Arılar bu ayda kovan içersinde uçma deliğine yakın bal kemerli petekler üzerinde, -çatı üzerine dizilmiş kiremitler gibi yüzleri ballı tarafa dönük olarak salkım halinde kalmaktadırlar. Peteğin diğer yüzeylerinde de aynı şekilde kalmakta oldukları 2 çerçeve arasında sırt sırta dizilmiş olarak bulunduklarından bu yumak içersinde ısı kaybı en aza inmiştir.
Kovanların içeride kapalı yerde veya dışarıda açıkta bulunduğu yerdeki fazla bir sıcaklık, sarsıntı, ışık, bozuk hava, sis, duman ve kalitesiz yiyecekler bu düzenin, bu sükûnetin bozulmasına sebep olabilir. Rahatı bozulan arı ailesi bir süre sonra rahata kovuşursa da ailenin sıhhat ve sağlığında derece derece olumsuz etkile? bırakabilir.
Örneğin daha fazla bal tüketerek açlıkla karşı karşıya gelmeye, yorularak ömrünün kısalmasına, telaş ile dışarı çıkarak soğuktan ölmelerine neden olabilir.
Bu sebeplerle Ocak ayında şu hususları göz önünde tutmalıdır.
1- Arılar kapalı bir yerde kışlatılırlar ise, ısı (0) dereceden aşığı (7-
8) dereceden yukarı olmamalıdır.
2- Uçma delikleri biraz daraltılmış, fakat katiyen boydan boya kapatılmış olmamalı, 9 mm. yükseklikte ve 5-20 cm. uzunlukta uçma deliği açık bulunmalıdır.
3- Uçma delikleri sık elek teli ile kapatılmış olsa dahi, mutlaka on
lara bir geçit bırakılmalı ve tel arasında ölü anların birikinti yaparak
uçma deliğinden havanın girmesine mani olunmaması için ucu eğritil
miş kalın bir tel veya yine ucu eğrilmiş uzunca bir çivi ile uçma deliği
içindeki ölü arılar çıkarılmalıdır.
4- Üzerlerinde kar birikmişse bunları temizleyeceğim diye kovan
larda sarsıntı yapılmamalıdır.
5- Havaların bazen iyi gitmekte olduğuna aldanarak kovanlar açmamalıdır. Kovan içindeki arı toplumu arasındaki 25-30 derecelik ısının düşmesine sebep olunur.
6- Nadiren de olsa bazı kovanlarda ana arı yumurta bırakmaya başlar ve kovanda, arı topluluğunda ısı, dışta 14, merkezde ana arının bulunduğu yerde 34 dereceye çıkar.
Ocak Ayında Şu Hususlar da Unutulmamalı
Ekim ve kasım aylarında hazırlanarak kışa sokulmuş kovanlar şimdi dışarıdadır.
Kar içinde az da olsa hava değişimi olabileceği gibi, uçma deliği çevresindeki kar içerden gelerek sıcaklık eriterek, önde genişçe bir kar içi boşluğu da meydana getirir.
Ancak karlar eridiğinde, kovanların uçma deliklerini içerde ölmüş arılar tıkamışsa bir çöple sıyırıp atmalıdır.
Kışa girerken, kovanların arka kısmını iki ila dört santimetre kaldırıp da öne doğru hafif bir meyil verdiyseniz, kovandaki hava değişimini çok kolaylaştıracağı gibi dip tahtasına sızan suların akımını da sağlar.
Eğer havanın sıcaklığı arılan çıkmaya teşvik için yeteri derecede fazla ve kovanların önü karlı ise saman, kuru ot veya kül yaymak faydalı olacaktır. Zira 14 derecelik ısıda arılar uçuş yapacaklar, kar üzerine konanlar ise soğuğa dayanamayarak öleceklerdir.
Şayet bir kaç adet zayıf ve küçük ruşet kovanız varsa, bunları çok kuru bir mahzene kapatınız. Havalar müsaade ettiği zaman bunlar tekrar çıkarılabilir.
Arıların kışın oturma odalarında ya da ahırlarda kışlatmak büyük bir tedbirsizliktir. Zira ısının sık sık değişeceği, gürültü, patırdı ve yüksek sühunet olacağı bu gibi yerlerde arılar rahatsız olup fazla bal sarf edecekleri gibi ishal hastalığına da yakalanırlar.
Arılar soğuklardan daha çok kovandaki nem oranının yüksekliğin-' den etkilenirler. Son yıllarda Yunan, Bulgar ve Fransız arıcıları kovan dip tahtası ortasında geniş kuturlu delikler açarak buraları paslanmaz çelik kafes tellerle kapatmaktadırlar. Yaz kış açık duran bu deliklerden mükemmel bir havalanma sağlanmakta ve arılar kışı çok daha emniyetli geçirmektedirler. Bu taktirde kovanlar, atalarımızın "yazın örtü, kışın kuytu" deyimine uyarak rüzgar tutmayan yerde olmalıdır.
Arı, Kış ve Kar
Bazı arıcılar, eskiden yapılmış olan tavsiyelere uyarak, kışın ılık, fakat karlı günlerinde, arılar dışarı çıkıp kar üzerine konarak ölmesinler diye uçma deliklerinin önünü kafes tel ile kapatırlar. Bu kapatma uzun süreli olursa sakıncalıdır.
Faydası zararından az olur. Tel kafes arkasında ölen arılar uç deliğini kapatarak hava akımının önlenmesine, anların havasızlık ve rutubetten sönmesine sebep olur.
Ormanlarda ağaç kovukları içinde, dağlarda kaya oyuklarında meskenlerin duvar boşluklarına yerleşmiş an ailelerinin önündeki veya üzerindeki karları temizleyecek ne bir insan ne de başka sihirli bir el mevcut değildir.
Çok don olan gecelerde, bazı amatör arıcıların, hava biraz açılınca çıkarırım diyerek, kovan uçma deliklerine pamuk tıkaması da doğru değildir. Arıların sönmesine neden olur.
Arıcının Diğer ?şleri
1- Uzun kış gecelerinde Analık kitaplarının ve Ansiklopedilerin anlarla ilgili konuların tekrar tekrar okunması her yönden faydalı olacaktır.
2-?lkbahar ve yaz başlangıcındaki yoğun işler zamanında sıkıntı
çekmemek için, kovan çerçevelerinin temizliği onarımı ve tellenmesi
göz ardı edilmemelidir.
3-Eskiyen Arıcılık malzemeleri mümkünse tamir edilmeli değilse
fiyatların bu aylarda daha da ucuz olacağını nazara alarak gerekli siparişler verilmelidir.
Kışta Arı ve Arıcılık
Kovandaki petekler üzerinde bulunan arılar kışın, damlardaki kiremitler gibi birbirlerinin üzerine yerleşmişlerdir. Birinin başı, diğerinin karnına doğru sokulmuş durumdadır. Peteğin aşağısından yukarısına doğru, bal kemerine varıncaya kadar sıralanmışlardır. En üstte yani (bal kemerine yakın) en ön safta bulunanlar, bal yedikten sonra çekilerek, onlann yerine alt sıralardakiler gelirler. B^u suretle sırayla ve düzeni bozmadan karınlarını doyurarak gerekli ısıyı sağlarlar.
Kovanda yeteri miktarda besin bulunduğu takdirde, dışarıdaki ısı sıfıra ve hatta sıfırın çok daha altına bile düşse arılar bundan zarar görmezler. Ailesi topluluğundan ayrılmış tek bir arı, artı 8 derecenin altındaki bir sıcaklığa bile dayanamaz ölür. Toplu durumdaki anlar ise eksi 12 dereceye kadar tehlikesizce uyuşuk durumda kalabilirler.
Anların kışın kovan içinde ve toplum arasında, yerlerini pek düzgün bir halde değiştirdiklerini söylemiştik. Bu yer değiştirme işi, soğuk havalarda yalnız anların dizildiği peteklerdeki çerçevelerde olur. Bir çerçevede bal bittiği zaman arılar diğer bir çerçeveye geçemezler, dolayısıyla da kovanın diğer çevrelerinde bal olduğu halde bile arılar açlıktan ölebilirler. Kovanda bal olduğu halde arıların neden ölmüş olduğunu pek çok soran arıcılara verilecek cevap budur.
2.000 arılık küçük bir aile, ayda 500 gram kadar bal yer. 20.000 anlı bir kovanın tüketeceği bal da bu miktardan fazla değildir. Şu halde kışa sokulan an aileleri kuvvetli olmalıdır. 3-4 çerçeveden daha az yeri işgal etmiş anlar kışı emniyetle geçiremeyeceği gibi, baharda da gelişemez ve yazın da verimli olamazlar.
Marmara bölgesinde ana arının yumurtlaması Şubat ayında başlar.
Hava arıların çıkışına elverişli ise ve çevrede de ballı çiçekler yoksa kovandaki bal tüketimi önemli derecede artar. Kovanların bazen ön, ya da arka taraflarından kaldırarak kovandaki bal miktarını aşağı yukarı tahmin etmeliyiz.
Avrupa'da bir arıcılık araştırma enstitüsü, yorgun bir arının 1 günde yiyeceği bal miktarı 12 mg.dir diyor, bu miktar faaliyet göstermeyen veya yarı faaliyetteki bir arı için 3 miligrama düşmektedir. Yani 1000 an için günde 3-12 gramdır.
Arıcılar şurasını unutmamalıdır ki, ana arının yumurtlamaya başlaması ile kovanda tüketilecek olan bal miktarı da-kurtçukların yetişmeye başlaması - yüzünden çok önemli miktarda artacaktır.
Kovandaki yedek besin, temiz nektar balından teşekkül ediliyorsa, anlar kış boyunca bütün pisliklerini bağırsaklarında biriktirir ve kovandan hiç çıkmazlar. Eğer yedek besin karışık veya bozuksa ve bilhassa usare balını ihtiva ediyorsa anların ishale tutuldukları ve kovanın içini kirlettikleri görülür.
Kovanların içeride kapalı yerde veya dışarıda açıkta bulunduğu yerdeki fazla bir sıcaklık, sarsıntı, ışık, bozuk hava, sis, duman ve kalitesiz yiyecekler bu düzenin, bu sükûnetin bozulmasına sebep olabilir. Rahatı bozulan arı ailesi bir süre sonra rahata kovuşursa da ailenin sıhhat ve sağlığında derece derece olumsuz etkile? bırakabilir.
Örneğin daha fazla bal tüketerek açlıkla karşı karşıya gelmeye, yorularak ömrünün kısalmasına, telaş ile dışarı çıkarak soğuktan ölmelerine neden olabilir.
Bu sebeplerle Ocak ayında şu hususları göz önünde tutmalıdır.
1- Arılar kapalı bir yerde kışlatılırlar ise, ısı (0) dereceden aşığı (7-
8) dereceden yukarı olmamalıdır.
2- Uçma delikleri biraz daraltılmış, fakat katiyen boydan boya kapatılmış olmamalı, 9 mm. yükseklikte ve 5-20 cm. uzunlukta uçma deliği açık bulunmalıdır.
3- Uçma delikleri sık elek teli ile kapatılmış olsa dahi, mutlaka on
lara bir geçit bırakılmalı ve tel arasında ölü anların birikinti yaparak
uçma deliğinden havanın girmesine mani olunmaması için ucu eğritil
miş kalın bir tel veya yine ucu eğrilmiş uzunca bir çivi ile uçma deliği
içindeki ölü arılar çıkarılmalıdır.
4- Üzerlerinde kar birikmişse bunları temizleyeceğim diye kovan
larda sarsıntı yapılmamalıdır.
5- Havaların bazen iyi gitmekte olduğuna aldanarak kovanlar açmamalıdır. Kovan içindeki arı toplumu arasındaki 25-30 derecelik ısının düşmesine sebep olunur.
6- Nadiren de olsa bazı kovanlarda ana arı yumurta bırakmaya başlar ve kovanda, arı topluluğunda ısı, dışta 14, merkezde ana arının bulunduğu yerde 34 dereceye çıkar.
Ocak Ayında Şu Hususlar da Unutulmamalı
Ekim ve kasım aylarında hazırlanarak kışa sokulmuş kovanlar şimdi dışarıdadır.
Kar içinde az da olsa hava değişimi olabileceği gibi, uçma deliği çevresindeki kar içerden gelerek sıcaklık eriterek, önde genişçe bir kar içi boşluğu da meydana getirir.
Ancak karlar eridiğinde, kovanların uçma deliklerini içerde ölmüş arılar tıkamışsa bir çöple sıyırıp atmalıdır.
Kışa girerken, kovanların arka kısmını iki ila dört santimetre kaldırıp da öne doğru hafif bir meyil verdiyseniz, kovandaki hava değişimini çok kolaylaştıracağı gibi dip tahtasına sızan suların akımını da sağlar.
Eğer havanın sıcaklığı arılan çıkmaya teşvik için yeteri derecede fazla ve kovanların önü karlı ise saman, kuru ot veya kül yaymak faydalı olacaktır. Zira 14 derecelik ısıda arılar uçuş yapacaklar, kar üzerine konanlar ise soğuğa dayanamayarak öleceklerdir.
Şayet bir kaç adet zayıf ve küçük ruşet kovanız varsa, bunları çok kuru bir mahzene kapatınız. Havalar müsaade ettiği zaman bunlar tekrar çıkarılabilir.
Arıların kışın oturma odalarında ya da ahırlarda kışlatmak büyük bir tedbirsizliktir. Zira ısının sık sık değişeceği, gürültü, patırdı ve yüksek sühunet olacağı bu gibi yerlerde arılar rahatsız olup fazla bal sarf edecekleri gibi ishal hastalığına da yakalanırlar.
Arılar soğuklardan daha çok kovandaki nem oranının yüksekliğin-' den etkilenirler. Son yıllarda Yunan, Bulgar ve Fransız arıcıları kovan dip tahtası ortasında geniş kuturlu delikler açarak buraları paslanmaz çelik kafes tellerle kapatmaktadırlar. Yaz kış açık duran bu deliklerden mükemmel bir havalanma sağlanmakta ve arılar kışı çok daha emniyetli geçirmektedirler. Bu taktirde kovanlar, atalarımızın "yazın örtü, kışın kuytu" deyimine uyarak rüzgar tutmayan yerde olmalıdır.
Arı, Kış ve Kar
Bazı arıcılar, eskiden yapılmış olan tavsiyelere uyarak, kışın ılık, fakat karlı günlerinde, arılar dışarı çıkıp kar üzerine konarak ölmesinler diye uçma deliklerinin önünü kafes tel ile kapatırlar. Bu kapatma uzun süreli olursa sakıncalıdır.
Faydası zararından az olur. Tel kafes arkasında ölen arılar uç deliğini kapatarak hava akımının önlenmesine, anların havasızlık ve rutubetten sönmesine sebep olur.
Ormanlarda ağaç kovukları içinde, dağlarda kaya oyuklarında meskenlerin duvar boşluklarına yerleşmiş an ailelerinin önündeki veya üzerindeki karları temizleyecek ne bir insan ne de başka sihirli bir el mevcut değildir.
Çok don olan gecelerde, bazı amatör arıcıların, hava biraz açılınca çıkarırım diyerek, kovan uçma deliklerine pamuk tıkaması da doğru değildir. Arıların sönmesine neden olur.
Arıcının Diğer ?şleri
1- Uzun kış gecelerinde Analık kitaplarının ve Ansiklopedilerin anlarla ilgili konuların tekrar tekrar okunması her yönden faydalı olacaktır.
2-?lkbahar ve yaz başlangıcındaki yoğun işler zamanında sıkıntı
çekmemek için, kovan çerçevelerinin temizliği onarımı ve tellenmesi
göz ardı edilmemelidir.
3-Eskiyen Arıcılık malzemeleri mümkünse tamir edilmeli değilse
fiyatların bu aylarda daha da ucuz olacağını nazara alarak gerekli siparişler verilmelidir.
Kışta Arı ve Arıcılık
Kovandaki petekler üzerinde bulunan arılar kışın, damlardaki kiremitler gibi birbirlerinin üzerine yerleşmişlerdir. Birinin başı, diğerinin karnına doğru sokulmuş durumdadır. Peteğin aşağısından yukarısına doğru, bal kemerine varıncaya kadar sıralanmışlardır. En üstte yani (bal kemerine yakın) en ön safta bulunanlar, bal yedikten sonra çekilerek, onlann yerine alt sıralardakiler gelirler. B^u suretle sırayla ve düzeni bozmadan karınlarını doyurarak gerekli ısıyı sağlarlar.
Kovanda yeteri miktarda besin bulunduğu takdirde, dışarıdaki ısı sıfıra ve hatta sıfırın çok daha altına bile düşse arılar bundan zarar görmezler. Ailesi topluluğundan ayrılmış tek bir arı, artı 8 derecenin altındaki bir sıcaklığa bile dayanamaz ölür. Toplu durumdaki anlar ise eksi 12 dereceye kadar tehlikesizce uyuşuk durumda kalabilirler.
Anların kışın kovan içinde ve toplum arasında, yerlerini pek düzgün bir halde değiştirdiklerini söylemiştik. Bu yer değiştirme işi, soğuk havalarda yalnız anların dizildiği peteklerdeki çerçevelerde olur. Bir çerçevede bal bittiği zaman arılar diğer bir çerçeveye geçemezler, dolayısıyla da kovanın diğer çevrelerinde bal olduğu halde bile arılar açlıktan ölebilirler. Kovanda bal olduğu halde arıların neden ölmüş olduğunu pek çok soran arıcılara verilecek cevap budur.
2.000 arılık küçük bir aile, ayda 500 gram kadar bal yer. 20.000 anlı bir kovanın tüketeceği bal da bu miktardan fazla değildir. Şu halde kışa sokulan an aileleri kuvvetli olmalıdır. 3-4 çerçeveden daha az yeri işgal etmiş anlar kışı emniyetle geçiremeyeceği gibi, baharda da gelişemez ve yazın da verimli olamazlar.
Marmara bölgesinde ana arının yumurtlaması Şubat ayında başlar.
Hava arıların çıkışına elverişli ise ve çevrede de ballı çiçekler yoksa kovandaki bal tüketimi önemli derecede artar. Kovanların bazen ön, ya da arka taraflarından kaldırarak kovandaki bal miktarını aşağı yukarı tahmin etmeliyiz.
Avrupa'da bir arıcılık araştırma enstitüsü, yorgun bir arının 1 günde yiyeceği bal miktarı 12 mg.dir diyor, bu miktar faaliyet göstermeyen veya yarı faaliyetteki bir arı için 3 miligrama düşmektedir. Yani 1000 an için günde 3-12 gramdır.
Arıcılar şurasını unutmamalıdır ki, ana arının yumurtlamaya başlaması ile kovanda tüketilecek olan bal miktarı da-kurtçukların yetişmeye başlaması - yüzünden çok önemli miktarda artacaktır.
Kovandaki yedek besin, temiz nektar balından teşekkül ediliyorsa, anlar kış boyunca bütün pisliklerini bağırsaklarında biriktirir ve kovandan hiç çıkmazlar. Eğer yedek besin karışık veya bozuksa ve bilhassa usare balını ihtiva ediyorsa anların ishale tutuldukları ve kovanın içini kirlettikleri görülür.

