SEBZECİLİKTE GÜBRELEME
İlk insanoğlu, beslenmek için çevresindeki bitkilerle tanışmış ve onların içinden seçtikleriyle karnını doyurmuştur. Zaman içinde topladığı bitkileri tanımaya başlamış ve onların tohumlarının toprak yüzüne düştüğünü, sonra toprağa karıştığını, topraktan su alarak şiştiğini, küçük bir bitki meydana getirdiğini, bu bitkinin büyüyerek yaprak, dal, çiçek ve meyve verdiğini görmüştür. İster istemez bitkileri incelemeye başlamıştır. Bu arada çevrelerinde meydana gelen olaylardan bitkilerin etkilendiklerini ve çevrenin onlar üzerinde farlılıklar yarattığını keşfetmiş ve çevreyle, bitkiler arasındaki ilişkiyi bulmaya ve çözmeye uğraşmıştır. Anlaşılacağı üzere insanlığın ilk dönemleri gözlem ve kurguya dayanmıştır. Bu arada hayvanlarla tanışan insanoğlu, hayvan dışkısı üzerinde bitkinin daha iyi büyüyüp geliştiğini teşhis etmiştir. Zamanla bitkilerden tohum almaya ve onları kendisi ekerek ve hayvan dışkısı vererek yetiştirmeye başlamıştır. İlk dönemdeki gözlem ve kurgu giderek yerini araştırma ve deneme yapmaya bırakmış, böylece bilgi ve görgüsünü hızla arttırmıştır. Yıllar sonra planlı ve programlı çalışmalar, teknoloji sahasındaki ilerlemeler en modern tarım sistemlerini ortaya çıkarmıştır. GÜNAY ve KÜTÜK (1999) gübreleme konusunda eserlerinde geniş bilgi vererek, gübrelemenin tarihçesini de detaylı bir şekilde ortaya koymuşlardır. Günümüzde, değişik koşullarda yetiştirilen bitkilerin beslenme düzenleri üzerindeki çalışmalar halen devam etmektedir. Kontrollü üretim koşullarında bazı bitkilerin neredeyse sınırsız denecek derecede ürün verebilecekleri ve buna yeteneklerinin olabileceği ortaya çıkartılmıştır. Nitekim, Japonya’da gelen yazılı bazı bilgilerde amatör bazı yetiştiriciler, yaptıkları denemelerde bir domates ve hıyar bitkisini 100-200 m2’lik bir sera alanını kaplayacak şekilde büyütebilmekte ve bu büyütülen tek bitkiden 500-1000 kg kadar ürün alabilmektedir. Bu çalışmalar eski bazı bitki yetiştirme kanunlarını alt üst etmekte ve bitki besleme ve büyütme konusunda yeni düşüncelere yol açmakta, aynı zamanda bitki yetiştirme ve besleme sanatının önemini ve büyüklüğünü ortaya sermektedir.
Modern yetiştirme teknikleri olan ve bir zamanlar sadece deneme ve araştırma safhasında olan “su kültürü ve topraksız yetiştiricilik” artık pratikte kullanılır hale gelmiştir. İnsanoğlu uzayı keşfetmek üzere çalışmalar yapmakta ve gelecekte insanların uzay araçlarıyla gezegenler arası seyahatleri planlanmaktadır. Şu anda küçük uzay araçları içinde uzun süreli çalışma yapan astronotlar beslenmelerini komprime haline getirilmiş her türlü yiyeceği ve vitaminleri içeren tabletlerden sağlanmaktadır. Araç içinde, daha fazla insanın olması ve daha uzun süreli uçuş yapılması halinde, beslenme için araca daha fazla besin maddesi konulması gerekecek, besin maddeleri fazla yer kaplayacak ve bu da belki seyahati engelleyecektir. Çözüm her insana verilecek küçük kaplar içinde, günlük bitki yetiştirilmesinde yatmaktadır. Bunun tahakkuk ettirilmesi, yüksek bir teknolojinin uygulanmasına, uygun yetiştirme yerinin bulunmasına ve günlük üreyecek bitkilerin geliştirilmesine bağlıdır. Halen sisteme uyabilecek, beslenme değeri yüksek, hızlı üreyen yosun, alg ve mantar gibi bitkiler üzerinde bu yönde kesif çalışmalar yapılmaktadır. Eğer başarı sağlanırsa, bu bitki yetiştirme ve besleme sanatının bir zaferi olacaktır. Bu üstün ve ileri teknoloji isteyen bilimsel çalışmalar bir yana bırakılacak olursa, dünyamızda her gün hızla artan nüfusun besin gereksinimini karşılamak, yerleşim alanına çevrilen ve giderek daralan tarım alanlarında en üst seviyede üretim almayı zorunlu kılar. Bu zorunluluktur ki, araştırıcıları bu gün bile toprak verimliliği, bitki ıslahı ve beslenmesi konularında daha da yeni araştırmalar yapmaya ve yeni buluşlar ortaya çıkarmaya itmektedir.
Islah edilmiş bitkilerin istenen verime ulaşmaları, hiç şüphesiz onların en iyi şekilde beslenmesini ve gübrelenmesini yapmakla mümkündür. Bitkilerin çevresinde beslenmeleri için aradıkları ve bulamadıkları maddelerinin o ortama dışardan verilmesi olayına “Gübreleme” denir.
Yukarıda verdiğimiz kısa bilgiler, şu anda insana hayal gibi gelebilir. Ancak insanoğlu her zoru yendiği gibi bu sorunları da çözecektir. Bitki besleme konusu tarım içinde ayrı bir uygulama alanıdır. Her şeyden önce bitkilerin istemiş olduğu besin maddelerini üretmek ve bitkilere vermek, gelişmiş bir teknoloji ve bu teknolojinin uygulanacağı fabrikasyon yatırımına gereksinim gösterir. Bu ülkede ayrı bir iş kolunun doğmasına ve oradan bir çok insanın geçinmesine yol açar. Topraksız yetiştiriciliğin devreye girmesi ve besin maddelerinin çözelti şeklinde bitkilere verilmesi, tarıma yeni bir yetiştirme sistemi getirmiştir. Bu sistemin kurulması ve uygulaması hiç şüphesiz bitki beslemeye ayrı bir önem kazandırmıştır. Günümüzde organik tarım uygulaması ise işin başka bir boyutunu oluşturmakta ve insan sağlı açısından yetiştirilen bitkilerin, fazla kimyasal ilaç ve gübre kullanımıyla insan sağlığını tehdit eder duruma girmesi ve bunun önlenmesi için organik tarımın başlatılması ayrı bir öneme sahip bulunmaktadır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
İlk insanoğlu, beslenmek için çevresindeki bitkilerle tanışmış ve onların içinden seçtikleriyle karnını doyurmuştur. Zaman içinde topladığı bitkileri tanımaya başlamış ve onların tohumlarının toprak yüzüne düştüğünü, sonra toprağa karıştığını, topraktan su alarak şiştiğini, küçük bir bitki meydana getirdiğini, bu bitkinin büyüyerek yaprak, dal, çiçek ve meyve verdiğini görmüştür. İster istemez bitkileri incelemeye başlamıştır. Bu arada çevrelerinde meydana gelen olaylardan bitkilerin etkilendiklerini ve çevrenin onlar üzerinde farlılıklar yarattığını keşfetmiş ve çevreyle, bitkiler arasındaki ilişkiyi bulmaya ve çözmeye uğraşmıştır. Anlaşılacağı üzere insanlığın ilk dönemleri gözlem ve kurguya dayanmıştır. Bu arada hayvanlarla tanışan insanoğlu, hayvan dışkısı üzerinde bitkinin daha iyi büyüyüp geliştiğini teşhis etmiştir. Zamanla bitkilerden tohum almaya ve onları kendisi ekerek ve hayvan dışkısı vererek yetiştirmeye başlamıştır. İlk dönemdeki gözlem ve kurgu giderek yerini araştırma ve deneme yapmaya bırakmış, böylece bilgi ve görgüsünü hızla arttırmıştır. Yıllar sonra planlı ve programlı çalışmalar, teknoloji sahasındaki ilerlemeler en modern tarım sistemlerini ortaya çıkarmıştır. GÜNAY ve KÜTÜK (1999) gübreleme konusunda eserlerinde geniş bilgi vererek, gübrelemenin tarihçesini de detaylı bir şekilde ortaya koymuşlardır. Günümüzde, değişik koşullarda yetiştirilen bitkilerin beslenme düzenleri üzerindeki çalışmalar halen devam etmektedir. Kontrollü üretim koşullarında bazı bitkilerin neredeyse sınırsız denecek derecede ürün verebilecekleri ve buna yeteneklerinin olabileceği ortaya çıkartılmıştır. Nitekim, Japonya’da gelen yazılı bazı bilgilerde amatör bazı yetiştiriciler, yaptıkları denemelerde bir domates ve hıyar bitkisini 100-200 m2’lik bir sera alanını kaplayacak şekilde büyütebilmekte ve bu büyütülen tek bitkiden 500-1000 kg kadar ürün alabilmektedir. Bu çalışmalar eski bazı bitki yetiştirme kanunlarını alt üst etmekte ve bitki besleme ve büyütme konusunda yeni düşüncelere yol açmakta, aynı zamanda bitki yetiştirme ve besleme sanatının önemini ve büyüklüğünü ortaya sermektedir.
Modern yetiştirme teknikleri olan ve bir zamanlar sadece deneme ve araştırma safhasında olan “su kültürü ve topraksız yetiştiricilik” artık pratikte kullanılır hale gelmiştir. İnsanoğlu uzayı keşfetmek üzere çalışmalar yapmakta ve gelecekte insanların uzay araçlarıyla gezegenler arası seyahatleri planlanmaktadır. Şu anda küçük uzay araçları içinde uzun süreli çalışma yapan astronotlar beslenmelerini komprime haline getirilmiş her türlü yiyeceği ve vitaminleri içeren tabletlerden sağlanmaktadır. Araç içinde, daha fazla insanın olması ve daha uzun süreli uçuş yapılması halinde, beslenme için araca daha fazla besin maddesi konulması gerekecek, besin maddeleri fazla yer kaplayacak ve bu da belki seyahati engelleyecektir. Çözüm her insana verilecek küçük kaplar içinde, günlük bitki yetiştirilmesinde yatmaktadır. Bunun tahakkuk ettirilmesi, yüksek bir teknolojinin uygulanmasına, uygun yetiştirme yerinin bulunmasına ve günlük üreyecek bitkilerin geliştirilmesine bağlıdır. Halen sisteme uyabilecek, beslenme değeri yüksek, hızlı üreyen yosun, alg ve mantar gibi bitkiler üzerinde bu yönde kesif çalışmalar yapılmaktadır. Eğer başarı sağlanırsa, bu bitki yetiştirme ve besleme sanatının bir zaferi olacaktır. Bu üstün ve ileri teknoloji isteyen bilimsel çalışmalar bir yana bırakılacak olursa, dünyamızda her gün hızla artan nüfusun besin gereksinimini karşılamak, yerleşim alanına çevrilen ve giderek daralan tarım alanlarında en üst seviyede üretim almayı zorunlu kılar. Bu zorunluluktur ki, araştırıcıları bu gün bile toprak verimliliği, bitki ıslahı ve beslenmesi konularında daha da yeni araştırmalar yapmaya ve yeni buluşlar ortaya çıkarmaya itmektedir.
Islah edilmiş bitkilerin istenen verime ulaşmaları, hiç şüphesiz onların en iyi şekilde beslenmesini ve gübrelenmesini yapmakla mümkündür. Bitkilerin çevresinde beslenmeleri için aradıkları ve bulamadıkları maddelerinin o ortama dışardan verilmesi olayına “Gübreleme” denir.
Yukarıda verdiğimiz kısa bilgiler, şu anda insana hayal gibi gelebilir. Ancak insanoğlu her zoru yendiği gibi bu sorunları da çözecektir. Bitki besleme konusu tarım içinde ayrı bir uygulama alanıdır. Her şeyden önce bitkilerin istemiş olduğu besin maddelerini üretmek ve bitkilere vermek, gelişmiş bir teknoloji ve bu teknolojinin uygulanacağı fabrikasyon yatırımına gereksinim gösterir. Bu ülkede ayrı bir iş kolunun doğmasına ve oradan bir çok insanın geçinmesine yol açar. Topraksız yetiştiriciliğin devreye girmesi ve besin maddelerinin çözelti şeklinde bitkilere verilmesi, tarıma yeni bir yetiştirme sistemi getirmiştir. Bu sistemin kurulması ve uygulaması hiç şüphesiz bitki beslemeye ayrı bir önem kazandırmıştır. Günümüzde organik tarım uygulaması ise işin başka bir boyutunu oluşturmakta ve insan sağlı açısından yetiştirilen bitkilerin, fazla kimyasal ilaç ve gübre kullanımıyla insan sağlığını tehdit eder duruma girmesi ve bunun önlenmesi için organik tarımın başlatılması ayrı bir öneme sahip bulunmaktadır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

