yeni mücadele yöntemleri geliştirilmeye başlanmıştır. Aslında, biyolojik mücadele düşüncesi çok eskiye dayandığı ve bu alanda birçok çalışma yapıldığı halde uygulamalar sınırlı kalmıştır. Bunun sebebi ise konu ile ilgili temel araştırmaların yeterince yapılmamış olması, çiftçilerin yıllarca ilaca şartlandırılması ve gerekli eğitimin ihmal edilmesi gösterilebilir. Buna, ayrıca, pazar istekleri ve üretimin sürekli artırılma zorunluluğu da eklenebilir. Tüm sorunlar çözümlense bile biyolojik mücadele yine sınırlı kalacaktır. Bu durum gösteriyor ki Bitki Koruma alanında daha uzun yıllar kimyasal preparatları kullanmak zorunluluğu bulunmaktadır. Bundan sonra kimyasal mücadele yöntemleri dışında kalan tüm imkânları değerlendirilerek ilaç kullanımı en düşük düzeye indirilmelidir. Entegre zararlı yönetimi adını verdiğimiz bu yöntem ile önemli başarılar sağlanmıştır.
    Zararlı etmenleri doğada baskı altında tutan faktörlerden en önemlisi parazitoit ve predatörlerdir. Bu faydalı böcekler ilaçlara karşı daha duyarlıdırlar ve ilaçlamalardan oldukça fazla etkilenmektedirler. Zararlı popülâsyonlarını dengede tutan doğal düşmanların popülâsyonları, pestisitlerin sürekli bir şekilde kullanılması sonucunda etkilenmekte ve üzerindeki doğal düşman baskısının kalktığı zararlılar problem haline gelmektedirler. Bazı durumlarda önemsiz veya ikinci derecede zararlı olan etmenler doğal düşmanların ölmesi ile epidemi yapar duruma gelmektedir. Bu sebeple, parazitoit ve predatörleri asgari seviyede etkileyen ilaçlar kullanılmalıdır.
    Klorlandırılmış hidrokarbonlu bileşiklerin etki sürelerinin uzun olması nedeni ile çevre kirlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. Bu arada gerek sıcakkanlılar ve gerekse faydalı böcekler için tehlikelidirler. Bu sebeple, bitki koruma alanındaki kullanımları gün geçtikçe azalmaktadır. Bu bileşiklerden parazitoitler, predatörlere oranla daha fazla etkilenmektedirler. DDT, parazitoit ve predatörlere geniş etkisi ve kalıcılığı nedeni ile ciddi tehlike oluşturmaktadır. Kullanıldığı yerde parazitoit ve predatör popülâsyonunu önemli ölçüde düşürmektedir. Chlordane'nin faydalı böcek faunasına etkisi oldukça değişiktir. Coccinellid'lere etkisinin az olmasına karşın, syriphid'lere çok zehirlidir. Methoxychlor, syrphid'lere ve coccinellid'lere öldürücü etki yaptığı halde Chrysopa türleri ve predatör akarlar üzerinde hemen hiç etkili olmamaktadır. BHC preparatları da DDT'de olduğu gibi parazitoit ve predatörlerin hepsine geniş ölçüde zarar verir. Lindane'de hemen tüm faydalı türler üzerinde öldürücü etki yaptığı saptanmıştır.
    Organik fosforlu bileşikler 1945 yılından bu yana bitki koruma alanında kullanılmaktadır. İlk etkilerinin yüksek, etki sürelerinin ise nispeten kısa olması sebebiyle kullanımları kısa sürede artmış ve önemli ilaç grubu haline gelmişlerdir. Bu grup içerisinde parazitoit ve predatörlere etkisi en fazla incelenen bileşik Parathion'dur. Aslında, Parathion insektisit olarak iyi özelliklere sahiptir. İlk etkisi çok yüksek ve etki süresi de kısadır. Ancak, sıcakkanlılara çok zehirli olması sebebiyle birçok ülkede özellikle ormanlarda kullanımı yasaklanmıştır. Geniş etkisi sebebiyle parazitoit ve predatörlerin çok büyük bir bölümü uygulamadan hemen sonra ölmektedirler. Bu sebeple, doğal dengeye büyük ölçüde zarar veren bir insektisittir. Organik fosforlu ilaçları etkileri açısından iki gruba ayırmak mümkündür. Azinphos, Chlorthion, Diazinon ve Malathion gibi ilaçlardan oluşan grubun parazitoit ve predatörlere etkisi Parathion gibidir. Bu ilaçların etki şekillerinde bazı farklar görülmekte ise de faydalılar açısından aralarında pek fark yoktur. Doğal dengeye geniş ölçüde zarar verebilirler. İkinci grup olan Demeton, Dimethoat, Mevinphos, Phosphamidon, Trichlorphon ve Trithion gibi ilaçlardır. Etki şekilleri ve süreleri farklı olan bu bileşiklerin ortak özellikleri parazitoit ve predatörlere zayıf etki yaparlar.
    Karbamatlı bileşiklerden Carbaryl ve Isolan üzerinde yapılan araştırmalarda Isolan'ın faydalılara etkisi zayıftır. Özellikle, coccinellid'lere, Aphelinus mali (Haldeman)'ye daha az etkili olması sebebiyle meyve bahçelerinde önerilmektedir. Carbaryl'in faydalılara etkisinin düşük olarak bilinmesine karşın parazitoit hymenopter'ler, coccinellid'ler ve syrphid'ler büyük ölçüde bu bileşiklerden zarar görmektedirler.
    Çok eskiden beri bilinen bitkisel insektisitlerin kullanımı modern insektisitlerin bulunması ile hemen ortadan kalkmıştır. Ancak, son yıllarda gerek sıcak kanlılara ve gerekse faydalılara etkilerinin çok düşük olması sebebiyle, özellikle, entegre zararlı yönetimi programlarında tekrar bitkisel kökenli insektisitlere yer verilmektedir. Pyrethrum, Rotenon ve Nikotin sıcakkanlılara zehirlidir. Ancak, etki süreleri çok kısadır. Bu bileşiklerin, akarlara, predatör heteropterlere, yaprak bitlerinin doğal düşmanlarına ve parazitoit hymenopterlere etkileri son derece düşüktür. Ayrıca, balarılarına da etkisizdirler.
    DNOC bileşiklerinin faydalılara etkileri çok araştırılmış, ancak, çok farklı sonuçlar elde edilmiştir. Faydalı akarlara ve bazı parazitoit hymenopterlere etkileri düşük bulunmuştur, ancak, diğer faydalılara da çok etkili olduğu görülmüştür. Bazı araştırıcılar ise Dinitro bileşiklerinin tüm faydalılara olumsuz etkilerinin bulunduğunu ve entegre zararlı yönetiminde kullanılmaması gerektiğini ileri sürmektedirler.
    Akarisitlerden Chinothionat, Chlorbenside, Chlorbenzilat, Kelthan, Tetradifon ve Tetrasul gibi bileşikler faydalılara etkileri oldukça iyi araştırılmıştır. Etki açısından bileşikler arasında önemli derecede farklar bulunmaktadır. Chlorbenside ve Chlorfenson meyve bahçelerinde kullanıldıklarında predatör akarlara da büyük ölçüde zarar vermektedirler. Ancak, coccinellid'ler ve parazitoit hymenopterlere etkili değildirler. Kelthan ve Tetradifon predatör akarlara ve coccinellid'lere etkili değildir. Ancak, diğer faydalılara zarar vermektedirler. Tetrasul da faydalılara etkisizdir.
    Özellikle meyve bahçelerinde gerek tek başına ve gerek insektisit ve akarisitlerle de kullanılmaları sebebiyle fungusitlerin faydalılara etkileri de geniş ölçüde araştırılmıştır. Genel olarak fungusitlerin faydalılara olumsuz etkileri oldukça düşüktür. Ancak, bazı preparatların faydalılara etkisi olumsuzdur.
    Herbisitlerin toprakta yaşayan bazı parazitoit ve predatörlere etkili olabilecekleri düşünülmüş, ancak, araştırmalar bu böceklerde çalışmaların güçlüğü sebebiyle pek yapılamamıştır. Ancak, genel kanı çok spesifik olan herbisitlerin faydalı böcekler üzerinde fazla etkileri bulunmamaktadır.
    İlaçların doğrudan yaptıkları etki dışında bir de dolaylı etkileri bulunmaktadır. Bu etkiyi konukçu-parazitoit ve predatör-av ilişkisinin bozulması şeklinde tanımlayabiliriz. Uygulamalarda az etkili hatta selektif ilaçlar kullandığımızda parazitoit ve predatörler belki doğrudan zarar görmeyecekler, ancak, konukçuları ortadan kalktığı için predatörler de açlıktan öleceklerdir. Küçük alanlarda yapılan uygulamalarda belki komşu alanlarda konukçu bulabileceklerdir. Ancak, geniş alan uygulamalarında ve monokültür tarım alanlarında faydalılar daha fazla zarar görebileceklerdir.
    Entegre zararlı yönetiminde, pestisitlerin, parazitoit ve predatörlerle birlikte kullanılma imkânları üzerinde durulmaktadır. Bu sebeple, bu konuda, araştırmalar yapılmaktadır. Uygulamalarda parazitoit ve predatörlere az etkili veya etkisiz ilaçlara yer vermek gerekmektedir. Faydalılara olumsuz etkileri fazla olan ilaçların kullanımı düşünülmemelidir. Son yıllarda seçici insektisitlere büyük umut bağlanmıştır. Ancak, bunların sayısı da azdır. Ayrıca, bu ilaçların geliştirilmesi klasik insektisitlere oranla daha uzun sürmekte ve daha pahalı olmaktadır. Yine, subletal doz uygulaması yapılabilir. Bu uygulamada ana amaç subletal dozlarla faydalılara az etkili olan, zararlı popülâsyonun bir bölümünü öldüren bir sonuç elde etmektir. Böylece, parazitoit ve predatörlerin çok büyük bir bölümü canlı kalmakta, zararlı popülâsyonunun canlı kalan bölümü ise bunlara konukçu ve av olmaktadır. Böylece ilaçların doğrudan ve dolaylı etkileri teorik olarak büyük ölçüde azalmaktadır. Başlangıçta iyi görülen bu yöntem bazı önemli sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Subletal doz uygulaması zararlıda ilaca karşı direnç meydana gelmesini hızlandırıcı bir faktör olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, subletal doz uygulamalarında parazitoit ve predatörlerin davranışlarında bunların etkinliklerini sınırlandırıcı değişiklikler saptanabilmiştir.
    Son yıllarda umut bağlanan yöntemlerden birisi de ilaçlara dayanıklı parazitoit ve predatörlerin uygulamalarda kullanılmasıdır. Bu konuda sınırlı da olsa bazı başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Örneğin Macrocentrus ancylivorus (Rohwer) (Braconidae)'un DDT'ye; Bracon melitor (Vinson) (Braconidae)'un da DDT, Taxophene, Carbaryl ve Methyl Parathion'a dayanıklı ırkları saptanmıştır. Ayrıca, beş phytoseid akar türünün DDT, Carbaryl, Azinphosmethyl, Methoxychlor ve Parathion'a dayanıklı ırkları bulunmuştur.
    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
Working...
X