Bölüm : SPERMATOPHYTA
Alt Bölüm : ANGINOSPERMAE
Sınıf : DICOTYLEDONEAE
Takım : SYNANDRAE
Familya : COMPOSITEAE
Cins ve Tür : Lactuca sativa var crispa : KIVIRCIK SALATA
Lactuca sativa var cagitata : BAŞ MARUL
Lactuca sativa var longigolia : MARUL
Heliantus tuberosus : YER ELMASI
Cichorum endivia : HİNDİBA
Cichorum intybus : CHIORI
Cpnara scolymus : ENGİNAR
28. SALATA VE MARUL
SALATA
Latincesi : Lactuca sativa
İngilizcesi : Lettuce
Almancası : Kopf salat
Fransızcası : Latiue pomme
İtalyancası : Lattuga
Rusçası : Ssalatlatuk
MARUL
Latincesi : Lactuva sativa L.
İngilizcesi : Romaine Lettuce
Almancası : Römischer salat
Fransızcası : Latiue Romaine Cihcon
İtalyancası : Lattuga romane
Rusçası : Rzymska salat
SALATA VE MARUL 1. Anavatanı ve Tarihçesi
Marul ve Salatanın bugün yetiştirilmekte olan kültür formlarının doğuşu hakkında bir söz söylemek imkansızdır. Yabani formu tam tespit edilememiştir. Yapılan çeşitli melezleme ve seleksiyon çalışmalarında da orijin bitkisi ortaya çıkartılamamıştır. Dolayısıyla orijin bitkisi bilinmediğinden, salatanın anavatanının yerini tespit etmek zorlaşmıştır. Bu yüzden geniş bir alan anavatan olarak gösterilmiştir. HAMSKECHT (1985), kültür salatası Lactuca sativa’nın ana vatanının Sibirya’ya kadar gideceğini, çünkü bugün yetiştirdiğimiz kültür formuna benzer yabani bir formunun bu bölgede yaşadığını açıklamıştır. DILLINGEN’ya (1956) göre salatanın yayılma bölgesi Avrupa’nın güneyi ve Avrupa ikliminin müsait yerleri, Kanarya Adaları, Mardeira, Cezayir, Habeşistan, Mezopotamya’ya kadar uzanan Batı Asya, Kafkasya, Kuzey Hindistan (Kaşmir ve Nepal) ve Sibirya’nın bazı kısımlarıdır. DILLINGEN, salatanın anavatanını geniş bir alana yaymasına karşılık, BREMER (1962), salatanın anavatanının sadece Anadolu, Kafkasya, İran ve Türkmenistan olduğunu belirtir. Kültür salatası Lactuca sativa L.’nin, yukarıdaki yazarlarında açıkladığı gibi güney ve batı Avrupa’dan kuzey Danimarka’ya kadar olan bölgede; Kafkasya, İran, Mezopotamya, Suriye, Arabistan, Anadolu’yu da içine alan Ortadoğu’da, Sibirya’dan Altay ve Himalaya’lara kadar uzanan yerlerde, Kuzey Afrika ve Kanarya Adaları’nda, yabani bir şekilde yaşayan, çayır salatası Lactuca scariola L.’nin nesline ait olacağı tahmin edilmektedir. Lactuca scariola L.’nin genelde iki tipi vardır. Bunlardan birincisi, yaprakları fuslar olan F.typica, ikincisi yaprakları hafif kıvırcık veya dalgalı olan F.Integri folia’dır. Bu belirgin iki gruptan başka, ikisi arasında çok sayıda ara formu sayılacak tipler mevcuttur. DURTS (1930) ve BREMER’e (1931) göre bütün bu tipler Lactuca scariola L.’nin mutantlarıdır. Kültür salatası Lactuca sativa’nında böyle bir mutasyon sonucu, yukarıda sayılan bölgelerden herhangi birisinde ortaya çıkmış olacağı var sayılır ve bu varsayım, BREMER (1931) ve ERNEST SCHWARZENBACH’nin (1932), üzerinde gözlem yaptığı bazı mutantlara dayandırılır. ERNEST SCHWARZENBACH (1932), ayrıca ilk meydana gelen baş salatanın ve L. scariola veya onun varyantlarının mümkün olduğunca geriye melezlemesinden türeyebileceği veya bunlardan direkt ortaya çıkabilecek mutasyon, melezleme ile oluşacağı inancındadır. Ortaya atılan bu ilk varsayımlar, daha sonra WHITAKER ve JARER (1939) tarafından red edilmiştir. Bu araştırıcıların yaptığı sitogenetik çalışmalarda, 9 haploid kromozoma sahip 5 Lactuca cinsi tespit edilmiştir. Bu 5 tip ile L. Perennis’ten başlayarak L. Chondrillacflora, L. scariola ve L. sativa’ya doğru morfolojik farklılığın arttığı, hatta L. scariola ve L. sativa’nın sitolojik yapılarını ve karakterlerini daha sonraki fertlere aynen naklettikleri, bu hususlar dikkate alındığında, ikisinin, birbirinden bağımsız iki çeşit olarak ayrılması gerektiği savunulmuştur. DURST (1939) morfolojik olarak diğer kültür formlarından farklı bulduğu bir salata çeşidi (Koch salata, Marul) için, başka bir anavatan belirlemek zorunda kaldığını yazar. BREMER’e (1962) göre eğer L. sativa, L. scariola’dan inkişaf etmiş ise, bu inkişaf süresinde birçok dominant karakterlerin işe karışmış olacağını vurgular.
Bütün bu bilgileri değerlendirdiğimizde biz, kültür salatası Lactuca sativa’nın anavatanını, Avrupa, Asya ve Afrika’nın bir çok bölgelerini içine alan, geniş bir bölge olarak gösterebiliriz.
MAC GILLIVARY (1953), salatanın eski Romalılar devrinde yetiştirilmiş olacağını kabul etmektedir. THEOPHROST’a göre eski Yunanca da Salata, Tridakina ve yine DIOSKURIDES’e göre thrirax adıyla anılmaktadır. COLUMELLA ve DLINIUS, salataların göbeksiz, yaprak halinde gelişen, ilkel bir tip olduğunu bildirmektedir (DILLINGEN 1956, KARL ve FRANZ 1947). THOMPSON (1959), şu anda kültürü yapılan bir çok salatanın Asya’da ve Avrupa’da 2500 yıldan beri yetiştirildiğini yazmaktadır. DILLINGEN (1959) salatanın Çin’e M.S. 500-900 senelerinde batıdan götürüldüğünü ve salatanın daha çok Avrupa ve Anadolu’nun eski bitkisi olduğunu, eski Yunanlılar ve Romalılar devrinden beri yetiştirildiğini açıklamaktadır. DE CANDOLLE’de aynı fikirleri kabul ederek, Yunanlılar, Romalılar ve hatta Mısırlılar devrinde salatanın birçok formunun yetiştirildiğini açıklamaktadır. Bu açıklamalara göre de “Salatanın anavatanı Avrupa ve Kuzey Afrika’dır” der (BREMER 1962).
Alt Bölüm : ANGINOSPERMAE
Sınıf : DICOTYLEDONEAE
Takım : SYNANDRAE
Familya : COMPOSITEAE
Cins ve Tür : Lactuca sativa var crispa : KIVIRCIK SALATA
Lactuca sativa var cagitata : BAŞ MARUL
Lactuca sativa var longigolia : MARUL
Heliantus tuberosus : YER ELMASI
Cichorum endivia : HİNDİBA
Cichorum intybus : CHIORI
Cpnara scolymus : ENGİNAR
28. SALATA VE MARUL
SALATA
Latincesi : Lactuca sativa
İngilizcesi : Lettuce
Almancası : Kopf salat
Fransızcası : Latiue pomme
İtalyancası : Lattuga
Rusçası : Ssalatlatuk
MARUL
Latincesi : Lactuva sativa L.
İngilizcesi : Romaine Lettuce
Almancası : Römischer salat
Fransızcası : Latiue Romaine Cihcon
İtalyancası : Lattuga romane
Rusçası : Rzymska salat
SALATA VE MARUL 1. Anavatanı ve Tarihçesi
Marul ve Salatanın bugün yetiştirilmekte olan kültür formlarının doğuşu hakkında bir söz söylemek imkansızdır. Yabani formu tam tespit edilememiştir. Yapılan çeşitli melezleme ve seleksiyon çalışmalarında da orijin bitkisi ortaya çıkartılamamıştır. Dolayısıyla orijin bitkisi bilinmediğinden, salatanın anavatanının yerini tespit etmek zorlaşmıştır. Bu yüzden geniş bir alan anavatan olarak gösterilmiştir. HAMSKECHT (1985), kültür salatası Lactuca sativa’nın ana vatanının Sibirya’ya kadar gideceğini, çünkü bugün yetiştirdiğimiz kültür formuna benzer yabani bir formunun bu bölgede yaşadığını açıklamıştır. DILLINGEN’ya (1956) göre salatanın yayılma bölgesi Avrupa’nın güneyi ve Avrupa ikliminin müsait yerleri, Kanarya Adaları, Mardeira, Cezayir, Habeşistan, Mezopotamya’ya kadar uzanan Batı Asya, Kafkasya, Kuzey Hindistan (Kaşmir ve Nepal) ve Sibirya’nın bazı kısımlarıdır. DILLINGEN, salatanın anavatanını geniş bir alana yaymasına karşılık, BREMER (1962), salatanın anavatanının sadece Anadolu, Kafkasya, İran ve Türkmenistan olduğunu belirtir. Kültür salatası Lactuca sativa L.’nin, yukarıdaki yazarlarında açıkladığı gibi güney ve batı Avrupa’dan kuzey Danimarka’ya kadar olan bölgede; Kafkasya, İran, Mezopotamya, Suriye, Arabistan, Anadolu’yu da içine alan Ortadoğu’da, Sibirya’dan Altay ve Himalaya’lara kadar uzanan yerlerde, Kuzey Afrika ve Kanarya Adaları’nda, yabani bir şekilde yaşayan, çayır salatası Lactuca scariola L.’nin nesline ait olacağı tahmin edilmektedir. Lactuca scariola L.’nin genelde iki tipi vardır. Bunlardan birincisi, yaprakları fuslar olan F.typica, ikincisi yaprakları hafif kıvırcık veya dalgalı olan F.Integri folia’dır. Bu belirgin iki gruptan başka, ikisi arasında çok sayıda ara formu sayılacak tipler mevcuttur. DURTS (1930) ve BREMER’e (1931) göre bütün bu tipler Lactuca scariola L.’nin mutantlarıdır. Kültür salatası Lactuca sativa’nında böyle bir mutasyon sonucu, yukarıda sayılan bölgelerden herhangi birisinde ortaya çıkmış olacağı var sayılır ve bu varsayım, BREMER (1931) ve ERNEST SCHWARZENBACH’nin (1932), üzerinde gözlem yaptığı bazı mutantlara dayandırılır. ERNEST SCHWARZENBACH (1932), ayrıca ilk meydana gelen baş salatanın ve L. scariola veya onun varyantlarının mümkün olduğunca geriye melezlemesinden türeyebileceği veya bunlardan direkt ortaya çıkabilecek mutasyon, melezleme ile oluşacağı inancındadır. Ortaya atılan bu ilk varsayımlar, daha sonra WHITAKER ve JARER (1939) tarafından red edilmiştir. Bu araştırıcıların yaptığı sitogenetik çalışmalarda, 9 haploid kromozoma sahip 5 Lactuca cinsi tespit edilmiştir. Bu 5 tip ile L. Perennis’ten başlayarak L. Chondrillacflora, L. scariola ve L. sativa’ya doğru morfolojik farklılığın arttığı, hatta L. scariola ve L. sativa’nın sitolojik yapılarını ve karakterlerini daha sonraki fertlere aynen naklettikleri, bu hususlar dikkate alındığında, ikisinin, birbirinden bağımsız iki çeşit olarak ayrılması gerektiği savunulmuştur. DURST (1939) morfolojik olarak diğer kültür formlarından farklı bulduğu bir salata çeşidi (Koch salata, Marul) için, başka bir anavatan belirlemek zorunda kaldığını yazar. BREMER’e (1962) göre eğer L. sativa, L. scariola’dan inkişaf etmiş ise, bu inkişaf süresinde birçok dominant karakterlerin işe karışmış olacağını vurgular.
Bütün bu bilgileri değerlendirdiğimizde biz, kültür salatası Lactuca sativa’nın anavatanını, Avrupa, Asya ve Afrika’nın bir çok bölgelerini içine alan, geniş bir bölge olarak gösterebiliriz.
MAC GILLIVARY (1953), salatanın eski Romalılar devrinde yetiştirilmiş olacağını kabul etmektedir. THEOPHROST’a göre eski Yunanca da Salata, Tridakina ve yine DIOSKURIDES’e göre thrirax adıyla anılmaktadır. COLUMELLA ve DLINIUS, salataların göbeksiz, yaprak halinde gelişen, ilkel bir tip olduğunu bildirmektedir (DILLINGEN 1956, KARL ve FRANZ 1947). THOMPSON (1959), şu anda kültürü yapılan bir çok salatanın Asya’da ve Avrupa’da 2500 yıldan beri yetiştirildiğini yazmaktadır. DILLINGEN (1959) salatanın Çin’e M.S. 500-900 senelerinde batıdan götürüldüğünü ve salatanın daha çok Avrupa ve Anadolu’nun eski bitkisi olduğunu, eski Yunanlılar ve Romalılar devrinden beri yetiştirildiğini açıklamaktadır. DE CANDOLLE’de aynı fikirleri kabul ederek, Yunanlılar, Romalılar ve hatta Mısırlılar devrinde salatanın birçok formunun yetiştirildiğini açıklamaktadır. Bu açıklamalara göre de “Salatanın anavatanı Avrupa ve Kuzey Afrika’dır” der (BREMER 1962).

