fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Bitkilerin Su almasını Etkileyen Faktörler Sebzecilikte Sulama

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Bitkilerin Su almasını Etkileyen Faktörler Sebzecilikte Sulama

    Bitkilerin Su almasını Etkileyen Faktörler Sebzecilikte Sulama
    Bitkilerin su almasına etki eden faktörleri bitki ve çevre faktörleri olarak iki ana gruba ayrılır.

    Bitki Faktörü
    Topraktaki suyun bitkiler tarafından alınması, öncelikle bitkilerin yapısına bağlıdır. Bitkilerin değişik çevre koşulları altında yaşayışları ve dağılım göstermeleri bu yüzden meydana gelmektedir. Her bitkinin su tüketimi diğerlerinden farklı olacağı gibi, bir bitkinin büyüme ve gelişmesindeki dönemlerde de farklılık gösterecektir. Bitkilerin anatomik yapısı, kök geliştirme miktarı, köklerin derinliği, suyu emiş gücü, toprak üstü organlarının oluşumu, miktarı ve kök ile gövde arasındaki denge vb. birçok etken burada rol oynar. Bu faktörler arasında bitki kök yapısı, kökün büyüme hızı, kök derinliği, kılcal emici köklerin miktarı, emme gücü önde gelenleridir. Bitkinin su tüketimine, yani topraktan alacağı su miktarına hiç şüphesiz çevre faktörlerinin etkisi büyüktür. Bitki su tüketimi ile “evapotranspirasyon” eş anlamlı kullanılmaktadır. Evapotranspirasyon toprak yüzeyinden olan buharlaşma (evaporasyon) ile bitki yapraklarından meydana gelen terleme (transpirasyon) yoluyla atmosfere verilen toplam su miktarıdır. Birimi genellikle derinlik olarak milimetre ile (mm) ifade edilir. Uygulamada evaporasyon ile transpirasyonu ayrı ayrı ölçüp değerlendirmek güçtür. Sulama yönünden de buna gerek duyulmamaktadır. Sulamada önemli olan toprak neminin azalma miktarıdır. Bitki su tüketimi günlük, aylık ve mevsimlik olmak üzere değişik zaman aralıklarında belirlenmektedir. Belirtilen sürelerin her biri, sulama sistemlerinin projelendirilmesinde ve işletilmesinde alınacak kararlar üzerinde etkili olmaktadır. Örneğin, bitkinin su tüketiminin en çok olduğu aya ilişkin değer, sulama sisteminin kapasitesinin ve iletim borularının ve su pompalarının büyüklüklerini, günlük su tüketimi için sezon içinde sulamanın zamanını ve aralığını, mevsimlik su tüketimi için yeraltı ve yerüstü su kaynaklarından alınacak su miktarını hesaplamada kullanılacaktır. Bir bitkinin su almasına, kaybettiği su miktarı önemli derecede etki yapar. Bir örnek verecek olursak, bir hıyar bitkisinin toprak üstü organları oldukça narin, otsu yapılı, yapraklar iri ve tüysüz, meyveleri büyük ve sayıca fazladır. Bu haliyle fazla su tüketen bir yapıya sahiptir. Buna karşılık kökleri fazla derine gitmez ve yeteri kadar gelişmemiştir. Yani toprak üstü organlarıyla, toprak altı organları arasında dengesizlik vardır. Eğer havadaki nem miktarı biraz azalırsa, toprakta yeteri kadar su bile olsa, köklerle alınan su, yapraklardan alınan suyu karşılayamaz ve bitkilerde solma başlar. Bu yüzden hıyar bitkisi hava neminin fazla olduğu yerlerde iyi yetişir. Nemli ve ılıman iklimlerden hoşlanır. Adaptasyon kabiliyeti azdır. Aynı koşullarda bir domates bitkisinde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Çünkü bir domates bitkisinin daha odunsu yapısı vardır, yaprakları daha küçük ve tüylüdür, kökleri oldukça derinlere gider ve kökler iyi gelişmiştir. Köklerle, gövde arasında bir denge mevcuttur. Bu yapısıyla domatesin daha geniş bir adaptasyon kabiliyeti vardır. Çölde çok az suyun bulunduğu yerlerde yaşayan bitkilere baktığımızda, bu bitkilerin bazılarında kök sistemlerinin çok derinlere kadar gittiğini ve taban suyundan yararlandığını görürüz. Kök sistemi iyi gelişmemişlerde ise, toprak üstü organları kurağa ve sıcağa karşı tam korumalı lifli ve süngerimsi yapısı vardır ve ayrıca gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkıyla gece havada oluşan nemi emecek güçtedir.


    Çevre Faktörü
    Bitkilerin su almasında çevre faktörlerinin büyük etkisi vardır. Toprakta su bulunması durumunda, bitki kökleri bir noktadan suyu absorbe etmeye başladığı zaman, kapillar yüzeyin altında bulunan kalın su halesi incelir ve toprak içindeki kılcal boruların yüzey konkavlığını attırır. Bu durumda kapillar boruların su çekim gücü artar. Toprak derinlerindeki su kök bölgesine doğru harekete geçer. Suyun bu hareketinin oluşmasında, yönünde ve hızında, toprakta oluşan tansiyon grandientleri arasındaki farkın büyüklüğü ve kapillar boşlukların geçirgenliği etkilidir. Bir bitkinin kılcal kökleri toprak suyunu emmek suretiyle otomatik olarak bir tansiyon grandienti oluşturur ve topraktaki suyun aktif kök bölgesine doğru akımı başlar. Ancak kapillarite ile su temini her zaman gerçekleşmeyebilir. Oysa bitkilerin toprak içinde fazla miktarda, düzgün ve süratli bir su akışına ihtiyaçları vardır. Bu yüzden topraktaki su, kitle ve difüzyon yoluyla hareket ederek bitki köklerinin bulunduğu yere gelir. Bunun dışında bitki kökleri her zaman suyun yanına gelmesini beklemez. Kendisi suyun bulunduğu kısmı tespit ederek o yöne doğru büyümeye başlar ve suyun bulunduğu yere uzanır. Toprakta bitki köklerinin suyun bulunduğu yere doğru yönelme hareketi “hidrotopizm” olarak tanımlanır. Bu durum bitki köklerinin toprak içindeki dağılışını, miktarını ve derinliğini ayarlar.
    Bitkiler toprakta tutulu bulunan suyun 15 atmosfer ve daha altındaki değerlerini alabilir. Bu güçten daha fazla güçle tutulan sulardan yararlanamaz. Toprakta bulunan tuzların miktarı ve cinsleri su alımına etkili olur. Toprakta tuz konsantrasyonun artması, osmotik basıncın artmasına neden olur. Eğer köklerin osmotik basıncından daha yüksek bir basınç ortaya çıkarsa, kökler topraktaki suyu alamaz ve hatta kendi bünyelerindeki suyu toprağa verir. Burada devreye aktif su alımı girerse, bazı bitkilerin belirli ölçüde topraktaki tuz konsantrasyonuna karşı direnç gösterdikleri tespit edilir. Bu bitkilere tuza dayanıklı bitkiler denir. Toprak sıcaklığının su alımına etkisi vardır. Genelde köklerin suyu alabilmesi için toprak sıcaklığının 8-25oC arasında olması istenir. Sıcaklığın düşmesi ve yükselmesi köklerin su almasını azaltır. Yapılan bir araştırmada seradaki toprak sıcaklığı 20oC’den 10oC’ye düştüğünde domateslerin su almaları % 20-30 azalmıştır. Buna karşın serin iklim bitkisi olan lahanalarda su alınması % 30-40 artmıştır. Lahanalarda toprak sıcaklığı 5oC'nin altına düştüğünde su alımı % 20-30 düşmüştür. Buradan şu sonuca gidebiliriz. Her bitkinin değişik toprak sıcaklığında alacağı su miktarı diğerlerine göre farklıdır. Olay toprak sıcaklığında olduğu gibi hava sıcaklığı içinde geçerlidir. Hava sıcaklığının değişmesi su alımını, terleme yoluyla etkiler. Bitkilerde ne kadar fazla terleme meydana gelirse, topraktan o kadar fazla su çeker. Toprak sıcaklığı kökleri su alımına, hava sıcaklığı su kaybetmesine neden olan ve bitkinin su almasını sağlayan iki ayrı faktördür. Bitkilerin su alımına, toprak ve hava sıcaklığı hem birbirleriyle bağımlı ve hem de bağımsız etki gösterir. Sıcaklıktan dolayı bitkilerin su almasını kısıtlayan faktörler :
    a. Kök büyümesi kısıtlanmıştır ve kök aktivitesi azalmıştır.
    b. Kök hücrelerinin zar geçirgenliği azalmıştır.
    c. Hücre protoplazması aktifliği azalmış ve geçirgenliği yavaşlamıştır.
    d. Suyun yapışkanlığı artmıştır.
    e. Suyun buhar basıncı azalmıştır.
    f. Toprakta köke doğru su hareketi azalmıştır.
    Bitkilerin su tüketimine, sulama zamanına etki yapar. Bitkiler içerdikleri su durumuna göre turgor veya plazmoliz duruma geçer. Bitkilerdeki su değişim durumları bize sulama zamanının gelip gelmediğini gösterir. Sabah bitkiler turgor durumundadır. Bu durumda topraktan alınan su yapraklardan kaybolan suyu karşılamaktadır. Ancak öğle saatlerinde sıcaklık arttığında havadaki su miktarı azaldığından bitkilerde terleme artar. Köklerle alınan su, terlemeyle verilen suyu karşılamamağa başlar ve yaprak hücrelerinde plazmoliz başlar ve bitkide solma görülür. Akşama doğru sıcaklık azaldığından bitkide su dengesi yeniden kurulur. Alınan su ve verilen suyu karşıladığından, bitki yaprak hücreleri turgor duruma geçer ve bitki tekrar gerginleşir ve dinçleşir. Bitkilerde meydana gelen bu solgunluğa “geçici solgunluk” ve yaşanan olaya “fizyolojik kuraklık”denir. Bu durumda bitkileri sulamaya gerek yoktur.
    Normalde bitkiler sabah saatlerinde turgor durumda olması gerekirken, yapraklar solgun ve plazmoliz durumda ise ve bu durum gün boyu değişmiyor ve ertesi gün de devam ediyorsa, bitkide meydana gelen bu solgunluğa “daimi veya sürekli solgunluk” denir. Eğer daimi solgunluğun nedeni araştırılıp ortadan kaldırılmazsa, bitkilerde önce yaprak pörsümesi, sonra kıvrılma ve renkte sararma ve dökülmeler, genç dallarda sürgün ucunda solma ve kurumalar, hızlı yaprak dökülmesi, daha sonra sürgün ve gövde kurumalar başlar. Nihayet bitkinin tamamı susuzluktan kurur ve ölür. Daimi solgunluğun meydana gelmesine ya topraktaki yada bitkideki istenmeyen bazı olaylar sebep olur. Toprakta su azalmıştır, sulama yapılması gerekiyordur. Toprakta su vardır, fakat su bitki tarafından alınamıyor ve kullanılamıyorsa, toprak sıcaklığı düşük veya yüksektir. Toprakta tuzluluk bulunmaktadır. Toprak altı suyu yükselmiş, kökler su içinde kalmış ve havasızlıktan ölmüştür. Köklerde, kök boğazında mantari ve bakteriyel hastalık meydana gelmiş ve su iletimi durmuştur. Bu ve buna benzer olaylar araştırılmalıdır.
    Yazın tarlada, normal zamanda yetiştirilen bir domates bitkisinin kök yapısını incelediğimizde köklerin % 50’ye yakın kısmının 20-30 cm derinliğinde ve 50-100 cm genişliğinde yayıldığını, % 20-30'un 80-100 cm derinlere ve % 10-20'si 100 cm'den daha derinlere bazen 150-200 cm kadar indiği görülür. Kış aylarında serada yetiştirilen bir domates bitkisi köklerinin % 60-70'i 10-30 cm derinliğe ve 40-60 cm genişliğe, % 25-35 kadarı 30-50 cm derinliğe ve çok azı 50 cm derinliğin altına indiğini görürüz. Bu farklı iki çevre koşulu, domatesin farklı bir kök sistemi oluşmasına etki yapmıştır.
    Toprak havası da bitki köklerinin gelişmesine ve su alımına etkilidir. Toprakta oksijen miktarı azalıp, karbondioksit miktarı arttıkça köklerin su alması azalır. Burada toprağın hava geçirgenliği azalmış ve toprakta oksijen ve karbondioksit dengesi bozulmuştur. Havasız toprak, kök hücrelerindeki viskoziteyi arttırmakta ve köke su girişi azalmaktadır. Bitkiler bu yüzden su alamamaktadır. Kuvvetli ve sürekli yağışlar, taban suyunun yükselmesi, bilinçsiz ve fazla miktarda sık aralıklarla yapılan sulamalar topraktaki boşlukların tamamına yakın kısmının suyla dolmasına ve toprağın havasız kalmasına neden olur. Toprakta su miktarının artması ve hava miktarının dolayısıyla oksijen miktarının azalması ile :
    a. Kök hücrelerinin bölünerek çoğalmasını yavaşlatmakta ve istenen düzeyde kök gelişmesi sağlanamamaktadır. Oysa bitkilerin toprak üstü organlarının yeterli düzeyde gelişmesinin ilk koşulu, toprak altı organları olan köklerin iyi gelişmesidir.
    b. Topraktaki organik maddeyi parçalayarak bitkilerin alacağı besin maddesi haline dönüştüren toprak mikroorganizmaların faaliyeti yavaşlamaktadır.
    c. Toprakta fizyolojik, kimyasal faaliyetler aksamakta, toprakta parçalanma ve ufalanma durmakta, besin maddelerinin oluşumu durmakta ve besin maddelerinin alınması zorlaşmaktadır.
    Bitkilerin gelişme durumuna göre kök derinliği ve genişliği farklılık gösterir. Genç bir domates bitkisinin 1-2 aylık büyüklükte iken kökleri 20-30 cm'lik bir alana yayılırken, 2-3 aylık döneminde bu yayılış 40-60 cm’e çıkar. Bitki cins ve türlerine göre de kök derinlikleri ve kök miktarları faklılık gösterip, derin, orta ve yüzeysel köklü olarak üç gruba ayrılır. Genelde kökleri 60 cm kadar derine gidebilen ve ancak kök yoğunluğu 20-30 cm derinlikte toplanan bitkilere “yüzeysel köklü” bitkiler, kökleri 120 cm kadar inebilen ve ortalama 40-80 cm derinlikte toplanan bitkilere “orta köklü” bitkiler ve kökleri 120 cm’den daha derine giden ve ortalama 60-100 cm arasında toplanan bitkilere “derin köklü” bitkiler denir. Bitkileri kök derinliğine ve normal koşullarda toplam gelişme dönemlerinde tükettikleri su miktarı yönünden Cetvel 13.1’deki gibi gruplara ayırmak mümkündür. Cetvelden de algılandığı üzere, bitki ile ilgili faktörlerin başında bitki cins ve türleri önde gelir. Yüzeysel bitkilerin kuraktan öldüğü bir dönemde, derin köklü bitkiler taban suyundan yararlanarak hayatta kalabilmektedir. Daha sonra bir çeşidin farklı büyüme dönemleri devreye girer. Fakat aynı koşullarda
    Cetvel 13.1. Çeşitli Sebze Bitkilerinin Kök Salma Derinliği ve Mevsimlik Su Tüketim Değerleri
    Kök Grupları Bitki Çeşidi Mevsimlik Su
    Tüketimi (mm)
    Yüzeysel köklü Sarmısak 300-400
    sebzeler Soğan erkenci yazlık 375-450
    Soğan geççi kışlık 500-600
    Pırasa 350-450
    Salata, Marul ilk ve sonbahar 200-300
    Salata, Marul yazlık 300-400
    Fındık turpu 250-350
    Pancar 300-450
    Fındık havucu 250-350
    Ispanak ilkbahar 150-200
    Ispanak sonbahar 200-250
    Tere 150-200
    Kereviz 400-600
    Lahana ve Karnabahar 300-500
    Orta derin köklü Hıyar 350-550
    sebzeler Kavun 250-450
    Karpuz 350-500
    Havuç 300-500
    Patates 450-600
    Domates yer, tarla 300-450
    Domates sırık, tarla 500-600
    Sera domatesi ilkbahar 600-800
    Sera domatesi sonbahar 500-600
    Patlıcan tarla 400-600
    Patlıcan sera 500-700
    Biber tarla 350-450
    Biber sera 400-550
    Fasulye yer 250-350
    Fasulye sırık 350-450
    Bezelye yazlık 400-500
    Bezelye kışlık 200-300
    Bakla 250-300
    ?algam 350-450
    Kereviz 450-650
    Pancar 400-600
    Derin köklü Enginar 300-450
    sebzeler Kuşkonmaz 400-500
    Domates 400-600
    Karpuz 450-600
    Kavun 350-500
    Bal ve Kestane kabağı 450-500
    Sakız kabağı 350-500
    Nane 200-300
    Havuç 400-500
    yetiştirilen bitkiler arasında bile su kaybı farklılıkları ortaya çıkabilir. (Dikkat burada Bkz. Bu kitabın özel sebze karpuz yetiştiriciliğinde Diyarbakır ilinde 30-50 kg büyüklükte karpuz elde edilmesi koşullarına).
    Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Working...
X