Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Bitkinin Oluşumu / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Tohumun toprağa düşmesi veya ekilmesiyle, tohumlar çimlenmeye başlar. Tohum kabuğu yarılır ve çim kökü (primer kök) büyüyerek uzar. Çim kökü 1-2 cm boy aldıktan kısa bir zaman sonra, bu kez primer sürgün ucunun büyümesi başlar. Bu devrede tohum, primer kök ve sürgün ile henüz ilişki ha*lindedir. Beslenme, tohumda bulunan endosperm ile olur. Bir müddet sonra primer kökün uç tarafında emici kıllar oluşur, bitkide su ve besin maddeleri alımı başlar.
Kökün boyu 5-6 cm’i bulduğunda sürgün, tohumun atıldığı toprak derinliğinden toprak yüzüne çıkar. Kotiledon yaprağı tekli*dir. Uç kısmı hafif kıvrıktır. Toprak altında 3-4 cm derin*likte bitkinin üzerinde hafif bir şişkinlik meydana gelir. Bu noktadan bireysel sekonder kökler çıkar. Sekonder kök 3-5 cm boy aldıktan biraz sonra da sekonder sürgün oluşur. Bu şiş*lik, yeni kök ve sürgünler oluştukça, bitki yaşlandıkça daha genişleyerek ilerde kuşkonmazın pençesini, yani toprak altı rizom gövdesini meydana getirir.
Sekonder sürgünün toprak altında sürmesi sırasında, primer sürgün toprak üstünde dallanmaya başlar. Bu devre, tohu*mun çimlenmesinden 15-20 gün sonra meydana gelir. Kök ve sürgün teşekkülü aynı şekilde devam ederek, kuşkonmaz bitkisi yavaş yavaş oluşur. Kuşkonmaz uzun yıllık bir bitkidir.
Kışı kuvvetli geçen ve don yapan yerlerde toprak üstü aksamı kurur, fakat toprak altı gövdesi (pençesi) canlı kalır. Ertesi yıl toprak altındaki pençeden yeni sürgünler meydana gelir, bunlar toprak yüzüne çıkarak gelişme yeniden başlar. Bu şekilde kuşkonmazın hayat çemberi çizilmiş ve tamamlanmış olur.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
/ Kök / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Kuşkonmazlarda her kök bireyseldir. Her bireysel kök iki kısımdan meydana gelir. Kökün esasını teşkil eden bi*rinci kısım etli, oldukça kalın (kurşun kalem, yani 0,4-0,6 cm kadar kalınlığında ve silindiriktir. Bu etli köklerden çok az sayıda yan kökler çıkabilir. Etli kökler ve yan kökler üzerinde, kökün ikinci kısmını teşkil eden, çok sayıda emici kıllar bulunur (Şekil 5.1) ve besin maddeleri, su bu emici kıllarla alınır. Etli kök, birkaç yıl yaşar ve sonra ölür. Her yıl devamlı pençenin ön kısmından yeni kökler ve sürgünler teşekkül ederken, arka kısmındaki yaşlı kökler ve sürgünler ölür.
Şekil 5.1. Genç kuşkonmaz bitkisi (DİLLİNGEN 1956).
Etli köklerin birkaç yıl yaşamları sırasında derinliği, 60-80 cm’e kadar iner. Çok ender hallerde, örneğin gevşek, havalanabilir, derin kumlu topraklarda 100-200 cm’e ulaşabilir. DİLLİNGEN (1956) ve BİELKA’ya (1969) göre, kökün derine gitmesi, topraktaki taban su seviyesine bağlıdır ve nitekim kökler taban suyuna ulaşıncaya kadar uzayarak, bazen taban suyu derinde olan topraklarda 5 m derinliğe bile indikleri görülmüştür. Köklerin etrafa yayılması 50-80 cm arasında değişir. Kuşkonmazda etli kökler bir depo organıdır. Fazla besin maddeleri özelikle bu köklerde ve rizom gövdede (pençede) depolanır. Depo maddelerinin çoğunluğunu şekerli maddeler meydana getirir. Bu maddelerin toplanma oranı, kuşkonmazların sürgün verme özelliği ile doğru orantılıdır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
/ Gövde ve Sürgünler / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Kuşkonmaz, rizom gövdelidir. Üretme sırasında rizom gövde, çoğu kez pençe olarak isimlendirilir. Kültüre alınmamış doğadaki bitkilerde rizom gövde, toprağın 5-15 cm derinliğinde bulunur. Kültürü yapıldığında, özellikle toprağın 25-30 cm derine konulur. Bundan amaç, yemeklik olarak kullanılan sürgünün boyunun 20-25 cm kadar uzamasını temin etmek ve daha fazla ürün almaktır (Şekil 5.2).
Rizom gövdeden etli kökler ve sürgünler çıkar. Kökler ve sürgünler dikkatlice temizlenirse, rizom gövdenin birbirine yakın birçok boğum ve boğum aralarından meydana geldiği görülür. Rizom gövdenin bir ucunda eski, diğer ucunda yeni kök ve sürgünler bulunur. Yeni kök ve sürgünlerin bulunduğu kısım gövdenin büyüme doğrultusunu gösterir ve gövde devamlı bu doğrultuda büyür. Böylece yıllar ilerledikçe kuşkonmazın yeri değişir. Bu yer değiştirme, çok senelik birçok otsu bitkide karakteristiktir ve doğanın bu bit*kilere verdiği bir özelliktir. Böylece bitkiler kullanılmamış, besin maddelerince zengin toprak kısmına doğru adeta ha*reket eder ve her yıl aynı kuvvette gelişir (Şekil 5.1 ve 5.2).
Şekil 5.2. Kuşkonmazın genç bitkisi, pençenin oluşması, önde eski gövde ve sürgün, arkada yeni gövde ve yeni sürgün ve köklerin meydana gelişi, yıllık büyüme şekli (DİLLİNGEN 1956)
Kuşkonmazlık tesis edilirken rizom gövdelerin büyüme doğrultularının saptanmasında yarar vardır. Pençelerin bir sıra üzerinde, büyüme doğrultularının değişik olması ve kuşkon*mazların her yıl biraz ileri giderek yer değiştirmesine, yönün çabucak bozulmasına, bitkilerin birbirine yanaşmasına veya uzaklaşmasına, sıranın sağına veya soluna kaçmasına ve dolayısıyla tesisin kötü bir görünüş kazanma*sına nedendir. Rizom gövdenin canlılığı, dışardan bir zararlanma meydana gelmediği takdirde devamlıdır.
Her yıl bir kısım ölürken, diğer kısım büyüyerek yenilenir. Bitkinin kışı geçirmesi ve ertesi yıl hayatını sürdürmesi, bu gövde ile ve gövde üzerinde teşekkül eden yeni kök ve sürgün gözleriyle olur. Rizom gövde, bir sürgün gözü ve etli birkaç kökü ihtiva ede*cek şekilde parçalara ayrılacak olursa, her parça yeni bir bit*ki meydana getirebilir. Yani bu parçalarla (pençelerle), vejetatif klonal üretim yapılabilir. HUYSKES ve SNEEP’e (1962) göre, kuş*konmazın rizom gövdesi, bazı çeşitlerde bol miktarda dallanmakta ve bu çeşitler ince, fakat fazla sürgün vermektedir. Rizom gövdesi dallanmayan çeşitler ise, kalın fakat az sayıda sürgün oluşturmaktadır. Rizom gövde toprağın altında olduğundan, süren her sürgünün 20-25 cm’lik kısmı toprak altında, diğer kısmı toprak üstünde oluşur (Şekil 5.2 ve 5.3).
Şekil. 5.3. Kuşkonmaz toprak üstü sürgünleri ve yan sürgünleri
Kuşkonmaz sürgünlerinin toprak içindeki renkleri, bu kesime güneş ışıkları ulaşamadığından ve klorofil teşekkülüne mani olunduğundan, bilinen yeşil renk oluşmaz ve sürgün beyazdır. Kuşkonmazın yenen kısmı, top*rak yüzüne çıkmamış, beyaz renkli sürgünleridir. Bu sürgün*ler toprak açılarak ve kesilerek hasat edilir. Sürgünler hasat edilmeden bırakı*lırsa, toprak yüzüne çıkarlar. Sürgünün baş kısmındaki to*murcuk derhal açılarak büyümeye ve dallanmaya başlar. Kuşkonmazlarda toprak üstü sürgünlerinin uzunlukları bölge ve ortam şartlarına ve beslenmeye bağlı olarak 50-200 cm arasında boy alır. Her yıl ilkbaharda toprak yüzüne çıkarak teşekkül eden sürgünler sonbaharda havanın sertleşmesi ile kurur ve ölür. Bu sürgünlere uzun sürgün adı verilir (BİELKA 1969).
Diğer bitkilerden farklı olarak kuşkonmazlarda asimi*lasyon uzun sürgün ve üzerinde yaprak görünümünde olan çok sayıdaki yan sürgünlerle yapılır. Yan sürgünler iğne şek*lindedir. Bunlara kısa sürgün (BİELKA 1969) veya Phyllocladien adı verilir (LÜBBEN 1959, HAHN ve ZELL 1964). Birçok kimsece yanlış olarak, yaprak zannedilir. Kısa sür*günler, uzun sürgünlerin boğumları üzerinde bir kaç adet ince dal şeklinde oluşur. Bir kuşkonmaz bitkisi, bir yıl içinde 5-15 adet arasında sür*gün meydana getirir. Bitkinin çok genç ve çok yaşlı devre*sinde, sürgün adedi azalır. Kuşkonmazlık tesis edildikten 3 yıl sonrası, sürgün sayısı fazlalaşır ve 5.-6. yıldan sonra maksi*mum düzeye ulaşır. Daha ileriki yıllar arasında farklılık olmaksızın 12.-15. yıla kadar aynı seviyede devam eder. Ge*nellikle 12.-15. yıldan itibaren bir azalma başlar. Bu bakım*dan kuşkonmazlığın, 15. yıldan sonra sürgün verimi azaldığından, genellikle söküldüğü görülür.
Yazarlara göre, kuşkonmazın sürgün sayısına bitkinin cinsiyet durumu etkilidir. Erkek bitkilerin sürgünleri ince fa*kat fazla sayıda, dişi bitkilerin sürgünleri kalın ve az sayıda teşekkül eder. Erkek bitkilerle kuşkonmazlığın kurulması ilerde verimin fazla olmasını sağlar (DİLLİNGEN 1956, HÖSSLİN, MAPPES ve STE1B 1964, HUYSKES ve SNEEP 1962, HANN ve ZELL 1964). Bu genel görüşe katılmayan araştırıcılar da vardır. Nitekim VURAL ve İKİZ (1974) yap*tıkları araştırmada erkek bitkilerin, dişi bitkilere oranla top*lam olarak fazla sürgün verdiklerini, fakat bu farkın istatistiki bir öneme sahip olmadığını, farkın örnekleme hatalarına yorumlanabileceğini, aradaki farklılığın ancak hasat zama*nı dikkate alındığında ortaya çıktığını, erkek bitkilerin ilk hasatta istatistiki önemi olan, fazla sayıda sürgün verdiklerini, daha sonraki hasatlarda farklılığın kaybolduğunu kaydetmekte ve yalnızca dişi bitki sürgünlerinin erkeklere göre kalın ve ağır olmasıyla diğer araştırıcılara katıldıklarını açıklamaktadır. Kuşkonmaz sürgünlerinin teşekkülüne ve miktarına hiç şüphesiz çevre şartlarının da etkisi vardır. Bu konuya ileride yer verilecektir. Sürgünler genellikle dik olarak büyür. Bazı hallerde ya*tık sürgünlü türlere de rastlanır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
/ Yaprak / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Kuşkonmazlarda yaprak teşekkülü çok zayıflamıştır. Yap*raklar uzun sürgünler üzerinde, yan sürgünlerin çıktığı yerde, üçgen şeklinde pulcuklardır. Klorofil noksanlığından fotosentez yapma özelliğine dahi sa*hip değildir. Yaprakların görevini, kısa sürgün olarak tanım*ladığımız iğne şeklindeki sürgünler yapar.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Bitkinin Oluşumu / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Tohumun toprağa düşmesi veya ekilmesiyle, tohumlar çimlenmeye başlar. Tohum kabuğu yarılır ve çim kökü (primer kök) büyüyerek uzar. Çim kökü 1-2 cm boy aldıktan kısa bir zaman sonra, bu kez primer sürgün ucunun büyümesi başlar. Bu devrede tohum, primer kök ve sürgün ile henüz ilişki ha*lindedir. Beslenme, tohumda bulunan endosperm ile olur. Bir müddet sonra primer kökün uç tarafında emici kıllar oluşur, bitkide su ve besin maddeleri alımı başlar.
Kökün boyu 5-6 cm’i bulduğunda sürgün, tohumun atıldığı toprak derinliğinden toprak yüzüne çıkar. Kotiledon yaprağı tekli*dir. Uç kısmı hafif kıvrıktır. Toprak altında 3-4 cm derin*likte bitkinin üzerinde hafif bir şişkinlik meydana gelir. Bu noktadan bireysel sekonder kökler çıkar. Sekonder kök 3-5 cm boy aldıktan biraz sonra da sekonder sürgün oluşur. Bu şiş*lik, yeni kök ve sürgünler oluştukça, bitki yaşlandıkça daha genişleyerek ilerde kuşkonmazın pençesini, yani toprak altı rizom gövdesini meydana getirir.
Sekonder sürgünün toprak altında sürmesi sırasında, primer sürgün toprak üstünde dallanmaya başlar. Bu devre, tohu*mun çimlenmesinden 15-20 gün sonra meydana gelir. Kök ve sürgün teşekkülü aynı şekilde devam ederek, kuşkonmaz bitkisi yavaş yavaş oluşur. Kuşkonmaz uzun yıllık bir bitkidir.
Kışı kuvvetli geçen ve don yapan yerlerde toprak üstü aksamı kurur, fakat toprak altı gövdesi (pençesi) canlı kalır. Ertesi yıl toprak altındaki pençeden yeni sürgünler meydana gelir, bunlar toprak yüzüne çıkarak gelişme yeniden başlar. Bu şekilde kuşkonmazın hayat çemberi çizilmiş ve tamamlanmış olur.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
/ Kök / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Kuşkonmazlarda her kök bireyseldir. Her bireysel kök iki kısımdan meydana gelir. Kökün esasını teşkil eden bi*rinci kısım etli, oldukça kalın (kurşun kalem, yani 0,4-0,6 cm kadar kalınlığında ve silindiriktir. Bu etli köklerden çok az sayıda yan kökler çıkabilir. Etli kökler ve yan kökler üzerinde, kökün ikinci kısmını teşkil eden, çok sayıda emici kıllar bulunur (Şekil 5.1) ve besin maddeleri, su bu emici kıllarla alınır. Etli kök, birkaç yıl yaşar ve sonra ölür. Her yıl devamlı pençenin ön kısmından yeni kökler ve sürgünler teşekkül ederken, arka kısmındaki yaşlı kökler ve sürgünler ölür.
Şekil 5.1. Genç kuşkonmaz bitkisi (DİLLİNGEN 1956).
Etli köklerin birkaç yıl yaşamları sırasında derinliği, 60-80 cm’e kadar iner. Çok ender hallerde, örneğin gevşek, havalanabilir, derin kumlu topraklarda 100-200 cm’e ulaşabilir. DİLLİNGEN (1956) ve BİELKA’ya (1969) göre, kökün derine gitmesi, topraktaki taban su seviyesine bağlıdır ve nitekim kökler taban suyuna ulaşıncaya kadar uzayarak, bazen taban suyu derinde olan topraklarda 5 m derinliğe bile indikleri görülmüştür. Köklerin etrafa yayılması 50-80 cm arasında değişir. Kuşkonmazda etli kökler bir depo organıdır. Fazla besin maddeleri özelikle bu köklerde ve rizom gövdede (pençede) depolanır. Depo maddelerinin çoğunluğunu şekerli maddeler meydana getirir. Bu maddelerin toplanma oranı, kuşkonmazların sürgün verme özelliği ile doğru orantılıdır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
/ Gövde ve Sürgünler / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Kuşkonmaz, rizom gövdelidir. Üretme sırasında rizom gövde, çoğu kez pençe olarak isimlendirilir. Kültüre alınmamış doğadaki bitkilerde rizom gövde, toprağın 5-15 cm derinliğinde bulunur. Kültürü yapıldığında, özellikle toprağın 25-30 cm derine konulur. Bundan amaç, yemeklik olarak kullanılan sürgünün boyunun 20-25 cm kadar uzamasını temin etmek ve daha fazla ürün almaktır (Şekil 5.2).
Rizom gövdeden etli kökler ve sürgünler çıkar. Kökler ve sürgünler dikkatlice temizlenirse, rizom gövdenin birbirine yakın birçok boğum ve boğum aralarından meydana geldiği görülür. Rizom gövdenin bir ucunda eski, diğer ucunda yeni kök ve sürgünler bulunur. Yeni kök ve sürgünlerin bulunduğu kısım gövdenin büyüme doğrultusunu gösterir ve gövde devamlı bu doğrultuda büyür. Böylece yıllar ilerledikçe kuşkonmazın yeri değişir. Bu yer değiştirme, çok senelik birçok otsu bitkide karakteristiktir ve doğanın bu bit*kilere verdiği bir özelliktir. Böylece bitkiler kullanılmamış, besin maddelerince zengin toprak kısmına doğru adeta ha*reket eder ve her yıl aynı kuvvette gelişir (Şekil 5.1 ve 5.2).
Şekil 5.2. Kuşkonmazın genç bitkisi, pençenin oluşması, önde eski gövde ve sürgün, arkada yeni gövde ve yeni sürgün ve köklerin meydana gelişi, yıllık büyüme şekli (DİLLİNGEN 1956)
Kuşkonmazlık tesis edilirken rizom gövdelerin büyüme doğrultularının saptanmasında yarar vardır. Pençelerin bir sıra üzerinde, büyüme doğrultularının değişik olması ve kuşkon*mazların her yıl biraz ileri giderek yer değiştirmesine, yönün çabucak bozulmasına, bitkilerin birbirine yanaşmasına veya uzaklaşmasına, sıranın sağına veya soluna kaçmasına ve dolayısıyla tesisin kötü bir görünüş kazanma*sına nedendir. Rizom gövdenin canlılığı, dışardan bir zararlanma meydana gelmediği takdirde devamlıdır.
Her yıl bir kısım ölürken, diğer kısım büyüyerek yenilenir. Bitkinin kışı geçirmesi ve ertesi yıl hayatını sürdürmesi, bu gövde ile ve gövde üzerinde teşekkül eden yeni kök ve sürgün gözleriyle olur. Rizom gövde, bir sürgün gözü ve etli birkaç kökü ihtiva ede*cek şekilde parçalara ayrılacak olursa, her parça yeni bir bit*ki meydana getirebilir. Yani bu parçalarla (pençelerle), vejetatif klonal üretim yapılabilir. HUYSKES ve SNEEP’e (1962) göre, kuş*konmazın rizom gövdesi, bazı çeşitlerde bol miktarda dallanmakta ve bu çeşitler ince, fakat fazla sürgün vermektedir. Rizom gövdesi dallanmayan çeşitler ise, kalın fakat az sayıda sürgün oluşturmaktadır. Rizom gövde toprağın altında olduğundan, süren her sürgünün 20-25 cm’lik kısmı toprak altında, diğer kısmı toprak üstünde oluşur (Şekil 5.2 ve 5.3).
Şekil. 5.3. Kuşkonmaz toprak üstü sürgünleri ve yan sürgünleri
Kuşkonmaz sürgünlerinin toprak içindeki renkleri, bu kesime güneş ışıkları ulaşamadığından ve klorofil teşekkülüne mani olunduğundan, bilinen yeşil renk oluşmaz ve sürgün beyazdır. Kuşkonmazın yenen kısmı, top*rak yüzüne çıkmamış, beyaz renkli sürgünleridir. Bu sürgün*ler toprak açılarak ve kesilerek hasat edilir. Sürgünler hasat edilmeden bırakı*lırsa, toprak yüzüne çıkarlar. Sürgünün baş kısmındaki to*murcuk derhal açılarak büyümeye ve dallanmaya başlar. Kuşkonmazlarda toprak üstü sürgünlerinin uzunlukları bölge ve ortam şartlarına ve beslenmeye bağlı olarak 50-200 cm arasında boy alır. Her yıl ilkbaharda toprak yüzüne çıkarak teşekkül eden sürgünler sonbaharda havanın sertleşmesi ile kurur ve ölür. Bu sürgünlere uzun sürgün adı verilir (BİELKA 1969).
Diğer bitkilerden farklı olarak kuşkonmazlarda asimi*lasyon uzun sürgün ve üzerinde yaprak görünümünde olan çok sayıdaki yan sürgünlerle yapılır. Yan sürgünler iğne şek*lindedir. Bunlara kısa sürgün (BİELKA 1969) veya Phyllocladien adı verilir (LÜBBEN 1959, HAHN ve ZELL 1964). Birçok kimsece yanlış olarak, yaprak zannedilir. Kısa sür*günler, uzun sürgünlerin boğumları üzerinde bir kaç adet ince dal şeklinde oluşur. Bir kuşkonmaz bitkisi, bir yıl içinde 5-15 adet arasında sür*gün meydana getirir. Bitkinin çok genç ve çok yaşlı devre*sinde, sürgün adedi azalır. Kuşkonmazlık tesis edildikten 3 yıl sonrası, sürgün sayısı fazlalaşır ve 5.-6. yıldan sonra maksi*mum düzeye ulaşır. Daha ileriki yıllar arasında farklılık olmaksızın 12.-15. yıla kadar aynı seviyede devam eder. Ge*nellikle 12.-15. yıldan itibaren bir azalma başlar. Bu bakım*dan kuşkonmazlığın, 15. yıldan sonra sürgün verimi azaldığından, genellikle söküldüğü görülür.
Yazarlara göre, kuşkonmazın sürgün sayısına bitkinin cinsiyet durumu etkilidir. Erkek bitkilerin sürgünleri ince fa*kat fazla sayıda, dişi bitkilerin sürgünleri kalın ve az sayıda teşekkül eder. Erkek bitkilerle kuşkonmazlığın kurulması ilerde verimin fazla olmasını sağlar (DİLLİNGEN 1956, HÖSSLİN, MAPPES ve STE1B 1964, HUYSKES ve SNEEP 1962, HANN ve ZELL 1964). Bu genel görüşe katılmayan araştırıcılar da vardır. Nitekim VURAL ve İKİZ (1974) yap*tıkları araştırmada erkek bitkilerin, dişi bitkilere oranla top*lam olarak fazla sürgün verdiklerini, fakat bu farkın istatistiki bir öneme sahip olmadığını, farkın örnekleme hatalarına yorumlanabileceğini, aradaki farklılığın ancak hasat zama*nı dikkate alındığında ortaya çıktığını, erkek bitkilerin ilk hasatta istatistiki önemi olan, fazla sayıda sürgün verdiklerini, daha sonraki hasatlarda farklılığın kaybolduğunu kaydetmekte ve yalnızca dişi bitki sürgünlerinin erkeklere göre kalın ve ağır olmasıyla diğer araştırıcılara katıldıklarını açıklamaktadır. Kuşkonmaz sürgünlerinin teşekkülüne ve miktarına hiç şüphesiz çevre şartlarının da etkisi vardır. Bu konuya ileride yer verilecektir. Sürgünler genellikle dik olarak büyür. Bazı hallerde ya*tık sürgünlü türlere de rastlanır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
/ Yaprak / Botanik Özellikleri / KUŞKONMAZ / SEBZECİLİK
Kuşkonmazlarda yaprak teşekkülü çok zayıflamıştır. Yap*raklar uzun sürgünler üzerinde, yan sürgünlerin çıktığı yerde, üçgen şeklinde pulcuklardır. Klorofil noksanlığından fotosentez yapma özelliğine dahi sa*hip değildir. Yaprakların görevini, kısa sürgün olarak tanım*ladığımız iğne şeklindeki sürgünler yapar.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

