fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Asma anaçlarında aranılan özellikler

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Asma anaçlarında aranılan özellikler

    5.1. ANAÇLARDA ARANILAN ÖZELLİKLER
    V. viniferalar filoksera dışında kalan birçok olumsuz çevre koşullarına dayanıklı olmasına karşın, anaç olarak kullanılan asma türleri veya melezlerinin tüm özellikleri bazen istenilen ölçüde olmamaktadır, örneğin filokserraya dayanan bir anaç kirece karşı hassas olabilmektedir. Bu nedenle anaçları seçerken filoksera dışındaki diğer toprak özelliklerinin ve anaç kalem ilişkilerinin iyi incelenmesi gerekir. Bağ tesis ederken kültür çeşidinin seçiminde yapılacak hatalar, daha sonra yapılacak çeşit değiştirme aşıları yardımıyla kısmen giderilebilir. Oysa, anaç seçiminde hata yapılması durumunda bağı sökmekten başka çare yoktur. Bu nedenle seçilecek anaçların aşağıdaki özellikler açısından çok iyi irdelenmesi gerekir.

    5.1.1 Filokseraya dayanıklılık
    Asma türlerinin filokseya dayanıklılığı konusunda ilk olarak Viala ve Ravaz tarafından bir skala geliştirilmiştir. (Tablo 5.1). Daha sonra Pastena buna benzer ve güncel anaçları da kapsıyacak şekilde geliştirmiştir(Tablo 5.2). Viala ve Ravaz in skalası 20 puan üzerinden değerlendirilmiş, fakat bu en yüksek puanı alacak bir anaç bulunamamıştır.




    Skala değeri 16-20 arasında olan anaçların tüm topraklarda yeterince dayanıklı olduğu; 14-15 arasında olan anaçların, kumlu ve derin topraklarda zararının az olduğu; 13 ve daha düşük değere sahip anaçların ise filokseraya dayanıksız olduğu kabul edilmiştir. Pastena ise anaçları 10 puan üzerinden grup 1andirmişt ir. Fakat Viala ve Ravaz'ın değerlendirmesi ile paralelelik göstermektedir(Tablo 5.1 ve 5.2). Aşırı kuraklık, aşırı üzüm verimi, fakir ve sığ topraklar aşılı asmaların canlılığını ve bir dereceye kadar filokseraya dayanıklılığını azaltır.
    5.1.2. Nematodlara dayanıklılık
    Bağlarda zarar yapan nematodların başlıcaları kök ur nematodları(Meloidogyne spp.)ve Kamalı nematodlar(Xiphinema spp.)'dır. Bunlardan özellikle Xiphinema index, aynı zamanda virüs taşıyıcı olması nedeniyle çok tehlikelidir. Asmaların nematodlara dayanıklılığı aşağıda tablo 5.3 de görüldüğü şekilde gruplandırılır:



    Nematodlara dayanıklılık özellikle V. champini'de yüksektir. Bir toprakta hem filoksera, hem de nematod varsa öncelikli olarak filokseraya dayanıklılık aranır. Fakat yukarıda da görüldüğü gibi yurdumuz koşullarında yetiştirilen ve her iki zararlıya karşı dayanıklı grubunda yer alan birçok anaç vardır.

    5.1.3. Kuraklığa dayanıklılık
    V. viniferalar kuraklığa kendi kökleri üzerinde daha dayanıklıdır. Oysa aşı yapıldığında anaç ve kalem farklı türden olması nedeniyle, toprak altı ve üstü gelişme farklılıkları ve aşı yerinin olması kuraklığa dayanımı azaltabilir. Amerikan asma türlerinden V. berlandieri ve V. cordifolia kurağa dayanıklı kabul edilir. V. riparia ve V. rupestris kurağa daha hassastır. Bu nedenle rip x rup ve ber x rip melezleri, ber x rup melezlerine nazaran kurağa daha hassastır. Kuraklığa dayanıklılık açısından tablo 5.4 de görüldüğü gibi bir gruplandırma yapılabilir:

    Yaprakların üzerinde oldukça kalın bir kütiküla tabakasını bulunması ve sık yünsü tüylerle kaplı olması, yapraklardan su kaybını azaltarak kurağa dayanımı arttırır. Kuraklık probleminin olduğu yerlerde asmalar mümkün olduğunca seyrek dikilerek asmanın küçük yapıda olması sağlanmalıdır.
    Aşılı asmaların kuraklığa dayanımı toprak ve iklimin yanısıra anaç kalem arasındaki fizyolojik ilişkilere de bağlıdır. Bu açıdan Rup du lot üzerine aşılı anaçlar derin ve geçirimli topraklarda kuraklığa iyi dayanır.
    Anaçların kuraklığa dayanıklığı konusunda diğer bir kriter de jeotropizm açısıdır(Tablo 5.5). Bu açı asma köklerinin düşey doğrultu ile yapmış oldukları açıdır(Şekil 5.1). Açı ne kadar geniş ise kökler o derece yana yayılmakta, açı dar ise derine doğru sütun şeklinde inmekte ve derinlerdeki suyu alarak kuraklığa dayanıklılık kazanmaktadır. Fakat bunun için köklerinin derine gitmesi geçirimsizbir tabaka ile sınırlanmalıdır.


    Topraktaki kireç miktarının yüksek olması toprak pH sının yükselmesine yol açar. Bunun sonucunda topraktan demir alınamaz ve asmalarda sararmalar(kloroz) görülür. Kireç klorozu tehlikesi, nemli topraklarda kuru topraklara nazaran daha fazladır. Bunun nedeni kirecin nemli koşullarda toprakta daha fazla çözünmesidir. Bağcılık açısından topraktaki kireç miktarı konusunda iki tip kireçten birinin ölçülmesinde yarar vardır: 1) Toplam kireç: Topraktaki toplam CaCOa miktarının ölçülmesine dayanır. 2) Aktif kireç: Toprakta asma tarafından alınabilecek Ca++ iyonları miktarını ifade eder. Topraktaki toplam kireç her zaman aktif kireç miktarını yansıtmaz. Toprağın mineral yapısına bağlı olarak aktif kireç miktarı değişir. Dolayısıyla farklı topraklarda aynı toplam kireç miktarında farklı aktif kireç değerleri bulunabilir.Bu nedenle kirece dayanıklılık konusunda aktif kireç değerlerini dikkate almak daha gerçekçidir. Fakat yurdumuz koşullarında laboratuvarlarda daha çok toplam kireç ölçülmektedir. Anaçalrın kirece dayanımları tablo 5.6, 5.7 ve 5.8 de belirtilmiştir.
    V. vinifera'lar kirece çok dayanıklıdır(%50-70 toplam kireç). Bu nedenle amerikan asma türleri ile V. viniferalara melezlenerek hem filokseraya hemde kirece dayanıklı anaçlar geliştirilmiştir Ul B, 333 EM vb).
    Değişik araştırıcılar tarafından topraktaki aktif kireç esas alınarak anaçların kirece dayanıklılığı saptanmıştır. Bunlar genelde biribiriyle paralellik göstermektedir. Fakat bazen 140 Ru'de olduğu gibi anaçlar farklı dayanıklılık grubunda gösterilebilmektedir.




    5.1.5. Taban suyuna veya toprak nemine dayanıklılık
    V. berlandieri ve V. rupestris gibi asma türleri topraktaki taban suyunun yükselmesine dolayısıyla topraktaki aşırı neme karşı oldukça hassastır. Toprağın aşırı nemli olması sonucunda kökler havasız kalmakta veya topraktaki Phytopthora cinnamoni gibi mantarlar zarar oluşturmaktadır.
    Toprak drenajının iyi olmadığı topraklarda 3306 C anacının oldukça dayanıklı olduğu saptanmıştır. Fakat hiçbir anaç kendi kökleri üzerindeki V. vinifera'lar kadar dayanıklı değiIdir.

    5-1.6. Tuza dayanıklılık
    Bağlarda sulamanın yapılması durumunda az veya çok tuzluluk problemi ile karşılacaktır. Asmaların tuza dayanımı, topraktaki tuzun çeşidine göre farklılık gösterebilir. Topraktaki tuzların büyük çoğunluğunu NaCl oluşturur. Bu nedenle dayanıklılığın saptanmasında bunun esas alınması gerekir. Anaçların dayanıklılığının saptanmasında tuz konsantrasyonu olarak herbir kg toprakta gram olarak bulunan NaCl miktarı dikkate alınır. Buna göre yapılan bir sınıflandırma Tablo 5.9'da verilmiştir. V. viniferalar tuza en dayanıklı asma türierindendir fakat o da orta düzeyde dayanıklı sayılır. Toprakta tuz konsantrasyonunun artması durumunda bu türde de zararlanma başlar. Bazı anaçlar kalemdeki tuz birikimini azaltabilir. Tuzdan zarar gören asmaların yapraklarında sararmalar(kloroz) meydana gelir ve daha sonra /apraklar kurur. Tuzluluk zararının yapraktaki belirtileri, herbir kg topraktaki NaCl miktarı 0.1 gramı aştıktan sonra görülmeye başlar.



    5.1.7. Afinite(uyuşma)

    Asmalarda anaç ile kalem arasındaki uyuşmaya affinite adı verilir. Afinite aynı zamanda aşı yerindeki kaynaşmayı kapsamaktadır. Uyuşma ve kaynaşma birbirlerinin yerine kullanılabilen iki kavramdır. Bazen anac ve kalemin aşı yerinde kallus oluşmasına karşın anatomik ve fizyolojik yapılarındaki farklılıklarından dolayı tam olarak kaynaşmazlar. Kaynaşmanın iyi veya kötü olduğu köklendirilen fidanların sökümünü takiben, aşı noktasında ters yönde çevrilmesiyle anlaşılabilir. Böylece kaynaşma aşıyı takipeden yılın sonunda belli olmasına karşın, uyuşma daha uzun yılları ve hatta asmanın ekonomik ömrü boyunca anaç ile kalem arasındaki ilişkiyi kapsar.
    Asmalarda afinitenin ölçülmesinde genellikle aşı yerinde kalemin çapı(A), aşı yerinin çapı(B) ve anacın çapı(C) ölçülerek, bunların birbirine oranı bulunur ve buna uyuşma katsayısı adı verilir. Bu katsayının hesaplanması amacıyla aşağıdaki formüller geliştirilmiştir.



    Yukarıdaki ilk üç formülde elde edilen sonuçlar formüldeki toplam değere, son formülde ise 100 değerine ne kadar yakın ise afinite o derece iyi demektir. Yurdumuzdaki 99 R anacına aşılı 38 üzüm çeşidiyle yapılan bir çalışmada; uyuşma katsayısı Perraudin'de 11.702-12.0, Lavee ve Roy'da 0.00-0.355, Branas'da 7.205-10.0 ve Onaran'da 91.219-100.0 arasında değişmiştir.
    Yukarıda bahsedilen özellikler esas alınarak yurdumuzda kullanılan belli başlı anaçların genel bir değerlendirmesi tablo 5.10 de verilmiştir.


    BA?CILIK KİTABI Prof. Dr. H. İbrahim UZUN
Working...
X