Zeytinciliğimizin yarınına baktığımızda özellikle 2006-2007 fidan dikim sezonunda üretilen ve bugün hemen hemen satılan 30 milyon fidanı düşündüğümüzde 250 milyon ağaç sahibi İspanya nm arkasından Dünya ikincisi bir Türkiye yi düşünmek hayal değildir. Yeni dikilen plantasyonların ve alanların makineli tarıma uygunluğu ve çiftçimizde hızla artan bilgi birikimi düşünülürse ağaç başına ortalama 25 kg ham zeytin ve 5 kg zeytinyağını toplamda da 1.000.000 ton zeytinyağını da düşünmek hayal değildir.
Her gün zeytinyağının sağlık açısından yeni bir özelliği keşfedildikçe, t'.gc mulfağı ve zeytin kültürü yaygınlaştıkça ve düzenlenecek kampanyalarla kişi başına en az 5 kg tüketimi hedeflemekte hayal değildir.
Bunun yanında tamamen hiçbir ithalat yapmadan kendi ö/kaynaklarımızla yaptığımız üretimden 1.5 milyar dolarlık ihracat yapmakta hayal değildir.
Bu hedeflere ulaşabilmemiz için bugünden attığımız her adımı planlayarak atmalıyız. Bunun için;
1- Öncelikle Dünya üzerinde neye aday olduğumuzu ortaya koyarak bölgeler itibari ile dikmemiz gereken çeşitleri planlamalıyız. Kaliteli ve gurme yağlar mı yoksa ham yağ mı satmak istiyoruz veya sofralık damı geleceğimiz görüyoruz. Bu soruların cevabını en kısa geleceği olan çeşitlere daha fazla teşvik vermeliyiz.Bugün uygulanmakta olan 2 etaplı lesteklemeyi 3 etaba çıkararak devam ettirmeliyiz. Yani 1. ve en fazla aşı ile üretilen; eşitlere 2. olarak yağlık çeşitlere, 3. ve en düşük olarak Popülâsyon olarak yeterince iikilmiş çeşitlere verilmelidir.
2- Fidan dikimine uyguladığımız teşviki devam ettirme yanında üretimde kullanılan
/erim artırıcı teşvikleri de getirmeliyiz.
3- Ülkemizde en büyük eksikliği çekilen zeytin konusunda araştırma eksikliği
gidermek amacıyla Araştırmacı sayısı artırılmalı ve desteklenmelidir.
4- En önemlisi de Türk Zeytinyağını en önce kendi tüketimimize sonra da tüm
iünyaya tanıtmak amacıyla kampanyalara başlamalıyız. Bu konuda yarınlarımızı
çizerken bir zamanlar içinde olduğumuz UZK ile tekrar birlikte hareket etmemiz büyük
ünem taşımaktadır.
Her gün zeytinyağının sağlık açısından yeni bir özelliği keşfedildikçe, t'.gc mulfağı ve zeytin kültürü yaygınlaştıkça ve düzenlenecek kampanyalarla kişi başına en az 5 kg tüketimi hedeflemekte hayal değildir.
Bunun yanında tamamen hiçbir ithalat yapmadan kendi ö/kaynaklarımızla yaptığımız üretimden 1.5 milyar dolarlık ihracat yapmakta hayal değildir.
Bu hedeflere ulaşabilmemiz için bugünden attığımız her adımı planlayarak atmalıyız. Bunun için;
1- Öncelikle Dünya üzerinde neye aday olduğumuzu ortaya koyarak bölgeler itibari ile dikmemiz gereken çeşitleri planlamalıyız. Kaliteli ve gurme yağlar mı yoksa ham yağ mı satmak istiyoruz veya sofralık damı geleceğimiz görüyoruz. Bu soruların cevabını en kısa geleceği olan çeşitlere daha fazla teşvik vermeliyiz.Bugün uygulanmakta olan 2 etaplı lesteklemeyi 3 etaba çıkararak devam ettirmeliyiz. Yani 1. ve en fazla aşı ile üretilen; eşitlere 2. olarak yağlık çeşitlere, 3. ve en düşük olarak Popülâsyon olarak yeterince iikilmiş çeşitlere verilmelidir.
2- Fidan dikimine uyguladığımız teşviki devam ettirme yanında üretimde kullanılan
/erim artırıcı teşvikleri de getirmeliyiz.
3- Ülkemizde en büyük eksikliği çekilen zeytin konusunda araştırma eksikliği
gidermek amacıyla Araştırmacı sayısı artırılmalı ve desteklenmelidir.
4- En önemlisi de Türk Zeytinyağını en önce kendi tüketimimize sonra da tüm
iünyaya tanıtmak amacıyla kampanyalara başlamalıyız. Bu konuda yarınlarımızı
çizerken bir zamanlar içinde olduğumuz UZK ile tekrar birlikte hareket etmemiz büyük
ünem taşımaktadır.

