Ülke ekonomisinde koyunculuğun yeri
Tüm dünya ülkelerinde ve Türkiyer17;de koyun ve koyun ürünleri ekonomik bakımdan büyük değer taşırlar. Her şeyden önce insan beslenmesi bakımından bu konu başta gelir. Kuzu eti, sevilen, aranan ve yüksek fiyatla satılan değerli bir maddedir. Koyun sütü, yoğurt ve peynir yapımı bakımından çok değerli ve her zaman alıcısı bulunan bir üründür. Koyun sütü, daima inek sütünün iki katı yüksek bir fiyatla satılır. Koyun sütünden yapılan beyaz peynir ve diğer tip peynirler en değerli besin maddeleridir. Bunların ticareti ile uğraşanlar hiçbir zaman ziyan etmez ve anormal fiyat düşüklüğü prohtemi ile karşılaşmazlar. Fransar17;da koyun sütünden iki yüz çeşit peynir imal edilmekte ve konu ekonomik bakımdan büyük bir değer taşımaktadır. Türkiyer17;de koyunların süt verimleri düşük olmasına karşın. köylü işletmesinin ekonomik yapısında koyun sütü önemli bir dayanaktır. Turfanda kuzuculuk ve süt üretimi Türkiyer17;de ve birçok Akdeniz ülkelerinde küçük tarım işletmelerinin en önemli gelir kaynağıdır.
Giyim bakımından yapağı çok önemli bir hammaddedir. Saklanması kolay alıcısı hazır ve fiyatı yeterli olan yapağı, garantili bir ticaret maddesidir. Giyimden başka yatak yorgan halı ve kilim imalatında geniş ölçüde yapağı kullanılır ve yapağının ekonomik hayatta geniş bir yeri vardır. Gerek iç ticarette ve gerekse dış ticarette bu konular daima memleket ölçüsünde bir önem taşır. Türkiye yapağıyı hem satan ve hem de alan bir memleket olarak biraz garip bir durumdadır. Ülke ekonomisinde koyunculuk söz konusu olduğunda bu sorunlar ve özellikle bir örnek yapağı gereksinimi herkesin dikkatini çeker.
Koyunlardan elde edilen kürk, barsak vb. gibi diğer maddeler de çeşitli endüstri bakımından ayrı bir önem ve değere sahiptir. Üstün kaliteli dış kürkler kadar, düşük kaliteli iç kürkler de ekonomik bir değer taşır.
Saf yünden yapılan kumaşlar ve her çeşit dokumalar üstün kaliteli olup fiyatları yüksektir. Bunca sentetik dokumaların yaygınlaşmasına rağmen yünlü giyim maddeleri üstünlüğünü korumaktadır. Özellikle giyimde rahatlık ve sağlık yönünden yönden yapılmış mamul maddeler tercih edilir.
Hayvancılıkla uğraşan işletmelerde, kâr oranını doğrudan etkileyen faktörlerin başında damızlık seçimi gelir.
Verimleri yüksek damızlıkların fazla bulunduğu sürülerde, benzer çevre koşullarına sahip diğer sürülere oranla, birim başına daha yüksek verim alındığı ve böylece işletmenin gelirinin arttığı bilinmektedir.
Hayvan başına verimin artırılması için yapılan çalışmaları iki gurupta toplamak mümkündür. Bunlardan ilki çevre şartlarının iyileştirilmesi, ikincisi ise sürüde verimi yüksek damızlıkların bulunmasıdır.
Daha açık bir ifade ile; süt ve et yönü ön planda tutulan bir koyun sürüsünde; işletmenin gelirinin artırılmasında; uygun bakım-besleme, meradan usulüne uygun yararlanma, koruyucu önlemlerin alınması gibi iyileştirilmiş çevresel şartların yanında, işletmede kullanılan damızlıkların isabetli seçilmesinin de büyük rolü vardır.
Damızlık; gelecek yeni nesil döl gurubunda ebeveyn olma şansı tanınan hayvandır.
İşletmenin kârlılığını etkileyen, kısaca çevre ve kalıtsal yapı olarak adlandırdığımız bu iki faktörden kalıtsal yapının daha önemli olduğu söylenebilir. Çünkü, bakım-besleme başta olmak üzere, çevre koşullarının verim üzerine etkisi kısa zamanda ortaya çıkarken, sürüde kalıtsal yapının iyileştirilmesi daha uzun zaman alır.
Ancak, olumlu çevrenin etkisi ile verimde sağlanan artış, hayvanın kalıtsal yapısı tarafından sınırlandırılır.
Çevre koşulları ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin, örneğin İvesi cinsi koyundan, Merinosun yapağısına eşdeğer kalitede yapağı alınması mümkün değildir.
Yalnızca çevre faktörlerinin olumlu etkisi nedeniyle yüksek verim gösteren bir İvesi koyununun sahip olduğu bu üstünlüğü döllerine aktarması söz konusu değildir.Ebeveyn vasıtasıyla, döllere aktarılan genlerdir. Herhangi bir özelliği doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen genlerin ortaya çıkardığı toplam değer, hayvanın kalıtsal yapısı yani genotipi olarak adlandırılabilir. Ancak kalıtsal yapının etkisinin tam olarak görülebilmesi de, o hayvana sağlanan çevre ile yakından ilişkilidir. Sürüde, kalıtsal yapı değeri yüksek bir koyunun, laktasyon döneminde, sahip olduğu verim özelliklerine uygun süt verebilmesi için ön koşul, bakım beslemenin iyi yapılmış olmasıdır.
Çevre koşullarının iyileştirilmesine paralel olarak yürütülmesi gereken genotipik ıslah, damızlık seçilmesi ve bunların gelecek döl kuşağına katkıda bulunmalarının sağlanmasıyla gerçekleştirilir. Bu süreci r16;Seleksiyonr17; yani damızlık seçimi olarak adlandırmak mümkündür. Kısaca hayvancılıkta kalıtsal yapı ıslahı, ancak damızlık seçimi ile sağlanabilir.
Damızlık seçiminde başarı, üzerinde durulan özelliğin kalıtım derecesi, seçilenlerin üstünlüğü ve döllerinin sayısıyla yakından ilişkilidir.
Seçimde doğrudan damızlıktan saptanan veriler kullanılabildiği gibi, hayvanın ebevynlerine ait bilgilerden de yararlanmak mümkündür. Damızlık seçiminde sağlanacak ilerlemenin bir unsuru da seleksiyon üstünlüğü yani damızlığa ayrılanların sayısıdır. Birçok türde olduğu gibi koyunlarda da erkekler tarafından sağlanan seleksiyon üstünlüğü, dişiler tarafından sağlanana göre oldukça yüksektir. Bunun nedeni bir koyunun, yeni kuşakta bir ya da iki kuzusu olurken, bir koçun o kuşakta 25-80 dölü bulunabilir. Bu durum sürüde hemen hemen her kuşakta eşit sayıda olan erkek ve dişi kuzulardan farklı oranlarda damızlık seçilmesi anlamına gelir.
Yeni kuşakta elde edilen dişi kuzuların hemen tamamı damızlık olarak ayrılırken, erkeklerden % 4-5 i damızlık olarak ayrılır.
Yetiştiricinin, doğal olarak kendi koşullarında yüksek verimli hayvanlarının döllerinin sayısını artırarak, sürünün kalıtsal değerini, yükseltme çabasında olması beklenir.
Bu çabanın başarılı olması, üzerinde durulan özelliklere ait değerlerin tespit edilmesine, hayvanların benzer şartlarda karşılaştırılarak damızlık değerlerinin isabetli tahminine bağlıdır ve elde edilen başarı da fenotipte yani hayvanın dış görünüşünde oluşan değişim ile ölçülür.
İlk aşamada her hayvan için damızlık değerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Sürüde bireylerin damızlık değerlerinin belirlenmesinde, üzerinde durulan özelliğe ait dış görünüşü ve verim ile ilişkisi olduğu düşünülen çeşitli gözlemlerin, ölçümlerin tespit edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla, sürüde koç ve koyunların damızlık seçimine esas teşkil edecek olan soy kütüğü, şecere ve verime ilişkin kayıtların düzenli ve sağlıklı olarak tutulması zorunlu olmaktadır.
Çoğunlukla sürü yönetiminin hakim olduğu ve belirtilen kayıtların tutulmadığı koyunculuk işletmelerinde, damızlık seçiminde dış yapı özellikleri ve gelişme durumuna bakılır. Ancak unutulmamalıdır ki, farklı kalıtsal yapıları, dış görünüşlere göre tespit etmek oldukça zordur. Hayvanın tespit edilen verimlere göre yapılan damızlık seçimi de, her zaman doğru değildir. Ama kayıt tutulmayan, ya da yeni kurulan sürülerde, başlangıçta iyi kalıtsal yapılı hayvanların tespit edilmesi amacıyla, hayvanlarda saptanan dış görünüş değerleri, sağlam dış yapı, sağlam meme ve tırnak, vücudun yapağı ile örtülme derecesi gibi fiziksel değerlendirmelere başvurmaktan başka çare yoktur.
Koyunculukta, damızlık seçiminde en etkili yolun kayıtlı yetiştiriciliğin yapılması ve özellikle koçların yavru verimlerinin dikkate alınarak değerlendirilmesi olduğu kabul edilmelidir.
Bununla birlikte damızlık seçiminde koyunlarda dış yapıya bakarak bazı hususlara dikkat etmek gerekir.
-Sütçü Koyun ırklarında, yapının biraz daha küçük ve zarif olması istenmesine rağmen, genelde başın anormal büyük ya da küçük olması tercih edilmez. Çünkü kaba bir yapı ve büyükbaş düşük verime işarettir.
- Boyunun üst çizgisi düz ve vücutla bağlantısı uygun olmalıdır. Koçlarda boyun biraz daha kısa ve kalındır.
- Göğüsün ise genelde geniş ve derin olması istenir.
- Sırt düz ve sağlam olmalıdır. Kas gelişimi iyi olmayan çukur sırt arzu edilmez. Sırt etçi koyunlarda dolgun, sütçülerde ise daha yüksek ve kemikli durumdadır.
- Bel özellikle etçi koyunlarda düz kuvvetli ve bol etlidir.
- Sağrı uzun geniş ve etli olmalıdır. Sağrının düşük olması arzu edilmez.
- Karın aşırı sarkık olmamalı ve karın alt çizgisi düz olmalıdır.
-Bacaklar düzgün duruşlu ve kuvvetli olmalıdır. Sütçü ırklarda bacak daha uzun ve kuru olur.
-Cidago özellikle sütçü ırklarda dar ve yüksek durumdadır.
-Kulak, kalın ve sıkı derili olmalıdır. Kulak sağlam yapıyı belirler. Uzun kulağın ise süt verimine işaret ettiği kabul edilir.
- Derinin aşırı kalın ya da gevşek olmaması gerekir. Süt hayvanlarında kemik yapısının ince, memelerin hacimli ve bezel meme yapısında olması istenir. Meme başı sayısının ikiden fazla olması süt verimine işaret etmez.
Üreticilerin koyun sürülerinin verimlerini arttırmak için damızlık seçimine gereken özeni göstermeleri gerekir.
Keçiler geviş getiren diğer hayvanlara kıyasla elverişsiz çevre şartlarına daha dayanıklıdır. Meralardan çok iyi yararlanabilirler.
İyi bir süt keçisi yaklaşık on ay sağılabilir ve günde ortalama 2 kg süt verebilir. Bu açıdan süt keçilerinin hiç yemlenmeden, sadece merada beslenmeleri düşünülemez. Çünkü istenilen süt ve döl veriminin elde edilmesi beslemeyle yakından ilişkilidir.
Üreticilerin sahip oldukları, et ve süt verimleri düşük yerli ırk keçileri elden çıkararak, yerine yüksek verimli kültür ırkı hayvanları koymaları ekonomik olmayabilir.
Bu nedenle süt keçiciliğinin geliştirilmesinin esası melezleme çalışmalarına dayanır. Ancak melezleme çalışmalarının başarılı olabilmesi için damızlıkların yüksek verimli hayvanlardan seçilmesine dikkat edilmelidir. Sonraki melezleme çalışmalarına elde edilen melez keçilerle devam edilebilir.
Dünya'da keçi yetiştiriciliğinde yerli ırkların ıslah edilmesi amacıyla en çok Saanen ırkı keçiler kullanılır.
Bunun nedeni Saanen Keçisinin farklı iklim ve çevre koşullarına kolayca uyabilmesidir Böylece bir çok ülkede yerli keçilerin ıslahında Saanen Keçileri kullanılarak yüksek verimli yerli keçi tipleri elde edilmiştir. İyi bakım ve besleme koşullarında 2,5 yaşın üstündeki bir Saanen Keçisi bir sağım döneminde 280-300 gün sağılabilmekte ve toplam 700-900 kg süt verebilmektedir.
Saanen Keçileri İsviçre kökenli süt ve döl verimi yüksek hayvanlardır. Saanen Keçisinin vücudu beyaz veya parlak krem rengi kısa kıllarla kaplıdır. Deri rengi pembemsidir. Omuz, sağrı ve sırt çizgisi üstündeki kıllar daha uzundur. Tekelerin sakal ve yelesinde uzun kıllar oluşmuştur. Tekelerin canlı ağırlığı 75 kğ'a kadar çıkabilmektedir.
Dişilerin vücudu süt tipine uygun zayıf ve ince bir yapıya sahiptir ve canlı ağırlıkları 50 kg civarındadır.
Bacakları düzgün ve sağlam yapılı yol yürümeye elverişlidir. Meme yapısı çok iyi gelişmiş ve vücuda bağlantısı geniş koltuk meme tipindedir. Döl verimleri yüksektir. Çoğunlukla ikiz veya üçüz oğlak verir.
Saf olarak da yetiştirilen Saanen keçileri ülkemizde de yerli ırklarımızın ıslahında kullanılır. Özellikle Ege Bölgesinde kıl keçilerinin ıslahında Saanen Keçisi tekeleri başarı ile kullanılmaktadır.
Saanen Keçisi ile kıl keçisi melezlerinin yerli ırklara göre süt verimi fazla, canlı ağırlıkları ve et kalitesi yüksektir. 300 başlık yerli kıl keçisi sürüsünden elde edilebilecek süt, 50-60 başlık melezlenmiş bir sürüden sağlanabilir.
Melezlerde ikiz doğum oranı yerli ırklara göre daha yüksektir. Elde edilen bu melez keçiler, Saanen tekeleri ile tekrar çiftleştirilerek, daha ileri melezler elde etmek de mümkündür.
Teke Katımı
Teke katım zamanı bölgelere göre değişir. Aşım mevsimi öncesi keçilerin ve tekelerin özel bir yemlemeye alınması faydalıdır. Böylece kısırlık riski azalırken, ikiz ve üçüz doğumların artması mümkün olabilir.
Keçilerde teke katma işlemi "serbest katım" ve "elden katım" olarak iki şekilde yapılabilir.
Serbest Katım
Serbest katım yönteminde 30-35 keçiye ergin bir teke hesabı ile katım yapılır. Eğer teke genç ise, 15 keçiye bir teke hesap edilir.
Elden Katım
Elden katım yönteminde, kayıt tutma imkanı olduğundan hangi dişinin hangi tekeye verileceği bilinir.
Böylece sürünün verimce iyileştirilmesinin devamı sağlanabilir.
Keçilerin gebelik süresi 145-155 gündür. Gebeliğin son 4-6'ıncı haftasında yavrunun gelişimi hızlı olduğu için anneye iyi bakım ve besleme uygulanmalıdır.
Doğum yaklaştığında keçilerin ayrı bir bölmeye alınması tavsiye edilir. Bölme tabanına bol altlık serilir. Doğumdan sonraki 3-5 gün yavruya ağız sütü mutlaka verilmelidir. Oğlaklar ilk iki ay annelerini emer, fazla süt ise sağılır.
Sağımda meme bakımına ve temizliğine gereken özen gösterilmelidir. Sağım sırasında temizlik kurallarına uyarak keçi sütünde istenmeyen kokuları azaltmak yetiştiricinin elindedir.
Ülkemizde keçi sütleri inek ve koyun sütleri ile karıştırılarak işlenmektedir. Keçi sütü kuru madde ve yağ içeriği bakımından inek sütünden geri kalmaz.
Keçilerin barınakları ise gereksinimlerini karşılayacak düzeyde ve mümkün olduğunca düşük maliyetli olmalıdır. Kapalı keçi ağılı yapımında gerekli standartlara uyulmalıdır. Ilıman bölgelerde sundurma tipi ağıllar tercih edilebilir.
Bu konuda üretim yapmak isteyen yetiştiricilerimiz detaylı bilgi almak için Tarım il müdürlüklerine müracaat edebilirler.
Tüm dünya ülkelerinde ve Türkiyer17;de koyun ve koyun ürünleri ekonomik bakımdan büyük değer taşırlar. Her şeyden önce insan beslenmesi bakımından bu konu başta gelir. Kuzu eti, sevilen, aranan ve yüksek fiyatla satılan değerli bir maddedir. Koyun sütü, yoğurt ve peynir yapımı bakımından çok değerli ve her zaman alıcısı bulunan bir üründür. Koyun sütü, daima inek sütünün iki katı yüksek bir fiyatla satılır. Koyun sütünden yapılan beyaz peynir ve diğer tip peynirler en değerli besin maddeleridir. Bunların ticareti ile uğraşanlar hiçbir zaman ziyan etmez ve anormal fiyat düşüklüğü prohtemi ile karşılaşmazlar. Fransar17;da koyun sütünden iki yüz çeşit peynir imal edilmekte ve konu ekonomik bakımdan büyük bir değer taşımaktadır. Türkiyer17;de koyunların süt verimleri düşük olmasına karşın. köylü işletmesinin ekonomik yapısında koyun sütü önemli bir dayanaktır. Turfanda kuzuculuk ve süt üretimi Türkiyer17;de ve birçok Akdeniz ülkelerinde küçük tarım işletmelerinin en önemli gelir kaynağıdır.
Giyim bakımından yapağı çok önemli bir hammaddedir. Saklanması kolay alıcısı hazır ve fiyatı yeterli olan yapağı, garantili bir ticaret maddesidir. Giyimden başka yatak yorgan halı ve kilim imalatında geniş ölçüde yapağı kullanılır ve yapağının ekonomik hayatta geniş bir yeri vardır. Gerek iç ticarette ve gerekse dış ticarette bu konular daima memleket ölçüsünde bir önem taşır. Türkiye yapağıyı hem satan ve hem de alan bir memleket olarak biraz garip bir durumdadır. Ülke ekonomisinde koyunculuk söz konusu olduğunda bu sorunlar ve özellikle bir örnek yapağı gereksinimi herkesin dikkatini çeker.
Koyunlardan elde edilen kürk, barsak vb. gibi diğer maddeler de çeşitli endüstri bakımından ayrı bir önem ve değere sahiptir. Üstün kaliteli dış kürkler kadar, düşük kaliteli iç kürkler de ekonomik bir değer taşır.
Saf yünden yapılan kumaşlar ve her çeşit dokumalar üstün kaliteli olup fiyatları yüksektir. Bunca sentetik dokumaların yaygınlaşmasına rağmen yünlü giyim maddeleri üstünlüğünü korumaktadır. Özellikle giyimde rahatlık ve sağlık yönünden yönden yapılmış mamul maddeler tercih edilir.
Hayvancılıkla uğraşan işletmelerde, kâr oranını doğrudan etkileyen faktörlerin başında damızlık seçimi gelir.
Verimleri yüksek damızlıkların fazla bulunduğu sürülerde, benzer çevre koşullarına sahip diğer sürülere oranla, birim başına daha yüksek verim alındığı ve böylece işletmenin gelirinin arttığı bilinmektedir.
Hayvan başına verimin artırılması için yapılan çalışmaları iki gurupta toplamak mümkündür. Bunlardan ilki çevre şartlarının iyileştirilmesi, ikincisi ise sürüde verimi yüksek damızlıkların bulunmasıdır.
Daha açık bir ifade ile; süt ve et yönü ön planda tutulan bir koyun sürüsünde; işletmenin gelirinin artırılmasında; uygun bakım-besleme, meradan usulüne uygun yararlanma, koruyucu önlemlerin alınması gibi iyileştirilmiş çevresel şartların yanında, işletmede kullanılan damızlıkların isabetli seçilmesinin de büyük rolü vardır.
Damızlık; gelecek yeni nesil döl gurubunda ebeveyn olma şansı tanınan hayvandır.
İşletmenin kârlılığını etkileyen, kısaca çevre ve kalıtsal yapı olarak adlandırdığımız bu iki faktörden kalıtsal yapının daha önemli olduğu söylenebilir. Çünkü, bakım-besleme başta olmak üzere, çevre koşullarının verim üzerine etkisi kısa zamanda ortaya çıkarken, sürüde kalıtsal yapının iyileştirilmesi daha uzun zaman alır.
Ancak, olumlu çevrenin etkisi ile verimde sağlanan artış, hayvanın kalıtsal yapısı tarafından sınırlandırılır.
Çevre koşulları ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin, örneğin İvesi cinsi koyundan, Merinosun yapağısına eşdeğer kalitede yapağı alınması mümkün değildir.
Yalnızca çevre faktörlerinin olumlu etkisi nedeniyle yüksek verim gösteren bir İvesi koyununun sahip olduğu bu üstünlüğü döllerine aktarması söz konusu değildir.Ebeveyn vasıtasıyla, döllere aktarılan genlerdir. Herhangi bir özelliği doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen genlerin ortaya çıkardığı toplam değer, hayvanın kalıtsal yapısı yani genotipi olarak adlandırılabilir. Ancak kalıtsal yapının etkisinin tam olarak görülebilmesi de, o hayvana sağlanan çevre ile yakından ilişkilidir. Sürüde, kalıtsal yapı değeri yüksek bir koyunun, laktasyon döneminde, sahip olduğu verim özelliklerine uygun süt verebilmesi için ön koşul, bakım beslemenin iyi yapılmış olmasıdır.
Çevre koşullarının iyileştirilmesine paralel olarak yürütülmesi gereken genotipik ıslah, damızlık seçilmesi ve bunların gelecek döl kuşağına katkıda bulunmalarının sağlanmasıyla gerçekleştirilir. Bu süreci r16;Seleksiyonr17; yani damızlık seçimi olarak adlandırmak mümkündür. Kısaca hayvancılıkta kalıtsal yapı ıslahı, ancak damızlık seçimi ile sağlanabilir.
Damızlık seçiminde başarı, üzerinde durulan özelliğin kalıtım derecesi, seçilenlerin üstünlüğü ve döllerinin sayısıyla yakından ilişkilidir.
Seçimde doğrudan damızlıktan saptanan veriler kullanılabildiği gibi, hayvanın ebevynlerine ait bilgilerden de yararlanmak mümkündür. Damızlık seçiminde sağlanacak ilerlemenin bir unsuru da seleksiyon üstünlüğü yani damızlığa ayrılanların sayısıdır. Birçok türde olduğu gibi koyunlarda da erkekler tarafından sağlanan seleksiyon üstünlüğü, dişiler tarafından sağlanana göre oldukça yüksektir. Bunun nedeni bir koyunun, yeni kuşakta bir ya da iki kuzusu olurken, bir koçun o kuşakta 25-80 dölü bulunabilir. Bu durum sürüde hemen hemen her kuşakta eşit sayıda olan erkek ve dişi kuzulardan farklı oranlarda damızlık seçilmesi anlamına gelir.
Yeni kuşakta elde edilen dişi kuzuların hemen tamamı damızlık olarak ayrılırken, erkeklerden % 4-5 i damızlık olarak ayrılır.
Yetiştiricinin, doğal olarak kendi koşullarında yüksek verimli hayvanlarının döllerinin sayısını artırarak, sürünün kalıtsal değerini, yükseltme çabasında olması beklenir.
Bu çabanın başarılı olması, üzerinde durulan özelliklere ait değerlerin tespit edilmesine, hayvanların benzer şartlarda karşılaştırılarak damızlık değerlerinin isabetli tahminine bağlıdır ve elde edilen başarı da fenotipte yani hayvanın dış görünüşünde oluşan değişim ile ölçülür.
İlk aşamada her hayvan için damızlık değerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Sürüde bireylerin damızlık değerlerinin belirlenmesinde, üzerinde durulan özelliğe ait dış görünüşü ve verim ile ilişkisi olduğu düşünülen çeşitli gözlemlerin, ölçümlerin tespit edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla, sürüde koç ve koyunların damızlık seçimine esas teşkil edecek olan soy kütüğü, şecere ve verime ilişkin kayıtların düzenli ve sağlıklı olarak tutulması zorunlu olmaktadır.
Çoğunlukla sürü yönetiminin hakim olduğu ve belirtilen kayıtların tutulmadığı koyunculuk işletmelerinde, damızlık seçiminde dış yapı özellikleri ve gelişme durumuna bakılır. Ancak unutulmamalıdır ki, farklı kalıtsal yapıları, dış görünüşlere göre tespit etmek oldukça zordur. Hayvanın tespit edilen verimlere göre yapılan damızlık seçimi de, her zaman doğru değildir. Ama kayıt tutulmayan, ya da yeni kurulan sürülerde, başlangıçta iyi kalıtsal yapılı hayvanların tespit edilmesi amacıyla, hayvanlarda saptanan dış görünüş değerleri, sağlam dış yapı, sağlam meme ve tırnak, vücudun yapağı ile örtülme derecesi gibi fiziksel değerlendirmelere başvurmaktan başka çare yoktur.
Koyunculukta, damızlık seçiminde en etkili yolun kayıtlı yetiştiriciliğin yapılması ve özellikle koçların yavru verimlerinin dikkate alınarak değerlendirilmesi olduğu kabul edilmelidir.
Bununla birlikte damızlık seçiminde koyunlarda dış yapıya bakarak bazı hususlara dikkat etmek gerekir.
-Sütçü Koyun ırklarında, yapının biraz daha küçük ve zarif olması istenmesine rağmen, genelde başın anormal büyük ya da küçük olması tercih edilmez. Çünkü kaba bir yapı ve büyükbaş düşük verime işarettir.
- Boyunun üst çizgisi düz ve vücutla bağlantısı uygun olmalıdır. Koçlarda boyun biraz daha kısa ve kalındır.
- Göğüsün ise genelde geniş ve derin olması istenir.
- Sırt düz ve sağlam olmalıdır. Kas gelişimi iyi olmayan çukur sırt arzu edilmez. Sırt etçi koyunlarda dolgun, sütçülerde ise daha yüksek ve kemikli durumdadır.
- Bel özellikle etçi koyunlarda düz kuvvetli ve bol etlidir.
- Sağrı uzun geniş ve etli olmalıdır. Sağrının düşük olması arzu edilmez.
- Karın aşırı sarkık olmamalı ve karın alt çizgisi düz olmalıdır.
-Bacaklar düzgün duruşlu ve kuvvetli olmalıdır. Sütçü ırklarda bacak daha uzun ve kuru olur.
-Cidago özellikle sütçü ırklarda dar ve yüksek durumdadır.
-Kulak, kalın ve sıkı derili olmalıdır. Kulak sağlam yapıyı belirler. Uzun kulağın ise süt verimine işaret ettiği kabul edilir.
- Derinin aşırı kalın ya da gevşek olmaması gerekir. Süt hayvanlarında kemik yapısının ince, memelerin hacimli ve bezel meme yapısında olması istenir. Meme başı sayısının ikiden fazla olması süt verimine işaret etmez.
Üreticilerin koyun sürülerinin verimlerini arttırmak için damızlık seçimine gereken özeni göstermeleri gerekir.
Keçiler geviş getiren diğer hayvanlara kıyasla elverişsiz çevre şartlarına daha dayanıklıdır. Meralardan çok iyi yararlanabilirler.
İyi bir süt keçisi yaklaşık on ay sağılabilir ve günde ortalama 2 kg süt verebilir. Bu açıdan süt keçilerinin hiç yemlenmeden, sadece merada beslenmeleri düşünülemez. Çünkü istenilen süt ve döl veriminin elde edilmesi beslemeyle yakından ilişkilidir.
Üreticilerin sahip oldukları, et ve süt verimleri düşük yerli ırk keçileri elden çıkararak, yerine yüksek verimli kültür ırkı hayvanları koymaları ekonomik olmayabilir.
Bu nedenle süt keçiciliğinin geliştirilmesinin esası melezleme çalışmalarına dayanır. Ancak melezleme çalışmalarının başarılı olabilmesi için damızlıkların yüksek verimli hayvanlardan seçilmesine dikkat edilmelidir. Sonraki melezleme çalışmalarına elde edilen melez keçilerle devam edilebilir.
Dünya'da keçi yetiştiriciliğinde yerli ırkların ıslah edilmesi amacıyla en çok Saanen ırkı keçiler kullanılır.
Bunun nedeni Saanen Keçisinin farklı iklim ve çevre koşullarına kolayca uyabilmesidir Böylece bir çok ülkede yerli keçilerin ıslahında Saanen Keçileri kullanılarak yüksek verimli yerli keçi tipleri elde edilmiştir. İyi bakım ve besleme koşullarında 2,5 yaşın üstündeki bir Saanen Keçisi bir sağım döneminde 280-300 gün sağılabilmekte ve toplam 700-900 kg süt verebilmektedir.
Saanen Keçileri İsviçre kökenli süt ve döl verimi yüksek hayvanlardır. Saanen Keçisinin vücudu beyaz veya parlak krem rengi kısa kıllarla kaplıdır. Deri rengi pembemsidir. Omuz, sağrı ve sırt çizgisi üstündeki kıllar daha uzundur. Tekelerin sakal ve yelesinde uzun kıllar oluşmuştur. Tekelerin canlı ağırlığı 75 kğ'a kadar çıkabilmektedir.
Dişilerin vücudu süt tipine uygun zayıf ve ince bir yapıya sahiptir ve canlı ağırlıkları 50 kg civarındadır.
Bacakları düzgün ve sağlam yapılı yol yürümeye elverişlidir. Meme yapısı çok iyi gelişmiş ve vücuda bağlantısı geniş koltuk meme tipindedir. Döl verimleri yüksektir. Çoğunlukla ikiz veya üçüz oğlak verir.
Saf olarak da yetiştirilen Saanen keçileri ülkemizde de yerli ırklarımızın ıslahında kullanılır. Özellikle Ege Bölgesinde kıl keçilerinin ıslahında Saanen Keçisi tekeleri başarı ile kullanılmaktadır.
Saanen Keçisi ile kıl keçisi melezlerinin yerli ırklara göre süt verimi fazla, canlı ağırlıkları ve et kalitesi yüksektir. 300 başlık yerli kıl keçisi sürüsünden elde edilebilecek süt, 50-60 başlık melezlenmiş bir sürüden sağlanabilir.
Melezlerde ikiz doğum oranı yerli ırklara göre daha yüksektir. Elde edilen bu melez keçiler, Saanen tekeleri ile tekrar çiftleştirilerek, daha ileri melezler elde etmek de mümkündür.
Teke Katımı
Teke katım zamanı bölgelere göre değişir. Aşım mevsimi öncesi keçilerin ve tekelerin özel bir yemlemeye alınması faydalıdır. Böylece kısırlık riski azalırken, ikiz ve üçüz doğumların artması mümkün olabilir.
Keçilerde teke katma işlemi "serbest katım" ve "elden katım" olarak iki şekilde yapılabilir.
Serbest Katım
Serbest katım yönteminde 30-35 keçiye ergin bir teke hesabı ile katım yapılır. Eğer teke genç ise, 15 keçiye bir teke hesap edilir.
Elden Katım
Elden katım yönteminde, kayıt tutma imkanı olduğundan hangi dişinin hangi tekeye verileceği bilinir.
Böylece sürünün verimce iyileştirilmesinin devamı sağlanabilir.
Keçilerin gebelik süresi 145-155 gündür. Gebeliğin son 4-6'ıncı haftasında yavrunun gelişimi hızlı olduğu için anneye iyi bakım ve besleme uygulanmalıdır.
Doğum yaklaştığında keçilerin ayrı bir bölmeye alınması tavsiye edilir. Bölme tabanına bol altlık serilir. Doğumdan sonraki 3-5 gün yavruya ağız sütü mutlaka verilmelidir. Oğlaklar ilk iki ay annelerini emer, fazla süt ise sağılır.
Sağımda meme bakımına ve temizliğine gereken özen gösterilmelidir. Sağım sırasında temizlik kurallarına uyarak keçi sütünde istenmeyen kokuları azaltmak yetiştiricinin elindedir.
Ülkemizde keçi sütleri inek ve koyun sütleri ile karıştırılarak işlenmektedir. Keçi sütü kuru madde ve yağ içeriği bakımından inek sütünden geri kalmaz.
Keçilerin barınakları ise gereksinimlerini karşılayacak düzeyde ve mümkün olduğunca düşük maliyetli olmalıdır. Kapalı keçi ağılı yapımında gerekli standartlara uyulmalıdır. Ilıman bölgelerde sundurma tipi ağıllar tercih edilebilir.
Bu konuda üretim yapmak isteyen yetiştiricilerimiz detaylı bilgi almak için Tarım il müdürlüklerine müracaat edebilirler.

