fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hasat Öncesi ve Sonrası Ürünlerin Gelişmesini Etkileyen Faktörler / PAZARLAMA / SEBZECİLİK

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Hasat Öncesi ve Sonrası Ürünlerin Gelişmesini Etkileyen Faktörler / PAZARLAMA / SEBZECİLİK

    Hasat Öncesi ve Sonrası Ürünlerin Gelişmesini Etkileyen Faktörler / PAZARLAMA / SEBZECİLİK

    Her bitki kendi genetik yapısına göre bir büyüme ve gelişmeye sahiptir ve bu genetik yapının elverdiği ölçüde çevresine uyum sağlar. Eğer bazı bitkiler, en kötü koşullarda bile oralarda yaşayabiliyorsa, bu koşulların bitki minimum koşulları içinde olmasından kaynaklanır. Bitkilerdeki değişim iki şekilde meydana gelir. Bunlardan birincisi, çevre koşullarının değişmesiyle bitkide meydana gelen değişimdir. Bitkideki bu değişme, çevre koşullarının normale dönmesiyle kaybolur. Yani bitkilerde meydana gelen değişim geçici değişmedir ve biz bu değişmeye “modifikasyon” adını veriyoruz. İkinci değişim, bitkideki kalıcı değişim olup, bu değişim ancak genlerin farklılaşması sonucu ortaya çıkar ve kalıtsaldır. Genetik değişme, farklı genetik yapıdaki bitkiler arasında meydana gelen tabii veya bizim tarafımızdan yapılan suni melezlemelerle ortaya çıkar. Elde edilen yeni fertler, melezlemede kullanılan anne ve babadan ayrı bir karakter gösterir. Bir başka deyişle yeni bir çeşittir. Melezleme dışında birde, mutasyon yoluyla başkalaşım (değişim) meydana gelebilir. Bu bitki hücresinin uğradığı herhangi bir şokun etkiyle, o hücrenin genetik yapısında meydana gelen değişmeyle olur. Mutasyonlar, doğa olaylarının bitkide meydana getirebileceği etkiyle veya bizim tarafımızdan şoklanmasıyla da olur. Piyasa isteklerine göre cins, tür ve çeşitler arasında yapılacak melezlemeler ve mutasyon çalışmalarıyla yeni çeşitler geliştirilmiş ve halen geliştirilmektedir. Örneğin, şu anda domateslerde salçalık, turşuluk ve sofralık (örtü altı ve tarla) binlerce çeşit geliştirilmiştir. Bunların, hastalık ve zararlılara dayanıklılığı, erkenciliği, verim yüksekliği, düşük ve yüksek sıcaklıklarda meyve tutması, nakliyeye uyması ve depolanması gibi çeşitli özelliklerinde önemli gelişmeler elde edilmiş ve bulunan çeşitler piyasaya verilmiştir. Böylece üretim masrafları azaltılmış ve hasat sonrası pazarlama olanakları genişletilmiştir. Normal çeşitlere göre son yıllarda kullanıma sunulan hibrid (hybrid) çeşitler, hem üretime ve hem de pazar isteklerine daha uygun durumdadır.
    Bitkilerin yetiştirildiği çevre koşulları, onların hasat öncesi tarlada yetiştiği döneme etki yaptığı gibi, hasat sonrası dönemlerinde de, o ortamdan uzaklaştırılmış olmalarına rağmen etkisini sürdürür. Şöyle ki, hasat öncesi fazla sulanmış ve azotlu gübre verilmiş bir bitkinin, hasat sonrası yola dayanımı az ve depolanması iyi değildir. Yetişme dönemi iyi geçmeyen bitkilerdeki kalite düşüşü, hasat sonrası bu bitkilerin pazarda satılma şansını azaltır, fiyatın düşmesine neden olur.
    Hasat öncesi bitkilere etki eden faktörler ekolojik faktörlerdir. Ekolojik faktörlerde toprak ve iklim faktörleri olarak ikiye ayrılır. Bu faktörler yanında, bitkilerin yetiştirilmesi sırasında yapılan gübreleme, sulama, ilaçlama, budama gibi bakım işlerinin de etkisi olur. Kitabın baş tarafında sunulan ekolojik faktörler konusu incelenirken bitkiler üzerine ne gibi etkileri olduğu açıklanmıştı. Burada konuyu tekrar etmemek için kısaca açıklayacağız. Vejetasyon süresi uzun ve kış aylarında dışarıda sebze yetiştirmeye elverişli yerlerde, daha uzun süre yetiştiricilik yapılır. Ortamda sıcaklığın normal olması (yazlık sebzelerde 20-30oC, kışlık sebzelerde 10-20oC) tohumların çimlenme yüzdesini arttırır ve hızlı çimlenmesini sağlar. İyi çıkan ve büyüyen fideler kısa sürede gelişir, bol çiçek açar ve döl tutar. Bitkideki vejetatif gelişme iyi olduğundan bu tutan döller iyi beslenir ve bitki zamanında kaliteli ürün verir. Tat ve aroma maddeleri artar. Renk muntazam ve güzel olur. Hasat sonrası ürünün dayanım gücü yükselir ve yola dayanımı iyi olur. Bu tip ürünlerin pazarlanması kolay ve rahattır. Sıcaklığın azalması veya yükselmesi belirli bir dereceden sonra olumsuz etki meydana getirir. Işık da, sıcaklık gibi bitkilere aynı etkiyi yapar. Yazlık bir sebze, domatesi alarak genel bir iklim panoroması çizersek 25-30oC sıcaklık, 8000-12000 lüks ışıklanma, % 60-70 nem, 2-3 m/sn hava hareketi ve 600-700 mm yağış tablosu ortaya çıkar. Kışlık bir sebze, lahanada ise, sıcaklık 15-20oC, 5000-8000 lüks ışıklanma, % 60-80 nem, 3-4 m/sn hava hareketi ve 400-500 mm yağış şeklindedir. Bu istekler dışında meydana gelen iklim koşulları, kalite ve verim sapmalarına yol açar. Bir başka örnek, soğan ve sarmısaklar yetişirken, ılık, kısmen nemli bir ortama gereksinim duyar. Böyle bir ortamda yetiştirilen taze soğan ve sarmısak, hasat sonrası lifleşme oranı az ve tüketim sırasında ağızda sakızlanma, topaklaşma meydana getirmeyen ve rahat çiğnenen bir yapı ve kalitede oluşur. Kuru baş hasadı için ise, başlarının olgunlaştığı hasat dönemine doğru havada sıcaklığın artması, nemin azalması, yağışın hiç olmaması, toprakta fazla su bulunmaması gerekir. Böyle bir ortamda soğan ve sarmısakların kuru madde oranı fazlalaşır, dolayısıyla hasat sonrası dayanıklılığı artar ve depolanma süresi uzar.
    Toprak için en güzel örnek, yumruları ve kökleri yenen sebzelerde ortaya çıkar. Tınlı kumlu, tınlı ve organik maddesi yeterli, hafif topraklara istenen ölçüde su verilebilirse, kök ve yumrular normal şeklini ve büyüklüğünü alır. Kısacası kalitesi ve verimi yüksek olur. Toprak ağırlaştıkça, sıkıştıkça, yani killi bir yapıya dönüştükçe, içindeki taş ve kaba kesek oranı arttıkça yumru ve kökler küçülür, çatallanma başlar, eğilmeler görülür, kısacası şekil bozuklulukları meydana gelir. Tabiatıyla böyle ürünün pazarlanma şansı büyük ölçüde düşer.
    Bitkileri yetiştirirken yapılan bakım işlerinin, hasat sonrası pazarlamaya etkisi de büyüktür. İş, yetiştirilecek bitkiye toprak hazırlamasıyla başlar. Toprak ne kadar iyi işlenir ve gübrelenirse o kadar furda yapılı olur, su ve besin maddelerini tutar, böyle bir toprakta bitkiler o kadar iyi gelişir, büyür, kalitesi ve verimi yüksek ürün verir.
    Ürünleri yetiştirdiğimiz yerde mutlaka ekim planı (ekim nöbeti veya münavebesi) yapılmalıdır. Değişik bitkileri arka arkaya getirmek toprak yorulmasını önler, atılan gübrelerin daha fazla kullanılmasını sağlar. Ayrıca piyasa isteğine göre, işletmemizde hangi ürüne ne kadar ekim sahası ayırmamız gerektiğini belirler.
    Bitkilere verilecek sıra arası ve sıra üzeri mesafeler, onların ışıktan ve sıcaktan yararlanma oranlarına etki yapar. Genelde bir bitkiye ayrılan saha artıkça, bitki başına verim ve kalite yükselir. Fakat birim alandan alınan ürün miktarı azalır. Ürünün kalitesindeki artış fiyatı yükseltse de, çoğu kez verimdeki azalmayı telafi etmez. Sıra arası ve sıra üzeri mesafeler belli bir ölçüye kadar azaltılarak, bitki başına verim düşürülebilir, fakat birim alandaki verim yükseltilebilir. Ancak bu işlemle, kalitede fazla bir bozulma meydana getirilmez.
    Dikim zamanın ayarlanması başlı başına önem kazanır. Örneğin, ıspanakların yaprak gelişmesinin uzun güne, sıcağa ve kuru bir döneme rastlaması, erken çiçek sürgünü oluşmasını sağlar ve kaliteyi bozar, onların pazarda satılma şansını hemen hemen yok eder. Bu yüzden ıspanaklar sonbahar devresinde yetiştirlir. Çünkü ilkbahar yetiştiriciliğinde, yukarıdaki iklim özelliğinin ilkbaharın başından yaza doğru artacağı düşünülürse, zarar etmemek için, dikkatli bir tohum ekim zaman ayarlaması yapmak ve yağmurlama gibi özel yetiştiricilik tedbirlerini almak gerekir. Bu ayarlamalarla ıspanaklar, sıcak ve kuru havalar etkisini göstermeden hasat edilebilir. Aynı durum kıvırcık ve marullar için geçerlidir.
    Geçen konularda, su ve gübrenin bitkiler üzerinde ne gibi etkileri olduğu geniş bir biçimde incelenmişti. Burada küçük bir örnekle yetineceğiz. Fazla gübreleme ve sulama öncelikle toprak yapısını bozar. Çabuk tuzlanmaya sebep teşkil eder. Yeterli gübreleme ve sulama yapılmazsa bu sefer bitki büyüme ve gelişmesi iyi olmaz. Gübre ve suyun az veya çok verilmesi, sebzelerin kalitesini düşürür, erkenciliği ortadan kaldırır, verim miktarını azaltır. Yanlış gübre çeşidi, miktarı ve uygulama şekli ve zamanı, bitki büyüme ve gelişmesin aksatır, hasat sonrası dayanımı yok eder. Hastalık ve zararlılara karşı bitkinin direncini düşürür. Genelde azotlu gübrelerin bitki kök, yumru, yaprak, dal, sürgün gibi organ gelişmesine, fosforlu gübrelerin çiçek ve meyve oluşumuna, potasyumlu gübrelerin bitkinin çevre koşullarına olan direncini ve hastalık ve zararlılara kaşı dayanıklılığını arttıracağını burada bir kere daha hatırlatalım.
    Bitkilere uygulanan budama, bitkinin vejetatif organlarıyla, generatif organları arasında denge kurmasına ve meyvelerin irileşmesine ve olgunlaşmasına yardımcı olur. Küçük bir örnek, sırık domates bitkilerinde her çiçek salkımı üstündeki yaprakların iyi veya kötü gelişmesi, bu çiçek salkımının oluşumuna iyi ise iyi, kötü ise kötü etki eder. Salkımların hasadından sonra altta kalan yaprakları almakta bu yüzden hiçbir mahsur yoktur. Hıyarlarda çoğu kez çiçekler ana gövdeden çok, birinci ve ikinci derecede sürgünlerin 2.-5. yaprak koltuklarında oluşur. Hıyarlarda budamayı bu yönde yapmak ve 5. yapraktan sonra uç almak meyve verimini arttırır. Budama uygulanan domates ve hıyarlar daha az yer kaplar ve bu yüzden birim alandaki bitki sayısı artar ve dolaysıyla verim yükselir.
    İyi ve yeteri dozda bilinçli kullanıldıkları zaman hormonların, meyve bağlamayı arttırıcı, meyve seyreltici, meyve tutucu etkileri vardır. Bu etkiler, koşulların yetersiz olduğu kış aylarında ürün almamızı sağlar ve yetiştiriciye bir kazanç kapısı açar. Ancak fazla ve yersiz hormon kullanılması, zararlılar ve hastalıklara karşı ilaç atılması, karantina zamanına dikkat edilmeden hasat yapılması, bu ürünlerin pazara sunulması, ürünlerde bakiye kalması ve tüketim sırasında bunların vücuda alınması, insanlarda bazı hastalık ve zararların ortaya çıkmasına neden olur ve onlara istenmeden zarar verir. Aslında, yetiştiricinin kötü koşullarda ürün alıp, insan beslenmesine yardımcı olma iyi niyeti, bilmeden yaptığı yanlış uygulamayla kötü bir sonuca dönüşür.
    Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Working...
X