Zeytinciliğimizin bugününe baktığımızda plansız destekli teşvikli bir dönem yaşadığımızı görüyoruz.Plansız diyoruz çünkü hangi ilde ne kadar dikeceğiz, hangi arazilerde dikeceğiz, hangi amaçla dikeceğiz ve hangi çeşidi dikeceğiz ve en önemlisi dünya neyi istiyor konusunda bir planımız yok.Ancak 2000 yılından itibaren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları kanalı ile fakir çiftçilerin gelirlerini artırmak amacıyla başlayan projelerle? bedelsiz veya yarı bedelli fidan dağıtımları 2002-2003 yıllarında Özel İdare kaynaklarının devreye konulması ile plansız fakat destekli dönem başlanmıştır. 2006-2007 dikim sezonunda 10 ilde yaklaşık olarak 3.5 milyon fidan çeşitli kaynaklardan destekli olarak dağıtılmış veya ihale sürecindedir.Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 2005 yılında 30 YTL olarak uygulanan destek 2006 yılından itibaren 250 ytl olarak uygulanmaya başlamıştır. Bu da olayın teşvik tarafıdır.
2000 li yıllarda başlayan II. Zeytin seferberliği ağaç sayımız konusunda tartışmayı beraberinde getirmiştir. 2004 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafında düzenlenen Zeytin Danışma Kurulunda 10 yıl içersindeki hedefimizi 160 milyon ağaç olarak belirlemiştir.Ancak sadece son üç yıl içersinde sertifika alan fidan sayısı 40 milyon civarında olduğunu kabul edersek hedefe 3 yıl içinde ulaşacağımızı düşünebiliriz. Hatta 2015 yılında bu hızla 250 milyon adet ağaçlı bir Türkiye yi görebiliriz.
Bu arada çiftçi profili de çeşitlenmeye başlamıştır. Geçmişte geleneksel yetiştirici profili değişmezken iki yeni profil üretici daha zeytin üreticisi olmaya başlamıştır.
1- Tütün,pancar hatta turunçgil gibi çeşitli tarım ürünleri yetiştiren geçmişinde zeytin olmayan üreticiler gerek kısıtlamalar ve gerekse ürünün para etmemesi nedeniyle artık zeytinci olmaya başlamıştır.
2- Zeytinyağının dünyada parlayan yıldız olması ve kültürü nedeniyle geçmişte zeytin konusunda yatırımı olmayan büyük firmalar veya bu firmaların üst düzey yöneticileri emeklilik projeleri olarak zeytinci olmaya başlamıştır.
Bu profil değişikliği ile birlikte üretim tipi de değişmeye başlamıştır.
1-Geleneksel yetiştiricilikte dekarda 10-20 adet büyük ağaç yerine dekarda 40-60 ağaç bulunan daha küçük taç yapılı orta yoğunluklu yetiştiriciliğe geçilmeye başlanmıştır.
2- Bozuk orman arazileri, hazine arazilerinin bu iş için tahsis edilmesi ile artık 1000 dekar 5 0-60 bin ağacı olan üreticilerimizin sayısı artmaya başlamıştır.
3 - Zeytin sulanmaz inancı yıkılmış damla sulama kullanılmaya başlanmıştır.
4-Gübreleme konusunda toprak ve yaprak tahlili yapma alışkanlıkları oturmaya başlamıştır.
5- Küçük ev tipi zeytinden zeytinyağı elde eden ekipmanlar kullanmaya başlanmıştır.
6- Zeytin tarımında en büyük maliyeti oluşturan hasatla ilgili çok önemli gelişmeler
olmuş imkanı olan çiftçiler dal sarsıcı, çırpıcı hatta gövde sarsıcılar kullanmaya
başlamıştır.İmkanı olmayan çiftçiler ise elle hasat veya küçük el tırmıkları ile hasat
başlamıştır.
7- Küçük üreticilerde markalaşmaya başlamış, kendi zeytinyağını pazarlama yollarım
aramaya başlamıştır.
Değerlendirme acısından baktığımızda;
1 - Siyah sofralıkta Gemlik çeşidinin orij in olarak hakim olduğu yerlerde,
2-Yeşil Sofralıkta Domat çeşidi nedeniyle Akhisar yöresi,
3-Zeytinyağında Ayvalık çeşidi nedeniyle Edremit Körfezi ihtisaslaşmaya gitmiştir.
Bu arada zeytinyağının orgonoleptik özellikleri tartışılmaya başlamış ve zeytin yetiştiren her bölge benimde yağımın bu özellikleri de iyi demeye başlamıştır. Bunu sağlamak amacıyla kaliteli zeytinyağı üretmek için dikkatli hasat bekletilmeden sıkma-düşük ısı-usulüne uygun stoklama ilkeleri oturmaya başlamıştır.
2000 li yıllarda başlayan II. Zeytin seferberliği ağaç sayımız konusunda tartışmayı beraberinde getirmiştir. 2004 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafında düzenlenen Zeytin Danışma Kurulunda 10 yıl içersindeki hedefimizi 160 milyon ağaç olarak belirlemiştir.Ancak sadece son üç yıl içersinde sertifika alan fidan sayısı 40 milyon civarında olduğunu kabul edersek hedefe 3 yıl içinde ulaşacağımızı düşünebiliriz. Hatta 2015 yılında bu hızla 250 milyon adet ağaçlı bir Türkiye yi görebiliriz.
Bu arada çiftçi profili de çeşitlenmeye başlamıştır. Geçmişte geleneksel yetiştirici profili değişmezken iki yeni profil üretici daha zeytin üreticisi olmaya başlamıştır.
1- Tütün,pancar hatta turunçgil gibi çeşitli tarım ürünleri yetiştiren geçmişinde zeytin olmayan üreticiler gerek kısıtlamalar ve gerekse ürünün para etmemesi nedeniyle artık zeytinci olmaya başlamıştır.
2- Zeytinyağının dünyada parlayan yıldız olması ve kültürü nedeniyle geçmişte zeytin konusunda yatırımı olmayan büyük firmalar veya bu firmaların üst düzey yöneticileri emeklilik projeleri olarak zeytinci olmaya başlamıştır.
Bu profil değişikliği ile birlikte üretim tipi de değişmeye başlamıştır.
1-Geleneksel yetiştiricilikte dekarda 10-20 adet büyük ağaç yerine dekarda 40-60 ağaç bulunan daha küçük taç yapılı orta yoğunluklu yetiştiriciliğe geçilmeye başlanmıştır.
2- Bozuk orman arazileri, hazine arazilerinin bu iş için tahsis edilmesi ile artık 1000 dekar 5 0-60 bin ağacı olan üreticilerimizin sayısı artmaya başlamıştır.
3 - Zeytin sulanmaz inancı yıkılmış damla sulama kullanılmaya başlanmıştır.
4-Gübreleme konusunda toprak ve yaprak tahlili yapma alışkanlıkları oturmaya başlamıştır.
5- Küçük ev tipi zeytinden zeytinyağı elde eden ekipmanlar kullanmaya başlanmıştır.
6- Zeytin tarımında en büyük maliyeti oluşturan hasatla ilgili çok önemli gelişmeler
olmuş imkanı olan çiftçiler dal sarsıcı, çırpıcı hatta gövde sarsıcılar kullanmaya
başlamıştır.İmkanı olmayan çiftçiler ise elle hasat veya küçük el tırmıkları ile hasat
başlamıştır.
7- Küçük üreticilerde markalaşmaya başlamış, kendi zeytinyağını pazarlama yollarım
aramaya başlamıştır.
Değerlendirme acısından baktığımızda;
1 - Siyah sofralıkta Gemlik çeşidinin orij in olarak hakim olduğu yerlerde,
2-Yeşil Sofralıkta Domat çeşidi nedeniyle Akhisar yöresi,
3-Zeytinyağında Ayvalık çeşidi nedeniyle Edremit Körfezi ihtisaslaşmaya gitmiştir.
Bu arada zeytinyağının orgonoleptik özellikleri tartışılmaya başlamış ve zeytin yetiştiren her bölge benimde yağımın bu özellikleri de iyi demeye başlamıştır. Bunu sağlamak amacıyla kaliteli zeytinyağı üretmek için dikkatli hasat bekletilmeden sıkma-düşük ısı-usulüne uygun stoklama ilkeleri oturmaya başlamıştır.

