Sulama
Otsu bitkiler olmaları, çok hızlı büyümeleri ve gelişmeleri, bünyelerinde çok yüksek oranda su içermeleri, köklerinin nisbeten yüzlek oluşu nedeniyle sebzeler suya karşı çok duyarlıdır. Yağışlar


her zaman sebzelerin ihtiyaç duydukları suyu karşılayamaz. Ayrıca birçok sebzenin yetişme mevsimi olan yaz aylarında ülkemizin büyük bir bölümünde fazla yağış düşmez. Tüm bu nedenlerle, birkaç sebze türü (kura soğan, sarımsak, karpuz, kavun gibi) ve bazı yöreler (örneğin Doğu Karadeniz Bögesi) hariç sebze tarımında mutlaka sulama yapmak gerekir.
Sulama yöntemleri
Sebzecilikte, türlere, yetiştirme tekniğine, arazi yapısına ve eldeki imkânlara göre değişik sulama teknikleri kullanılabilir. Bu teknikler, uygulama alanları, yararlı ve sakıncalı yönleri ile aşağıda gösterilmiştir.
a) Hortum ve süzgeçli kovalarla sulama
Genellikle fide yetiştiriciliğinde uygulanır. Bunun dışında aile sebzeciliğinde, ev bahçelerindeki parsellerin sulanmasında da başvurulan bir yöntemdir. Düzenli bir sulama imkânı vermesine karşılık pratik değildir. Masraflı ve uzundur.
b) Taşırma sulama
Salma sulama biçiminde de adlandırılır. Tava biçiminde hazırlanan yetiştirme yerlerinin ve düze dikim yapılan parsellerin sulanmasında bu yöntem kullanılabilir. Fazla su seven bitkiler için uygun olabilir. Kökleri suya hassas bitkiler için pek elverişli değildir. Çok fazla su kullanılır. Sulama sonrası ağır topraklarda kaymak tabakası oluşumuna yol açar. Ayrıca toprağı sıkıştırma, yabancı ot tohumlarını taşıma gibi olumsuz yönleri de vardır.
c) Sızdırma sulama
Tahta ve masura biçiminde hazırlanmış yetiştirme parsellerinde uygulanır. Su, tahtaların veya masuraların arasındaki karıklara verilir. Buradan sızarak topraktaki kök bölgesine ulaşır. Su hiçbir zaman kök ve gövdeyle doğrudan temas etmez. Bu durum toprak kökenli hastalıklar açısından önemlidir. Ayrıca meyveler de çamura değmediği için ürünlerde bozulma fazla olmaz.
d) Yağmurlama sulama
Sulama suyu, değişik biçimdeki başlıklar yardımıyla püskürtülerek bitkilerin üzerinden verilir. Bu yöntemle sulamada basınç kaynağına gerek vardır. Düzenli bir sulama yapmaya imkân verir. Engebeli arazilerde bile homojen sulama yapılabilir. Toprak erozyonu ve tohumların taşınması gibi sorunları ortadan kaldırır. Su arkları ve özel setlere gerek göstermediği için arazinin daha iyi kullanılması sözkonusudur. Ayrıca yaprakları yıkadığı için solunum ve terleme faaliyetlerini artırır. Yağmurlama sistemi ile sulamayla birlikte gübre de verilebilir. Bu olumlu yanlarına karşılık yağmurlama sulamanın da bazı olumsuz yönleri bulunmaktadır. Olumsuzluklardan en önemlisi çiçeklenme dönemlerinde bitkilerin tozlanma ve döllenmesi üzerinde meydana getirebileceği etkidir. Bu durum meyvesi yenen sebzelerde meyve tutumunu azaltır. Ayrıca rüzgârlı havalarda sulama düzenli yapılamaz. Bazı türlerde mantari ve bakteriyel hastalıkların gelişmesini uyartır ve bitkilere atılan ilaçların yıkanmasına neden olabilir. Kuruluşu sırasında işletmeye mali bir yük de getirir.
Tüm bunlara karşın, yağmurlama sulama büyük işletmelerde oldukça sık olarak kullanılan bir sulama biçimidir. -,
e) Damla sulama
Son yıllarda sebzecilikte kullanımı artan ve giderek yaygınlaşan bir sulama yöntemidir. Su, sert plastik borular yardımıyla sıraların yamndan geçirilir. Her bitkinin yanında, borunun üzerinde bulunan bir meme veya borudan çıkan, ince bükülgen bir plastik borucuk bulunur ve bunun sayesinde düşük debi ile (81.5 l/sn) bitkiler tek tek sulanır. Çok düzenli bir sulamaya imkân verir. Sulama ile birlikte düzenli gübrelemeler de yapılabilir. Alan kaybı söz konusu değildir. Tuzlanma sorunu, gübrelerin yıkanma problemi ortaya çıkmaz. Düşük şiddetli bir basınç kaynağı yeterlidir. Su ekonomisi sağlar. Toprak yüzeyinde fazla ıslak alan meydana getirmediği için hem çamurun ürün üzerindeki olumsuzlukları söz konusu olmaz, hem de otlanma azalır. Damla sulama sisteminin tek olumsuz yam meme ve ince borularda meydana gelebilecek tıkanmalardır.
Damla sulama, özellikle sıra ve örtü altı sebze tarımında, ama bunun yanında açıkta sebze yetiştiriciliğinde ideal sulama biçimidir ve hızla yayılmaktadır.
f) Delikli borularla sulama
Son yıllarda geliştirilen bir diğer yöntem, de delikli borularla sulamadır. Burada sulama suyu, bitki sıraların yanına uzatılan yassı, dikişli plastik boralardan geçer. Dikiş yerlerindeki deliklerden sızan su, toprağı ıslatarak bitkilerin su ihtiyacım karşılar. Bu sistem, damla sulama tekniğinin sağladığı tüm yararlara sahiptir.
Seçilen sulama biçiminin yanında sulama suyunun kalitesi, sulama zamanı, sulama aralıkları ve verilecek su miktarları sulama konusundaki önemli hususlar arasındadır.
Sulama suyunun kalitesi
Sulamada kullanılacak suların bazı özellikleri taşıması gerekmektedir. Bunlardan birincisi suyun tuzluluğudur. Sulama suları tuzluluk açısından beş sınıfa ayrılır. Birinci sınıf sularda tuzluluk oram 0 ile 7.5 mg/1 arasındadır. Böyle sular sebze tarımı için sorunsuzdur ve rahatlıkla kullanılır. İkinci sınıf sular litresinde 7.5-17.5 mg arasında tuz içerirler. Böyle sulama suları da drenaj şartları iyi olduğu takdirde sebze yetiştiriciliğinde kullanılabilir. Tuzluluğu 17.5-30.5 mg/1 düzeyindeki sular birçok sebze türü için sorun yaratmaya başlar. Örneğin fasulye, kereviz, turp, hıyar, kabak, bezelye, soğan, havuç gibi türlerde sorunlar çıkar. Ancak, drenajı çok iyi olan topraklarda, damla sulama gibi yöntemlerle ve tuza toleransı iyi olan türlerde (kırmızı pancar, kuşkonmaz, ıspanak, domates gibi) böyle sulardan da yararlanılabilir. Tuz içeriği daha fazla olan sular sebzecilik için elverişli değildir.
Sulama suyunun sıcaklığı da önemlidir. Fazla sıcak ve fazla soğuk sulama suyu bitkiler üzerine şok etkisi yapabilir. Sulama suyu sıcaklığının sulama sırasındaki toprak sıcaklığının 1-2°C üzerinde olması idealdir. Bunun için işletmede bir dinlendirme havuzu bulundurulmalıdır. Havuzda dinlenen su hem ortam sıcaklığına yaklaşır, hem de havalanarak içindeki oksijen miktarı yükselir. Suyun içinde bulunan hava ve oksijen de kökler için önemlidir.
Sulama suyunda aranan bir diğer özellik de temizliktir. Su kaynağı sanayi artığı kimyasal maddelerle bulaşık olmamalıdır. Bitkiler için zararlı etki yapan madde içermemelidir. Ayrıca sulama suyuna şehir artıkları da karışmamalıdır. Şehir artığı kanalizasyon sularında bulunan deterjan vb. madde artıkları bitkiler için zararlıdır. Bunun ötesinde kanalizasyon sularında bulunan mikroplar bitkiler için tehlikeli olmasa bile insan sağlığı açısından sakıncalıdır. Özellikle maydanoz, nane, ıspanak, marul vb. gibi yaprakları yenen sebzelere sulama suyundan geçen mikroplar bunları tüketen insanlar için son derece tehlikelidir.
Sulama zamanı ve verilecek su miktarı
Sulama zamanı ve her sulamada verilecek su miktarı değişik faktörlere bağlı olarak değişir. Buna toprağın yapısı, bitkinin su isteği, bitkinin gelişme aşaması ve kök derinliği, hava sıcaklığı ve nemi, rüzgâr gibi bir dizi faktör etki yapar. Toprakta belirli bir nemin bulunması ve bu nemin kök gelişme bölgesinde muhafaza edilmesi esastır. Genelde topraktaki su kaybı; bitki tarafından alman ve terlemeyle atılan su (transpirasyon), bitkinin bünyesinde gelişme için tüketilen ve kalan su, topraktan buharlaşma ile kaybolan su (evaporasyon) ve toprağın alt katmanlarına sızan sudan ibarettir.
Bitkinin bünyesinde kalan su diğerlerine göre önemsenmeyecek düzeydedir. İyi bir sulama tekniği ve rejimi uygulandığında sızan suyun önemli boyutlara ulaşması da engellenebilir. Bu durumda her bir sulamada verilecek su evaporasyon ve transpirasyon yoluyla meydana gelen kayıpların (evapotranspirasyon) karşılanmasından ibarettir.
Sulamada esas olan nokta kök bölgesinin ıslatılmasıdır. Kök derinliği de bitki türlerine göre değişir. Bunun yamnda bitkinin gelişme dönemi de önemlidir. Gelişmenin ilk aşamasında kökler oldukça yüzeyseldir. Bu dönemde sık ve hafif sulamalar yapmak gerekir. Bitki yaşı ilerledikçe kök derinliği de artar. Buna bağlı olarak herbir sulamada ıslatılan toprak derinliği arttırılır, sulama aralıkları da genişletilir.
Sulama zamanının belirlenmesinde tansiyometre, evaporimetre ve solarimetre gibi değişik aygıtlardan yararlanılabilir. Büyük ve modern sebze işletmelerinde, sera yetiştiriciliği gibi sermaye yoğun tarım alanlarında böyle düzenekler kullanılabilir ve en doğru sulama zamanları belirlenebilir ancak küçük sebze işletmelerinde bu tip aletleri her zaman sağlamak ve kullanmak mümkün olamaz. Böyle durumlarda bitkilerin ve toprağın durumuna bakarak hareket edilir.
Topraktaki suyun azalmaya başlamasıyla bitkilerde solma belirtileri görülür. Önce, öğle saatlerinde bitkilerin yaprakları solmaya başlar. Buna geçici solgunluk denir ve sulama zamanının geldiği anlaşılır. Daha sonra, sulama yapılmaz ise serin akşam ve sabah saatlerinde de bitkilerde solma belirtileri izlenir. Buna da sürekli solgunluk adı verilir. Sulamaların, bitkilerin bu aşamaya gelmesine meydan verilmeden yapılması gerekir.
Sulama zamanının belirlenmesinde gözönüne alınabilecek bir diğer kriter de toprağın durumudur. Toprak avuç izine alınıp sıkılarak, başparmak ve işaret parmakları arasında ufalanarak kaytanlaşmasma bakılır ve topraktaki nem durumu hakkında fikir sahibi olunabilir
Kaynak: Genel Bahçe Bitkileri
Prof.Dr Atila GÜNAY
Otsu bitkiler olmaları, çok hızlı büyümeleri ve gelişmeleri, bünyelerinde çok yüksek oranda su içermeleri, köklerinin nisbeten yüzlek oluşu nedeniyle sebzeler suya karşı çok duyarlıdır. Yağışlar


her zaman sebzelerin ihtiyaç duydukları suyu karşılayamaz. Ayrıca birçok sebzenin yetişme mevsimi olan yaz aylarında ülkemizin büyük bir bölümünde fazla yağış düşmez. Tüm bu nedenlerle, birkaç sebze türü (kura soğan, sarımsak, karpuz, kavun gibi) ve bazı yöreler (örneğin Doğu Karadeniz Bögesi) hariç sebze tarımında mutlaka sulama yapmak gerekir.
Sulama yöntemleri
Sebzecilikte, türlere, yetiştirme tekniğine, arazi yapısına ve eldeki imkânlara göre değişik sulama teknikleri kullanılabilir. Bu teknikler, uygulama alanları, yararlı ve sakıncalı yönleri ile aşağıda gösterilmiştir.
a) Hortum ve süzgeçli kovalarla sulama
Genellikle fide yetiştiriciliğinde uygulanır. Bunun dışında aile sebzeciliğinde, ev bahçelerindeki parsellerin sulanmasında da başvurulan bir yöntemdir. Düzenli bir sulama imkânı vermesine karşılık pratik değildir. Masraflı ve uzundur.
b) Taşırma sulama
Salma sulama biçiminde de adlandırılır. Tava biçiminde hazırlanan yetiştirme yerlerinin ve düze dikim yapılan parsellerin sulanmasında bu yöntem kullanılabilir. Fazla su seven bitkiler için uygun olabilir. Kökleri suya hassas bitkiler için pek elverişli değildir. Çok fazla su kullanılır. Sulama sonrası ağır topraklarda kaymak tabakası oluşumuna yol açar. Ayrıca toprağı sıkıştırma, yabancı ot tohumlarını taşıma gibi olumsuz yönleri de vardır.
c) Sızdırma sulama
Tahta ve masura biçiminde hazırlanmış yetiştirme parsellerinde uygulanır. Su, tahtaların veya masuraların arasındaki karıklara verilir. Buradan sızarak topraktaki kök bölgesine ulaşır. Su hiçbir zaman kök ve gövdeyle doğrudan temas etmez. Bu durum toprak kökenli hastalıklar açısından önemlidir. Ayrıca meyveler de çamura değmediği için ürünlerde bozulma fazla olmaz.
d) Yağmurlama sulama
Sulama suyu, değişik biçimdeki başlıklar yardımıyla püskürtülerek bitkilerin üzerinden verilir. Bu yöntemle sulamada basınç kaynağına gerek vardır. Düzenli bir sulama yapmaya imkân verir. Engebeli arazilerde bile homojen sulama yapılabilir. Toprak erozyonu ve tohumların taşınması gibi sorunları ortadan kaldırır. Su arkları ve özel setlere gerek göstermediği için arazinin daha iyi kullanılması sözkonusudur. Ayrıca yaprakları yıkadığı için solunum ve terleme faaliyetlerini artırır. Yağmurlama sistemi ile sulamayla birlikte gübre de verilebilir. Bu olumlu yanlarına karşılık yağmurlama sulamanın da bazı olumsuz yönleri bulunmaktadır. Olumsuzluklardan en önemlisi çiçeklenme dönemlerinde bitkilerin tozlanma ve döllenmesi üzerinde meydana getirebileceği etkidir. Bu durum meyvesi yenen sebzelerde meyve tutumunu azaltır. Ayrıca rüzgârlı havalarda sulama düzenli yapılamaz. Bazı türlerde mantari ve bakteriyel hastalıkların gelişmesini uyartır ve bitkilere atılan ilaçların yıkanmasına neden olabilir. Kuruluşu sırasında işletmeye mali bir yük de getirir.
Tüm bunlara karşın, yağmurlama sulama büyük işletmelerde oldukça sık olarak kullanılan bir sulama biçimidir. -,
e) Damla sulama
Son yıllarda sebzecilikte kullanımı artan ve giderek yaygınlaşan bir sulama yöntemidir. Su, sert plastik borular yardımıyla sıraların yamndan geçirilir. Her bitkinin yanında, borunun üzerinde bulunan bir meme veya borudan çıkan, ince bükülgen bir plastik borucuk bulunur ve bunun sayesinde düşük debi ile (81.5 l/sn) bitkiler tek tek sulanır. Çok düzenli bir sulamaya imkân verir. Sulama ile birlikte düzenli gübrelemeler de yapılabilir. Alan kaybı söz konusu değildir. Tuzlanma sorunu, gübrelerin yıkanma problemi ortaya çıkmaz. Düşük şiddetli bir basınç kaynağı yeterlidir. Su ekonomisi sağlar. Toprak yüzeyinde fazla ıslak alan meydana getirmediği için hem çamurun ürün üzerindeki olumsuzlukları söz konusu olmaz, hem de otlanma azalır. Damla sulama sisteminin tek olumsuz yam meme ve ince borularda meydana gelebilecek tıkanmalardır.
Damla sulama, özellikle sıra ve örtü altı sebze tarımında, ama bunun yanında açıkta sebze yetiştiriciliğinde ideal sulama biçimidir ve hızla yayılmaktadır.
f) Delikli borularla sulama
Son yıllarda geliştirilen bir diğer yöntem, de delikli borularla sulamadır. Burada sulama suyu, bitki sıraların yanına uzatılan yassı, dikişli plastik boralardan geçer. Dikiş yerlerindeki deliklerden sızan su, toprağı ıslatarak bitkilerin su ihtiyacım karşılar. Bu sistem, damla sulama tekniğinin sağladığı tüm yararlara sahiptir.
Seçilen sulama biçiminin yanında sulama suyunun kalitesi, sulama zamanı, sulama aralıkları ve verilecek su miktarları sulama konusundaki önemli hususlar arasındadır.
Sulama suyunun kalitesi
Sulamada kullanılacak suların bazı özellikleri taşıması gerekmektedir. Bunlardan birincisi suyun tuzluluğudur. Sulama suları tuzluluk açısından beş sınıfa ayrılır. Birinci sınıf sularda tuzluluk oram 0 ile 7.5 mg/1 arasındadır. Böyle sular sebze tarımı için sorunsuzdur ve rahatlıkla kullanılır. İkinci sınıf sular litresinde 7.5-17.5 mg arasında tuz içerirler. Böyle sulama suları da drenaj şartları iyi olduğu takdirde sebze yetiştiriciliğinde kullanılabilir. Tuzluluğu 17.5-30.5 mg/1 düzeyindeki sular birçok sebze türü için sorun yaratmaya başlar. Örneğin fasulye, kereviz, turp, hıyar, kabak, bezelye, soğan, havuç gibi türlerde sorunlar çıkar. Ancak, drenajı çok iyi olan topraklarda, damla sulama gibi yöntemlerle ve tuza toleransı iyi olan türlerde (kırmızı pancar, kuşkonmaz, ıspanak, domates gibi) böyle sulardan da yararlanılabilir. Tuz içeriği daha fazla olan sular sebzecilik için elverişli değildir.
Sulama suyunun sıcaklığı da önemlidir. Fazla sıcak ve fazla soğuk sulama suyu bitkiler üzerine şok etkisi yapabilir. Sulama suyu sıcaklığının sulama sırasındaki toprak sıcaklığının 1-2°C üzerinde olması idealdir. Bunun için işletmede bir dinlendirme havuzu bulundurulmalıdır. Havuzda dinlenen su hem ortam sıcaklığına yaklaşır, hem de havalanarak içindeki oksijen miktarı yükselir. Suyun içinde bulunan hava ve oksijen de kökler için önemlidir.
Sulama suyunda aranan bir diğer özellik de temizliktir. Su kaynağı sanayi artığı kimyasal maddelerle bulaşık olmamalıdır. Bitkiler için zararlı etki yapan madde içermemelidir. Ayrıca sulama suyuna şehir artıkları da karışmamalıdır. Şehir artığı kanalizasyon sularında bulunan deterjan vb. madde artıkları bitkiler için zararlıdır. Bunun ötesinde kanalizasyon sularında bulunan mikroplar bitkiler için tehlikeli olmasa bile insan sağlığı açısından sakıncalıdır. Özellikle maydanoz, nane, ıspanak, marul vb. gibi yaprakları yenen sebzelere sulama suyundan geçen mikroplar bunları tüketen insanlar için son derece tehlikelidir.
Sulama zamanı ve verilecek su miktarı
Sulama zamanı ve her sulamada verilecek su miktarı değişik faktörlere bağlı olarak değişir. Buna toprağın yapısı, bitkinin su isteği, bitkinin gelişme aşaması ve kök derinliği, hava sıcaklığı ve nemi, rüzgâr gibi bir dizi faktör etki yapar. Toprakta belirli bir nemin bulunması ve bu nemin kök gelişme bölgesinde muhafaza edilmesi esastır. Genelde topraktaki su kaybı; bitki tarafından alman ve terlemeyle atılan su (transpirasyon), bitkinin bünyesinde gelişme için tüketilen ve kalan su, topraktan buharlaşma ile kaybolan su (evaporasyon) ve toprağın alt katmanlarına sızan sudan ibarettir.
Bitkinin bünyesinde kalan su diğerlerine göre önemsenmeyecek düzeydedir. İyi bir sulama tekniği ve rejimi uygulandığında sızan suyun önemli boyutlara ulaşması da engellenebilir. Bu durumda her bir sulamada verilecek su evaporasyon ve transpirasyon yoluyla meydana gelen kayıpların (evapotranspirasyon) karşılanmasından ibarettir.
Sulamada esas olan nokta kök bölgesinin ıslatılmasıdır. Kök derinliği de bitki türlerine göre değişir. Bunun yamnda bitkinin gelişme dönemi de önemlidir. Gelişmenin ilk aşamasında kökler oldukça yüzeyseldir. Bu dönemde sık ve hafif sulamalar yapmak gerekir. Bitki yaşı ilerledikçe kök derinliği de artar. Buna bağlı olarak herbir sulamada ıslatılan toprak derinliği arttırılır, sulama aralıkları da genişletilir.
Sulama zamanının belirlenmesinde tansiyometre, evaporimetre ve solarimetre gibi değişik aygıtlardan yararlanılabilir. Büyük ve modern sebze işletmelerinde, sera yetiştiriciliği gibi sermaye yoğun tarım alanlarında böyle düzenekler kullanılabilir ve en doğru sulama zamanları belirlenebilir ancak küçük sebze işletmelerinde bu tip aletleri her zaman sağlamak ve kullanmak mümkün olamaz. Böyle durumlarda bitkilerin ve toprağın durumuna bakarak hareket edilir.
Topraktaki suyun azalmaya başlamasıyla bitkilerde solma belirtileri görülür. Önce, öğle saatlerinde bitkilerin yaprakları solmaya başlar. Buna geçici solgunluk denir ve sulama zamanının geldiği anlaşılır. Daha sonra, sulama yapılmaz ise serin akşam ve sabah saatlerinde de bitkilerde solma belirtileri izlenir. Buna da sürekli solgunluk adı verilir. Sulamaların, bitkilerin bu aşamaya gelmesine meydan verilmeden yapılması gerekir.
Sulama zamanının belirlenmesinde gözönüne alınabilecek bir diğer kriter de toprağın durumudur. Toprak avuç izine alınıp sıkılarak, başparmak ve işaret parmakları arasında ufalanarak kaytanlaşmasma bakılır ve topraktaki nem durumu hakkında fikir sahibi olunabilir
Kaynak: Genel Bahçe Bitkileri
Prof.Dr Atila GÜNAY

