Büyümeyi düzenleyici maddelerin kullanılma alanları
Büyümeyi düzenleyicilerin en eski ve en yaygın uygulama alanı bahçe bitkilerinde kök oluşumudur. Çeliklerin köklendirilmesinde hormonların önemi 1925-1935 yılları arasında yapılan çalışmalarla anlaşılmaya başlanmıştır. 1934 yılında IAA'in elde edilmesinden sonra araştırıcılar bu maddenin kök oluşumunu uyarıcı etki yaptığını tespit etmişlerdir. Çelikleri köklendirmede indol asetik asitin kullanılmasından sonra kök gelişmesini uyaran bir çok madde bulunmuştur. Oksin grubuna giren bu maddelerin etkileri birbirlerinden oldukça değişiktir. Örneğin, IBA'in çeliklerin köklendirilmesindeki etkisi, lAA'e oranla daha fazla bulunmuş ve IBA çok daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan araştırmalar hormon uygulaması ile bu konuda başarılı olmanın sadece hormona, konsantrasyona, çeşide ve uygulama süresine bağlı olmadığını; bunun yanı sıra çelik alma zamanının ve çelik alınan dalın yaşımn da çok önemli olduğunu göstermiştir.
Bir çok bitki türü tomurcuklarının etkin büyüme döneminden sonra belirli bir süre için dinlenmeye girdiği bilinmektedir. Bu dinlenme süresini kısaltmak ya da tümüyle ortadan kaldırmak için çeşitli kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Gibberellin türevlerinin dinlenme üzerine etkileri çok değişik bulunmuştur. Örneğin, patateslerde GA4, GA5 ve GA7 dinlenmeyi tamamen ortadan kaldırırken, GA6, GA8 ve GAş hiç bir etki yapmamıştır. Her bir bitki türünün gibberellin uygulamasına gösterdikleri tepki değişik olmuştur. Çok kısa bir soğuklamaya ihtiyaç duyan şeftalilerde 100-400 ppm'lik GA uygulaması tomurcukların sürmesini sağlarken, daha uzun bir soğuklamaya ihtiyaç duyan elmalar bu uygulamalara hiç bir tepki göstermemiştir.
Tomurcuklarda görülen dinlenme süresinin kısaltılması ya da ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen araştırmalar genellikle gibberellin ve kinetin uygulamalarının, eğer tomurcuk tam dinlenmede ise etkisiz olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Başarılı sonuca, ya yeterli soğuklamasını almış fakat yine de dinlenmede olan, ya da dinlenmeye girmeden hemen önce uygulama yapılan tomurcuklarda ancak ulaşılabilmektedir. Örneğin kestanelere dinlenmeye girmeden önce GA3 uygulandığında, tomurcukların* sürdüğü görülmüştür.
Oksinler ise gibberellin ve sitokininlerin tam tersine, özellikle geç donların oluştuğu bölgelerde, tomurcukların sürmelerini geciktirerek bitkileri don zararlarından koruma amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, yapılan bu uygulamalar her yıl değişik sonuçlar verdiğinden, böyle uygulamalarda çok dikkatli olmak gereklidir. Bunlara ek olarak daha Eylül ayında yapılan 100-800 ppm'lik NAA uygulamasının tomurcukların ilkbaharda sürmesini 3 hafta kadar geciktirebildiğini de belirtmekte yarar vardır. Sürmeyi geciktirme amacıyla bir başka araştırma da patatesler üzerinde yürütülmüştür. Özellikle depolarda muhafaza edilen patatesler üzerine püskürtülen NAA ve IBA'in metilesterlerinin, patateslerin sürmelerini önleyerek, depo kayıplarını minumum düzeyde tuttuğu tespit edilmiştir.
Büyümeyi düzenleyici maddelerin yaygın olarak kullanıldığı diğer bir alan da çiçek ve küçük meyve seyreltmesidir. Doğal meyve dökümleri ile meyve tohumlarının uyarıcı madde sentezi arasında sıkı bir ilişkinin olduğu tespit edilerek meyve tohumlarından meyve sapma uyarıcı madde akımı olduğu sürece ayırım tabakasının oluşamayacağı ileri sürülmektedir. Hormon uygulamaları ile hormon sentezi yapan tohumun öldürülerek ayırım tabakasının oluşturulmasına çalışılmıştır. Çiçeklere yapılan uygulamalarda ise dişi organın ve polen borusunun oluşmasına engel olunarak döllenmeyi önlemeye çalışmak amaçlanmıştır. Burada en önemli nokta uygulanacak hormon konsantrasyonu ve uygulama zamanıdır. Örneğin, düşük konsantrasyonlarda ve tohumlardaki hormon sentezinin çok düşük olduğu bir dönemde uygulama yapılacak olursa, tohumlar hiçbir şekilde zarar görmez ve böylece meyvelerin dala tutunmaları kuvvetlenerek döküm azalır. Eğer hormon uygulamaları belirtilen bu dönemde yüksek konsantrasyonlarda olursa tohum zarar görür ve bunun sonucunda tohumdaki hormon sentezinin engellenmesi nedeniyle ayırım tabakası çabucak oluşur ve meyve dökülür.
Meyve seyreltmesinde kullanılan en önemli maddelerden biri de "alfa naftalen asetik asif'tir. Bu maddenin uygulamasından elde edilen sonuçlar umut vericidir. Ancak, yaprak ve sürgünlerdeki olumsuz etkilerinin yanında başarının tümüyle iklim şartlarına bağlı olması nedeni ile NAA'in kullanılmasından elden geldiğince kaçınılması gerektiği bildirilmektedir. Buna karşın uygun konsantrasyonlarda uygulandıklarında yaprak ve sürgünlerde hiçbir olumsuz etki yapmayan Naftalenasetamid meyve seyreltmesinde daha çok önerilmektedir. Naftalenasetamidin seyreltme etkisi -NAA kadar kuvvetli olmasa da, el ile seyreltmeye oranla işçilikten %50 oranında kazanç sağlanabileceği ortaya konmuştur.
Son yıllarda kiraz, vişne ve zeytin gibi elle toplanmaları oldukça güç ve masraflı olan meyvelerde derimi kolaylaştırmak ve özellikle mekanik derime imkân sağlamak amacıyla ayırım tabakasını hızlandırarak meyvenin daldan kopmasını kolaylaştırma da büyümeyi düzenleyici maddelerden faydalanma imkanları araştırılmaktadır. Bu amaçla Kütahya vişnesinde derimden üç hafta önce dallara 125-1500 ppm Ethrel uygulamasının meyvelerin daldan kopma direncini önemli ölçüde azalttığı saptamıştır.
Bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde tohum dinlenmesi ve çimlendirilmesi, vegetatif gelişme, çeliklerin köklendirilmesi, tomurcuk dinlenmesi ve meyve seyreltmesi konularından başka, bitkinin daha birçok yaşam olaylarında doğal ve yapay oksinler, gibberellinler ve sitokininler kullanılmaktadır. Oksinlerden 2,3,5-Triodobenzoik asit'in (TİBA) 10-75 ppm'lik konsantrasyonları, soya fasulyesi, elma ve diğer birçok bitkilerde erken çiçeklenmeye ve meyve tutumuna neden olmuştur. Gibberellik asitin üzümlerde çekirdeksizliği artırdığı tespit edilmiştir. Kaliforniya'da ümm bağlarının çoğuna gibberellin uygulanmakta, sofralık olarak kullanılan çekirdeksiz üzümlerin tümü gibberellinle muamele edildikten sonra pazara gönderilmektedir. Çekirdekli üzümlerde ise biri çiçeklenmeden 10 gün önce, diğeri çiçeklenmeden sonra olmak üzere 20-40 ppm'lik konsantrasyonlarda 2 defa püskürtme yapıldığı takdirde, dönüme yalnızca 4-12 gram gibberellik asit kullanarak, çekirdeksiz üzüm elde edilmektedir. Bundan başka gibberellin, üzümlerde salkım seyreltmede, tane iriliğini artırmada ve salkımda tane seyreltmesi yapılmasında da uygulanmaktadır. Gibberellin uygulanmasıyla seyreltme, çekirdekli üzümlerde çatlama ve hasat önü hastalıklarını azalttığı için ayrı bir önem taşımaktadır. Günümüzde giberellinin ülkemizde de bağcılık için önemi anlaşılmıştır. Diğer faydalı etkilerine ek olarak, meyve çürümesine engel olucu etkisi de çok değerli bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gibberellinin önemli bir kullanma alanı da Fa melez hıyar üretimidir. Bu kimyasal düzenleyici madde, sadece dişi çiçek açan (gynomonocecious) hıyarlarda belli oranda erkek çiçek meydana getirir. Bu teknik yardımıyla kastrasyon ortadan kalkmakta ve buna ek olarak partenokarp meyva veren melez hıyar tohumu elde edilebilmektedir. Yalnızca dişi çiçek açan hıyar çeşitlerine 1000-1500 ppm GA3 püskürtülerek erkek çiçekler de oluşturulabilmektedir. Yapılan araştırmalar değişik gibberellinlerin bu bakımdan özel etkileri olduğunu ortaya koymuştur.
Kaynak: Genel Bahçe Bitkileri
Prof.Dr. Atila GÜNAY
Büyümeyi düzenleyicilerin en eski ve en yaygın uygulama alanı bahçe bitkilerinde kök oluşumudur. Çeliklerin köklendirilmesinde hormonların önemi 1925-1935 yılları arasında yapılan çalışmalarla anlaşılmaya başlanmıştır. 1934 yılında IAA'in elde edilmesinden sonra araştırıcılar bu maddenin kök oluşumunu uyarıcı etki yaptığını tespit etmişlerdir. Çelikleri köklendirmede indol asetik asitin kullanılmasından sonra kök gelişmesini uyaran bir çok madde bulunmuştur. Oksin grubuna giren bu maddelerin etkileri birbirlerinden oldukça değişiktir. Örneğin, IBA'in çeliklerin köklendirilmesindeki etkisi, lAA'e oranla daha fazla bulunmuş ve IBA çok daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan araştırmalar hormon uygulaması ile bu konuda başarılı olmanın sadece hormona, konsantrasyona, çeşide ve uygulama süresine bağlı olmadığını; bunun yanı sıra çelik alma zamanının ve çelik alınan dalın yaşımn da çok önemli olduğunu göstermiştir.
Bir çok bitki türü tomurcuklarının etkin büyüme döneminden sonra belirli bir süre için dinlenmeye girdiği bilinmektedir. Bu dinlenme süresini kısaltmak ya da tümüyle ortadan kaldırmak için çeşitli kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Gibberellin türevlerinin dinlenme üzerine etkileri çok değişik bulunmuştur. Örneğin, patateslerde GA4, GA5 ve GA7 dinlenmeyi tamamen ortadan kaldırırken, GA6, GA8 ve GAş hiç bir etki yapmamıştır. Her bir bitki türünün gibberellin uygulamasına gösterdikleri tepki değişik olmuştur. Çok kısa bir soğuklamaya ihtiyaç duyan şeftalilerde 100-400 ppm'lik GA uygulaması tomurcukların sürmesini sağlarken, daha uzun bir soğuklamaya ihtiyaç duyan elmalar bu uygulamalara hiç bir tepki göstermemiştir.
Tomurcuklarda görülen dinlenme süresinin kısaltılması ya da ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen araştırmalar genellikle gibberellin ve kinetin uygulamalarının, eğer tomurcuk tam dinlenmede ise etkisiz olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Başarılı sonuca, ya yeterli soğuklamasını almış fakat yine de dinlenmede olan, ya da dinlenmeye girmeden hemen önce uygulama yapılan tomurcuklarda ancak ulaşılabilmektedir. Örneğin kestanelere dinlenmeye girmeden önce GA3 uygulandığında, tomurcukların* sürdüğü görülmüştür.
Oksinler ise gibberellin ve sitokininlerin tam tersine, özellikle geç donların oluştuğu bölgelerde, tomurcukların sürmelerini geciktirerek bitkileri don zararlarından koruma amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, yapılan bu uygulamalar her yıl değişik sonuçlar verdiğinden, böyle uygulamalarda çok dikkatli olmak gereklidir. Bunlara ek olarak daha Eylül ayında yapılan 100-800 ppm'lik NAA uygulamasının tomurcukların ilkbaharda sürmesini 3 hafta kadar geciktirebildiğini de belirtmekte yarar vardır. Sürmeyi geciktirme amacıyla bir başka araştırma da patatesler üzerinde yürütülmüştür. Özellikle depolarda muhafaza edilen patatesler üzerine püskürtülen NAA ve IBA'in metilesterlerinin, patateslerin sürmelerini önleyerek, depo kayıplarını minumum düzeyde tuttuğu tespit edilmiştir.
Büyümeyi düzenleyici maddelerin yaygın olarak kullanıldığı diğer bir alan da çiçek ve küçük meyve seyreltmesidir. Doğal meyve dökümleri ile meyve tohumlarının uyarıcı madde sentezi arasında sıkı bir ilişkinin olduğu tespit edilerek meyve tohumlarından meyve sapma uyarıcı madde akımı olduğu sürece ayırım tabakasının oluşamayacağı ileri sürülmektedir. Hormon uygulamaları ile hormon sentezi yapan tohumun öldürülerek ayırım tabakasının oluşturulmasına çalışılmıştır. Çiçeklere yapılan uygulamalarda ise dişi organın ve polen borusunun oluşmasına engel olunarak döllenmeyi önlemeye çalışmak amaçlanmıştır. Burada en önemli nokta uygulanacak hormon konsantrasyonu ve uygulama zamanıdır. Örneğin, düşük konsantrasyonlarda ve tohumlardaki hormon sentezinin çok düşük olduğu bir dönemde uygulama yapılacak olursa, tohumlar hiçbir şekilde zarar görmez ve böylece meyvelerin dala tutunmaları kuvvetlenerek döküm azalır. Eğer hormon uygulamaları belirtilen bu dönemde yüksek konsantrasyonlarda olursa tohum zarar görür ve bunun sonucunda tohumdaki hormon sentezinin engellenmesi nedeniyle ayırım tabakası çabucak oluşur ve meyve dökülür.
Meyve seyreltmesinde kullanılan en önemli maddelerden biri de "alfa naftalen asetik asif'tir. Bu maddenin uygulamasından elde edilen sonuçlar umut vericidir. Ancak, yaprak ve sürgünlerdeki olumsuz etkilerinin yanında başarının tümüyle iklim şartlarına bağlı olması nedeni ile NAA'in kullanılmasından elden geldiğince kaçınılması gerektiği bildirilmektedir. Buna karşın uygun konsantrasyonlarda uygulandıklarında yaprak ve sürgünlerde hiçbir olumsuz etki yapmayan Naftalenasetamid meyve seyreltmesinde daha çok önerilmektedir. Naftalenasetamidin seyreltme etkisi -NAA kadar kuvvetli olmasa da, el ile seyreltmeye oranla işçilikten %50 oranında kazanç sağlanabileceği ortaya konmuştur.
Son yıllarda kiraz, vişne ve zeytin gibi elle toplanmaları oldukça güç ve masraflı olan meyvelerde derimi kolaylaştırmak ve özellikle mekanik derime imkân sağlamak amacıyla ayırım tabakasını hızlandırarak meyvenin daldan kopmasını kolaylaştırma da büyümeyi düzenleyici maddelerden faydalanma imkanları araştırılmaktadır. Bu amaçla Kütahya vişnesinde derimden üç hafta önce dallara 125-1500 ppm Ethrel uygulamasının meyvelerin daldan kopma direncini önemli ölçüde azalttığı saptamıştır.
Bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde tohum dinlenmesi ve çimlendirilmesi, vegetatif gelişme, çeliklerin köklendirilmesi, tomurcuk dinlenmesi ve meyve seyreltmesi konularından başka, bitkinin daha birçok yaşam olaylarında doğal ve yapay oksinler, gibberellinler ve sitokininler kullanılmaktadır. Oksinlerden 2,3,5-Triodobenzoik asit'in (TİBA) 10-75 ppm'lik konsantrasyonları, soya fasulyesi, elma ve diğer birçok bitkilerde erken çiçeklenmeye ve meyve tutumuna neden olmuştur. Gibberellik asitin üzümlerde çekirdeksizliği artırdığı tespit edilmiştir. Kaliforniya'da ümm bağlarının çoğuna gibberellin uygulanmakta, sofralık olarak kullanılan çekirdeksiz üzümlerin tümü gibberellinle muamele edildikten sonra pazara gönderilmektedir. Çekirdekli üzümlerde ise biri çiçeklenmeden 10 gün önce, diğeri çiçeklenmeden sonra olmak üzere 20-40 ppm'lik konsantrasyonlarda 2 defa püskürtme yapıldığı takdirde, dönüme yalnızca 4-12 gram gibberellik asit kullanarak, çekirdeksiz üzüm elde edilmektedir. Bundan başka gibberellin, üzümlerde salkım seyreltmede, tane iriliğini artırmada ve salkımda tane seyreltmesi yapılmasında da uygulanmaktadır. Gibberellin uygulanmasıyla seyreltme, çekirdekli üzümlerde çatlama ve hasat önü hastalıklarını azalttığı için ayrı bir önem taşımaktadır. Günümüzde giberellinin ülkemizde de bağcılık için önemi anlaşılmıştır. Diğer faydalı etkilerine ek olarak, meyve çürümesine engel olucu etkisi de çok değerli bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gibberellinin önemli bir kullanma alanı da Fa melez hıyar üretimidir. Bu kimyasal düzenleyici madde, sadece dişi çiçek açan (gynomonocecious) hıyarlarda belli oranda erkek çiçek meydana getirir. Bu teknik yardımıyla kastrasyon ortadan kalkmakta ve buna ek olarak partenokarp meyva veren melez hıyar tohumu elde edilebilmektedir. Yalnızca dişi çiçek açan hıyar çeşitlerine 1000-1500 ppm GA3 püskürtülerek erkek çiçekler de oluşturulabilmektedir. Yapılan araştırmalar değişik gibberellinlerin bu bakımdan özel etkileri olduğunu ortaya koymuştur.
Kaynak: Genel Bahçe Bitkileri
Prof.Dr. Atila GÜNAY

