DİŞ ÇÜRÜKLERİ
Diş çürükleri ve dişeti hastalıkları dünyada yaygın olarak görülen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yapılşan çalışmalar 12 yaş grubu 100 çocuktan 61’inde çürük diş olduğunu göstermektedir. Diş çürüğü çocuklarda önemli bir sorundur. Şeker ve şekerli besinlerin fazla ve sık tüketimi, diş bakımının yapılmaması, dişin büyüme ve olgunlaşması döneminde süt ve ürünlerinin, sebze ve meyvelerin yeterince tüketilmemesi, sularda flor eksikliğine bağlı olarak görülmektedir.
Diş gelişiminde beslenme etmenleri
Bebeğin ilk diş gelişimi gebeliğin 2.-3. ayında başlar ve kalıcı dişler doğumdan birkaç ay önce oluşur. Bu nedenle annenin beslenmesi bebeğin sağlıklı diş oluşumunda önemli bir etkendir. Protein, C, A, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve flor dişin oluşumu ve gelişiminde önem taşıyan besin ögeleridir.
Diş çürükleri, ağızda mikroorganizmaların asit oluşturması ve dişin minesinde mineral kaybı ile oluşur. Diş çürüğünün oluşumunda beslenme ve diş bakımı büyük önem taşımaktadır.
Besin ve içecekle fermente olabilecek karbonhidrat alımı ile ağızda asitler oluşur. Bu durumda diş mineralini eritmeye başlar. Kolalı içecekle bu açıdan beslenmede olumsuzluk edenlerinden birisidir.
Dişin ve tükrüğün bileşimi diş çürüğüne direnci arttırıcı rol oynar.
• Özellikle dişin flor ve kalsiyum içeriği önemlidir. Flor, dişin çürüğe karşı dayanıklılığını arttırır. Kalsiyum ve fosforla birlikte dayanıklılığı sağlar. Tükrükte bulunan flor plak asitlerinin etkisini ortadan kaldırır ve tekrar mineralleşmeyi sağlar. Flor vücuda genellikle içme suyu ile sağlanır. Sudaki flor miktarı 0.7-1.2 mg/L veya milyonda 1 kısım olmalıdır. Çay da flor içerir. Ancak bebek ve çocukların beslenmesinde çayın kullanılmamalıdır.
• Tükrük ve tükrüğün bileşimi de diş çürüğü oluşumunda önem taşır. Tükrük asit oluşumunu, diş yüzeyinde bakteri üremesini engeller, besin artıklarının temizlenmesini sağlar, içerdiği kalsiyum, fosfor ve flor iyonları diş minesinin tekrar kemikleşmesini sağlar. Çiğneme işlemi tükrük salgısını arttırır.
Dişeti hastalıkları: Kırkbeş yaşın üzerindeki yetişkinlerin yarısında dişeti hastalıkları görülmektedir. Nedeni ise ağızda plak oluşumudur. Plak oluşumu sonucu tartar veya taş oluşumu görülür. Dişetinde enfeksiyon oluşumu sonucu peridontal hastalıklar görülür. Yaş, yanlış yöntemle diş fırçalama, dişin travmatik bozukluğu da önemli etkenlerdir. Tükrük salgısının yetersizliği önemli bir etkendir. Yaşlılarda tükrük salgısı azalır, ağız kurur ve besin alımı azalır, kötü beslenme sorunu ortaya çıkar.
Sonuç olarak;
• Dişler düzenli olarak florlu diş macunları ile fırçalanmalıdır.
• Çocuklarda flor uygulaması yapılmalıdır.
• Şeker, yemek aralarında değil, yemekle birlikte tüketilmemelidir. Mümkün olduğunca şeker tüketiminden kaçınılmalıdır.
• Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.
• Anne sütü desteklenmelidir.
• Ağız ve diş sağlığı konusunda yaygın ve sürekli eğitim verilmelidir.
Diş çürükleri ve dişeti hastalıkları dünyada yaygın olarak görülen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yapılşan çalışmalar 12 yaş grubu 100 çocuktan 61’inde çürük diş olduğunu göstermektedir. Diş çürüğü çocuklarda önemli bir sorundur. Şeker ve şekerli besinlerin fazla ve sık tüketimi, diş bakımının yapılmaması, dişin büyüme ve olgunlaşması döneminde süt ve ürünlerinin, sebze ve meyvelerin yeterince tüketilmemesi, sularda flor eksikliğine bağlı olarak görülmektedir.
Diş gelişiminde beslenme etmenleri
Bebeğin ilk diş gelişimi gebeliğin 2.-3. ayında başlar ve kalıcı dişler doğumdan birkaç ay önce oluşur. Bu nedenle annenin beslenmesi bebeğin sağlıklı diş oluşumunda önemli bir etkendir. Protein, C, A, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve flor dişin oluşumu ve gelişiminde önem taşıyan besin ögeleridir.
Diş çürükleri, ağızda mikroorganizmaların asit oluşturması ve dişin minesinde mineral kaybı ile oluşur. Diş çürüğünün oluşumunda beslenme ve diş bakımı büyük önem taşımaktadır.
Besin ve içecekle fermente olabilecek karbonhidrat alımı ile ağızda asitler oluşur. Bu durumda diş mineralini eritmeye başlar. Kolalı içecekle bu açıdan beslenmede olumsuzluk edenlerinden birisidir.
Dişin ve tükrüğün bileşimi diş çürüğüne direnci arttırıcı rol oynar.
• Özellikle dişin flor ve kalsiyum içeriği önemlidir. Flor, dişin çürüğe karşı dayanıklılığını arttırır. Kalsiyum ve fosforla birlikte dayanıklılığı sağlar. Tükrükte bulunan flor plak asitlerinin etkisini ortadan kaldırır ve tekrar mineralleşmeyi sağlar. Flor vücuda genellikle içme suyu ile sağlanır. Sudaki flor miktarı 0.7-1.2 mg/L veya milyonda 1 kısım olmalıdır. Çay da flor içerir. Ancak bebek ve çocukların beslenmesinde çayın kullanılmamalıdır.
• Tükrük ve tükrüğün bileşimi de diş çürüğü oluşumunda önem taşır. Tükrük asit oluşumunu, diş yüzeyinde bakteri üremesini engeller, besin artıklarının temizlenmesini sağlar, içerdiği kalsiyum, fosfor ve flor iyonları diş minesinin tekrar kemikleşmesini sağlar. Çiğneme işlemi tükrük salgısını arttırır.
Dişeti hastalıkları: Kırkbeş yaşın üzerindeki yetişkinlerin yarısında dişeti hastalıkları görülmektedir. Nedeni ise ağızda plak oluşumudur. Plak oluşumu sonucu tartar veya taş oluşumu görülür. Dişetinde enfeksiyon oluşumu sonucu peridontal hastalıklar görülür. Yaş, yanlış yöntemle diş fırçalama, dişin travmatik bozukluğu da önemli etkenlerdir. Tükrük salgısının yetersizliği önemli bir etkendir. Yaşlılarda tükrük salgısı azalır, ağız kurur ve besin alımı azalır, kötü beslenme sorunu ortaya çıkar.
Sonuç olarak;
• Dişler düzenli olarak florlu diş macunları ile fırçalanmalıdır.
• Çocuklarda flor uygulaması yapılmalıdır.
• Şeker, yemek aralarında değil, yemekle birlikte tüketilmemelidir. Mümkün olduğunca şeker tüketiminden kaçınılmalıdır.
• Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.
• Anne sütü desteklenmelidir.
• Ağız ve diş sağlığı konusunda yaygın ve sürekli eğitim verilmelidir.

