fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

MAKRO BESİNLER- 1- AZOT

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • MAKRO BESİNLER- 1- AZOT

    Azotun doğadaki kaynağı atmosferdir. Toprakda bulunan azot çeşitli yollarla at¬mosferden toprağa geçmişdir. Toprağı oluşturan materyalde azot bulunmadığı için, ayrı¬ca atmosferden toprağa geçmiş olan azot da toprakda iyi bir şekilde depolanma kabiliye¬tinde olmadığı için, toprakların azot içerikleri genellikle düşüktür. Toprakta bulunan azo¬tun ana deposu organik maddedir. Organik maddeye bağlı bulunan azot ise bitkilerin he¬men alabileceği durumda değildir. Bununla beraber organik maddenin zamanla parçalan¬ması neticesinde içinde bulunan azotdan bitkiler faydalanabilir. Dünya topraklarının bü¬yük bölümünde azot noksandır. Özellikle organik madde miktarı çok düşük olan ülkemiz toprakları azot bakımından oldukça fakirdir. Bu nedenle azotlu gübrelemeye sürekli ola¬rak ihtiyaç duyulmaktadır.
    Azot bitkide birçok önemli organik bileşiğin yapısında yer alır. Proteinler, amino asitleri, nükleik asitler, enzimler, klorofil, ATP, ADP azot içeren önemli organik bileşik¬lerdir. Bitkide yeni hücrelerin oluşumu için azot gereklidir.
    Azot noksanlığında bitkilerde büyüme oranı düşer. Yani bitkinin büyümesi yavaş¬lar. Bitki küçük kalır. Sürgün sayısı azdır ve sürgün boyu normalden kısa olur. Yapraklar küçülür ve yaşlı yapraklarda vaktinden önce dökülme görülür. Kök gelişmesi ve özellik¬le köklerde dallanma zayıflar.
    Azotun yetersizliğinde bitkilerin genel görünümleri koyu ve canlı yeşil yerine, açık yeşil bir haldedir. Noksanlığın daha ciddi boyutlarda olması halinde, yapraklarda kloroz görülür. Azot noksanlığında yapraklarda görülen kloroz, bütün yaprağın homojen olarak sararması şeklinde ortaya çıkar. Sararma ilk önce yaşlı yapraklarda görülür. Bu nedenle yukarıdan aşağı doğru renk açılır ve sararır. Noksanlığın ileri devresinde ve çok şiddetli olması durumunda yapraklarda nekrozlar da görülebilir.

    29
    Azot noksanlığı bitkinin özellikle vegetatif gelişmesini olumsuz etkiler. Yaprak ve gövde sistemi oldukça zayıf olur. Vegetatif gelişme peryodu kısalır, bitkiler erken olgun¬laşır. Erken çiçek açar. Erken yaşlanma, azotun sitokinin sentezi ve taşınması üzerine olan etkisinden kaynaklanmaktadır. Sitokinin bitkinin kuvvetli büyümesini ve genç dönemde daha uzun süre kalmasını sağlayan bir hormondur. Azot noksanlığında bu hormonun azal¬ması bitkinin erken yaşlanmasına, diğer bir deyişle vegetatif gelişme peryodunun kısa ol¬masına neden olur.
    Tahıllarda azot noksanlığında bitkiler ince, zayıf ve kısa boylu olurlar. Tarlanın ge¬nel görünümü açık yeşil veya sarımsı yeşil renklidir. Yaşlı yapraklar uçlardan başlayarak sarıya döner, bazan kahverengüeşir, sonunda solarak erken ölürler. Gövdenin alt kısmı genellikle kırmızımsı renk değişimi gösterir. Kardeşlenme zayıftır, hatta noksanlık çok şiddetli ise kardeşlenme hiç olmaz. Başaklar küçük kalırlar.
    Mısır bitkisi azot noksanlığını çok belirgin bir şekilde gösteren bir bitkidir. Bitki¬ler sarımsı yeşil renkli olurlar. Yaşlı yapraklar sarıya döner, uçlardan başlayarak ana da¬mar boyunca ilerleyen bir solgunluk görülür. Gövde kısa ve ince kalır.
    Baklagil bitkileri, Rhizobium bakterileri aracılığı ile, havadan azot fikse etme ka¬biliyetinde olduklarından ötürü, azot noksanlığından fazla etkilenmezler. Bununla birlik¬te, eğer bir baklagil bitkisi açık yeşil görünümlü ve yaşlı yapraklar erken sararıyor ise, ya nodul oluşmadığı veya nodüllerin effektif olmadığı düşünülmelidir.
    Domateste azot noksanlığı yaprakların küçük kalmasına, açık yeşil ve sarımsı renk almalarına, ileri aşamada kahve rengine dönerek solmasma sebep olur. Bitki sert ve dik bir görünümdedir. Gövde ince, sert ve lifsi bir yapıdadır. Çiçekler ekseriya olgunlaşma¬dan dökülürler. Meyveler normalden küçük olurlar ve kızarmadan önce uzun bir süre açık yeşil renkli kalırlar.
    Salatalık bitkisinde gövde ince, sert ve lifsi yapılı olur. Yapraklar genelde açık ye¬şil renkli, özellikle yaşlı yapraklar sarımsı olurlar. Meyveler kısa, açık yeşil renkli ve çi¬çek burnu büzülmüş vaziyette olur.
    Marul büyüme gerilemesinden cüce bir görünümdedir. Ekseriya göbek doldurmaz. Yapraklar açık yeşil, yaşlı yapraklar ise önce sarıya sonra kahverengine döner ve solarak erken ölürler. Bazı marul çeşitlerinde morumsu veya kahvemsi lekeler görülebilir.
    Soğan kısa kalır fakat dik bir görünümdedirler. Yapraklar açık yeşil renklidir, uç¬lardan başlayarak yayılan sararma görülür ve erken ölürler.
    Narenciyede sürekli azot noksanlığı ağaçların büyüyememesine neden olur. Her dönemdeki azot noksanlığı yaprakların açık yeşil renkli ve sarı olması ile kendini göste- * rir. Sürgünler kısa, zayıf, ince olur ve ağacın değişik yerlerinde düzensiz bir şekilde sür¬günlerde ölme görülür. Meyveler küçük, açık renkli, kalın kabuklu olur ve erken olgun¬laşır.
    Elma ağaçlarında yapraklar küçük, dar, açık yeşil renkli olur. Yaşlı yapraklar sarım¬sı portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken dökülürler. Yaprak sapları

    dal ile dar açı oluşturacak şekilde bir görünümdedir, ince ve kısadır ve eğer noksanlık çok şiddetli ise sapların öldüğü görülür. Sürgün gelişimi zayıftır. Tomurcuk ve çiçek sayısı az, çiçeklerin döllenme süresi kısadır. Meyveler olgunlaşmadan renklenirler.
    Armut, kiraz ve erikde azot noksanlığının simptomları elmadakine benzemektedir. Kirazda meyveler koyu renkli olurlar.
    Kayısıda yapraklar kısa ve sarımsı yeşil renkli olurlar. Dallar ince gelişirler. Genel¬likle çiçek bol olmakla birlikte, meyve sayısı az ve meyveler küçük olur.
    Şeftalide dal ve sürgünler kısa ve zayıf, kabukları kahvemsi ve morumsu renkli olur. Yapraklar sarımsı yeşil renkli, yaşlı yapraklar kırmızımsı sarı ve bazan nekrozludur-lar. Erken yaprak dökümü olur. Meyveler küçük ve ekseri bozuk şekillidirler.
    Asma yapraklan yeşil renklerini kaybederek açık yeşil ve sarıya döner. Yaprak ke¬narları nekrozlu ve aşağı doğru kıvrık olur. Yaprak sap|arı pembemsi bir renktedir. Sür¬günler zayıf, uçlar ölgün vaziyettedir.
    Çilekde azot noksanlığı gelişmeyi çok zayıflatır. Yapraklar sarımsı yeşil renkli ve küçük olurlar. Yaprak saplan sert ve yukarı doğru dik vaziyettedir. Stolon sayısı az olur. Yaşlı yapraklar kırmızı tonu renklere döner. Yaprak kenar dişleri en önce renk değiş¬tirir ve ölürler. İz element noksanlıklarına benzer şekilde, yaprak damarları yeşil renkle¬rini bir süre korurlar. Şiçeklenme ve meyve tutumu azalır ve meyveler küçük kalırlar.
    Azot Fazlalığı
    Aşırı azotlu gübreleme ile bitkide azot fazlalığı yaratılırsa bunun da çeşitli zararla¬rı vardır. Aşırı azotlu gübreleme bitkinin vegetatif gelişme peryodunu uzatır, çiçeklenme-yi geciktirir. Vegetatif aksam yani yaprak, dal, sürgün miktarı fazla ve iri, geniş, uzun olurlar. Buna karşılık bitkinin generatif gelişmesi zayıf kalır. Dolayısıyla azot fazlalığın¬da başlangıçda bitkilerin genel durumu göze iyi görünse bile, ürün miktarı az olacaktır. Ancak ot için yetiştirilen bitkiler bundan istisnadır.
    Azot fazlalığı şeker sentezini azaltu', bu nedenle pancarda aşırı azotlu gübreleme¬den özellikle kaçınılmalıdır. Ayrıca amino azotunun birikmesi nedeniyle şekerin ekstrak-siyonu da güçleşir.
    Aşırı fazla azot, bitkilerde çeşitli simptomların da ortaya çıkmasına neden olur. Ör¬neğin örtü altında yetiştirilen hıyar bitkisi yapraklarında fazla azotun simptomlarına sık rastlanmaktadır. Simptomların özelliği azotun formuna göre de değişmektedir. Amonyum fazlalığı hıyar yapraklarında beyazımsı kahve nekrozlar oluştururken, nitrat fazlalığında nekrozlar daha koyu kahvedirler. Nekrozlu bölgeler arasında renk koyu yeşildir. İleri du¬rumlarda yaprak kenarları aşağı doğru kıvrılır ve sonunda ölürler.
    Domateste azot fazlalığında yapraklar fazla geniş ve uçları aşağı doğru kıvrık olur. Meyveler güç olgunlaşır, renkleri açık olur. Amonyum azotu fazlalığı gövdede yanmala¬ra ve çökmelere neden olur.
    Marulda nitrat fazlalığı uç yanıklığı yapar. Bu görüntü klor toksısitesinin yarattığı görüntüye benzer. Özellikle molibden noksanlığı durumunda nitratın uç yanıklığı etkisi daha belirgin olur.

    Azot fazlalığı meyvelerde geç olgunlaşmaya neden olur. Bazan erken meyve dökü¬mü görülür. Meyvelerin depolanma kabiliyeti oldukça zayıftır. Depo hastalıklarından faz¬la zarar görürler.
Working...
X