fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Virüsten Ari Sertifikalı Turunçgil Yetiştiriciliği ve Önemi

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Virüsten Ari Sertifikalı Turunçgil Yetiştiriciliği ve Önemi

    Virüsten Ari Sertifikalı Turunçgil Yetiştiriciliği ve Önemi


    VİRÜSTEN ARİ SERTİFİKALI TURUNÇGİL FİDANI YETİŞTİRİCİLİĞİ VE ÖNEMİ H. Ali TAŞDEMİRZir.Yük.Müh. Narenciye ve Seracılık Araştırma EnstitüsüTurunçgiller, dünyada yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan en eski bitkilerden birisi olmasına rağmen. 1933 yılında Fawcett’in psorosis (kavlama) hastalığı etmenlerinin, virüs olduğunu bildirmesine kadar, turunçgil tarımında virüslerin etkisi bilinmiyordu. Bu gün, dünyanın çeşitli yerlerinde, turunçgillerde etkili olan 77 virüs ve virüs benzeri hastalık bildirilmiştir.Virüs ve virüs benzeri hastalıklar, turunçgil tarımı üzerinde pek çok olumsuz etkiye sahip olup, ekonomik turunçgil üretimini sınırlayıcı en önemli faktörlerden birisidir. Bunlardan bir kısmı bulaştıkları ağaçları fark edemeyecek derecede zararlandırırken, diğer kısmıda, üretim kaybı nedeniyle, turunçgil tarımını engelleyecek, hatta hassas tür veya anaç-kalem kombinasyonlarını ölüme kadar götürebilecek derecede zarar verebilmektedir. Bu hastalıklardan en çarpıcı örnekler, ağaçların ölümüne neden olan tristeza (göçüren) ve greening (yeşillendirme)’dir. Tristeza, son elli yıl içerisinde, Güney Afrika, Güney Amerika, ABD ve İspanya’da 50 milyondan fazla turunç (Citrus aurantium L.) anacı üzerindeki portakal (C.sinensis L. Osbeck) ağacının ölümüne neden olmuştur. Daha yakın tarihte, Uzakdoğu Asya ve Afrika’da görülen greening hastalığı, tür farkı gözetmeden, bu bölgedeki ülkelerin turunçgil tarımını mahvetmiştir.Türkiye’deki turunçgil bahçelerinin verim ortalaması dekara 2 ton dolaylarındadır. Bu rakam, ortalama verimi dekara 4-5 ton olan, modern teknolojinin kullanıldığı bazı gelişmiş ülkelere göre oldukça düşük kalmaktadır. Virüs ve virüs benzeri hastalıkların, turunçgil teknolojisi gelişmemiş ülkelerde verimi yüzde 10-50 oranında azalttığı belirtmektedir. 1960’lı yıllardan beri, Türkiye’de virüs ve virüs benzeri hastalıkların yayılımı ile ilgili olarak yapılan çalışmaların sonuçları, verim düşüklüğünün başlıca nedenlerinden birisinin, turunçgil bahçelerinde bu hastalıkların yaygın olarak bulunması olduğunu göstermiştir.Ülkemizdeki turunçgil plantasyonlarının hemen hepsinin bir veya birkaç virüs ve virüs benzeri hastalıklarla bulaşık olduğu yerli ve yabancı bir çok araştırıcı tarafından ortaya konmuştur. Ülkemizde, psorosis A (kavlanma), concave gum, blind pocket, xyloporosiscachexia (gözenek), exocortis (cüceleşme), tristeza (göçüren), impietratura (taşlama), gummy bark, taracco pit, satsuma dwarf (satsuma cüceleşmesi), cristachortis, stubborn (palamutlaşma-yediverenleşme) ve crinkly leaf (buruşuk yapraklılık) gibi hastalık etmenlerinin varlığı bilinmektedir. Özellikle Doğu Akdeniz’deki turunçgil yetiştiricilerimiz, stubborn hastalığının, göbekli portakallarda ve son yıllarda bulaşık materyalle ülkemize giren crinkly leaf (buruşuk yapraklılık) virüs hastalığı bu bölgede limon, mandarin ve altıntoplarda önemli tahribat yapmıştır.Ayrıca ülkemizde eskiden beri var olduğu bilinen tristeza virüs hastalığı; bu hastalığa hassas olan turunç anacının yaygın olarak kullanılıyor olması nedeniyle; önlem alınmadığı takdirde büyük bir potansiyel tehlike oluşturmaktadır.Virüs Hastalıklarının Neden Olduğu Problemler:•Meyve kalitesini bozarlar,•Ürünü azaltırlar,•Ağacın ömrünü kısaltır ve gelişimini zayıflatırlar,•Bazı ağaçların ölümüne neden olurlar,•Aşı noktasında bazı problemler ortaya çıkarırlar,•Bazı tür ve çeşitlerin yetiştirilmesinde bazı zorluklar ortaya çıkarırlar,•Uygun anacın kullanımına sınırlamalar getirirler,•Diğer hastalık ve zararlıların etkisinin artışına neden olurlar,•Araştırma sonuçlarına olan güvenirliliği azaltırlar,•Zaman, emek ve paranın boşa harcanması sonucunu doğururlar.Virüs ve virüs benzeri hastalıklarla bulaşık ağaçları tedavi edecek bir yol henüz bilinmemektedir. Hastalıklarla bulaşık ağaçlardan alınan aşı gözleri ile fidan üretimi, virüs ve virüs benzeri hastalıkların yayılmalarında en büyük rolü oynamaktadır. Bu nedenle virüs ve virüs benzeri hastalıkların olumsuz etkilerini gidermek için ilk koşul, arındırılmış kaynaklardan elde edilen materyalle fidan üretimidir. Turunçgil yetiştiricisi birçok ülkede, bu hastalıklardan temiz sertifikalı turunçgil aşı gözü ve fidan üretimi için, “Turunçgil Çeşit Geliştirme Programları” oluşturulmuştur. İlk program psorosis virüsünden temiz aşı gözü kaynağı oluşturmak amacıyla, Kaliforniya’da 1937 yılında başlatılmıştır. Sonraları, Teksas (1948), Florida (1952), Brezilya (1961), Kolombiya (1967), İtalya (1968) ve İspanya (1975) gibi diğer turunçgil üreticisi ülkelerde programlar başlatılmıştır. Bunlardan en başarılı olarak uygulamaya geçmiş olanlar; Kaliforniya, Florida ve İspanya programlarıdır.Çeşitli ülkelerde yürütülmekte olan bu programlar, birbirine benzerlik göstermekte, ancak ülke koşullarına göre ayrıntılar yönünden farklılıklar ortaya çıkmaktadır. bu programlar ana hatlarıyla incelendiğinde, bazı ufak değişimlerle şu aşamaları içerir:1- İntrodüksiyon, seleksiyon, melezleme, mutasyon yoluyla üstün bireylerin seçimi,2- Virüs ve virüs benzeri hastalıkların var olup olmadığının indekslemelerle belirlenmesi,3- Hastalık etmenlerinden bu bireylerin arındırılması,4- Arındırmanın kontrolü için indekslemelerin yapılması,5- Temiz bireylerin hortikültürel değerlendirilmesi, ana damızlık blokunun kurulması ve aşı gözlerinin çoğaltılması,6- Kontrollü fidanlıklarda, sağlıklı kaynaktan alınan materyalle sertifikalı fidan üretiminin yapılması.Ülkemizde virüs ve virüs benzeri hastalıkların etkisini azaltmak veya temiz turunçgil materyali oluşturmak amacıyla, ilk defa 1961 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın uzmanlarından oluşan “Turunçgil Virüs Hastalıkları Komisyonu” kurulmuştur. Bu komisyonun verdiği raporda, hastalıkların yayılımlarının tespiti, bulaşmaların önlenmesi, turunç yerine değişik anaçların getirilmesi konusunda araştırma yapılması, yurtdışında eleman eğitimi ve yabancı uzmanlar getirilmesi kararlaştırılmıştır. İlk defa 1967 ve daha sonra 1973’te olmak üzere bu komisyon kararıyla Kaliforniya’dan ülkemize aşılı fidan ithal edilerek bu gereksinim karşılanmaya çalışılmıştır. 1969 yılında virüsten temiz aşı gözü kaynağı elde edebilmek için, Antalya Turunçgiller Araştırma Enstitüsü’nde, nüseller klonlar üzerinde çalışmalar başlatılmıştır. Sertifikalı aşı gözü elde etmek için, indikatör bitkiler kullanılarak yapılan indeksleme çalışmaları, 1964-1977 yılları arasında Antalya-Turunçgiller Araştırma Enstitüsü’nde sürdürülmüştür. İndekslemeler sonucu temiz bulunan ağaçlar aşı gözü kaynağı olarak üretime alınmıştır. Aynı yıllarda Ege Bölgesi’nde, indekslemeler sonucu temiz bulunan 19 satsuma klonu kaynak ağaç olarak belirlenmiştir.Ancak, yapılan çalışmalar bireysel kalmış ve bir program bütünlüğünde ele alınamadığından amaca ulaşılamamıştır. 1979 yılında yürürlüğe giren “Turunçgiller Araştırma ve Eğitim Projesi”nde konunun bütünüyle ele alınması öngörülmüştür. Bu projede, öncelikle üstün bireylerin tespiti için bir seleksiyon çalışması başlatılmış ve ilk aşamada Batı Akdeniz Bölgesi’nden 17, Doğu Akdeniz Bölgesi’nden 16 ve Ege Bölgesi’nden 3 birey olmak üzere toplam 36 birey aday olarak seçilmiştir. Seleksiyon sonucunda seçilen aday bitkilerin indekslenmesi, arındırılması ve temiz aşı gözü elde edilmesine yönelik ilk ciddi çalışmalar 1980 yılının başlarında Ç.Ü.Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü’nde ve 1987 yılında Antalya Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü’nde başlatılmıştır. İlk etapta belirlenen 36 aday ağaç, virüs ve virüs benzeri hastalıklar yönünden indekslenmeye tabi tutulmuş olup, Ege bölgesi’nden seçilen 3 satsuma klonu hariç, tüm aday ağaçların virüs hastalıklar ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Bu çalışmalar FAO’dan alınan bir proje ile desteklenmiş olup, bu proje sayesinde gerek teknik elemanların yurtdışı eğitimleri ve gerekse alt yapı olanakları büyük ölçüde tamamlanmış ve İspanya ile Kaliforniya’da uygulanan programların en iyi yönlerini içeren; fakat Türkiye koşulları için şekillendirilen kısa ve uzun vadeli “Türkiye Turunçgil Çeşit Geliştirme Programı (TTÇGP)” yürürlüğe girmiştir.Avustralya, Kaliforniya, Florida, Brezilya ve diğer turunçgil yetiştiriciliği yapılan ülkelerde geleneksel (klasik) metodlarla turunçgil fidan üretimi, tohumdan satılabilecek fidan elde edilinceye kadar, 2-3 yıllık bir sürede gerçekleştirilmektedir.Klasik turunçgil fidan üretimi, genellikle, açık arazide yetiştiricilik şeklinde yapılmaktadır. Turunçgil fidan üretimine uygun alanların sınırlı olması nedeniyle, ancak belirli arazilerde fidancılık toprağında söküm sonrası kök artıkları hastalıkların yayılmasında ve toksitite oluşturmada etkili olduğu gibi toprak yorgunluğu yönünden de önemli sorunlar ortaya çıkarmaktadır.Açık arazide yetiştiricilik yapılan fidanlarda, dikim öncesi toprak kökenli patojenlerin (Nematod, Phytophthora citrophthora vb.) eliminasyonuna yönelik, toprak fumigasyonunun yapıldığı hallerde bile, 3 yıllık bir yetiştirme periyodu içerisinde bu alanların yeniden bulaşması söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle, bu fidanlıklarda üretilen bulaşık fidanlarla birlikte nematod ve diğer toprak kökenli patojenlerin, bahçe tesisi esnasında, bu patojenler bakımından temiz alanlarda taşınma riski bulunmaktadır. Bunun yanısıra, yabancı ot mücadelesi ve donlardan korunma önemli ölçüde işgücü ve masraf gerektirmektedir. Ayrıca, açık arazide yetiştirilen fidanların başta stubborn olmak üzere, vektörlerle taşınabilen diğer turunçgil virüs hastalıklarıyla bulaşma olasılıkları oldukça yüksektir.Gölgelik altında tüpte fidan yetiştiriciliğinde ise, toprak kökenli patojenlerin kontrolünde önemli ölçüde başarı sağlanmasına karşın, virüs ve virüs benzeri hastalıklarla bulaşmasının engellenmesinde yeterli başarı sağlanamamaktadır.Hastalıklardan ari, sağlıklı fidan üretiminde fidancıların uzun yıllar boyunca sık sık karşılaştıkları önemli sorunlardan biri stubborn hastalığı olmuştur. Bu hastalığa Spiroplazma citri adı verilen, maycoplazma benzeri bir organizmanın neden olduğu bilinmektedir.S.citri vektör böcekler vasıtasıyla, yabancı ottan-yabancı ota ve yabancı ottan-turunçgillere taşınabilmektedir. Stubborn hastalığı özellikle sıcak yaz aylarında çok hızlı yayılır. Yetişkin turunçgil ağaçlarının stubborn hastalığı ile bulaşma olasılıklarının çok düşük olmasına karşın, fidanlıklardaki genç turunçgil fidanları, bu hastalığa karşı çok savunmasız olup, bulaşma olasılıkları oldukça yüksektir.Stubborn hastalığı ile bulaşmanın engellenmesi, toprak kökenli fungal hastalıklarla ve nematodlarla mücadelenin kolay oluşu nedeniyle, turunçgil fidana üretimi yapılan bir çok ülkede, açık arazide fidan üretiminden vazgeçilmekte, çevre şartları kontrol edilebilir seralarda ve topraksız kültürde virüsten ari-sağlıklı fidan üretimi gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır.Antalya Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü’nde, virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz aşı gözü elde etmek amacıyla, 1987 yılında TTÇGP başlatılmıştır. 1992 yılından itibaren böcek geçişi engellenmiş, kontrollü seralarda ve topraksız kültürde virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz aşı gözü ve sertifikalı turunçgil fidanı üretilerek, fidanlıkların ve turunçgil üreticilerimizin hizmetine sunulmuştur. 1999 yılına kadar yaklaşık 157.000 sertifikalı fidan ve 670 aşı gözü üretilerek dağıtımı gerçekleştirilmiştir.Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’nün, 1998-1999 “Fidan Üretim ve Dağıtım Talimatı” kitabına göre, 88 adet kamu ve özel sektör fidanlığında turunçgil fidan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu fidanlıklarda, 1998-1999 üretim sezonunda, yaklaşık 2.6 milyon adet turunçgil fidanı üretimi gerçekleştirileceği belirtilmektedir. Bu üretim miktarına, ruhsatsız küçük aile işletmeciliği şeklinde yapılan fidan üretimi de eklendiği tahmin edilmektedir. Bugün, ülkemizde ruhsatlı veya ruhsatsız olarak turunçgil fidanı üreten yüzlerce fidan üreticisi varken, üretimi bize göre 3 misli fazla olan İspanya’da devlet kontrolünde çalışan yalnızca 16 fidanlık işletme mevcuttur.Turunçgil yetiştiriciliğinde genetik materyal olarak kullanılan fidanlar ve bunların üretildiği fidancılık işletmelerinin; yapısı, bilgi düzeyleri, aşı gözü materyalinin seçimi ve fidanlıklarının bilimsel kontrolü gibi konular, turunçgil tarımının karlı ve başarılı olmasında önemli rollerden birini oynamaktadır. Halbuki ülkemizde tarla ve örtü altı yetiştiriciliğinde; domates, hıyar, patlıcan, biber, karpuz, mısır, soya vb. ürünlerin genetik materyali olan tohum orijininin önemi yeterince anlaşılmış olup, tohumculuk harcamaları önemli girdileri oluşturmasına rağmen, gereken ilgi yetiştiriciler tarafından gösterilmiştir. Başarılı bir turunçgil, üretimi için, yeni turunçgil bahçesi tesisinde fidanların seçiminde de gereken ilgiyi göstermek bir zorunluluktur.Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü, Bakanlık talimat ve prosedürüne göre ruhsat alınmış ve tesislerini virüsten ari-sertifikalı turunçgil fidan üretimine uygun olarak düzenlenmiş fidanlıkların tohum, çöğür ve aşı gözü ihtiyacını karşılamaktadır.Kuruluşumuz, virüsten ari-sertifikalı turunçgil fidanı yetiştiriciliğine uygun olarak alt yapısını modernize etmiş olan 5 kamu, 4 özel ve KKTC Tarım Dairesi’ne virüsten temiz genetik materyali temin etmenin yanısıra; kontrollü seralarda, topraksız kültürde, sertifikalı fidan yetiştiriciliği konusunda, bu fidanlıklara eğitim ve danışmanlık hizmetleri de vermektedir.Doğu Akdeniz Bölgesi’nde ise virüsten ari sertifikalı fidan üretimi Ç.Ü. Subtropik Meyveler Araştırma ve Uygulama Merkezi ve bu kuruluşa bağlı olarak çalışan 3 özel fidanlık tarafından yürütülmektedir.Ülkemizde turunçgil fidanına olan talep yıllara göre değişmekle birlikte 800.000 ila 1 milyon adet olduğu tahmin edilmektedir. Virüsten ari-sertifikalı turunçgil fidan yetiştiriciliği yapan fidanlıklardan, Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü’ne bağlı olarak çalışan fidanlıkların, 1998-1999 sezonu itibariyle toplam üretimi 225.000 adet, Ç.Ü.Subtropik Meyveler Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne bağlı olarak çalışan fidanlıkların üretimi ise 280.000 olup, virüsten ari-sertifikalı fidan üretimimiz toplam 505.000 adettir. Virüsten ari sertifikalı turunçgil fidan üretimimiz yıllık fidan ihtiyacının yüzde 50’sini karşılayabilir düzeydedir. Diğer bir ifadeyle, ülkemizde yeni tesis edilen turunçgil bahçelerinin yüzde 50’si klasik yöntemlerle üretilen ve muhtemelen yüzde 100 virüs ve virüs benzeri hastalıklarla bulaşık fidanlarla kurulmaktadır.Ülkemizde turunçgil fidanı üretiminde bulunan özel ve resmi fidanlıkların yukarıda belirttiğimiz gibi iki merkeze bağlı olarak çalışan 12 fidanlık hariç; fidanlık tesisleri ve alt yapıları virüsten ari sertifikalı fidan üretimine uygun değildir. Bakanlığımızca ruhsat verilmiş bir çok turunçgil fidanlığı, klasik yöntemlerle üretimlerini sürdürmektedir. Bu fidanlıkların hiçbiri virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz aşı gözü ve tohum damızlık bloklarına sahip değildir. Üretimde kullandıkları aşı gözü ve tohum materyali büyük olasılıkla bir veya birden fazla virüs ve virüs benzeri hastalıkla bulaşıktır. Bu fidanlıklarda, klasik yöntemlerle üretilen turunçgil fidanları, yeni tesis edilecek turunçgil plantasyonlarında virüs ve virüs benzeri hastalıkların yayılmasında önemli bir faktördür.Ayrıca virüsten ari-sertifikalı fidan üretiminde vektör geçişi önlenmiş, kontrollü seraların ve topraksız kültürün kullanılması, ilk yıllarda tesis masrafını artırmaktadır. Klasik fidan üretiminde böyle bir zorunluluğun bulunmaması, özellikle fidan satışı esnasında klasik fidan üretimi lehine haksız rekabet oluşturmaktadır. Bakanlığımızca klasik fidan üretimine ruhsat verilmesi, virüsten ari-sertifikalı turunçgil fidancılığının, ülkemizde yaygınlaşmasının önünde önemli bir engeldir.Çözüm Önerileri:•Bakanlığımıza bağlı turunçgil fidanı üretimi ile görevlendirilmiş fidanlıklarda, virüsten ari-sertifikalı fidan üretimi alanlarının arttırılabilmesi için gerekli yatırımlar yapılmalı,•Bakanlığımıza bağlı fidanı üretimi ile görevlendirilen fidanlıklarda, klasik yöntemlerle turunçgil fidanı üretiminden vazgeçilmeli,•Klasik turunçgil fidan üretim ruhsatına sahip fidanlıklara, virüsten ari-sertifikalı turunçgil fidan üretimine geçmeleri için, 1-2 yıl geçiş ve modernizasyon süresi tanınmalı, bu süre içerisinde fidanlıklarda gerekli modernizasyon ve yatırımı yapmayan fidancıların üretim ruhsatları iptal edilmeli,•Yeni kurulacak turunçgil fidanlıklarına, virüsten ari-sertifikalı fidan üretimleri koşuluyla ruhsat verilmeli,•Ülkemiz koşullarına uygun “Virüsten Ari-Sertifikalı Turunçgil Fidan Üretim Yönetmeliği” en kısa sürede çıkarılmalı,•Sertifikasyon etiketi (virüsten ari-sertifikalı fidan olduğuna dair) taşımayan fidanların satışı yasaklanmalı,•Virüsten ari-sertifikalı turunçgil fidanı üretmek isteyen girişimcilere finansal destek sağlanarak, teşvik edilmeli,Virüsten ari-sertifikalı fidanlarla kurulan turunçgil bahçelerinde, verim artışının ikiye katlanması beklenen bir durumdur. Nitekim, İspanya’da temiz fidanlarla kurulmuş genç bahçelerin verimi, eski bahçelere göre iki kat fazla olmuştur. Üründeki artışın yanı sıra, elde edilen meyvelerin kalitelerinin yüksek oluşu, ülkemizin turunçgil ihracatında daha avantajlı olmasını da sağlayacaktır. Bol verimli, uzun ekonomik ömürlü turunçgil bahçelerinin, yalnız virüsten ari-sertifikalı fidanlarla kurulabileceği gerçeği unutulmamalıdır.

    kaynak bagcilik.org
Working...
X